TÜRK-İŞ'ten Savaşın Durması İçin Çağrı
TÜRK-İŞ Başkanı Atalay, uluslararası kuruluşlara çatışmaları sona erdirmek için mektup gönderdi.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Sekreteri Luc Triangle ile Avrupa Sendikaları Konfederasyonu (ETUC) Genel Sekreteri Esther Lynch'e, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla ilgili mektup gönderdi.
Sendikadan yapılan açıklamaya göre Atalay, "Savaşa ve Sessizliğe Karşı Çağrı" başlıklı mektubunda, ITUC ve ETUC gibi uluslararası kuruluşlara, başta Orta Doğu'daki olmak üzere dünyadaki tüm çatışmaları sona erdirme girişiminde bulunmaları için çağrı yaptı.
İran'a yönelik saldırıların Amerika'nın jeopolitik çıkarları, İsrail'in yayılmacı hedefleri ve kışkırtmaları doğrultusunda başlatıldığını belirten Atalay, şunları kaydetti:
"Bedelini tüm dünyanın ödediği akıl dışı bu savaş ve hedefler, şimdiden tüm Orta Doğu'yu kan gölüne çevirmiştir. Bölge halklarını büyük bir yıkıma sürüklemiş, küresel istikrarı bozmuştur. Yaşanan katliamlara, ekonomik ve sosyal krizlere rağmen Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği de dahil olmak üzere uluslararası kuruluşlar etkisiz tepkiler dışında eylemsizliğe ve sessizliğe gömülmüştür. Ekim 2023'te Gazze Şeridi'nde başlayan çatışmalar ardından İran ve Lübnan ekseninde genişlemiş, karşılıklı misillemelerle tüm Körfez ülkelerini içerisine alarak, insanlık tarihinin en ağır insani ve küresel ekonomik krizlerinden birine dönüşmüştür. Bugüne kadar bebek, çocuk, kadın ve sivillerden oluşan on binlerce insan evlerinde, okullarında, iş yerlerinde bombaların hedefi olmuş ve katledilmiştir."
"Üretim alanlarının yok edilmesi insanları yoksulluğa sürüklemekte"
Atalay, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'ın Minab kentindeki ilkokula düzenlediği saldırıda çoğunluğu çocuk olmak üzere 185 kişinin katledilmesinin tarihe kara bir leke olarak geçtiğini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yüz binlerce insan yaralanmış ve vicdanlarımızda telafisi mümkün olmayan derin yaralar açılmıştır. Uluslararası raporlar, ölenlerin yarısına yakınının çocuklar ve kadınlar olduğunu ortaya koymaktadır. Sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yeni doğan ölümleri de dramatik bir biçimde artmıştır. Enkaz altında hala binlerce insanın bulunduğu ve gerçek kayıpların açıklanan rakamların çok üzerinde olabileceği ifade edilmektedir."
Saldırılar doğrudan sivil yaşam alanlarını, enerji ve diğer altyapı tesislerini hedef almaktadır. Fabrikalar, iş yerleri, hastaneler, okullar, enerji tesisleri, su altyapısı ve sanayi üretim alanları işlevsiz hale getirilmekte, istihdam olanakları yok edilmektedir. Eğitim sisteminin çökmesiyle bölgede yüz binlerce çocuk okulsuz kalmış, sağlık hizmetlerinin durmasıyla salgın ve hastalık riski ciddi boyutlara ulaşmıştır. Gazetecilere yönelik saldırılarda yüzlerce basın mensubu hayatını kaybetmiştir."
Savaşların ekonomik boyutunun da insani boyutu kadar yıkıcı olduğuna dikkati çeken Atalay, "Üretim alanlarının yok edilmesi, iş yerlerinin kapanması ve altyapının çökmesi, milyonlarca insanı işsizliğe ve derin bir yoksulluğa sürüklemektedir. Savaşların neden olduğu göç, işsizlik ve yoksulluğun yarattığı krizlerin etkisi uzun yıllar boyunca bölge ülkelerini etkilemeye devam edecektir. Uluslararası kuruluşların ve bağımsız gözlemcilerin verilerine göre, son bir ayda milyonlarca insan yerlerinden edilmiştir." ifadelerini kullandı.
"İtidal, ateşkes ve müzakere çağrımızı yüksek sesle dile getiriyoruz"
Bölge barışı ve istikrarı ile sivilleri hedef alan saldırılara sessiz kalmanın yaşanan yıkımın sürmesine göz yummak anlamı taşıyacağını vurgulayan Atalay, şöyle devam etti:
"Savaş sorumlularına karşı gösterilecek tepkinin dikkate alınmayan kınama mesajlarının ötesinde dünyanın her yerinde ortak bir sese ve somut adımlara dönüşmesi gerekmektedir. Barışı savunmak, insan onurunu korumak ve adaletsizliğe karşı sesimizi yükseltmek, aynı zamanda manevi sorumluluğunu taşıdığımız tarihsel görevlerimizden biridir. Sendikalar olarak gelecekte var olmak istiyorsak, bugün barış için tüm dünyada sesimizi güçlü ve kararlı bir şekilde yükseltmek zorundayız."
Savaşların bedelini emekçiler, dar gelirliler, kadınlar, çocuklar ve siviller ödemektedir. Yıkılan fabrikalar, kapanan iş yerleri ve yok edilen üretim alanları yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda milyonlarca insanın onurlu yaşam güvencesinin ortadan kalkması demektir. Biz barışın ve demokrasinin olmadığı yerde işçi haklarından ve sendikal haklardan bahsetmenin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Yeni nesillerin savaş koşullarında değil, haklarını, demokrasiyi ve dayanışmayı öğrenerek büyümesini istiyoruz."
Atalay, mektubunu şu sözlerle tamamladı:
"Bir emek örgütü olarak savaşın daha fazla yayılmadan sona ermesi, dünyada barışın, enerji güvenliğinin ve istikrarın tesis edilebilmesi için itidal, ateşkes ve müzakere çağrımızı bir kez daha yüksek sesle dile getiriyoruz. İnanıyoruz ki ITUC ve ETUC, haksız ve hukuksuz çıkar savaşlarına, vicdanlarımızı yaralayan katliamlara, akıl dışı işgallere ve ekonomik yıkıma karşı inisiyatif almaları çağrısında bulunduğumuz başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği olmak üzere tüm ilgili uluslararası kurum ve kuruluşları harekete geçirecektir."