"Sermaye Çıkışı, Sadece Türkiye'den Değil"
Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Profesörü Altuğ."FED'in parasal genişleme programını durduracağı endişesi, zaten Türkiye dışında diğer gelişmekte olan diğer piyasalardan da, örneğin Brezilya, Malezya, Kore ve Tayvan"...
- Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Profesörü Altuğ:
"FED'in parasal genişleme programını durduracağı endişesi, zaten Türkiye dışında diğer gelişmekte olan diğer piyasalardan da, örneğin Brezilya, Malezya, Kore ve Tayvan gibi sermaye çıkışlarına yol açtı"
İstanbul Üniversitesi İktisat Politikası Anabilim Dalı Başkanı İncekara:
"Bankacılık sektöründe kısa vadede takipteki alacakların yükselmesi beklenemez. Olay uzun sürerse ve gelecekle ilgili beklentiler bozulursa, belki bu risk de gündeme gelebilir"
AA muhabiri, yükselen faizler ve sermaye çıkışlarının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine ilişkin akademisyenlerin görüşlerini aldı.
Prof. Dr. Sumru Altuğ, faiz oranlarının tüketici, yatırımcı ve kamu kararlarında etkili olduğunu kaydederek, yükselen faizlerin özellikle borçlanma sıkıntısı çeken orta ve küçük işletmeleri, cari işlemlerini borçlanarak yürüten firmaları ve devletin borçlanmasını olumsuz etkilediğini aktardı.
Altuğ, Türkiye'deki KOBİ'lerin borçlanmaya erişimde sorun yaşayan gruplar olduğuna dikkati çekerek, "Faizlerin yükselmesi KOBİ'leri zaten dar olan özkaynaklarını kullanmaya itecek ve iktisadi faaliyetlerini daraltıcı bir rol oynayacaktır" diye konuştu.
Türkiye'de şu anda faizlerin seyrini geleceğe ait beklentilerin yönlendirdiğini dile getiren Altuğ, "2000-2001 krizinden sonra alınan yüksek faiz dışı fazla oranlarının yanında, AB perspektifi ve Türkiye'de inşa edilen makro ve politik istikrar, faizlerin yüzde 5'ler seviyesine düşmesinde etkili olmuştu. Bir anlamda yatırımcılar 'geleceği satın alıyorlardı'. Son günlerde faizlerin yukarıya doğru seyri bu beklentilerin bozulmasıyla ilgilidir. Yatırımcıların Türkiye ekonomisi hakkındaki beklentilerini tersine, yani olumluya çevirecek her hareket bu açıdan çok önemli gözükmektedir" değerlendirmesinde bulundu.
Sumru Altuğ, son zamanlarda Türkiye'deki sermaye çıkışlarına yönelik şunları kaydetti:
"FED'in parasal genişleme programını durduracağı endişesi zaten Türkiye dışında diğer gelişmekte olan diğer piyasalardan da, örneğin Brezilya, Malezya, Kore ve Tayvan gibi sermaye çıkışlarına yol açmış ve ulusal paralarında değer kayıplarına neden olmuştu. Dünyada tersine dönen bu konjonktürde, meydana gelen son olaylar Türkiye'den para çıkışlarını hızlandırmıştır. Diğer bazı gelişmekte olan ülkelere göre Türkiye'nin ayrıca daha kırılgan bir ekonomik yapıya sahip olduğu, sürekli dış finansman ihtiyacına bağlı olarak büyümesini gerçekleştirdiği bilinmektedir. Bu şartlarda sermaye çıkışlarının daha da hızlanmasını önleyecek tedbirler, yatırımcıların Türkiye hakkındaki beklentilerini tekrar olumluya çevirmekten geçmektedir."
Fitch'in Türk bankacılık sektörünün takipteki alacaklarında ılımlı bir artış beklediğinin anımsatılmasıyla Altuğ, "Faizlerin artmasının, mevcut borcunu döndürmek için borçlanmak zorunda olan bir firmayı ya da yatırımcıyı zora sokacağı açıktır" ifadesini kullandı.
Altuğ, Türkiye'de özel sektörün borçlanmasını yüksek oranda yabancı para cinsinden gerçekleştirmesine işaret ederek, bunun yükselen kurun etkisiyle geri ödenecek borçları arttıracağını, faizlerin yükselmesiyle de ekonomide harcama ve ekonomik faaliyetlerin yavaşlamasının bu durumu daha da belirgin hale getireceğini dile getirdi.
Merkez Bankası'nın (MB) ek parasal sıkıştırma yoluna gitmesinin kısa vadede sermaye çıkışları açısından işe yarayacağına da değinen Altuğ, bunun faizleri de yükselttiği ölçüde ekonomiye olumsuz etkilerinin de olabileceğine dikkati çekti.
"Kısa vadede, takipteki alacaklar yükselmez"
İstanbul Üniversitesi İktisat Politikası Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet İncekara ise yükselen faizlerin iç talebi ve yatırımlari azaltacağını, büyümeyi yavaşlatacağını, işsizliği ise artıracağı bilgisini verdi.
İncekara, faizlerdeki yükselmenin ülke risk priminin yükselmesinden dolayı gerçekleştiğini vurgulayarak, bunun dış finans kaynaklarının maliyetini artırdığını ve enflasyona olumsuz yansıyabileceğine dikkati çekti.
Faiz artışına karşı MB'nin para politikası araçlarını devreye sokmasının gündeme geldiğini hatırlatan İncekara, "Sermaye çıkışı bütünüyle engellenemez. Bankacılık sektöründe kısa vadede takipteki alacakların yükselmesi beklenemez. Olay uzun sürerse ve gelecekle ilgili beklentiler bozulursa, belki bu risk de gündeme gelebilir" dedi.
-"Türkiye'den çıkan sermaye tekrar geri dönecektir"
Fatih Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Prof. Dr. İsmail Özsoy da yükselen faizlerin yatırım ve tüketim harcamaları üzerinde daraltıcı, ekonominin büyüme hızında ise azaltıcı etkisi olduğunu belirtti.
Özsoy, son yaşanan olayların Türkiye ekonomisini hafif etkileyeceğini, ekonomiye fazla zarar vermeyeceğini kaydederek, "Türkiye güçlü bir yapıya ulaştı. Bu, bir çok ülkeyi rahatsız ediyor. Suriye meselesinde, Türkiye'nin karşısına çıkanlar öncelikle Türkiye'nin büyümesinden rahatsız olanlardır. Son olaylarda da bu ülkelerin, içimizdeki marjinal grupları kışkırtması ve onların da masum isteklerle sokağa dökülen insanları şiddete yöneltme planları devrededir" değerlendirmesini yaptı.
Faiz artışı ve sermaye çıkışının engellenmesinin, siyasi tansiyonun düşürülmesiyle mümkün olabileceğine işaret eden Özsoy, "Zıtlaşmalar tansiyonu arttırmadan başka etki yapmaz. Masum isteklerle marjinal grupların şiddete yönelik eylemleri ayrılmalıdır. Nitekim Taksim olaylarında çoğunluğu temsil eden masum insanlarla aşırı küçük gruplar ayrılmaya başladı. Bunda polisin bu yöndeki çabaları ve bu çabalara iyi niyetli çoğunluğun olumlu cevap vermesi etkili olmaya başladı. Bundan sonra zaten süreç rutine girecektir" tespitini yaptı.
Özsoy, Türkiye'nin çok daha zor zamanlarda, çok daha büyük zorlukların üstesinden geldiğini dile getirerek, "Bugün, her zamankinden iyi durumdayız ve siyasi istikrar var. Ülkemiz bunu çok daha kolay aşacaktır" dedi.
Türkiye'den çıkan sermayenin tekrar geri döneceğini belirten Özsoy, son gelişmelerle sermaye çıkışlarının artmasıyla ilgili, "Türkiyeyi henüz tanıyamamış çok yatırımcı olabilir. Son olayların, Arap ülkelerindeki gibi ekonomik ve siyasi taleplerle değil, çevre duyarlılığı gibi gelişmiş ülkelerde görülebilecek ileri taleplerle ortaya çıktığını, bu tür taleplerin ise iktidarları değiştirecek güçte olmadığını bilmeleri gerekir" değerlendirmesini yaptı. - İstanbul