İngiltere Türkiye Bilgi Ortaklığı Konferansı

Son Güncelleme:

TÜBİTAK Başkanı Altunbaşak: "Teknoloji transfer ofisleri Türkiye'de her üniversitede kurulacak. Geçen sene TÜBİTAK, 10 üniversiteye bu konuda bütçe verdi ve süreci başlattı" "Bu sabah, ikinci yılın başvuruları için çağrıda bulunduk ve bu yıl da başka 10 üniversiteye hibe yapacağız" YÖK Başkanı Çetinsaya: "Küreselleşmeyle ortaya çıkan demografik yapıdaki değişiklikler, daha iyi yaşam şartlarının talep edilmesi, sürdürülebilirlik, gıda, su, enerji sağlık, iklim değişiklikleri gibi konularla başa çıkabilmek ve insanların refah düzeyini ve ekonomik gelişmişlik düzeyini geliştirebilmek için kaynaklarımızı etkin bir şekilde kullanmamız gerekiyor"

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, Türkiye'deki bütün üniversitelerde teknoloji transfer ofisleri kurulacağını belirterek, "Geçen sene TÜBİTAK, 10 üniversiteye bu konuda bütçe verdi ve süreci başlattı. Bu sabah ikinci yılın başvuruları için çağrıda bulunduk ve bu yıl da başka 10 üniversiteye hibe yapacağız" dedi.


British Council, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ortaklığında düzenlenen İngiltere-Türkiye Bilgi Ortaklığı Konferansı, İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde başladı.


Toplantıda konuşan Altunbaşak, etkinlik sayesinde Türkiye ve İngiltere'nin özellikle bilim, teknoloji ve inovasyon alanındaki işbirliğinin güçleneceğine inandığını belirtti.


Türkiye'nin Ar-Ge konusunda en büyük harcamaları yapan ülkelerden biri olmadığını ancak Ar-Ge'ye yaptığı harcama hızı açısından dünyada ikinci sırada bulunduğunı bildiren Altunbaşak, Türkiye'nin yaptığı harcamaların Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranının 10 yıl önce yüzde 0,48 iken bugün yüzde 0,86 seviyelerine çıktığını, Avrupa'da ise bu oranın ortalama yüzde 2 civarında bulunduğunu anlattı.


Altunbaşak, Türkiye'nin mevcut durumda İsviçre, Finlandiya ve İsrail'den daha fazla Ar-Ge harcaması yaptığını dile getirdi.


Türkiye'deki tam zamanlı eşdeğeri araştırmacı sayısının 10 yıl öncesine göre 3 katına çıkarak 24 bine, yayın sayısının da 3 kat artarak 30 bine ulaştığı, patent başvurusunun ise 5 kat arttığı bilgisini veren Altunbaşak, "Türkiye'nin bu başarılarının farkındayız. Ancak önümüzde bazı zorluklar var. Mesela 20 yıl kadar önce orta gelir seviyesinde bir ülkeydik. Şimdi bütün ilerlemelere rağmen hala orta gelir seviyesinde, belki üst orta diyebileceğimiz gelir seviyesindeyiz. Türk hükümeti en üst seviyeye ulaşmayı bilim, araştırma ve inovasyon yoluyla yapacağını ifade etti" diye konuştu.


"Her üniversitede teknoloji transfer ofisleri kurulacak"


TÜBİTAK Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu'nun 2023 yılında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 3'ünün Ar-Ge'ye ayrılmasına, bunun da 3'te 2'sinin özel sektör kaynaklı olmasına karar verdiğini anlatan Altunbaşak, inovasyon ekosisteminin iyi koordine edilmesi ve üniversite sanayi işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla teknoloji transfer ofislerine önem verdiklerini dile getirdi.


Yücel Altunbaşak, "Teknoloji transfer ofisleri Türkiye'de her üniversitede kurulacak. Geçen sene TÜBİTAK 10 üniversiteye bu konuda bütçe verdi ve süreci başlattı. Bu sabah ikinci yılın başvuruları için çağrıda bulunduk ve bu yıl da başka 10 üniversiteye hibe yapacağız. Amacımız Türkiye'deki tüm üniversitelerin kendi bünyelerinde teknoloji transfer ofisi kurmaları olacak. İnovasyon ekosisteminin oluşturulması için bu önemli bir adım" dedi.


Uluslararası işbirliğinin TÜBİTAK'ın önemli stratejik amaçlarından biri olduğunu vurgulayan Altunbaşak, şunları kaydetti:


"Bu amaçla dünyanın pek çok ülkesinde pek çok üniversite ile ilişkiler kuruyoruz. İki hafta önce İngiltere'deydik. British Council temsilcileri ve İngiltere'nin üst düzey yöneticileriyle bir araya geldik ve özellikle mentorluk konusunda yakın çalışabileceğimize karar verdik. Avrupa Birliği çerçeve programları, özellikle de Horizon 2020 konusunda çalıştık. Üçüncü bir alan da 1514 kodlu yeni inovasyona destek programımıza çok ilgi geldi. Buna göre eğer bir şirket, özellikle de girişimci bir şirket yeni başlayan startup bir şirketle ilgileniyorsa, biz bu ikisine eş finansman sağlayacağız. Yani o 80 dolar koyuyorsa biz de 20'sini koyacağız. İngiltere'deki birçok firmadan bu programa ilgi duyduklarını belirten mailler aldık. Bu program İngiltere ile Türkiye arasındaki ilişkileri geliştirmemize imkan sağlayacak."


-YÖK Başkanı Çetinsaya


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ise iki gün sürecek konferansın Türkiye ile İngiltere arasındaki sratejik ortaklık anlaşmasının bir parçası olarak gerçekleştirildiğine dikkati çekti.


Anlaşmanın 2010 yılında imzalandığını anımsatan Çetinsaya, şöyle devam etti:


"Bu anlaşmanın imzalanması Türkiye ile İngiltere arasındaki kuvvetli ilişkilerin devamı açısından çok önemlidir. Dostluk ve karşılıklı güvene dayalı bu ilişkinin süregelen önemli bir parçasıdır. Küreselleşmeyle ortaya çıkan demografik yapıdaki değişiklikler, daha iyi yaşam şartlarının talep edilmesi, sürdürülebilirlik, gıda, su, enerji, sağlık, iklim değişiklikleri gibi konularla başa çıkabilmek ve insanların refah düzeyini ve ekonomik gelişmişlik düzeyini geliştirebilmek için kaynaklarımızı etkin bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Ayrıca rekabetçiliğimizi, yenilikçi ürünler yaratarak çok daha etkin hale getirmemiz gerekiyor."


Temel araştırmadan uygulamaya geçiş sürecindeki en önemli unsurların üniversitede yapılacak çalışmalar ve endüstri olduğunu aktaran Çetinsaya, şunları kaydetti:


"Dolayısıyla üniversite ile sektör arasındaki işbirliğinin olması çok daha kapsamlı bir ekosistemin ortaya çıkmasını sağlıyor. Geleneksel yaklaşımın aksine böylesi bir ekosistemin ana paydaşları öğretim görevlileri, araştırmacılar, öğrenciler, üniversiteler, üniversitelerdeki Ar-Ge merkezleri, girişimciler, bilim parkları, teknoloji transfer merkezleri, fikri mülkiyet politikaları, sektör, araştırma geliştirme merkezleri, tüketiciler, fonlama kurumları ve pek çok başka kurum ve kuruluştur. Dolayısıyla bu ekosistemin gelişiyor olması, endüstrinin ve üniversitenin rolünün de tekrar gözden geçirilmesi, yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Özellikle sanayi kuruluşlarında yetkinliklerin gelişmesiyle birlikte üretim açısından önemli gelişmeler ortaya çıktı. 1960'larda önemli üretim kapasitesi oluştu. 1980'lerde maliyet açısından önemli avantajlar oldu. 1990'lı yıllarda önemli gelişmelerle birlikte bugünlere geldiğimizde bilgi ve bilgiye dayalı işbirliği özellikle 2000-2010'lu yıllarda çok önem kazandı."


Çetinsaya, üretilen bilginin sağladığı ekonomik ve sosyal değerin yaratılması ve yetiştirilen öğrencilerin topluma yaptığı katkıların üniversitenin rolünü genişlettiğini ifade etti.


Üniversite ile sektör arasındaki araştırma-geliştirme, inovasyon, teknoloji açısından yürütülen işbirliğini, görevin ötesinde "olmazsa olmaz" ve "kurumların mevcudiyetlerini muhafaza edebilmeleri için gerekli bir işbirliği" olarak tanımlayan Çetinsaya, "Bu işbirliği süreçleri açısından tek bir model ya da metottan bahsetmek mümkün değil. Yaklaşımlar küresel boyutta olur ve işbirliğinin ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde de gelişmesi söz konusu olabilir. Bu çerçevede Avrupa'daki yüksek öğretim alanı (Bologna Süreci) ve Avrupa Araştırma Alanı (Lizbon Süreci) bizim ülkemizi ve İngiltere'yi de içermektedir. Bu çalışmalar, küresel anlamdaki işbirliğine güzel birer örnektir" dedi.


Konferansın amacının deneyimlerin paylaşılması ve yeni işbirliği modellerinin geliştirilmesi olduğunu kaydeden Çetinsaya, toplantı kapsamında yeni gelişmeler ve yeni projeleri görmekten memnuniyet duyduğunu sözlerine ekledi.


Bu arada, konferansın düzenlendiği binanın önünde toplanan bir grup, protesto eylemi yaptı.


YÖK Başkanı Çetinsaya ile görüşmek istediklerini söyleyen gruptakiler, bir süre binanın önünde oturdu. Özel güvenlik görevlileri ile kısa süreli arbede yaşanan eylemde, gruptaki bir kişi binanın girişindeki "Süleyman Demirel Kültür Merkezi" yazısının üzerine sprey boyayla "Abdullah Cömert" yazdı.


Gruptakiler yaptıkları basın açıklamasının ardından dağıldı.


YÖK Başkanı Çetinsaya, bir gazetecinin protestoya ilişkin sorusu üzerine, "Şiddet içermedikçe her türlü söylem, eylem meşrudur. Bunda yadırganacak bir şey yok" değerlendirmesinde bulundu. - İstanbul

Kaynak: AA