Kurtulmuş: Türkiye'nin Hedefi Nil-Fırat Arası
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "İsrail'in hemen Lübnan'a saldırmaya başlaması, ardından Suriye'yi hedef aldığını ortaya koyması, Nil'den Fırat'a kadar vadedilmiş toprakların nihai hedeflerinden birisinin Türkiye olduğu aşikardır.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, " İsrail'in hemen Lübnan'a saldırmaya başlaması, ardından Suriye'yi hedef aldığını ortaya koyması, Nil'den Fırat'a kadar vadedilmiş toprakların nihai hedeflerinden birisinin Türkiye olduğu aşikardır. Bunu bilmek için saf olmamak yeterlidir." dedi.
Kurtulmuş, Meclis Tören Salonu'nda düzenlediği 28. Dönem 1. ve 2. Yasama Yılı Değerlendirme Toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Yeni anayasanın içeriğine ilişkin bir soruya karşılık Kurtulmuş, yıllardır siyasetin içerisinde olan bir kişi olarak, anayasa ile ilgili çok sayıda konuşması olduğunu ancak TBMM Başkanı olarak bu konuda özellikle şahsi fikirlerini beyan etmekten kaçındığını; şu anda önemli olanın, herkesin açık konuşabileceği bir ortamın hazırlanması olduğunu ve konular ortaya çıktıkça kendisinin de fikirlerini söyleyeceğini belirtti.
Son anayasa değişikliğinin 2017'de yapıldığını anımsatan Kurtulmuş, "Darbe anayasasının ruhu halen oradadır. Tamamıyla egemenliğin millette olduğu, bunun hiçbir kurum ve kuruluşla paylaşılmadığı, herkesin yetki ve sorumlulukları çerçevesinde üzerine düşenleri yaptığı bir anayasadan bahsediyorum. Hak ve özgürlük maddelerine baktığınız zaman, her birisi özgürlükleri genişletiyormuş gibi görünmekle birlikte herhangi bir özgürlüğü saydıktan sonra 'ama, ancak' diyerek kısıtlamaya gidilmiş olan bir anayasadır. Sadece kullandığı dil üzerinden gerçekleşse bunun ne manaya geldiği çok açık şekilde görülecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretiyle aynı zamanda kendisinin de Rusya ziyaretinde bulunmasına ilişkin bir soruya Kurtulmuş, iki ziyaretin planlı olarak aynı döneme denk gelmesinin bir tesadüf olduğunu söyledi.
Çok kutuplu bir dünyaya doğru gidildiğini ve yeni bir dönemin ortaya çıktığını; bölgesel ve küresel işbirlikleri, birtakım yeni güç dengeleri ve güç denklemlerinin ortaya çıkacağını anlatan Kurtulmuş, "Bu bile gösteriyor ki Cumhurbaşkanımız büyük bir liderlikle orada dünyanın farklı ülkelerinden insanlarla bir araya gelirken, BM'nin toplantısında Türkiye'nin görüşlerini çok net bir şekilde dünya kamuoyuyla paylaşırken bizim de TBMM heyeti olarak Rusya'da bu kadar üst düzey toplantılar yapmamız, bu kadar hüsnükabul görmemiz, Türkiye'nin gücünü gösteren önemli bir göstergedir. Bunu, Türkiye'nin gücünün ve dünyada da Türkiye'nin potansiyel gücünün nasıl anlaşıldığına dair önemli bir gösterge olarak görüyorum. Gereğini yerine getirirsek bu sürecin Türkiye'ye yeni kapılar açacağına inanıyorum." diye konuştu.
Kurtulmuş, "Türkiye, İsrail saldırganlığının durdurulması konusunda daha aktif bir tavır almayı değerlendiriyor mu?" sorusu üzerine, tüm uluslararası toplantılarda Türkiye'nin bir numaralı maddesinin Gazze olduğunu; İsrail'in saldırılarının durdurulması, bölgeye insani yardımların ulaştırılması ve barışın sağlanması konularında çaba sarf edildiğini kaydetti.
"Her türlü uluslararası platformda bunun mücadelesini veriyoruz ama İsrail'in bu saldırgan politikasının iyi anlaşılması lazım." diyen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İsrail'in aslında Gazze'yi işgali bu işin üçüncü perdesi. İşin birinci perdesi İngilizlerin 1917'de bölgeden ayrılmasıydı. İşin ikinci perdesi 1990'larda Irak'ın işgal edilmesiydi. Adım adım, bölgede İsrail'e karşı uyanık olabilecek tüm güçlerin bertaraf edildiği bir süreci yaşadık. En son Nasrallah'ın öldürülmesinden sonra ABD'den gelen tutumu görüyorsunuz. Neredeyse 'Teşvik ediyoruz, onaylıyoruz.' manasına gelen sözler söylüyorlar. İsrail, hazır bölge ülkelerini bu kadar dağılmış vaziyette bulmuşken, kendi içlerinde problemleri çözemez inisiyatifsiz bir hale gelmişken ve ABD ile Batı bu coğrafyaya fiziki varlığıyla abanmışken 'Ben de son adımı atayım yani Nil'den Fırat'a kadar büyük İsrail'i kurayım.' diyor. Gazze meselesinin ilk gününden itibaren söylediğimiz şudur; sanılmasın ki İsrail'in derdi Gazze'dir, Filistin'dir. İsrail Gazze'deki katliamları kadar aynı şeyi Batı Şeria'da da yapıyor. Ama İsrail'in hemen Lübnan'a saldırmaya başlaması, ardından Suriye'yi hedef aldığını ortaya koyması, Nil'den Fırat'a kadar vadedilmiş toprakların nihai hedeflerinden birisinin Türkiye olduğu aşikardır. Bunu bilmek için saf olmamak yeterlidir."
"Türkiye'nin bir tane ekseni vardır, o da kendi milli eksenidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Rusya temasları kapsamında ekonomik işbirliği grubu BRICS'e üyelik başvurusu konusunda nasıl bir izlenim edildiği sorusu üzerine, temasların hepsinde Türkiye'nin BRICS'e üyeliğinin gündeme geldiğini; bu temaslarda Türkiye'nin de böyle bir platformun içerisinde olmasına müspet baktıklarını müşahede ettiğini söyledi.
BRICS'in gelişme potansiyeli olan bir platform olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Bunun nasıl gelişeceğini, nasıl seyredeceğini biz de zaman içerisinde göreceğiz. Türkiye, çok taraflı diplomasisinin gereği olarak aynı anda birden fazla yerle ilişkisini sürdüren ülkedir. Türkiye ne doğunun ne batının, ne kuzeyin ne güneyin paraleline ya da peykine düşecek bir ülke değildir. 'Türkiye oraya yöneliyor, orada da üyelik için gayret ediyor.' diye eksenini değiştirecek bir ülke de değildir. Türkiye'nin bir tane ekseni vardır, o da kendi milli eksenidir. Türkiye bu milli ekseni çok taraflı dış politikasıyla tahkim etmeye çalışıyor. Bakacağız, daha BRICS meselesi çok başlarda, olgunlaşma safhasında olan bir girişim. Türkiye bu konuda beyanını, tavrını ve niyetini ortaya koyuyor." ifadelerini kullandı.
Bu dönemde yeni bir anayasa yapıp yapılamayacağı konusundaki bir soru üzerine Kurtulmuş, anayasa yapılabilmesinin bir aritmetik meselesi olduğunu, partilerin önerilerinin iyi bir şekilde tartışılması, bunun şeffaf, açık, anlaşılabilir ve önyargısız bir şekilde sürdürülmesi durumunda bir uzlaşının olabileceğini düşündüğünü söyledi. Kurtulmuş, "Bu Meclis bunu yapabilir, yapmalıdır. Cumhuriyetimizin ikinci asrının, Türkiye'nin yeni bir yüzyılının, bu kadar büyük küresel ve bölgesel sorunlarla boğuştuğumuz bir dönemde Türkiye'nin demokratik, kuşatıcı, kapsayıcı bir anayasa yapma ihtiyacı vardır. Ama sonuçta karar verecek olan parlamentodaki milletvekili arkadaşlarımızdır. Bir iki partinin değil tüm siyasi partilerin sorumluluğudur. İyi niyetle görüşülürse sonuç alınabileceğini düşünüyorum." dedi.
Numan Kurtulmuş, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın İsrail saldırısında öldürülmesinin ardından sosyal medya hesabından paylaştığı taziye mesajına ilişkin bir soruya karşılık şu yanıtı verdi:
"Bu, benim kendi inisiyatifim. İsrail'in bu tavrı karşısında herkesin şunu görmesi lazım; İsrail, 'Bu Filistinlidir, Arap'tır, Acem'dir, Türk'tür, Sünni'dir, Şii'dir, Hristiyan'dır, Dürzi'dir.' diye ayırt etmiyor. İsrail, bölge halklarının tamamına karşı bir savaş yürütüyor, bir devlet adabıyla değil terör örgütüymüş gibi davranıyor, ülkelerin egemenliğini tanımıyor. Bu kabul edilemez. Böyle bir ortamda her kim ki İsrail'in saldırıları karşısında Sünnilik-Şiilik, Araplık-Acemlik, Müslümanlık-Hristiyanlık kavgasına tutuşursa İsrail'in ekmeğine yağ sürer. Bütün bölge halklarının, bu saldırganlığı nasıl durduracakları konusunda kendi siyasi kimliklerini, etnik aidiyetlerini, mezhebi oryantasyonlarını bir tarafa bırakarak ortak nasıl harekete geçirilebilecekleri, dünya halklarının nasıl bu işin içerisine ortak olabileceği üzerine odaklanmak lazım."
(Sürecek)