Gikder Başkanı Selim Nas'tan "İsrailli Turistler" Açıklaması

Son Güncelleme:

Gümüşhane İktisadi ve Kültürel Kalkınma Derneği (Gikder) Başkanı Selim Nas, Dünya Ölçeğinde Florası, Bitki Örtüsü ile Ekolojik Yapısı Nedeniyle Dikkatleri Üzerine Toplayan Doğu Karadeniz Bölgesi Yaylalarının, İsrailli Turistler Tarafından Son 10 Yıldır Sık Sık Ziyaret Edilmesini Değerlendirdi.

Gümüşhane İktisadi ve Kültürel Kalkınma Derneği (GİKDER) Başkanı Selim Nas, dünya ölçeğinde florası, bitki örtüsü ile ekolojik yapısı nedeniyle dikkatleri üzerine toplayan Doğu Karadeniz Bölgesi yaylalarının, İsrailli turistler tarafından son 10 yıldır sık sık ziyaret edilmesini değerlendirdi. GİKDER Başkanı Selim Nas, "İsrailli turistlerin bölgemizdeki gezilerinin asıl amacının turistik gezi mi, yoksa doğa casusluğu mu olduğunu doğrusu çok merak ediyoruz" dedi.


Konuyla ilgili bir açıklama yapan GİKDER Başkan Nas, geçtiğimiz yıl ve bu yıl İmera, Yağlıdere, Zigana, Taşköprü ve Camiboğazı bölgelerinde köylülerle yaptıkları sohbetlerde, İsraillilerin yaylalardaki bitki örtüsü ile böcek çeşitliliğini çok yakından inceleyen şüpheli davranışlarına şahit olduklarını kendilerine ifade ettiklerini söyledi. GİKDER Başkanı Selim Nas, açıklamasında şunları söyledi:


"Son yıllarda Doğu Karadeniz bölgesindeki yaylaları ve özellikle Gümüşhane bölgesindeki yaylaları ve dağları turistik gezi adı altında mesken tutan ve ciplerle safariye çıkan ve sayıları her geçen gün artan İsrailli turistlerin asil amacı turistik gezi mi yoksa doğa casusluğu mu doğrusu merak ediyoruz. Geçen yıl ve en son 1 hafta önce İmera, Yağlıdere, Zigana, Taşköprü, Camiboğazı bölgelerine yaptığımız gezilerde yaylalarda ve köylerdeki vatandaşlarımızla görüşmelerimizde bize aktarılan bir konu doğrusu kanımızı dondurdu. Bölge halkının yaylalara gelen İsrailli turistlerin çeşitli bitkileri ve küçük canlılar olan böcek ve benzeri hayvanları topladıklarına şahit olduklarını, bunları neden topladıkları sorulduğunda ise verilen cevap, Karadeniz'den hatıra götürüyoruz. Bu cevap doğrusu bizleri şaşırtmıştır. Bu konuda yaptığımız araştırmalar ve uzmanlarla görüşmeler sonunda, bölgemizin doğa yapısı anlamında çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu ve gerekli tedbirler alınmadığı takdirde ekolojik dengenin bozulacağı ortaya çıkmıştır. Yaptığımız araştırmalarda geçmiş yıllarda turist kimliği ile Karadeniz yaylalarını mesken tutan İsrailli turistlerin doğada sergiledikleri esrarengiz tavırlar, mesela çorapla dolaşmaları ve her saat çorap değiştirmeleri gibi davranışlar. Bunun yanında, 2007 yılının Mart ayında turist kimliği ile Kaçkarlar'da dolaşan İsrailli doğa casuslarını Hacettepe'den genç bir asistan grubunun, İsraillileri börtü böcekleri toplarken suçüstü yakalayıp jandarmaya teslim etmeleri, Türkiye'nin bitki örtüsü bakımından en zengin bölgesinin Doğu Karadeniz bölgesi olması, ülkemizin doğa casusu bakımından adeta bir cennet olması ve yaylalara, dağlara turistlik gezi için gelen 10 turistten 5'inin doğa casusu olduğu ve en önemlisi dünyanın en büyük gen laboratuarının İsrail'de bulunması gibi açıklanması oldukça zor nedenler bizlerde yaylalara gelen İsrailli turistlerin doğa casusu olabileceği şüphesini iyice artmıştır. Yaylacılık yapan halk ve yerli halk bu konularda bilgi sahibi olmadığından, bu kişiler genelde insanlara iyi niyetle yanaşıp, bu çiçek ve bitkilerin yerlerini öğrenmek konusunda kullanılmaktadırlar. Derhal bölge halkının doğa casusluğu konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Böyle bir tehlike ile karşı karşıya iken bu kişilere karşı hiçbir önlem alınmaması ve bu kişilerin ellerini kollarını sallayarak gezmelerini doğrusu anlamakta güçlük çekmekteyiz. Yeryüzünde en önemli casusluk alanlarının başında son 20 yıldır doğa casusluğu geliyor. Çünkü bu kadar hızlı kirlenmenin karşısında insanlığın yeni gen, yabani gen ve bitkisel gen kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bahsetmiş olduğumuz bu doğa casusları ülkelere özgü ve belli bir bölgede yetişen bitkileri bitkinin neslini tüketecek miktarda çalarak kendi ülkelerine götürdüklerini ve burada bu bitkilerin genlerini kopyalayıp, yetiştirip kendi ülkelerine has bir bitki olarak lanse ettiklerini ortaya çıkmıştır. Bu ülkeler hem kendi ülkelerini bitki zengini olarak gösteriyor, hem de hırsızlık yaparak bitkinin neslini tükettikleri ülkelere bu tohumları pazarlayarak, kendilerine bağımlı hale getiriyorlar. Yerel türlerin genleri çalındıkça, var olan gen türlerinin orijinal hali kaybolup bu bölgelerin ekolojik dengesi bir zaman sonra bozulmaktadır. İsrailli turistlerin birçoğunun Türkiye'nin bitki ve hayvan nesilleri acısından özgün kritik bölgelerinde dolaşması İsrailli turistlerin birçoğunun doğa ajanı olabileceğinden dolayı yetkilileri bu konuda daha hassas olmaya davet ediyoruz. Yaklaşık 20 yıldır bu doğa casusları Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden çaldıkları bitki ve hayvanları gen laboratuarlarında kopyalamaktadırlar, Dünyada 6.5 milyar kişi beslenme sorunuyla karşı karşıya. Artan ve çeşitlenen ekolojik sorunlar var. Bu nedenle artık güç ekolojik zenginliği elinde tutanda. Tarım ilaçlarıyla bir sürü tür bozulup yok edilirken, diğer yandan da birçok türün orijinal genetik yapısı çalınarak saklanıyor. Mesela yılan türlerinin, bitkilerin özellikle üreme yaptığı kısımlar çalınıyor. Bu işlerle meşgul olan ülkeler genetik kültürlerine kattıkları bu türleri ekolojisi bozulan ülkelere daha sonra büyük paralar karşısında satıyorlar. Türkiye'nin genetik yapısı ile oynanmış tohum ithali için yıllık yaklaşık 100 milyon dolar para harcadığını hatırlatmadan geçemeyeceğiz. Turist kimliği adı altında dağlarımıza yaylalarımıza gezmeye gelen ve özellikle İsrailli turistlerin aslında birer bilim adamı birer doğa ajanı olabileceğini unutmayalım. Özellikle yaylalarımıza ve dağlarımıza özgü binlerce çeşit çiçeği ve börtü ve böceği araştırmak ve bunlardan birer örnek alıp kendi ülkelerine götürüp gen haritasını çözmek için görevlendirilmiş kişiler olacağını da ayrıca unutmayalım." (RE-İRT-CMH-Y)

Kaynak: İHA