Okan Üniversitesi’nde Aihm Kararları Tartışıldı
Gündemdeki konuların akademik açıdan da masaya yatırılmasına önem veren Okan Üniversitesi'nde, bünyesinde birçok güncel tartışmayı barındıran Mülkiyet konusu "Mülkiyet İhlallerinden Doğan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları: Sorunlar ve Çözüm Yolları" başlıklı uluslararası bir sempozyum ile masaya yatırıldı.
Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen yerli ve yabancı hukukçuların büyük ilgi gösterdiği uluslararası hukuk sempozyumuna "Strasburg' da Görülen Güney Kıbrıs Davaları" damgasını vurdu.
1500 Mülkiyet Davası Kuzey Kıbrıs'ın kapısında
Güney Kıbrıs'taki Rumların, KKTC'de 1974 askeri harekâtının ardından kuzeyde kalan mallarına erişimlerinin engellendiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açtıkları davalarda, Türkiye aleyhine çıkan pek çok ihlal kararına dikkat çekilen sempozyumda, bu sürecin Loizidou davası ile başladığı ve Mal Tazmin Komisyonu'nun kuruluşuna ve tanınmasına kadar devam ettiği hatırlatıldı.
EMİNE ERK: 1500 DAVA KAPIDA
5 yıldan fazla adanın kuzeyinin yaşadığı Mülkiyet sorunlarıyla yakından ilgilenen ve1996–1999 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye aleyhine Kıbrıs ile ilgili davaların savunmasını yürüten hukuk ekibinde yer alan Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Avukat Emine Erk, sempozyuma sunduğu bildiride, Mart ayında yapılan tespitlere göre KKTC aleyhine 1500 davanın AİHM yolunda olduğunu söyledi.
Kıbrıs'ın Kuzey ve Güney olarak ayrılmasından sonra Kuzey'den Güney'e göçenlerin ve Güney'den Kuzey'e göçenlerin mallarının mülkiyet sorununu doğurduğunu vurgulayan Emine Erk, Kıbrıslı Rumlar'ın bu konuyu AİHM'ne giderek çözmeye çalıştıklarını hatırlattı. Emine Erk, şunları söyledi: "AİHM bu konuyla ilgili bir içtihat çıkararak davalı tarafı T.C. olarak işaret ediyor, buna karşılık Türkiye bu konunun muhatabı olmadığını orada bir KKTC hükümeti olduğunu ve sorumluluğun onlara ait olduğuna vurgu yapıyor. Fakat mahkeme; KKTC uluslararası alanda tanınmış bir devlet olmadığı için ve Türkiye'nin oradaki askeri varlığını ve etkisini ortaya sürerek Türkiye'yi sorumlu tutuyor. Kısacası uluslararası platformda KKTC bu davalardan sorumlu tutulamıyor, Kıbrıslı Rumların insan hakları ihlallerinin sorumlusu Türkiye olarak görülüyor."
TÜRKİYE'Yİ MAHKUM ETTİREN AVUKAT
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vatandaşı Loizidou'nun Girne'deki taşınmazları üzerindeki mülkiyet hakkını kullanamadığı gerekçesiyle 1996 yılında Türkiye aleyhine ihlal kararı verdiği Loizidou davasını yürüten Lellos P. Demetriades Hukuk Bürosu avukatlarından Dr. Costas Paraskeva, aynı şekilde KKTC Türkleri'nin açtığı davaların da olduğunu söyledi. Loizidou davasını hatırlatarak konuşmasına başlayan Dr. Costas Paraskeva, AİHM tarafından öngörülen bir çare olan Taşınmaz Mallar Komisyonu'nun da aslında sorunlu göründüğünü ve tam anlamıyla uluslar arası bir nitelik taşımadığını söyledi. Paraskeva, şu sözlerle konuşmasına devam etti: "AİHM, amir bir organ olmamakla birlikte TC için yükümlülüklerini yerine getirmeli ve Rumlarının haklarını tazmin etmeli. AİHM bu konulardaki belirleyici faktörün ne olduğunu anlamaya çalışmakla birlikte konut haklarıyla ilgili sistematik bir sorun olduğunu ve bunu Türkiye'nin çözmesi gerektiğini söylüyor. AİHM'ye başvuru sebebinin iç hukuk yollarında sorun yaşanması olduğunu söylüyor. Bu noktada TC'nin yükümlülüğü olduğundan söz ediliyor ilki gelecekte oluşacak sistematik problemi ortadan kaldırmak, ikincisi ise ihlal durumlarında tazmin yükümlülüğünü yerine getirmek."
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Koçak, gerek Kıbrıs merkezli olarak Loizidou davası ve son günlerde tartışılan Orams davalarının bu konuyu yeniden uluslararası arenada gündeme getirdiğine dikkat çekti. Koçak, "Türkiye'nin bu konularda sıkıntıları var. Bu bir sempozyumda konuyu hem tarafların ve hem uluslararası hukukçuların akademik ortamda hukukçuların tartışmasını amaçladık" dedi.
''Küreselleşme, medya, internet ve iletim alanındaki gelişmeler insan haklarına evrensel bir anlam kazandırıyor''
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Kahraman ise, "Küreselleşme, medya, internet ve iletim alanındaki gelişmeler insan haklarına evrensel bir anlam kazandırmış ve insan haklarına saygı uluslar arası ilişkilerde önemli hale gelmiştir. Bu da gerek devleti ve gerek toplumu oluşturan bireyleri daha bilinçli olmaya yöneltmiştir" dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Türkiye'den yapılan başvuruların büyük bölümünün adil yargılama üzerine olduğunu belirten Kahraman, şöyle devam etti: "İnsan hakları ihlalleriyle mücadeleyi amaçlayan ve mevzuatı insan hakları ile uyumlu hale getirmeye çalıştığımız yasalar Türk halkına hak ettiği bir yargı sistemini sunmayı amaçlıyor. Bunu yapabildiğimiz takdirde insan haklarına ilişkin uygulamalar yüzünden AİHM'ne başvurular azalacaktır. Bu konuda birinci sıradaydı Türkiye, ama o manada biraz gerileme kaydetti. Bu kısmen de olsa sevindirici."
Mülkiyet İnsan Hakkıdır
Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Bekir Okan ise Okan Üniversitesi'nin dünya üniversitesi olmayı hedeflediğini belirterek, "Dünyanın ve Türkiye'nin sorunlarını konunun uzmanlarının bir araya geldiği akademik tartışma ortamları yaratarak çözüm önerileri üretmek de dünya üniversitesi olma vizyonumuzun bir parçası" dedi. Mülkiyet ihlallerinden doğan sorunların ve çözüm yollarının ele alındığı sempozyumun açılışında konuşan Bekir Okan, Mülkiyetin bir insan hakkı olduğunu ancak bu sınıflandırmanın maalesef sadece felsefi kalmayan savaşların sonucu elde edildiğini belirtirken, konuşmasına şu sözlerle devam etti: ''Mülkiyet hakkı, hukukun temelleri arasında yer alan ayni bir haktır. Yani, sahibine hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen bir haktır. Herkes mülkü ile ilgili, kullanma, faydalanma ve tüketme haklarına sahiptir. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1 Nolu Ek Protokü ile güvence altındadır. Gerçek şu ki, globalleşen dünyada, mülkiyet konusunun, hem devlet perspektifinden, hem bireysel haklar açısından, hem de uluslararası ilişkiler merceğinden, değerlendirilmesi gerekiyor."
Okan Üniversitesi Rektörü Sadık Kırbaş, sempozyumun açılışındaki konuşmasında, "Üniversitemiz kısa sürede bir dünya üniversitesinin sahip olması gereken niteliklerde bir kampüse sahip oldu. Çok güçlü bir kadro kurarak, gelişen ihtiyaçları göz önünde alarak Çince mütercimlik gibi bazı bölümleri ilk kez açtık" dedi. Türkiye'nin sorunlarını, ekonomik ve siyasal yakından izlediklerini belirten Prof. Dr. Kırbaş, zaman zaman üniversitenin bu konulara ilişkin yorumlar ve bilimsel yaklaşımlarla katkıda bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Kırbaş, bu sempozyumun Okan Üniversitesi ile Adalet Bakanlığı arasındaki işbirliğinin bir ürünü belirtti.