Erdoğan: Kan Beynime Sıçrıyor!

Son Güncelleme:

Başbakan Erdoğan, terör ve İmralı sürecini ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı.


İşte Erdoğan'ın açıklamaları:


ORTAK İSTİHBARAT PAYLAŞIMI YOKTU!


Çıtayı çok fazla yükseltmek doğru olmaz. Terörle dünyada mücadele verenler de bir anda netice alamadılar. Biz 10 yıldır terörle mücadele ediyoruz. Şimdi birkaç yıldır terörle mücadelede istihbarat paylaşımında iyi bir noktaya geldik. Geçmişte paslaşmalar olmuyordu, ciddi sıkıntılar yaşıyorduk. İstihbarat paylaşımında bu sıkıntılar ortadan kalkınca operasyonlarda da gerek polisin, gerek askerin alanında çok rahat müdahale edilebiliyor. Geldiğimiz noktada özellikle kırsalda iş ciddi manada bir ehemmiyet arzetti. Ben gerek Genelkurmay Başkanım, gerek kuvvet komutanların, üst komuta kademesi araziden çıkmıyor. Genelkurmay Başkanı operasyonu yürütüyorsa, kuvvet komutanları o operasyonu yürütüyorsa moral başka oluyor. Sürekli içiçeyiz, benimle olsun, Cumhurbaşkanımızla olsun. Bu aşağıya güven veriyor. 2012'de sayısal olarak operasyon fazla olmuş olabilir ama netice almada çok başarılı olduk. Kayıp itibarıyla karşı tarafın kaybı çok çok fazla. Biz onu ölçü almıyoruz. Biz öldürmenin değil, yaşatmanın peşinde olmamız lazım. Güneydoğu'da vatandaşlarımızın bize söylediği şu: Siz bizim umudumuzsunuz. Bizi ne olur ihmal etmeyin, bırakmayın. Biz yanınızdayız, arkanızdayız. Biz de onlara 'bu mücadelede siz de bizi yalnız bırakmayın' diyoruz. Nedir kepekleri indirmeyin! Şimdi o şehrin insanı yatırım yapmıyor. Bir bedel öde. Mesela ben Van'da orada, bir mermer noktasında fabrika açılışı yaptık. İsmini de vereyim, Van Mermer diye. Şu anda 750 kişi çalışıyor. İleri teknoloji getirdi, işin başına çok kalifiye yönetici de koydu. Fabrikayı gezdim. Çok çok başarılı bir ürün var. Şimdi bu ürünü hem ülkemde kullanacağız hem de ihracat yapacağız. Şimdi Suriye'nin yeniden imarında iş başa düşen Türkiye olacak. Türkiye'nin oradaki işlevi tıpkı Irak'taki gibi çok çok farklı olacak.


ÇIKANLARA KESİNLİKLE DOKUNMAYCAĞIZ


Bölücü terör örgütünün 4 boyutu var: İmralı, Kandil, Avrupa ve parlamento. Dedikleri şey şu "İmralı ne derse biz onu yaparız". Bunda samimilerse şu anda İmralı beklentilerimizi cevap verecek şekilde adımlarını atıyor. Şu anda silahların bırakılmasından yana bir tavrın içerisine gidiliyor. Bu işin artık çıkışı yok. Biz ne dedik, 'Çıksınlar silahları gömsünlerler. Bitsin bu iş, yurtdışına çıkacaklarsa sınır noktasında biz iktidar olarak elimizden gelen bütün imkanlarımızı seferber edeceğiz, bundan önce olduğu gibi dokunmaya fırsat vermeyeceğiz'. Bu bittiği zaman eğer benim Kürt vatandaşımı seviyorlarsa benim Kürt kardeşime en büyük iyiliği bunlar yapmış olacaklar. Çünkü operasyonlar bitecektir. Benim güvenlik güçlerimin tek işi operasyon değil ki. Benim askerim kışlasındadır, polisim de mahallindedir, başka bir yere çıkmaz. 600 milyon dolarlık olduğu yeri sen gel iş makinaları yak, tehditler falan. Sebep ne 'bize vergi vermedin'. Aynı şekilde başkaların yiğitçe yatırımları var. Şimdi başka gelmek isteyen de bunları görerek korkuyor, gelmiyor. O zaman bölge nasıl kalkınacak? Biz buna rağmen bölgede 36 katrilyon altyapı üstyapı yatırım yapmışız. Biz teröre rağman bunu yapmışız. Demek ki, terör bölgeden sıyrılsa bu yatırım 72 trilyona çıkar.


CİZRE'DEKİ HAVAALANI YIL SONU BİTECEK


Geçmişte 'Yüksekova'ya, Şırnak'a, Cizre'ye hava alanı yapacağız' desem herhalde bana gülerdiniz. Ne yaparlarsa yapsın biz bu yatırımlarımızı bitireceğiz. Onlar Kürt olmasına rağmen kendi insanı gibi bakmıyor. Biz oradan milletvekili çıkaramadığımız halde orası benim insanımdır, vatanımdır. Biz oraya da havaalanı yapacağız dedik, yapıyoruz. İnşallah yıl sonuna yetiştirmeye çalışacağız. Aynı şekilde Cizre'deki havaalanına da bitireceğiz inşallah. Şimdi yatırımcı oradan pazara nasıl ulaşacağız diyor. Onun için senden raylı sistemi arıyor, havaalanını arıyor. Bunları arıyor. Siz bunların altyapısını oluşturacaksınız. Turizmde de uçakların oraya gelip gitmesi için bu şart. Hepsinden öte üniversiteler. Bizim her ilimizde üniversite var. Burada öğrencisinden akademisyenine varıncaya kadar uçakla gitmesi başka bir şey. Haftada bir gün ders vermeye gelecek olan akademisyenin üniversite ücretini ödüyor atlayıp uçakla dersini veriyor ve dönüp gidiyor. Biz şimdi bu döneme geçtik. Biz geldiğimizde 76 üniversite vardı bizim zamanımızda 166'ya çıktı. Biz bu işte çok geri kaldığımız için mesafeyi kapatmamız lazım.


İDRİS BEY GÖZÜKARA ARKADAŞIMDIR


İdris Bey benim çok çok eski arkadaşım. İmam Hatip'ten sınıf arkadaşım. Çalışkan, pek diplomaya doyan bir arkadaşımız değil, gayretlidir. Bu süreç içerisinde herşeyi değerlendiriyoruz. Bu değerlendirmeler içerisinde de, istişarelerimiz vs. bu süreç içerisinde böyle bir değişim. Terör olayı bizim için çok çok önemli bir süreç. İdris kardeşim aslında gözü kara bir kardeşimdir. Terör bölgelerinde görülmesiyle vs. Bu noktada herhangi bir sıkıntı sözkonusu değil. Fakat böyle bir değişimin olması ihtiyacı yaptığımız araştırmalar neticesinde doğmuştur.


DİYARBAKIR'DA TÖRENE MECBUR MUYDUK?


Buna bir zaman vermek mümkün değil. Bu her an olabilir uzayabilir. Ama biz her an olması için çalışıyoruz. Şu anda bizim proje ilerliyor. Bazıları 'adaya niye gidilir' diye bizi hesaba çekmeye çalışıyor. Biz buna hiç aldırmadan istihbarat teşkilatımı buraya gönderiyorum. Biz siyasi uzantısı olan parlamentodaki ekibe de bazı şeyleri söylüyoruz. 'Siz şu anda bölücü terör örgütünün uzantısınız. Siz de kabul ettiniz. Siz de barış istiyorsanız bu cesaret işidir. Onun için bir yerlerden korkarak iradenizi geciktirirseniz barış gecikir' diyoruz. Çünkü parlamentonun içi barışın olması için mücadelenin verilmesi gereken yer. Demokrasi bunun en önemli anahtarı. Gelin bu adımı bu şekilde atın. Silahlarla bir yere varılmaz, silahlar barışın güvencesi değildir. Şimdi adaya gönderildi, gittiler. Geldiler, tabii kendilerine bakanımıza dedim ki, 'süreci koruyabilmek için çok konuşmak değil, iş yapmak önemli. Lütfen mesajlara dikkat etsinler, bizi farklı mesajlar vermeye itmesinler. Biz Paris'te ölenler için mecbur muyduk Diyarbakır'da cenaze töreni yapmaya.


BENİM KAN BEYNİME SIÇRIYOR!


Şimdi konuşma yapıyorsun, en sonuna geliyorsun 'Barışı istediğini söyleyen Başbakan Kürt kardeşlerimizi bombalıyor' diyorsun. Bunu söylediğin zaman kusura bakmayın kan beynime sıçrar! Benim Kürt kardeşimle değil terörle problemim var. Bunu söyleyince ben de arkadaşlarımla 'ne oluyoruz' diyoruz. Demek ki sen bu mücadeleyi samimi vermiyorsun. Şimdi biz adaya giderken diyoruz ki, 'lütfen artık teröristin ve terörizmin söylemini bırakacaksın. Bize parlamento içindeki bir parlamenter diliyle konuşacaksın'. Böyle olduğu zaman 'Başbakan benim Kürt kardeşimi bombalayan' sıfatını yapıştırırsan o zaman ben de o kişiye iyi niyetle bakmam. Bu söylemi yerinde kullanacak insan kimse o noktada onlara anlayış gösterelim.


4TSK TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR


Bu bizi dilhun eden bir konu. Kuvvetler ayrılğı prensibi bir defa birbirlerinin alanına girmeye ne yazık ki çok müsait. Daha önce sayın Ahmet Necdet Sezer'in döneminde yargıyı adeta bu erkleri üzerine çıkaran bir Meclis konuşması vardı. Bu ifadeler çok eleştiri aldı. Ne yargının yürütme, ne yürütmenin yargı üzerinde bir üstünlüğü olamaz. Hepsinin anayasanın tanımladığı o kategoride hizmetini vermesi lazım. Başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere diğer generallerimiz hiçbirisine kalkıp da bir alışılmış anlamda 'terör örgütü mensubu' demek çok ciddi bir yanlıştır ve bu affedilemez. Bu tanımlamayı yapanlar kendileri bulundukları makam itibarıyla kendilerini sağlamda görseler bile tarih onları affetmez. Bir defa TSK bir örgüttür ama terör örgütü değildir. Bu anayasal örgütün başıdır dersen eyvallah. Ama terör örgütü dediğin zaman affedilir bir yanı yok. Bu çok ciddi bir yanlış. Mesela orada emekli olan komutanlarımız var generaller var. Bu noktadaki yaklaşım tarzı çok yanlış.


NİYE UZATIYORSUN BU İŞİ BİTİR!


Belli makamlarda olan insanlar bazı insanaları artık öyle bir hale getirmiştir ki, bu kaçar mı, durur mu bunu bilir. Kaçma ihtimali yokken, böyle bir şey yokken bunu yaparsan sistemi tehdit eder pozisyona giriyorsun. İster emekli olsun, ister muvazzaf olsun. Kardeşim ver kararını. Ne geciktiriyorsun bu işi? Otur gece gündüz çalış icabında. Benim şu anda 6 saat uykum var, sen de yap.


GENELKURMAY BAŞKANINI NEDEN TUTUKLUYORSUN?


Bu sadece generallerimiz diğer subay ve astsubaylar için yapılan uygulamalar biz siyasiler için oldu ve halen oluyor. Burada kim kaçar, kim kaçmaz. Tutuksuz yargılama meselesi, burada çok hassas davranmaları lazım. Tutuklama bizim için son seçenek olmalı. Cezaevi noktasında biz niye sıkıntıdayız? Bu kadar tutuklama olursa buna cezaevi dayandırabilir misiniz? Dolayısıyla tutuklama işini son seçenek olarak düşünmelisiniz. Tutuklama olayı son seçenek olarak düşünmeliyiz. Hemen böyle geleni alayım atayım içeri olmaz! Bu adam terörist, tamam, eyvallah tutukla. Öyle bir şey oluyor ki, teröristi bile bir kapıdan alıp diğer kapıdan bırakıyorsun. Yahu Genelkurmay Başkanı'nı niye içeri alıyorsun arkadaş. Tutuksuz yargıla. Yap bunu o zaman bitir işi. Şahsen bundan dolayı üzgünüm. Bu kanaatimi burada paylaşmak zorundayım. Bunu asla yargıya müdahale olarak da söylemiyorum. Ama bunun bir değerlendirmeye alınması noktasında söylüyorum. Tutukluların geneli için böyle bir şeyi ortaya koyuyorum. Uzun tutukluluk sorunu milletvekilleri için de geçerli.

Kaynak: Haberler.Com