Dha Yurt Bülteni-2

Son Güncelleme:

2019, 3 DENİZDE EŞ ZAMANLI BAŞLADI.

DENİZKURDU-2019, 3 DENİZDE EŞ ZAMANLI BAŞLADI..MUĞLA' DAKİ TATBİKATTAN

1)GÖLCÜK'  TE DENİZ KURDU-2019 TATBİKATI BAŞLADI

DENİZ Kuvvetleri Komutanlığı'nın en büyük tatbikatlarından olan, 13-25 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 'Deniz Kurdu-2019' tatbikatı başladı. Kocaeli'nin Gölcük ilçesindeki Donanma Komutanlığı Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı Poyraz Limanı'nda seyir öncesi firkateyn, korvet ve hücumbotlara Türk bayrağı çekildi. Gemiler tatbikat kapsamında ileri harekete geçti. Tatbikat kapsamında asimetrik tehdit altında liman çıkış faaliyeti icra edildi. Deniz Kurdu-2019 tatbikatı kapsamında Gölcük Poyraz limanından 5 firkateyn, 2 korvet ve 4 hücumbot tatbikat için saat 09.00 da limandan tatbikat bölgesine gitmek üzere seyre çıktı. Deniz Kurdu-2019 Tatbikatı Deniz Harp Merkezi Komutanlığı tarafından sevk ve idare edilerek Karadeniz, Ege, Doğu Akdeniz'de olmak üzere aynı anda 3 denizde gerçekleştirilecek.

MİLLİ SİLAHLAR KULLANILACAK

Deniz Kurdu-2019 tatbikatı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı birlik, gemi ve deniz hava vasıtalarının harekata hazırlık seviyesini arttırmayı hedefliyor. Türk Deniz Kuvvetleri'nin son dönemdeki en büyük tatbikatlarından biri olan Deniz Kurdu'nda yerli ve milli silah sistemleri ile yüksek süratli su üstü ve hava atışları yapılacak. Gemiden karaya çok namlulu roketatar atışları, vurucu insansız hava aracı atışları, silahlı insansız hava aracı ile atışlar, Uzun Menzilli Tanksavar Füze Sistemi (UMTAS) ve Lazer Güdümlü Uzun Menzilli Tanksavar Füze Sistemi (L-UMTAS) güdümlü mermi atışları, mayın imhası, fiili atışlar ile Sualtı Taarruz Komandoları (SAT) ve Sualtı Savunma (SAS) Komandoları tatbikata katılacak.

131 GEMİ, 57 UÇAK, 33 HELİKOPTER, 25 BİN 900 PERSONEL GÖREV YAPACAK

Tatbikata Kara Kuvvetleri Komutanlığından genel maksat taarruz helikopterleri, Hava Kuvvetler Komutanlığı'ndan deniz harekatına taktik hava desteği F-16 ve F-14 uçakları ile Hava İhbar ve Kontrol (HİK) uçakları ile nakliye uçakları katılacak. Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan Özel Kuvvet Tileri ve UH-60 Helikopterleri, Sahil Güvenlik Komutanlığından Arama Kurtarma Korvetleri, Sahil Güvenlik Botları, Karakol Uçakları ve Sahil Güvenlik helikopterleri olmak üzere 131 gemi, 57 uçak, 33 helikopter ile 25 bin 900 personel görev yapacak.

Görüntü Dökümü

--------------------------

-Poyraz limanında gemilerin görüntüsü

-Gemiler limandan ayrılırken

-Anons

-Güvertede bayrak çekerek selam verme

Haber-Kamera: Ergün AYAZ/KOCAELİ,

====================================================

2)ÜNİVERSİTELİ GENÇ KIZ, OTOBÜSTEN İNİP, YOLUN KARŞISINA GEÇMEK İSTERKEN OTOMOBİLİN ÇARPMASIYLA ÖLDÜ

AKSARAY'da otobüsten inip, kaldığı kız yurduna gitmek için yolun karşısına geçmek isteyen üniversite öğrencisi Sevgi Önder (22), otomobilin çarpmasıyla öldü. Kaza, saat 00.30 sıralarında Aksaray- Adana karayolunun 6'ncı kilometresinde meydana geldi. İzmir'den ailesinin yanından dönen Sevgi Önder,  geldiği otobüsün mola verdiği tesiste indi. Ardından kaldığı yurda gitmek için valiziyle birlikte yolun karşısına geçmek isterken Mustafa Karakuş (43) yönetimindeki 68 BE 909 plakalı otomobil çarptı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık görevlilerinin tüm müdahalesine rağmen Önder yaşamını yitirdi.  Önder'in cesedi otopsi için Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Kazadan yara almadan kurtulan Karakuş da gözaltına alındı.

Görüntü Dökümü

---------------

Kaza yerinden detay

Genel ve detay

(Haber- Kamera: Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA)

===============================================

3)TORUNLARINI GÖTÜRDÜĞÜ OKULDA SIRALARI KOKLAYAN NAFİA AYGÜN, 64 YAŞINDA OKUMAYI ÖĞRENDİ

İzmir'in Bornova ilçesinde yaşayan ve yıllardır görme engelli eşine yardım ettiği için evden uzun süre ayrılamayan 64 yaşındaki Nafia Aygün, Bornova Halk Eğitim Merkezi'nden gönderilen öğretmen ile 2 ayda hayali olan okuma-yazmayı öğrendi. Torunlarını okula götürdüğünde sıraları koklayacak kadar okuma aşkı olan Nafia Aygün, artık görme engelli eşiyle daha rahat gezebilecek.

İzmir'in Bornova ilçesinde yaşayan 4 çocuk sahibi Nafia Aygün, yaklaşık 20 yıl önce 'tavuk karası' olarak bilinen gece körlüğü hastalığı nedeni ile tamamen görme engelli olan 66 yaşındaki eşi Kurban Aygün'ün her an yanında durarak adeta onun gözleri oldu. Küçükken okula gidemediği için okuma-yazma bilmeyen Nafia Aygün, Bornova Halk Eğitim Merkezi'nde okuma- yazma derslerinin verildiğini duyunca başvurdu. Görme engelli eşine bakmak zorunda olduğunu da ileten Aygün, evde eğitim almayı talep etti. Talebinin kabul edilmesiyle evde öğretmeni Nuray Toga'dan 2 aydır eğitim alan Nafia Aygün, basit seviyede okuyup yazmayı öğrenerek yıllardır kurduğu hayalini gerçekleştirdi. Dolmuş ve otobüs yazılarını, hastanedeki numara ve yazıları okuyamadığı için zorlandığını belirten Aygün, okuma öğrendikten sonra artık eşiyle kolayca yolculuk yapabildiğini söyledi. Kızı Bilge Bayram (40) ve 2'nci sınıfa giden torunu Mert'in (8) de kendisine yardımcı olması ile evde keyifli vakit geçiren Aygün, çalışma azminin bitmediğini ve kendini daha çok geliştirebilmek istediğini aktararak, "Hayalim okuma ve yazmamı daha çok geliştirdikten sonra eşime gazete ve kitap okuyabilmek, dışarı çıkmadan da iyi vakit geçirebilmesini sağlamak" dedi.

'TORUNLARI OKULA GÖTÜRDÜĞÜMDE SIRALARI KOKLUYORDUM'

12 çocuklu bir ailede büyüdüğünü ve okula gidemediğini belirten Nafia Aygün, okuma hayalini yıllardır kurduğunu ve torunlarını okula götürdüğünde sıraları kokladığını belirterek, şöyle dedi:

"Kendimi bildim bileli okumayı çok istiyordum. Torunları okula götürdüğümde sıraları kokluyordum. 'Acaba bir gün gelecekde ben de bu sıralara oturabilecek miyim?' diye düşünüyordum. Hayalimi gerçekleştirdim ve öğrendim. Allah herkese nasip etsin. Çok mutluyum, çok sevinçliyim. Allah'a çok şükür. Hedefim daha fazla öğrenmek. Eşim görme engelli, ona gazete, kitap okumak istiyorum. Onu dışarı çıkarıp gezdiriyorum ama araba bilmiyorum, dolmuş bilmiyorum, okuyamadığım için çok zorlanıyordum. Şimdi artık kolayca dışarı çıkıp bir yerlere gidebiliyorum. Derslere devam etmek istiyorum. İnşallah bir kitap alıp, şu koltukta oturup okumak istiyorum, çok hevesim var."

Nafia Aygün'ün yaşı nedeniyle öğrenmesinin zor olduğunu, fakat çok cesaretli olduğunu vurgulayan Öğretmen Nuran Togu, "Zorlanmasına rağmen çok azimliydi. Uğraştı ve öğrendi, azmi de devam ediyor. Ders sırasında da eşinin ihtiyaçları olduğunda ara veriyorduk. Sadece okuma-yazma değil, onun dışında sorumlulukları olmasına rağmen çok gayretliydi. Benim için de güzel bir deneyimdi onun bu başarısını görmek" dedi.

Aygün'ün 8 yaşındaki torunu Mert Bayram, "Anneanneme boş zamanlarımda yardım ediyorum. İlerde anneannemin bana derslerimde yardımcı olmasını isterim" dedi. Eşi Kurban Aygün (66) ise, "Eşimin okuma-yazma öğrenmesinden çok memnunum. Ben onsuz bir yere çıkamıyorum. Çarşıya gittiğimizde çok zorlanıyorduk, herkese soruyorduk. Bir dolmuşa bineceğimiz zaman sormak zorunda kalıyorduk. Ben göremediğim için ve hanım da okuyamadığı için bayağı bir zorluk çekiyorduk. Hiç olmazsa şimdi bir yere gittiğimizde okuyor, söylüyor, daha kolay hallediyoruz işlerimizi. Eşim bana evde gazeteden haberleri okusa, bir roman okusa çok iyi olur benim için de" diye konuştu. Kızı Bilge Bayram (40) ise, "Annem hep bize ve babama destek oldu, yardımcı oldu. Kendi istekleri ve arzuları hep arka plandaydı. Fakat kendi hayallerinin farkına varması ve bununla ilgili bir şeyler yaptığını görmek çok güzel bir duygu. Annemle gurur duyuyorum. Onun yaşına rağmen hevesli olması ve okuma isteğini kaybetmemesiyle herkese örnek olmasını istiyorum. Öğrenme süreci kolay değildi, elini taşın altına koydu. En önemli olan şey istemesiydi. Zorlandığı anlar oldu, bazen üzüldü ama onu hep destekledik. Ama okumaya başladığında, ilerlemeyi gördüğünde mutlu oldu" dedi.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Nafia Aygün öğretmenden ders alırken görüntüler

-Nafia Aygün'ün torunu ile ders çalışması

-Nafia Aygün'ün eşinin yürümesine yardımcı olması

-Evden genel ve detay görüntüler

-Nafia Aygün ile röp.

-Öğretmen Nuran Togu ile röp.

-Torunu Mert Bayram ile röp.

-Eşi Kurban Aygün ile röp.

-Kızı Bilge Bayram ile röp.

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/İZMİR,

============================================================

4)ÇOCUKLARI İÇİN MERMER FABRİKASINDAKİ İŞİNİ BIRAKTI

Muğla'nın Kavaklıdere ilçesinde Hüseyin Duman (51), eşinin bel fıtığı rahatsızlığı yaşaması ve iki engelli çocuklarına bakmakta zorlanması nedeniyle çalıştığı mermer fabrikasındaki işini bıraktı. Her ikisi de zihinsel ve bedensel engelli olan evlatlarıyla yakından ilgilenen Duman, "Tek üzüntüm çocuklarımın bayramlarda ve özel günlerde yaşıtları gibi gezememeleri" dedi.

Kavaklıdere'nin kırsal Ortaköy Mahallesi'nde yaşayan Hüseyin ve Nazmiye Duman çiftinin 4 çocuğundan 1'i kız, 3'ü zihinsel ve bedensel engelli olarak dünyaya geldi. Duman çifti, 7 ay önce oğulları Adem'i (21) yakalandığı testis kanseri nedeniyle kaybetti. Ailenin hayattaki tek sağlıklı çocukları Fatma da (29) evlendi. Anne Duriye Duman ise yaşadığı bel fıtığı rahatsızlığı ve oğlunun ölümü sebebiyle kendini iyi hissetmeye başladı. Hayat arkadaşının üzüntülü halini gören Hüseyin Duman, çalıştığı mermer fabrikasındaki işini bıraktı. Duman çifti, tek katlı müstakil evlerinde kimseye muhtaç olmadan oğulları Ünal (28) ve kızları Sinem'e (23) gözü bakıyor. Engelli kardeşlerin gülümsemeleri ise anne ve babalarının tüm yorgunluklarını unutturuyor.

'EVLATLARIMIZI ASLA YALNIZ BIRAKMIYORUZ'

Baba Hüseyin Duman, çocuklarının engelli olmasından rahatsız olmadığını belirterek, "Tek üzüntüm bayramlarda ve özel günlerde, yaşıtları gibi gezememeleri. Çocuklarım için işimi bıraktım ve başlarında duruyorum. El kasları zayıf olduğu için tekerlekli sandalye kullanamıyorlar. Evlatlarımızı asla yalnız bırakmıyoruz. Genellikle pikniğe götürüyorum" dedi.

'ARKADAŞLARI GİBİ ONLARIN YÜRÜYEMEMESİNE ÇOK ÜZÜLÜYORUM'

Anne Nazmiye Duman ise, "Her isteklerini karşılıyoruz. Elimizden geldiği kadar bir dediklerini iki yapmamaya çalışıyoruz. Arkadaşları gibi onların gezip, oynayamamasına çok üzülüyorum. Anlatılmayacak duygu içerisindeyim" diye konuştu. Duman Çifti, engelli iki çocukları için aldıkları aylık toplam 2 bin 438 lira ile geçimlerini sağlıyor.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Duman Ailesi'nin koltukta otururken görüntüsü

-Hüseyin Duman'ın oğlu Ünal Duman'ın  elinden tutarak yürütmeye çalışması ve yakından ilgilenmesi

-Baba Hüseyin Duman ile röp.

-Anne Duriye Duman ile röp.

-Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Cavit AKGÜN/ MUĞLA,

======================================================

5)ÜZÜM BAĞINDA YENİ DİKTİĞİ ASMALARINI KÖKLEDİLER, BAĞ DİREKLERİNİ KIRDILAR

Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde üzüm üreticisi Hüseyin Akdemir'in (68) bağına yeni diktiği 800 asma çubuğundan 603'ü köklenirken, bağ direklerinden 50'sine de yıkılarak zarar verildi. Akdemir'in şikayeti üzerine jandarma, asma çubaklarına ve bağa zarar veren kişi veya kişilerin belirlenip, yakalanması için çalışma başlattı.

Saruhanlı'nın kırsal Halitpaşa Mahallesi'nde 45 yıldır çiftçilik yapan 2 çocuk babası Hüseyin Akdemir'in Kepir Mevkisi'ndeki bağındaki yeni diktiği asma çubukları geçen Cumartesi gecesi köklendi. Ertesi gün 8 dönümlük bağına giden Akdemir, yeni diktiği 800 üzüm bağı çubuğundan 603'ünün köklendiğini, bağ direklerinden 50'sinin yıkıldığını görünce şok yaşadı. Halitpaşa Jandarma Karakol Komutanlığı'na giden Akdemir, bağına zarar veren kişi ya da kişilerden şikayetçi oldu. Jandarma ekipleri, bağa kimin ya da kimlerin zarar verdiğini belirleyip, yakalamak için çalışma başlattı. Çiftçi Akdemir, gelecek yıl almayı hedeflediği 2 ton üzümün artık alamayacağını, zararının 15 bin lira olduğunu söyledi.

'BAĞIMA BAKIP BAKIP AĞLADIM'

Çocuğu gibi baktığı bağına zarar verilmesi nedeniyle gözyaşlarını tutamayıp ağladığını belirten Akdemir, "Bağımın yanındaki arazime soğan ekmiştik. Soğanları çapalamaya gittiğimde, hemen yan taraftaki bağımdaki direklerin devrilmiş olduğunu gördüm. Herhangi bir doğal afet olmadığı sürece ya da rüzgarlarla bu direklerin devrilmesi mümkün olmadığı için merak edip yanına gittiğimde, yeni dikilmiş asma çubuklarımın da köklenmiş olduğunu gördüm.  Her bir karışında emeğimiz, alın terimiz vardı. Bunun adı vicdansızlık. Ne yapacaksan gel bana yap, sorunun varsa çık karşıma konuş, ne diye emeğimize göz diktin. Tek isteğim bunu yapanın yakalanıp, cenazını çektiğini görmek" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Üzüm bağından görüntü

-Köklenen bağ çubuklarından görüntü

-Devrilen direklerden görüntü

-Çiftçi Hüseyin Akdemir ile röp.

-Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,

======================================================

6)SALİHLİ ODUN KÖFTE'NİN LEZZETİ İÇİN MEŞE ODUNU ŞART

Manisa'nın Salihli ilçesine özgü, 109 yıllık bir lezzet olan odun köftenin tarihçesi ve tarifini bu işin 4'üncü kuşak ustalarından olan Salihli Lokantacılar ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Fatih Azak anlattı. Azak, sadece meşe odunuyla yapılan özel pişirme metodunun, Salihli'nin odun köftesini diğer köftelerden ayırdığını söyledi.

Salihli'nin coğrafi işaret belgeli, sevilen lezzelerinden odun köfte, 109 yıldır nesilden nesile aktarılıyor. Bu lezzet şimdilerde ilçedeki 15'i aşkın iş yerinde, yüzlerce kişiye ekmek kapısı olmuş durumda. Salihli Odun Köfte, Türk Patent Enstitüsü tarafından "Pişmiş köfte, yaklaşık 7 santimetre boyunda, 1.5 santimetre enindedir. Rengi kahverengimsi, köfte rengindedir. Yağlı görünümü yoktur. Lezzeti kendine özgü, karakteristiktir, güzel bir lezzettedir. Kolayca çiğnenebilen, ideal köfte dokusuna sahiptir. Ağızda hissedilen yoğun, iyi bir sululuğu vardır" diye tanımlanıyor.

DEDELERİ BULGARİSTAN'DAN GETİRDİ

Salihli'de odun köftenin ilk olarak 1910 yılında Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden dedesi İbrahim Usta (Azak) tarafından yapıldığını belirten Salihli Lokantacılar ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Fatih Azak, Salihli'ye gelenlerin bu lezzetin tadına bakmadan ayrılmadığını söyledi. Azak, dedesi ve ailesinin Bulgaristan'ın Pazarcık kentinde öğrendikleri odun köfteyi Salihli'de geçimlerini sağlamak için denemeye başladıklarını, o günden bu yana da Salihli'de yapımının devam ettiğini kaydetti. 4'üncü kuşak olarak bu lezzeti Salihli'de yaşatmaya devam ettiğini belirten Azak, 'Salihli Odun Köfte, artık bir marka oldu. Coğrafi işaret belgesi de mevcut' dedi.

'MEŞE ODUNUNUN AROMASINI ALMASI ŞART'

Salihli Odun Köfte'nin yapımındaki incelikleri de anlatan Azak, şöyle konuştu:

"Odun köfte doğal beslenmiş kuzu etinden yapılmaktadır. Makinede çekerek kıyma haline getirdiği kuzu etini un ve az tuz ile yoğuruyoruz. Daha sonra elimizle şekil verip, metal şişlere diziyoruz. Daha sonra meşe odunun bol ateşinde kıvama gelene kadar pişiriyoruz. Odun köftesinin pişirilmesinde meşe odunu olmazsa olmazlardan. Bu özelliğiyle de diğer köftelerden ayrılır. Köftenin meşe odunun aromasını alması şart. Gerek hazırlanışı, gerekse pişirilmesi nedeniyle emek isteyen bir lezzet. Bu nedenle de Salihli'den başka hiçbir yerde bulamazsınız."

Salihli Odun Köfte'nin tadına mutlaka bakılması gereken lezzetler arasında geldiğini belirten Uğur Sarıoluk da "Salihli Odun Köfte'nin ünü tüm Türkiye'ye yayılmış durumda. Bizler de markalaşmış bu lezzeti severek yiyoruz" dedi.

MALZEMELER VE YAPILIŞI

Malzemeler: Koyun ya da kuzu kıyması, 20 gr  tuz, 20 gr un

Yapılışı: Kıyma, un, tuz karıştırılarak iyice yoğrulur. Şişlere sarılarak elle düzeltilir. Odun ateşinde pişirilerek dilimlenmiş domates, kıyılmış soğan ve maydanozla servis yapılır.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Salihli Odun Köfte'nin hazırlanışından görüntü

-Odun köftenin meşe odununda pişirilmesinden görüntü

-Salihli Lokantacılar ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı ve döndüncü kuşak Salihli odun köfte ustası Fatih Azak ile röp.

-Salihli Odun Köfte lezzetini tadan Uğur Sarıoluk ile röp.

-Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Emre SAÇLI/ SALİHLİ (Manisa),

======================================================

7)YUNUSLAR BALIKÇI TEKNESİYLE YARIŞTI

İzmir'in Menderes ilçesinde, balıkçı teknesiyle birlikte yüzen yunuslar renkli görüntüler oluşturdu.

Ahmetbeyli Sahili'nden oltayla balık tutmak için tekneyle açılan amatör balıkçı Çağdaş Edinsel ve arkadaşlarına, denizden iki yunus da eşlik etti. Tekneyle adeta yarışan yunusların bu anları balıkçılar tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Yunusların tekneyle birlikte hareket ettiği anlar, adeta görsel şölen olşuturdu. Edinsel, "Arkadaşlarla bölgede oltayla balık tutmak için yer değiştirirken, yunuslar bir anda yanımıza geldi. Tekneyle beraber yüzerek bize uzun süre eşlik ettikten sonra mavi sularda kayboldular" dedi.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

Balıkçıların yunuslardan çektiği görüntüler

Haber: Mehmet CANDAN - Kamera:  İZMİR,

==================================================

8)BU KOYUNLAR FABRİKA ÜRETİMİ GİBİ DOĞUM YAPIYOR

Bursa'da kendi işini yapabilmek için basın sektöründeki mesleğinden ayrılan Aydın Garip(27), beşiz doğum yapabilen 'Romanov' cinsi koyun beslemeye başladı. Romanov cinsi koyunların 'kuzu makinesi' olarak bilindiğini belirten Garip, "Herkes romanov cinsi koyun beslemeye yöneldi. Taleplere yetişemiyorum" dedi.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Radyo Televizyon bölümünden 2015 yılında mezun olan Aydın Garip, yaklaşık 4 yıl basın sektöründe çalıştı. Basın sektöründe yeterince mutlu olmayan ve kazandığı paranın tatmin edici olmaması sebebiyle bu işinden ayrılan Garip, çiftlik kurmaya karar verdi. Çiftlikte besleyeceği hayvana karar vermek için araştırma yapan Garip, yılda iki kez doğum yapan ve her doğumda üçüz, dördüz, beşiz yavrular veren 'Romanov' koyunlarını beslemeye karar verdi. Kestel'in Gölbaşı mahallesinde bulunan 10 dönümlük çiftliğine geçen yıl aldığı 4 koyunla bu işe başlayan Garip, romanov cinsi koyunun doğumda verdiği fazla yavru sebebiyle kısa sürede 70 koyuna kadar ulaştı. Ukrayna kökenli, 'kuzu makinesi' olarak bilinen romanov cinsi koyunların yetişkinleri ortalama 2 bin liradan alıcı buluyor.

'KUZU MAKİNESİ'

Romanov koyunlarını fiziksel şartlara dayanıklı ve doğurganlıklarının diğer koyunlara göre daha fazla olması sebebiyle tercih ettiğini belirten Aydın Garip, "Yerli koyunlar tek, çift doğum yaparken bu hayvanlar 5 taneye kadar yavru verebilmekte. Benim koyunlarım da genellikle 3-4 arasında yavru verdikleri için hızlı bir şekilde üremesi oldu ve güzel bir kazanç sağladı. Hayvanların doğurganlığının üçüz, dördüz, beşiz olması daha çok ilgimi çekti ve bu işin üzerine gitmek istedim. Daha sonrasında işimden ayrıldım ve bu işi devam ettiriyorum. Bu koyunların lakabı kuzu makinesi. Nedeni diğer koyunlara göre 2 katı, 3 katı kadar koyun üretmesi ve senede 2 kez doğum yapması. Senede 2 kez doğurduğu için 50 başlık bir sürüden yılda 200'ün üzerinde kuzu alabiliyorsunuz. Bunu kolay bir şekilde piyasada eritip halka sunabiliyorsunuzö dedi.

'TALEPLERE YETİŞEMİYORUM'

İnsanların artık romanov cinsi koyun beslemeye yöneldiğini belirten Garip, "En çok talep damızlık üzerine kuzu olarak alıp, kendileri yetiştirip, kendi çabalarıyla ilk ve ikinci doğumlarını yaptırarak kendi çiftliklerini kurmak için çok gelen müşterimiz var. Anaç koyun isteyen müşterimiz de var. Şuan da taleplere yetişemiyorumö dedi.

'ETİ KOKUSUZ VE LEZZETLİ'

Romanov cinsi koyunun etini, diğer koyunların etiyle kıyaslayan Garip, "Etinin kokusu diğer koyun ırklarına göre yok denecek kadar az. Lezzeti ise büyükbaş hayvan etinin lezzeti kadar var. Kendimizde yedik, testini yaptık. Bu koyunu ülkemizde yaygınlaştırıp üretimine yön verirsek et fiyatlarını aşağı çekebilirizö dedi.

'ROMANOV CİNSİ KOYUN DİYEREK BAŞKA CİNS KOYUN SATIYORLAR'

Romanov koyunlarına fazla talep olması sebebiyle bazı insanların dolandırıcılığa başvrduğunu belirten Garip, "Haberlerde çok sık karşılaşıyoruz ve üzülüyoruz. Romanov cinsi diyerek bu işe gönül veren insanları kandıranlar var. Bu koyunların yurtdışından gelişi durduruldu. İthal edilmesi hiç bir şekilde söz konusu değil. dedi.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Koyunlardan detaylar

-Kuzulardan detaylar

-Drone görüntüleri

-Genel detaylar

-Aydın Garip röportajı

Süre: 05.36 Boyut: 626 MB

Haber: Semih ŞAHİN/Kamera: Muammer İRTEM/BURSA,

Kaynak: DHA