Referandumu Boykot Edecekler
Arif ARSLAN/BATMAN, (DHA) BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 12 Eylül'de yapılacak anayasa değişiklik paketi referandumunu boykot edeceklerini açıkladı.
Arif ARSLAN/BATMAN, (DHA)
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 12 Eylül'de yapılacak anayasa değişiklik paketi referandumunu boykot edeceklerini açıkladı. Demirtaş, "Bütün çabamız, 'evet' ve 'hayır'dan daha yüksek bir boykot sayısıyla yeni anayasa talebini, istemini görünür hale getirmek ve takipçisi olmak" dedi.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak ile Batman'da partisinin genişletilmiş il başkanları bölge toplantısına katıldı. 12 Eylül'de yapılacak referandumu boykot edeceklerini söyleyen Demirtaş, şöyle konuştu:
"Biz BDP olarak bütün gücümüzle bu referandumu boykot edeceğimizi ve yeni anayasa talebimizden asla vazgeçmeyeceğimizi açıklıyoruz. Boykot, yani sandığa gitmeyen insan sayısı kadar bu ülkede yeni anayasa isteyen kitleler vardır mesajını biz 12 Eylül'de ortaya çıkaracağız. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin kararı partimizin tavrında herhangi bir değişiklik, herhangi bir tartışma yaratmamıştır. Partimizin bu konudaki boykot kararı ısrarlı bir şekilde sürecektir."
Demirtaş, 12 Eylül günü, boykot sayısının 'evet' ve 'hayır' oyundan daha fazla çıkacağını savunarak, "Bütün çabamız 'evet' ve 'hayır'dan daha yüksek bir boykot sayısıyla, yeni anayasa talebini, istemini, görünür hale getirmek ve takipçisi olmak. Parti olarak bunun öncülüğünü yapabilmektir" dedi.
Demirtaş, 3 yıl önce parlamentoda seçim barajının yüzde 3'e düşürülmesine yönelik kanun tekliflerinin bütün ısrarlarına rağmen gündeme alınmadığını söyleyip, CHP'nin seçim barajıyla ilgili verdiği kanun teklifinin tartışmaya açılmasının önemli olduğunu kaydetti.
Demirtaş, "Şimdi buradan çağırı yapıyoruz. Madem öyle, haftaya Meclis tatile girmeden gelin kanun tasarılarını ortaklaştıralım, seçim barajını düşürelim ve yapılan değişikliğin ilk seçimde uygulanacağı maddesini koyalım, Meclis'i ondan sonra kapatalım. Samimiyetiniz varsa bunu yapalım. Yok eğer taktik yapıyorsanız, dostlar alışverişte görsün diye yapıyorsanız biz bunu da boşa çıkaracağız" dedi.
ACILAR ARASINDA AYRIM YAPILAMAZ
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bölgede artan terör olaylarına da değinip, Türkiye'nin birçok yerinde çatışmalar ve bunun sonucunda da ölümlerin olduğunu söyledi. Bir insan yaşamını yitirdikten sonra, geride kalanların ailelerinin acısı arasında, acılar arasında bir ayırım yapılamayacağını söyleyen Demirtaş, şöyle konuştu:
"Hiç kimse böyle bir ayırım yapamaz. Yaşamını yitiren kişinin üniformasına bakılmaksızın, bütün anaların, bütün babaların acısı saygındır, saygı gösterilmesi gerekir ve paylaşılması gerekir. Bu nedenle özellikle PKK gerillaların yaşamını yitirmesinden sonra devlet yetkililerinin, hükümet ve ordu yetkililerin tutumları kabul edilemezdir. Acının rengi yoktur, Türk'ün acısı başka Kürt'ün acısı başka değildir. Bir askerin annesinin acısı başka, bir gerilla annesinin acısı başka değildir. Eğer bu acılar arasında bir ayırım yapılırsa ve bunlar görmemezlikten gelinir ve o ailesinin acısına acı katacak uygulamalar yapılırsa kimse bu toplumda barışı sağlayamaz. Bu açıklamaları yapanlar, bu fiileri, eylemleri gerçekleştirenler bu toplumda barışı istemeyenlerdir. Çabalar dursun diye bu kadar çaba sarf ediyoruz, buna rağmen bu kadar ölümler yaşanıyor. Fakat ölüm gerçekleştikten sonra onun yaşamını yitirenlerin cesedine işkence yapmak, cenazeleri ailelerini ailelerine teslim etmemek için ulusal ve uluslararası hukuku çiğnemek, dini vecibelerini yerine getirmesine izin vermeden polis eliyle topluca çukurlara gömmek bu halk açısından asla kabul edilmez."
HALKIN CENAZELERİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ
BDP milletvekilerin çatışmalarda ölen PKK'lıların cenazelerine katılmalarına verilen tepkilere de değinen Demirtaş, şunları söyledi:
"Şimdi birileri çıkıp 'BDP milletvekilleri niye cenaze törenlerine taziye evlerine gidiyor?' diyor. Kusura bakmayın ama bu insanlar bu ülkenin vatandaşları, onların aileleri bu ülkenin vatandaşları ve onların acısı bizim acımızdır. Eğer bu acılara sahip çıkılmazsa, eğer bu toplumun ortak acısı değildir denilecekse bu bir düşman bakış açısıdır. Kaldı ki düşmanına bu şekilde bakan anlayışları bile biz reddederiz. En kötü en kirli savaşlarda bile cenazelere, taziyelere ve acılara saygı gösteriliyor. Şimdi bu cenazeler ve taziyeler üzerinden topluma ırkçı milliyetçi kışkırtıcı duygular yaymanın kime ne yararı olabilir? Bu cenazeler üzerinden Türkiye toplumunu özellikle batıda yaşayanları kışkırtmak kimin yararına olabilir? Bu cenazeler aileleri tarafından teslim alınacak, defnedilecek, dini vecibeleri yerine getirilecek, taziyeleri kurulacak, biz de bu seçmenlerimizin bu ailelerimizin acılarını paylaşacağız. Hiç kimse böylesi insani ve vicdani bir görevi yerine getirdiği için vekillerimizi, partililerimizi suçlayamaz, suçlama cesaretinde bulunamaz."
Şehitlerin cenaze törenlerinde yapılan konuşmalara değinen Demirtaş, şöyle dedi:
"Bugün asker cenazelerinde siyasetçilerin, valilerin, askerlerin yatığı konuşmalara bir bakın. Tümüyle 'intikam, kanları yerde kalmayacak, öcleri alınacak' konuşmaları. Şimdi her cenaze törenlerinde bu kışkırtıcı konuşmaları yapanlar mı bu topluma barış duygusu veriyor? Yoksa BDP yöneticileri gibi bütün acılara rağmen, cenaze törenlerinde barış, kardeşlik mesajları, akan kanın durması noktasında mesajlar veren BDP mi kışkırtıyor? Eğer bizim partililerimiz ve partili yetkililerimiz bu cenaze törenlerinin sağduyu içinde geçmesini organize etmese, kontrolü sağlayamazsa toplumsal çatışmalar çıkacaktır. Partimiz böylesine önemli bir misyonu yerine getiriyor. Birileri bu cenaze törenlerinden Türkiye'nin her tarafına yayılma ihtimali olan kaotik bir durumu ortaya çıkarmaya çalışıyor. Buna izin vermeyeceğiz. Bu halkın cenazelerine de taziyelerine de acılarına da sahip çıkacağız"
PKK SİLAH KULLANMAMALI
Demirtaş konuşmasının son bölümünde operasyonların durmasını ve PKK'nın da silah kullanmamasını istedi. Demokratik yol ve yöntemlerin açılmasını isteyen Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Acıları daha fazla derinleştirecek büyütecek askeri yöntemlerden kaçınılmalıdır. Demokratik yol ve yöntemlerle sorunlarımızın barışçıl yollarla çözülmesine fırsat sunulmalıdır. Hükümet de bu konuda kararlılık göstermelidir. Sorunun içi dolmuş bir demokratik paketle kamuoyuna mesaj verilmeli, umut verilmelidir. Tüm teşkilatlarımızla barış arayışlarını sürdüreceğiz. Türkiye kamuoyuna, bütün acılarımızın ortak acı olduğunu anlatacağız. Kimse bu toplumda Kürt halkı ile Türk halkını düşman edemez. İki halk tarih boyunca düşman olarak görülmemelidir."