KPSS Sorularının Sızdırılması Davası

Son Güncelleme:

KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin 54'ü tutuklu 230 kişi hakkında "Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmak, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından açılan davada tutuklu sanıkların savunmalarının alınması işlemi sürüyor.

KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin 54'ü tutuklu 230 kişi hakkında "Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmak, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından açılan davada tutuklu sanıkların savunmalarının alınması işlemi sürüyor.


Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan sanık Mehmet Özcan, "kendisini denemek için" 2009'da KPSS'ye girdiğini belirtti.


Temmuz 2009'da devlet memuru olmak için çalıştığı işyerinden ayrıldığını ve KPSS'ye hazırlanmak için dershaneye gitmediğini ileri süren Özcan, "Evime yakın bir kütüphaneye giderek sınava hazırlandım. 2010'da KPSS sınava girdim, güzel bir netice aldım. Daha sonra Eğitim Bilimleri sınavı iptal edildi." dedi.


İptal nedeniyle "azminin kaçtığını ve sınava tekrar hazırlanmadığını" ileri süren Özcan, şunları kaydetti:


"Sınav iptal edilince şevkim kaçtı ve tekrar çalışmadım. Evimi Denizli'ye taşıyınca yenilenen sınava girmek için Ankara'ya geldim. Buradaki okulda yüksek puan alanların sınava gireceğini öğrenince moralim bozuldu. Devlete vefa borcundan dolayı öğretmen olmak istedim. Hakkımdaki tüm suç isnatlarını kabul etmiyorum. İddianamede adıma olduğu söylenen soru kitapçığı ve cevap kağıdı da bana ait değildir."


Son günlerde Türkiye'de ve dünyada yaşanan terör saldırılardan etkilendiğini ifade eden Özcan, "Lanetlediğim terör ve teröristle aynı adla anılan bir davada yargılanmaktan utanç duyuyorum." dedi.


"Motivasyonumu yükselterek çalışmaya başladım"


Sanık Mehmet Ateş de 2007'den itibaren 5 kez KPSS'ye girdiğini fakat branşındaki alan kontenjanının azlığından atanamadığını ileri sürdü.

Bir dershanede saatlik ücret karşılığında işi başladığını bildiren Ateş, "2009'da Ankara'da bir iş adamları derneğinde işe başladım. Yaşımın ilerlediği ve evlilik hazırlığında olduğum için devlete memur olarak atanmam için motivasyonumu yükselterek çalışmaya başladım." dedi.


"Yolculuktan yorulduğumdan puanım düşmüştür"


Dava konusu sınavdan aldığı puanla, alanında ilk 500 içinde yer aldığını bildiren Ateş, "Sınav iptal edilince konsantre olamadım, puanım düştü. Yenilenen sınava girebilmek için yolculuktan yorulduğumdan puanım düşmüştür. 2010'da ALES'e de girdim. Bu sınavda da matematik sorularının yüzde doksanını doğru cevapladım." diye konuştu.


HTS ve baz istasyon kayıtlarındaki kişileri tanımadığını savunan Ateş, ikametgah adresinin çevresinde alışveriş merkezi, halı saha ve benzin istasyonu olduğu için diğer kayıtların bu sebeple yer alabileceğini ileri sürdü.


Ateş'in savunmasının ardından Mahkeme Başkanı Musa Yeşil, duruşma sırasında bazı konuşmaların internet ortamında paylaşıldığının iletildiğini belirterek, sesli ya da görüntülü kayıt yapanlar hakkında yasal işlem yapılacağını söyledi.


Sanık Tuncay Ertaş ise 2010'daki sınavda gösterdiği başarıda moralinin ve motivasyonunun iyi olmasından kaynaklandığını öne sürdü.


"Aldığım puan kendi başarımdır"


Eğitim bilimleri sınavının iptal edilmesinden sonra tekrarlanan sınava girmediğini belirten Ertaş,"O sırada ikinci çocuğumuzun doğumu sorunluydu ve sezaryen ile doğum gerçekleştiği için eşimin ve benim moralim bozuldu. Bu yüzden tekrarlanan sınava girmedim. Ben derslerinde başarılı bir öğrenci olduğum için liseyi 2,5 yılda bitirdim. Hiç kimseden soru, cevap ya da bilgi almadım, bilgi paylaşmadım" dedi.


Dava konusu sınavdaki puanın ve "başarısının" kendi çalışmasından kaynaklandığını ileri süren Ertaş, "Sınavdan aldığım puanla TRT'ye yerleştim. Ancak bu puan tek başına yeterli değildir. Mülakat ve yeteneklerimin yanı sıra alın terim de bunun etkenidir. Kimsenin hakkını yemedim, kimseyi dolandırmadım" dedi.

Ertaş, 2003-2010 yılların arasında çok sayıda personeli olan bir eğitim kurumunda çalıştığını bildirerek şunları kaydetti:


"İddianamedeki MASAK raporunda benim 3 kişiyle para trafiğinde olduğum belirtilmiş. Benim para gönderdiğim söylenen Mustafa Oruç, bana para göndermiştir. Bu da alacak verecektir. Diğer kişilerle olan para transferlerini de bilmiyorum. HTS kayıtlarındaki 2 kişi ise benim arkadaşımdır. Benim bu kişilerle ne tür bir iletişim içinde olduğum belirtilmemiştir. Benim daha önce çalıştığım işyeri 'Valilik Oluru' ile açılmıştır. Eğer terör örgütü faaliyeti yapan bir kurum ise devletim benim çalışmama neden izin vermiştir?"


Sanık Mehmet Ünlü de daha önce çalıştığı okul ve dershanelerde yöneticiler, öğretmenler ve velilerle öğretmenlik görevi haricinde bir diyaloğunun olmadığını ileri sürdü.


İddianamedeki HTS kayıtlarında görüştüğü 8 kişi olduğunu bildiren Ünlü, şunları bildirdi:


"Bunlardan biri kardeşim, diğerleri arkadaşlarımdır. Baz analizine gelince, İzmir'de ablalarım ve arkadaşlarım yaşıyor. Tatilimi de İzmir'de yapmak istediğim için sınav yerimi İzmir seçtim. Diğer yer de Aydın'dır. Aydın'daki kayıt ise kayınbiraderim yaşadığı içindir. Sınavdan 1 gün önce onun evinde kaldığım için sinyal vermiştir. Kardeşim de sınava girmiştir, 110 doğrudan 87 doğruya düşmüştür. Sınavdan önce doğum yaptığı için sınavdaki doğru sayısı düşmüştür."


Yenilenen sınavdaki başarı oranının düşmesinin ÖSYM'den kaynaklandığını savunan Ünlü, "100 doğru yapan başarılı insanları İstanbul ve Ankara'da tekrar sınava alan ÖSYM'nin hatasıdır. Yurt dışında, Harvard Üniversitesi'nde 25 Mayıs'ta konferansa katılacaktım. Yakalanmadan bir gün önce uçak, konaklama ve vize konusunda her şey tamamlanmıştı, kaçmak istesem giderdim. Şu anda maalesef bir terör örgütü üyesi olduğum ileri sürülerek karşınızdayım" diye konuştu.


Duruşmaya daha sonra ara verildi.

Kaynak: AA