Forum İstanbul 2013

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çözüm sürecinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Çözüm sürecinin özü."

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çözüm

sürecinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Çözüm sürecinin özü: Türkiye

Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin etnik kökeni ne olursa olsun, mensubu olduğu

din mezhep ne olursa olsun, kültürel oryantasyonu ne olursa ne olursa olsun

herkesi, devletin aynı samimiyetle kucaklıyor olması..." dedi.


Forum İstanbul 2013 açılışında konuşan Babacan, Şu anda hem ABD'nin, hem

AB'nin, hem de Japonya'nın, dünyanın gelişmiş ülkelerinin krize çözümü para

basmakta bulmuş durumda olduğunu belirterek, fakat bunun sürdürülemeyecek bir

durum olduğunu herkesin çok iyi görmesi gerektiğini söyledi.


"Bu karşılıksız basılan paraların ne zaman, nasıl geri, normale

çevrileceğiyle ilgili hiçbir plan, program ortada yok" diyen Babacan, gelişmekte

olan ülkeler içinde bunun çok ciddi bir risk alanı olduğunu kaydetti.


Bugünün likidite bolluğuna asla aldanılmaması gerektiğine değinen Babacan,

gün gelip de bu likiditenin mecburen geri çekilmeye başladığı zaman, gelişmekte

olan ülkelerin çok dikkatli olması, bugünlerden hazırlanması gerektiğini

belirterek, "Dolayısıyla kendi politikalarımızı uygularken bunlara çok çok dikkat

etmemiz gerekiyor" dedi.


-"Pek çok gelişmiş ülke için yapısal reform yapma zamanı"-


Şu andaki ortamın pek çok gelişmiş ülke için yapısal reform yapma zamanı

olduğuna değinen Babacan, "Bakmayın biz hep kendimiz için yapısal reformlardan

bahsediyoruz ama gelişmiş pek çok ekonominin şiddetle yapısal reformlara ihtiyacı

var. Sosyal güvenlik reformlarıyla, sağlık sistemleriyle, işgücü piyasalarıyla

ilgili..." dedi.


Merkez bankalarının çözüm sağlamak için geçici olarak bir araya

gelebileceklerini ifade eden Babacan, ancak ilelebet merkez bankalarına sırtını

dayayan bir kamu maliyesi yapısının, bankacılık yapısının dünyada adil olmayan

bir sistemi getireceğine dikkati çekti.


AB'nin mutlaka güçlü bir ortak maliye politikası oluşturması, güçlü bir

ortak bankacılık politikası, düzenleme denetleme sistemi kurması gerektiğini

vurgulayan Babacan, bu işin çözümünün buradan geçtiğini söyledi.


Gelişmekte olan ülkelerin, Türkiye'nin de içinde bulunduğu ülkelerin

ekonomik ağırlığının gittikçe arttığını dile getiren Babacan, konuşmasını şöyle

sürdürdü:


"Geçen yıl sonu itibariyle dünyadaki toplam GSYH'ya bakıldığında artık

gelişmekte olan ülkelerin toplam GSYH'sı, gelişmiş olan ülkelerin toplam

GSYH'sını neredeyse yakaladı. Yüzde 50-50 duruma neredeyse geldik. Bu yıl

sonundan itibaren 2013, 2014 derken, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik

büyüklüğünün toplamı gelişmiş olan ülkeleri geçiyor. Hızla denge tersine dönüyor.

Biz bunu uluslararası kuruluşların hisse yapısında görmeye başladık."


-"En az yaptıklarımız kadar yapmamız gerekenler de var"-


Türkiye ekonomisine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Babacan,

Türkiye'nin bu 10 yıllık dönemde gelmiş olduğu noktada, başarısının en önemli

kaynağının güven ve istikrar olduğunu belirtti.


Babacan, siyasi istikrarın bir ülke için hele de bugünlerde en önemli

varlığı olduğunu vurgulayarak, "Bir ülkede siyasi istikrar yoksa dışarıdan

onlarca milyar dolar, yüzlerce milyar destek verin. Dibinde delik olan bir havuz

gibi o para akıp gidiyor. Siyasi istikrar varsa, doğru da politikalar uyguluyorsa

o ülke başarıya ulaşabiliyor. Güven olduğu zaman rahat, korkmadan günlük tüketime

devam edilebiliyor. Güven olduğu zaman üreticiler, sanayiciler yatırım

yapabiliyor. Bankalar kredi verme fonksiyonunu rahat rahat yerine getirebiliyor.

Güven olmadığı zaman tüketici duruyor, üretici duruyor, bankalar duruyor" diye

konuştu.


Türkiye'de bu güven ortamı hep beraber sağlandığı için sonuçların çok çok

iyi olduğunu ve iyi olmaya da devam ettiğini belirten Babacan, şöyle devam etti:


"Türkiye'de çok önemli siyasi reformlar yaptık. Türkiye'de demokrasinin

kalitesinin artması için çok çalıştık. Türkiye'de temel haklar ve özgürlükler

anlamında çok ciddi adımlar attık. Türkiye'nin bir hukuk devleti olması için

büyük bir çaba ortaya koyduk. Fakat bu siyasi reformlarda yaptıklarımız önemli

ama en az yaptıklarımız kadar yapmamız gerekenler de var. Bunu da unutmamamız

lazım.


Siyasi reformlar açısından baktığımızda henüz arzu ettiğimiz noktada

değiliz. Henüz birinci sınıf bir demokrasi olduk diyemiyoruz. Henüz bir hukuk

devleti olduk diyemiyoruz. Temel haklar ve özgürlükler konusunda dünyanın en

ileri uygulamalarına henüz uzağız. 10 yıldır mesafe katettik ama ulaşmamız

gereken noktanın hala çok gerisindeyiz. Bunu da iyi bilmemiz gerekiyor. "


Çözüm sürecinin son derece önemli olduğunu ifade eden Babacan, çözüm

sürecinin siyasi reformların da bir bakıma doğal bir sonucu olduğunu belirterek,

konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Bu çözüm sürecinin özü ne? Aslında çok açık... Çözüm sürecinin özü: Türkiye

Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin etnik kökeni ne olursa olsun, mensubu olduğu

din mezhep ne olursa olsun, Kültürel oryantasyonu ne olursa ne olursa olsun,

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesi, devletin aynı samimiyetle kucaklıyor

olması... Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin aynı haklardan ve

özgürlüklerden doyasıya istifade edebilmesi. İşin özü bu.


Tabii ki uygulamayla ilgili çok detay var. Uygulamanın başarılı

olabilmesiyle ilgili devlet kurumlarının çok çok uyumlu çalışması gerekiyor.

Belki de ilk defa kamu kuruluşlarımız, devlet birimlerimiz güçlü bir eşgüdüm

içerisinde, aynı politika etrafında bütünleşmiş bir şekilde bu süreci

götürüyorlar. Daha önceki dönemlerde maalesef bu eşgüdümü pek yakalayamamıştık.

Onun içindir ki bu defa bu çözüm sürecinin başarısı konusunda ümitlerimiz çok çok

yüksek."


-"İstanbul'a alternatif olabilecek bir başka finans merkezini görmüyorum"-


AB hedefinden hiçbir sapma olmadığını ve bu konudan taviz verilmediğini

belirten Babacan, Bu sürecin Türkiye'nin iç reformları açısından son derece

önemli olduğunu vurguladı.


Transatlantik ilişkilerinin Türkiye açısından güçlü bir ittifak bağı

olduğuna dikkati çeken Babacan, "Bu bağı güçlendirmek, güvenlik ve savunma

boyutuyla ön plana çıkan transatlantik bağlantılarımızı ticari ve yatırım

politikaları doğrultusunda adımları atmamız gerekiyor" dedi.


Türkiye'nin gelecek 10 yılda neler yapacağına da değinen Babacan, tasarruf

oranlarının artmasının olmazsa olmaz konuların başında geldiğini belirterek, önce

hak edip sonra hak edilen bu refahın yaşanacağını kaydetti.


Ali Babacan, "Daha hak etmeden refahı yaşamak istiyorsak orada sorun var.

Kazanacağız, sonra harcayacağız. Kazanmadan harcama aileleri de ülkeleri de

felakete götürüyor, yanı başımızda Yunanistan belki de en iyi örnek. Kayıtdışılık

temel problem alanlarımızdan bir tanesi. Rekabetin iyi işlemesi, haksız kazancın

ortadan kalkması ve kamu maliyesinin sağlamlaştırılması için burada

sıkılaştırmaya devam edeceğiz. Vergi oranlarımız düşük. Vergi oranları biraz daha

düşsün öyle kayıt içine gireyim olmaz. Bunun uygulatılması için daha katı

duruşumuz olacak" diye konuştu.


Babacan, daha inovatif ve yüksek katma değerli üretmek için Ar-Ge ve

inovasyonun geliştirilmesi gereken alanlar olduğuna dikkati çekti.


Enerjinin Türkiye'nin en büyük fırsat ve sorun alanı olduğunu belirten

Babacan, kendi yerli kaynaklarımızın, yenilenebilir ve nükleer enerjinin önemli

olduğuna işaret etti ve enerjiyi daha verimli kullanabilmenin önemini anlattı.


Türkiye işgücü piyasasının, en katı ülkeler kategorisinde olduğunu anımsatan

Babacan, katılıkların işsizliği beraberinde getirdiğini belirtti.


Eğitim alanının Türkiye'nin 2023 vizyonunda önemli bir yere sahip olduğuna

dikkati çeken Babacan, Türkiye'de çalışmakta olan nüfusun ortalama eğitim

süresinin 6,5 yıl olduğunu ve bu sayıyı artırmanın yıllar hatta on yıllar

alacağını ifade ederek, zorunlu eğitim süresinin 8 yıldan 12 yıla çıkartmanın bu

yüzden önemli olduğunu kaydetti.


Babacan, 2023 yılında İstanbul'un dünyanın en önemli on finans merkezinden

biri olması hedefinin iddialı ama gerçekçi bir hedef olduğunu söyleyerek,

"Frankfurt'tan Mambai'ye Singapur'a kadar giden coğrafyada İstanbul'a alternatif

olabilecek bir başka finans merkezi görmüyorum" dedi.


(Son) - ISTANBUL

Kaynak: AA