Özgür Özel: Bu mücadeleden ölmek var, dönmek yok
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Manisa'da partililere seslenerek, parti içi muhalefeti ve saray ittifakını eleştirdi, üyelerin doğrudan oy kullanacağı bir kurultay çağrısı yaptı ve mücadeleden dönmeyeceğini vurguladı.
(MANİSA) - Özgür Özel, "Parti içinde birtakım hazımsızların Türkiye'deki yürüyüşümüzü durdurmak isteyen sarayın oyununa gelmesiyle, onların kayığına binmesiyle, 31 Mart 2023 seçimini kabullenemeyenlerle Cumhuriyet Halk Partisi'nin 5 Kasım 2023 kurultayını kabullenemeyenlerin, yani sultancılarla butlancıların ittifakı vardır karşımızda. Bu mücadeleden ölmek var, dönmek yok. Her şeyi alabilirler, otobüslerimizi aldılar, araçlarımızı aldılar, binamızı aldılar, personelimizi aldılar. Biz o binaya geldiğimizde o binanın ışıklarını seçim akşamları erkenden söndürmemenin, sabaha kadar yanmasının sözünü vermiştik. Benim o binayla ilişkim seçimi akşamı ışıklarının sönmemesi üzerindedir" dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Kurban Bayramı dolayısıyla gittiği memleketi Manisa'da CHP İl Başkanlığı önünde vatandaşlar ve partililerle bir araya geldi.
Özel, İl Başkanlığı önünde yaptığı konuşmada, "Bu mücadele parti içi bir mücadele değildir. Parti içinde bir takım hazımsızların, Türkiye'deki yürüyüşümüzü durdurmak isteyen sarayın oyununa gelmesiyle, onların kayığına binmesiyle; yani 31 Mart 2023 seçimini kabul edemeyenlerle, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 5 Kasım 2023 kurultayını kabul edemeyenlerin, yani sultancılarla butlancıların ittifakı vardır karşımızda. Bunun için buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bu sokak şahit. Bu baba ocağından CHPi'nin milletvekili olarak, 2011'den sonra 2014'te belediye seçimlerinde 'Çok yorulduk' diye bana kontenjan teklif ettiler, 'Koyalım birinci sıraya' dediler. 2015'te Manisa'da ön seçim vardı. Geldik bu binaya, teslim olduk, ön seçime girdik ve ön seçimde 13 bin oyun 10 bin 650'sini alarak, yüzde 84'ünü alarak tüm Türkiye'nin tüm zamanların ön seçim rekorunu kırarak milletvekili olmuş bir kardeşinizim ben" dedi.
"HİÇ KİMSE EVİRİP ÇEVİRMESİN"
İstinaf kararıyla CHP Genel Başkanı olarak tedbiren görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu'na çağrıda bulunan ve Kurban Bayramı'ndan 15 gün sonraki pazar gününde, 973 ilçede, 81 ilde bütün CHP ilçe başkanlıklarına sandıkları kurarak, 2 milyon CHP üyesi ile genel başkanlık seçimi yapması önerisinde bulunan Özel, şöyle konuştu:
"Şimdi hiç kimse evirip çevirmesin. Diyor ki, 'Kurultay yapacağım, zamana yayacağım. Mahallelerden başlatacağım seçimleri.' Bir yıl kalınca da yapılabiliyor biliyorsunuz. Yani seçilmemiş olarak kalacağız, milletvekili seçimlerine, Cumhurbaşkanı seçimlerine bu kadro ile gireceğiz. Bu felakettir. Onun için teklifim şudur: Biz önümüzdeki ilk mesai gününde, 1 Haziran'da yapılacak Parti Meclisi'nde, 45 gün sonraya derhal kurultay kararını alalım. O 45 günün içerisinde; 15 gün sonra olur, 20 gün sonra olur, 2 milyon üyemizin önüne sandığı koyalım. Üye, Türkiye'ye örnek olacak biçimde sandığa gitsin, genel başkan adayını oylasın. Sandıktan kim çıkarsa kurultayda onun arkasında birleşelim, partiyi iktidara taşıyalım. Tüm üyelerin oy kullanmasıyla seçilecek bir genel başkanı kimse tartışamaz. Kendi yaptığınız kongrede, kendi yaptığınız delegelerle yarıştık, kazandım. Hazmedemediniz, yakıştıramadınız. 'CHP'nin başına kimin geçeceğine devlet karar verir.' Bunu hesaba katmadık dediler. Bir bahçıvanın torunu ile emekli öğretmen çocuğuyla, Manisa'nın evladından genel başkan olmaz dediler. Şimdi buradan bütün Türkiye'deki siyasetçilere, gazetecilere, yazarlara, çizerlere, tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum: Delege oyunları, delege hileleri, onlar bunlar… Ben son delege ile, bir önceki ile ama Kemal Bey ile yarıştığımız delege ile seçsinler. Hangi delege ile olursa ben seçime varım. Tüm üyelerle seçime dünden razıyım."
"SİSTEMİ MUNDAR ETTİNİZ"
Bütün üyelerin sandığa gidip mahalle, sonra ilçe, sonra il, sonra kurultay delegesi seçtiği sistemi eninde sonunda mundar ettiniz, mahkemelere düşürdünüz, kesinleşmiş mazbatayı AKP yargısına taşıdınız. Hiç şimdi kıvırmayalım. Şimdi 2 milyon üyeye direkt soralım. Açık söylüyorum, rakip çıksın yarışalım. Beni geçen birisi olursa elini kaldırmayacağım, elini öpeceğim, ömrüm boyunca peşinde gezeceğim. Ayrıca öyle en yüksek oyla değil, yüzde 50 ile değil; ben bu üyenin, bu şartlar altında en son 2011 Mart ayında yüzde 84'ünü almıştım. İddia ediyorum, sandığı koyun, oy kullanan üyelerin yüzde 85'i istemezse, yüzde 80 oy alsam görevi kabul etmeyeceğim. İnsan, siyasetçi olan sandıktan kaçmaz, partili olan üyeden kaçmaz. Partili iseniz, demokrasiye inanıyorsanız ve partinin iktidar yürüyüşünü durdurmak istemiyorsanız yolu açın, iktidar yolundan çekilin. Bırakın CHP iktidara yürüyor.
"261 MİTİNGTİR PARTİ İÇİ MESELE KONUŞUYORUZ, BU KONU PARTİ İÇİ MESELE DEĞİL"
261 mitingtir ilk kez parti içi mesele konuşuyoruz. Esnafın, emeklinin, emekçinin, köylünün, gençlerin sorunlarını konuşup iktidara yürümek varken parti içi mesele konuşuyoruz. Ama kimse yanılmasın, bu konu parti içi bir mesele değil. Bu mesele benimle Kemal Bey arasında değil; millet ile AK Parti arasındadır. AK Parti; 20 bin lira maaşla yüzüstü bıraktığı, vefasızlık yaptığı emeklinin gazabından kurtulmak için; 28 bin lira ile 'Ya evde otur aç kal ya karnını doyur sokakta kal' dediği asgari ücretlinin öfkesinden kurtulmak için; perişan ettiği çiftçiyi ve siftahsız dükkan kapatan esnafın gazabından kurtulmak için CHP'yi karıştırmaya, CHP'yi bölmeye, CHP'de ikilik çıkarmaya, CHP'yi yolundan etmeye çalışmaktadır. Çünkü biz ilk günden beri yoksulluğa savaş açtık. Yoksulluğu yönetmek değil, yok etmek üzere yola çıktık. Dirseği çürümüş, ellerini nasırlar bürümüş, gözlük camları büyümüş emeklinin sesini duyurmak için mücadele ettik. Sendikal mücadeleye destek verdik. 'En kötü sendika sendikasızlıktan iyidir' dedik. Soma'nın hakkını yedirmedik ve madencinin yanında durduk, emekçinin yanında durduk.
"BU ANLAYIŞLA SANDIĞA GİDİLİRSE YİNE REKOR KIRILACAK
Biliyor ki AK Parti, bu Cumhuriyet Halk Partisi bu yönetim anlayışıyla sandığa giderse 31 Mart'ta olduğu gibi rekorlar kırılacak, suskunlar sandıkta konuşacak. Ses etmeyenler, sorulan sorulara cevap vermeyenler, endişelerinden dolayı sokağa dökülmeyenler içini sandıkta dökecekler. Yine seçimden önce 'Biz kazanıyoruz' diye sandıkları seçimde nasıl tarihi hezimet yaşadılarsa ilk seçimde onları mutlaka yeneceğiz. Onların yenilmesinden korkan ne kadar yandaş müteahhit, ne kadar yolsuzluğa bulaşmış ve ne kadar bu milletin kanını emen kene varsa AK Parti'yi iktidarda tutmak için partimize her türlü iftirayı, her türlü hakareti, her türlü saldırıyı yapıyorlar. İşte bu yüzden bize yapılan saldırı emeklinin insanca yaşama hakkına yapılan saldırıdır. CHP'ye yapılan saldırı tüm işçilerin grevli toplu sözleşmeli sendikal haklarına kavuşma umuduna yapılan saldırıdır. Bize yapılan saldırı vatandaşlık temel geliriyle yoksulluğu yok edeceğimize yapılan saldırıdır. Bize yapılan saldırı YÖK'ü yok edip üniversiteleri özgürleştirme inancımıza yapılan saldırıdır. Bize yapılan tüm saldırılar aslında toplumu sindirmek, sindirdiği toplumu ayağa kaldıranlara had bildirmek ve bir mücadeleyi, bir yürüyüşü durdurmak için yapılan saldırıdır. Aynı zihniyet 19 Mart tarihinde, 19 Mart 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu'na saldırmış, onu 14 aydır hapiste tutmaktadır. Buradan Silivri'de yatan başta Ekrem Başkan, bütün arkadaşlarımıza, yol arkadaşlarımıza, Ekrem Başkan'dan Demirhan Gözaçan'a kadar tüm yoldaşlara kuvvetli bir alkış.
"BU MÜCADELEDEN ÖLMEK VAR, DÖNMEK YOK"
Değerli hemşehrilerim, üç tekerlekli bisikletle Manisa'nın ara sokaklarında, arka sokaklarında, çıkmaz sokaklarında büyüdüm ben. Siz Özgür Özel'i biliyorsunuz. Ailesini biliyorsunuz. Esnaflığını biliyorsunuz. İnsanlığını biliyorsunuz. Buradan bütün Türkiye'nin önünde siz Özgür kardeşinizden razı mısınız? Ben de sizden razıyım. Atılan iftiralara inanan var mı? Bu yalancılara, bu sahtekarlara karşı evladınızın arkasında durmaya devam edecek misiniz? Ben de size söz veriyorum. Bu mücadeleden ölmek var, dönmek yok. Her şeyi alabilirler, otobüslerimizi aldılar, araçlarımızı aldılar, binamızı aldılar, personelimizi aldılar. Biz o binaya geldiğimizde o binanın ışıklarını seçim akşamları erkenden söndürmemenin, sabaha kadar yanmasının sözünü vermiştik. Benim o binayla ilişkim seçimi akşamı ışıklarının sönmemesi üzerindedir. Bunun için şunu bilin, Cumhuriyet Halk Partisi ilk kurulduğunda da genel merkezi yoktu. Seçim sonradan çıktı. Önce ülkeyi kurtarmak vardı. Kurtuluş mücadelesi vardı. Ordu kurmak vardı, düşmanı atmak vardı. Sonra ülkeye Cumhuriyeti kurmak, demokrasiyi getirmek sonra da sandığı getirmek vardı. Bu parti binalarda kurulmadı, binalardan yönetildiğinde yükselmedi. Bu parti ne zaman bu binalardan çıktı, sokağa indi, meydana koştu, vatandaşla buluştu. Bu parti o zaman birinci parti oldu. O yüzden biz bundan sonra birlikte olmaya, iktidar için mücadele etmeye, partimizi geri almaya ve ardından Türkiye'de iktidarı değiştirmeye kararlıyız. Demin söyledim, 'Sus Ankara merkezli siyaset yap. Git partinin başında otur, huzur bul. Arkadaşlarını sat. Bizimle anlaş' diyenlere verdiğim cevap Manisalılar beni bilir, yatılı okul arkadaşlarım beni bilir, baş veririm, boyun eğmem, kimseyi satmadım bundan sonra satmayacağım. Bu partiyi de kimseye bırakmam, kimseye teslim etmeyeceğim.
ŞİMDİ YİNE ZORLU BİR YOLCULUĞA ÇIKIYORUM
"Değerli Manisalılar, değerli hemşehrilerim, burada görüyorum. Sadece Cumhuriyet Halk Partililer yok. Yani 15 yıl boyunca, uğraş uğraş uğraş yüzde 6'dan yüzde 30'a gelsin parti, sonra 10 ayda yüzde 60'a çıksın. Bunun bir açıklaması var. Manisalılar, Manisa'nın bütün demokratları sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları, hepsi Manisa ittifakında birleştikleri için, canım ciğerim Ferdi kardeşimin yüzündeki o gülümsemede umudu ve birlikte kurduğu oturuşu gördükleri için biz bu başarıyı gösterdik. Hemşerilerine sahip çıktıkları için biz bu başarıyı gösterdik. Koyu AKP'lilerle yolda karşılaştık. Dediler ki 'Isparta nasıl Süleyman Demirel'e sahip çıkıyorsa biz de ne yapacağımızı biliyoruz.' Manisa'nın en bilinen ülkücüleri, en koyu milliyetçileri 'Rizeliler ne yapıyorsa Manisa da onu yapacak' dedi diye bu haldeyiz. Hepsine minnettarım. Şimdi de buraya bize sahip çıkmaya gelen Manisa'nın tüm renklerine, tüm partililerine, tüm demokratlarına yürekten teşekkür ediyorum. Her birinizi ayrı ayrı… Zaten her birinizi isim isim biliyorum. Her bir büyüğümü annem - babam gibi, akranlarımı kardeşim Barış gibi, küçüklerimi evladım İpek gibi seviyorum. Şimdi evlerinize gideceksiniz, ailenize de benden selam. Komşulara benden selam. Siz dünyanın en iyi insanlarısınız ve hakkınızı helal edin. Ben bir yola çıkarken geldim, helallik istedim. O yolun sonu iyi oldu. Bugün o yol nokta koymadı ama bir virgül oldu. Şimdi yine zorlu bir yolculuğa çıkıyorum hemşerilerim. Manisa size emanet, siz birbirinize emanetsiniz. Hakkınızı helal edin. Hepinizi çok seviyorum. Bayramınızı kutluyorum, bayramda buradayız. Hep birlikte olacağız. Söz veriyorum, çok daha güzel bayramları hep birlikte yaşayacağız. Bu yürüyüşte evladınızı hiç yalnız bırakmadınız. Bundan sonra da benimle birlikte yürümeye devam edecek misiniz? Birlikte yürüyecek miyiz? Haydi o zaman yürüyelim arkadaşlar. Yürüyelim."