Türkiye'yi Cezaevine Benzetti
Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin iyice suskunlaştığını ve ülkede karamsarlığın arttığını ifade etti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin açık cezaevine dönüştürüldüğünü ifade ederek, "Kapalı cezaevini hepimiz biliyoruz, açık cezaevi de şuan da Misakımilli sınırlarımız CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin açık cezaevine dönüştürüldüğünü ifade ederek, "Kapalı cezaevini hepimiz biliyoruz, açık cezaevi de şu an da Misakımilli sınırlarımız. Orada da binlerce insan kendisini tutsak görüyor. Neden, düşüncelerini özgürce dile getiremiyor, söylemiyor, korkuyor, "acaba hapse atılır mıyım' diye. Bu ülkedeki temel sorunumuz aydınların korkaklığında yatıyor. Aydın korkak olmayacak. Aydın cesur olacak ki toplumun önderliğini yapabilsin" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, DSİ Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) 62. Büyük Kongresi'ne katıldı. Kılıçdaroğlu burada yaptığı konuşmada, "Nasıl daha iyi bir Türkiye kurabiliriz" diye düşündüklerini ifade ederken, ancak bir karamsarlığın egemen olduğunu söyledi. Bu karamsarlığa karşı daha yürekli, daha dirençli olunması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bizim kitabımızda karamsarlığın olmaması gerekiyor. Karamsarlığa teslim olmak bir aydına yakışmaz. Eğer siz karamsarlığı egemen kılarsanız, çaresizliği egemen kılarsınız. En ağır koşullarda bile çözüm üretmek mümkündür" dedi.
Kılıçdaroğlu, "Bir Türkiye düşünün baroları suskun, üniversiteleri suskun, sendikaları, sivil toplum örgütleri suskun" derken, böyle bir Türkiye'de bütün baskılara rağmen konuşan bir meslek odasının, TTB'nin olduğunu kaydederek, diğer meslek örgütlerinin de TTB'yi örnek olmasını istedi. Dr. Ersin Arslan'ın katledildiği 17 Nisan 2012 tarihinin TTB için önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, Arslan'ın ağır bir bedel ödeyerek, şiddete maruz kaldığını ve yaşamını yitirdiğini belirtti. Ardından TBB başta olmak üzere, sağlık örgütleri ve sağlık çalışanlarının olayı kınamak için bir yürüyüş yaptıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ise Katar ziyareti dönüşünde, "Dr. Ersin Arslan'ın ardından yapılan yürüyüşü kınıyorum" dediğini belirterek, "Oldu mu şimdi bu. Demokrasilerde bir Başbakan böyle söyleyebilir mi? Demokrasilerde bu tür bir anlayışın yeri yoktur. Eğer siz bir olayı protesto etmek için yürüyüş yapan bir kitleyi kınamaya kalkarsanız, o ülkede "ben demokrasiyi savunuyorum, ileri demokrasi var bizim ülkemizde' bunu dünyanın hiçbir ülkesinde anlatamazsınız" diye konuştu.
-"HEKİMİ MUTLU OLAMAYAN BİR TOPLUMUN HASTASI MUTLU OLMAZ"-
Hekimliğin kuşkusuz çok önemli bir görev olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, hekimler için paranın değil insan yaşamının önemli olduğunu ifade ederken, hükümetin sağlık politikalarını da eleştirdi. Başbakan'ın vatandaşların, getirilen sağlık politikasının yüzde 67'sinden memnun olduğunu söylediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Adım gibi biliyorum bu doğru değil. Hekimi mutlu olamayan bir toplumun hastası mutlu olmaz, işin kuralı budur" dedi. Kılıçdaroğlu, Ankara Tabip Odası'nın yaptığı çalışmaya göre ise, 100 hekimden 83'ünün "hastalar yeterli ve nitelikli sağlık hizmeti alamıyorlar" yönünde görüş bildirdiklerini kaydederek, "Hastaların nitelikli sağlık hizmeti aldığını herhalde en iyi hekimler bilir. Hastaya bakan, muayene eden, ameliyatı yapan o. Siz nasıl oluyor da hekimin ötesine geçip "hastalar bundan memnun' diyorsunuz? Eğer, hekimler yüzde 83 gibi bir ağırlıkla, hastalara yeteri kadar hizmet veremiyoruz diyorlarsa burada bir sorun var" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bir hekimin günde ortalama 150 hastaya baktığını, bir hastaya 3 dakika zaman ayırdığını belirterek, bunun Dünya Sağlık Örgütü'nün öngördüğü sürenin yedide biri olduğuna dikkat çekti. CHP Lideri, tam zamanlı çalışmayı desteklediklerini ancak AKP'nin getirdiği Tam Gün Yasası'nın da doğru olmadığını ifade ederek, "Biz onu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdık ve kendi görüşümüze göre tam zamanlı çalışma nasıl olur, onun kanun teklifini parlamentoya verdik" dedi.
Kılıçdaroğlu, Anayasa'daki 12 Eylül bir ürünü düzenleme olan Kanun Hükmünde Kararname ile Türk Tabipleri Birliği Yasası'nda yer alan, "Tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak" cümlesinin de çıkarıldığını söylerken, "Bir hekim toplum, kamu, kişi yararına hizmet etmeyecek mi acaba? Eğer sağlıkta ticarileşmeyi kafanıza koymuşsanız bu maddenin Türk Tabipler Birliği Yasası'nda yer almaması gerekir. 12 Eylül mantığının getirdiği bir üründür bu" dedi. Kılıçdaroğlu, sağlıkta ciddi bir taşeronlaşmanın da olduğunu vurgulayarak, şu anda bir hastadan 3 ayrı kanaldan 10 farklı ücretin alındığı ve hastanın nereye ne kadar para ödediğinin ancak aylığından kesildikten sonra öğrendiğini belirtti.
-"VATANDAŞI DÖVEN POLİSE "ELLERİ İNCİNMİŞ' RAPORU VEREN HEKİM, HEKİM DEĞİLDİR"-
Hekimleri yüceltmenin, onlara saygı göstermenin gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, ancak yeri ve zamanı gelinde, TTB'nin, hekimlerin kurallara aykırı davranan hekimleri de en sert şekilde eleştirmesini istedi. İstanbul'da yaşanan bir olaydan örnek veren CHP Lideri, polislerin bir yurttaşı öldüresiye dövdüklerini ve ardından olayın savcılığa intikal ettiğini anlattı. Polislerin daha sonra "ellerimiz incinmiş" şeklinde doktor raporu aldıklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bu raporu veren hekimleri asla ve asla hekim olarak görmüyorum. 12 Eylül zindanlarında da işkencelerden geçirilmiş pek çok insana "sağlamdır' raporu verdiler. Bunlar hekim değildir. Hekim farklı bir şeydir, inancı ne olursa olsun, kimliği ne olursa olsun herkese eşit davranmak zorundadır. Hekim insana insan olarak bakmak zorundadır. O nedenle TTB'nin bu tür olayların da üzerine gitmesi lazım" dedi.
-"BİR KAPALI, BİR DE AÇIK CEZAEVİ VAR"-
TTB Başkanı Eriş Bilaloğlu'nun konuşmasına atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, "Sayın Başkan, hapiste çok sayıda arkadaşım var, dedi. Evet, ama bir kapalı cezaevi var, bir de açık cezaevi var. Kapalı cezaevini hepimiz biliyoruz, açık cezaevi de şuan da Misakımilli sınırlarımız. Orada da binlerce insan kendisini tutsak görüyor. Neden, düşüncelerini özgürce dile getiremiyor, söylemiyor, korkuyor, "acaba hapse atılır mıyım' diye. Bu ülkedeki temel sorunumuz aydınların korkaklığında yatıyor. Aydın korkak olmayacak. Aydın cesur olacak ki toplumun önderliğini yapabilsin" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu konuşmasının sonunda tıp dünyasının çok önemli isimleri olduğunu belirtirken, Prof. Dr. Nusret Fişek'in, Prof. Dr. Türkan Saylan'ın ve Dr. Ersin Arslan'ın huzurlarında saygıyla eğildiğini ifade etti.
CHP Lideri, KCK soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının ardından serbest bırakılan KESK Genel Başkanı Lami Özgen'in konuşmasını da dinledikten sonra salondan ayrıldı. (ANKA/SON)
(GO/ORH) - Ankara