KEYİAD'dan Doğu- Batı Tek Nefes Projesi
"Doğu- Batı Tek Nefes" projesi kapsamında 17.07.2012 tarihinde Şanlıurfa ilimizin yerel yöneticilerini ziyaret edildi.
Merkezi İstanbul'da bulunan KEYİAD (Keşanlı Yönetici ve İşadamları Derneği) Başkanı Ahmet Eler'in fikir önderi olduğu Edirne ve Şanlıurfa illerinin karşılıklı kültürel, ekonomik ve sosyal işbirliğini sağlamayı ve bunu en üst seviyeye getirmeyi amaç edinen "Doğu- Batı Tek Nefes" projesi kapsamında 17.07.2012 tarihinde Şanlıurfa ilimizin yerel yöneticilerini ziyaret edildi.
Tabii bu projenin ilk ziyaret adımıydı, yakın bir tarihte Edirne'nin de ilgili kurumları ziyaret edilecek. Bu noktada Eler, sürecin Edirne ilinin en üst düzey yetkilileriyle(milletvekilleri dahil) birlikte bilgi alışverişinde bulunmak suretiyle yönetildiği bilgisi verildi. Temaslar sırasında Yönetim Kurulumuzun temsilcilerine eşlik eden ve onları yalnız bırakmayan Keşan Ticaret ve Sanayi Odası'nın çalışkan başkanı Mustafa Helvacıoğlu projeye duyduğu inanç ve heyecan ile Urfa'lı yöneticilerin övgüsünü ve sevgisini kazandı.
Bu proje nereden doğdu, ilk karşılaştığımız soru bu oldu . Diğer bir KEYİAD yöneticisi , bölgenin şu anda en çalışkan santaçısı, klarnet virtüözü Serkan Çağrı "iki yaka tek nefes" adını verdiği kültürel projesi kapsamında geçtiğimiz ay Edirne'de gerçekleştirdiği klarnet festivali ile bir ilke imza attı ve çeşitli Balkan ülkelerinden üstad klarnet sanatçıları ile Edirne'lilere ve misafirlerine tadına doyulmaz bir müzik ziyafeti çekti. Klarneti ile gösterdi ki müzik birdir ve tektir. Müzik ile Dil, din ,ırk farklılıkları kalkar , bildik melodiler duygu birliğini sağlar. Bu organizasyondan sonra benzer bir bütünleşmenin ülkemizin doğusuyla da gerçekleştirilmesi gereğine inanan Başkan Ahmet Eler bu işe en uygun şehir olarak Şanlıurfa'yı seçti.
Kendisini ziyaretimiz sırasında Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın da ilk sorusu bu oldu; "neden bizi seçtiniz?"; aslında bize cevabı yine kendisi verecekti ; Muhabbet ilerledikçe öğrendik ki kendisi genç bir pratisyen hekim iken Enez ilçemizde 7 ay bölge insanına hizmet vermiş ve hemşehrilerimiz ile kendi insanı arasındaki benzerlikleri, müzik ve yemek ritüellerine olan düşkünlüklerini , hayata bakışlarındaki ortak noktaları bizzat yerinde tespit etmiş. Her iki yörenin de misafirperlik, güleryüz ve hayata karşı iyimserliği karşısında hiçbir vakit kendisini gurbette hissetmemiş, ilimizden halen unutamadığı dostluklar kurarak ayrılmış. Gerek tarih gerekse sosyo kültürel hayat halklarımızı, kültürlerimizi tek bir paydada buluşturmaktadır. Urfalılar ciğeri közde, Edirneliler ise tavada sever ama nihayetinde her iki halkta ciğerseverlikte buluşur.
Kısa şehir turu sırasında esnafın ve yöre halkının yoğun ilgisine mazhar olundu, bize yörenin yarı resmi içeceği "Meyankökü Şerbeti" içmek, büyüklerimizden dinlediğimiz Kıbrıs harbinin vaveylası içerisindeki Yunansitan ile çıkacak bir savaşın endişesi ile Trakya'da uygulanan karartma gecelerini hatırlamak diğer bir hoşluktu. Bizlere künyesini ve birliğini bir çırpıda okuyu verdi, bölgeyi bir kez daha görmek isteklerini iletti.
Şanlıurfa Ticaret Borsası üyesi Muzaffer Satış'ın Hadi Amcasından dinlediği Balkan Harbi anıları ,100. yılını yaşadığımız hepimizin ailesini derinden etkileyen, geride kayıplar ve acılar bırakan Balkan Faciası günlerine götürdü bizleri . Hadi Amca Urfa'nın Şanlı direnişinde yer almış, şehirde İngiliz ve Fransız işgalini yaşamış ama kendi ifadesi ile ömrünce Balkan Harbi felaketinden çıkan Edirne gibi hiçbir şehir görmediğini her mecliste söylermiş. Muhtemelen II. Balkan savaşı sırasında Edirne'yi geri alan Enver Paşa kuvvetleri ile Edirne'ye giren Hadi Amca , şehirde tek bir erkek bulunmadığını, adem namına yalnızca Şehir Müftü'sünün kaldığını böyle bir zulüm görmediğini anlatmış ömrünce, nur içinde yatsın. İşte bu sözlü tarih bile şehirlerimizin ortak geçmişini, acılarını ve kardeşliğini ve bu anıların canlı tutulması gereğini göstermektedir.
Yörenin turizm potansiyeli karşısında hayretler içerisinde kalındı. Şehir rehberi Şanlıurfa TSO Başkan Yardımcısı Cem Göncü şehrin yakın bir gelecekte 1.000.000 turisti ağırlamaya hazırlandığını söyledi. Bizlere gezdirdiği mozaiklerde Amazon savaşçılarını, onların tabiatla mücadelelerini, Hüzünlü Kraliçe ve Kıskançlık Tanrıçasını, Zeugma mozaiklerinden daha eskiye tarihlenmelerini ve incelikli işçiliklerini, en eski yerden ısıtma sistemini görmek, şimdilik Anadolu'da bulunan en eski yerleşim olduğu tespit edilen Göbeklitepe'yi gezmek "Kahramanurfa Kebap Salonu"nun ağızda yangın çıkaran pirzolasından yemek için bile Urfa'ya gidilir. Bu vesile ile bizlerde şehrin Halil'ür rahman , İbrahim Peygamber ve Balıklı Göl'den ibaret olmadığını öğrenmiş olduk.
Mihmandarımız Cem Göncü "Doğu- Batı Tek Nefes" projesinin kendisinin de düşündüğü yapmak istediği bir proje olduğunu, hatta bu konuda ziyaretimizin sabahında İl Valisi tam da bu konuyu konuştuğunu, kendilerinin desteklerini aldığını ,söyledi, ilk adımı atmanın saadeti bizlere kaldı. Karşılıklı yapılacak kermesler ile bizim o vakte kadar düşünmediğimiz bir etkinliği de projeye ekleyiverdi. Kendisinin engin bilgilerinden fevkalade faydalandık, bilgilendik. Ve görüldü ki hiçbir şey dışardan bakıldığı gibi değil ve bir şeyin ilginçleşmesi için ona 15 dakika bakmak yeterli.
Gayet huzurlu ve müreffeh olduğu açıkça görünen şehirde şehir halkının tek şikayetinin yüksek kiralar ve fahiş gayrımenkul fiyatları olduğunu, konut açığının bulunduğunu tespit ettik. 1500 konutlu TOKİ projesine üç gün içerisinde yapılan 10.000 başvuru dudaklarımızı uçuklattı.
45 derece sıcakta Urfalıların misafirperverliğinin gönlümüzde oluşturduğu ferahlık ile Peygamberler Şehri'nden, projenin geliştirecek yeni adımlarda tekrar buluşmak üzere ayrınıldı.