Uluslararası Kobi Şurası
Başbakan Erdoğan: (3) "(Suriye'nin kimyasal silahlarının denetlenmesi tartışmalarıyla ilgili) Bu yolla daha fazla katliam yapabilmek için zaman kazanmıştır ve zaman kazanmaya devam ediyor. Biz kimyasal silahlarla ilgili olarak da aslında inanmıyoruz, güvenmiyoruz" "Kimyasal silahlarla öldürülenlerde mermi izi, kanı görmüyorsun. Biz de diyoruz ki; ölüm ölümdür, kullanılan silah ne olursa olsun. İster kimyasal, ister diğer silah türleri olsun" "Bu rejimin, bunun hesabını vermesi gerekiyor" "(Alkol yasası) Biz tek şey tanıyoruz; insanın mutluluğu, sağlığı. Bunun için de gerekli olan ne varsa bunun yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bunu yapmamız lazım. Herkes inancını özgürce yaşıyor, çok daha özgür şekilde yaşayabilecek" "Allah aşkına hangimizin veya hanginizin yaşam tarzınıza bu hükümet müdahale etmiş. Varsa böyle bir müdahale, Allah aşkına lütfen bunu bana, il başkanlarıma iletin. Nerede böyle bir şey var? Giyim tarzına, yaşam tarzına nerede müdahale etmişiz ?"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şam rejiminin, kimyasal silahları denetime açacağı yönündeki taahhüdü ve Rusya'ya verebileceğine dair açıklamasıyla sürecin farklı bir boyut kazandığını belirterek, "Bu yolla daha fazla katliam yapabilme için zaman kazanmıştır ve zaman kazanmaya devam ediyor. Biz kimyasal silahlarla ilgili olarak da aslında inanmıyoruz, güvenmiyoruz" dedi.
Erdoğan, Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Ticaret Fuarı (TÜMEXPO) kapsamında, CNR Fuar Merkezi'nde düzenlenen Uluslararası KOBİ Şurası'nda yaptığı konuşmada, 11 yıl önce çözülmez gibi görünen nice sorunlar olduğunu, bugün esamelerinin dahi okunmadığını, dün saatlerce "Demokratikleşme Paketi"ni müzakere ettiklerini, yarın akşam artık son maddeleri görüşüp bitireceklerini ve öbür hafta büyük bir ihtimalle, geniş bir basın toplantısıyla bu paketi açıklayacağını söyledi.
Bugünün sorunlarını da gelecekte yine istişareyle, diyalogla çözüme kavuşturacaklarını belirten Erdoğan, 76 milyonun bir ve beraber yaşayabileceği, birbirinin hukukuna saygı duyacağı, birbirinin özgürlüklerine, yaşam tarzlarına hürmet göstereceği bir Türkiye istediklerini ve bunu inşa ettiklerini dile getirdi.
Başbakan Erdoğan bazılarının, "Hükümet bizim yaşam tarzımıza karışıyor" dediğini kaydederek, "Allah aşkına hangimizin veya hanginizin yaşam tarzınıza bu hükümet müdahale etmiş. Varsa böyle bir müdahale, Allah aşkına, lütfen bunu bana, il başkanlarıma iletin. Nerede böyle bir şey var? Giyim tarzına, yaşam tarzına nerede müdahale etmişiz?" dedi.
"Eğer bunu yaptığımız alkol düzenlemesiyle ilgili söylüyorsa o çevreler kusura bakmasınlar, gitsinler Amerika'ya, Batı'ya baksınlar, Batı'daki düzenlemeleri görsünler. O düzenlemelere baktıkları zaman, bizim daha çok geride olduğumuzu görecekler. Bizim daha yapmamız gereken çok şey olduğunu görecekler" diyen Erdoğan, Amerika'nın birçok eyaletinde 21 yaşın altındaki gençlere alkol satılamadığını, Avrupa'da da uygulamanın bu yönde olduğunu aktardı.
Konuyla ilgili ABD ve Avrupa'daki uygulamaların bilindiğini vurgulayan Erdoğan, "Gece gündüz genç yavrularını dahi 'şaribül leyli ven nehar', sarhoş gezdirecekler. Ondan sonra 'trafik kazasında benim çocuğum öldü' diye feryat ediliyor. Ne olacak? Bunların tedbiri alınmazsa, eğer gece gündüz bu böyle devam ederse... Sadece senin çocuğun içtiği için ölmüyor. Bir de içkisiz araba kullandığı halde, maalesef onun çarpması neticesinde ölen insanlar var. Onların durumu ne olacak?" Taksirli suç işlenmiş kabul edilmiyor, biliyor musunuz? Çok enteresan. Yani katiller sınıfına girmiyor alkollü... Onu hafifletici sayıyor. Bir katilin silahla vurarak veya bıçakla öldürmesi gibi muamele görmüyor. Azaltıyor, hafifletiyor, şöyle oluyor, böyle oluyor. Bu nedir? Ödüllendirmektir" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, bu konuda hassasiyet göstermeleri gerektiğini, sağlıklı bir toplum ve millet oluşmasının önünün açılması gerektiğini dile getirdi.
"Biz tek şey tanıyoruz; insanın mutluluğu, sağlığı"
Başbakan Erdoğan, "Bunlar, din böyle gerektirdiği için böyle yapıyorlar" denildiğini, böyle bir yanlış olamayacağını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Eğer çıkardığınız bir yasa dinin herhangi bir kuralına uyuyorsa, siz bütün bu yasaları 'Din böyle emrediyor, bu da buna uyduğu için, bunu din emrettiği için yaptılar' mı diyeceksiniz ' Veyahut da bütün anayasayı bu şekilde mi ele alacaksınız ' Veyahut da 'Hristiyan dünyasında, Musevilerde, kalkıp da İncil, Tevrat, Zebur böyle emrettiği için bunlar da böyle yaptı' diye, Batı'da böyle bir değerlendirmenin, yargılamanın yapıldığını hiç duydunuz mu' Bu nasıl özgürlüktür, yaklaşım tarzıdır. Biz tek şey tanıyoruz insanın mutluluğu, sağlığı... Bunun için de gerekli olan ne varsa, bunun yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bunu yapmamız lazım. Herkes inancını özgürce yaşıyor, çok daha özgür şekilde yaşayabilecek. Şöyle 10 sene öncesine gitsinler. Kalem dokundurtamıyorlardı. Bir yanlış yazdıklarında hemen 'içeri gel'... Yüzlerce, binlerce kişi cezaevlerindeydi. Şu anda cezaevlerinde kaç tane yazar-çizer gösterirler ve neden dolayı içerdeler bunu incelesinler lütfen. Bazı toplantılarda yazar çizerlerin nasıl durduğunu, el pençe divan durduklarını çok iyi biliriz."
Erdoğan, şimdi herkesin görüşlerini özgürce ifade edebildiğini, bunun önünü açtıklarını ve daha da açacaklarını, ekonomiyi daha da büyüteceklerini, demokrasiye güç katacaklarını, sanal gündemlere takılıp kalmayacaklarını, Türkiye'nin gerçekleriyle örtüşmeyen tartışmalarda yer almayacaklarını belirterek, yapacak gerçekten çok işleri olduğunu, ulaşmaları gereken büyük hedefleri, kendilerinden hizmet bekleyen millet olduğunu, hizmet ve eser üretmeye devam edeceklerini anlattı.
- "Kullanılan silah ne olursa olsun, ölüm ölümdür"
Suriye'de yaşanan insanlık dramına özellikle değinmek arzusunda olduğunu dile getiren Erdoğan, Suriye'de olayların başladığı günden bugüne kadar hayatını kaybedenlerin sayısının 110 bine yaklaştığını, bunun kayıtlı olduğunu, bunların dışında bilinmeyen 200 binlik bir rakam olduğunu, onların tespit edilemediğini aktardı.
Erdoğan, 7 milyondan fazla insanın evinden, şehrinden kaçıp ülke içinde ve dışında olduğunu, bunların 500 bininin Türkiye'de, 1,5 milyonunun da Lübnan ve Ürdün'de olduğunu ifade etti.
Başbakan Erdoğan, 5 milyon kişinin de Suriye içinde değişik vilayetlere gitmek zorunda kaldığını, şu anda dahi, Suriye'de, her gün 100-150 insanın hayatını kaybettiğini duyduklarını dile getirerek, Şam rejiminin kimyasal silah kullanmaya başlamasıyla birlikte Suriye'ye bir uluslararası harekatın özellikle duyurulduğunu ve kendilerinin de bu harekatın yapılacağını takip ettiklerini hatırlattı.
Başbakan Erdoğan, Şam rejiminin, kimyasal silahları denetime açacağı yönündeki taahhüdüyle, Rusya'ya verebileceğine dair açıklamasıyla sürecin farklı bir boyut kazandığını gördüklerini, burada 3 hususun altını özellikle çizmek istediğini kaydederek, şunları söyledi:
"Neticesi ölüm olan bir silah kullanımında kimyasal silajh kullanıldığı zaman suç, kimyasal silahın dışındaki silahlar kullanıldığı zaman suç değil mi? Böyle bir anlayış olabilir mi? Ne demek o? İnsan öldürülüyor... 'Ama efendim kimyasal silahla öldürüldüğü için bunu suç kabul ediyoruz'. Eee sniperle, tankla, yukardan helikopeterle bombalanarak öldürülürse veya uçaklarla bombalanarak öldürülürse? O, bunlar arasına girmez. Ya, insaf ya... O bombalarla öldürülenler paramparça oluyor. Kimyasal silahlarla öldürülenlerde mermi izi, kanı görmüyorsun. Biz de diyoruz ki; ölüm ölümdür. Kullanılan silah ne olursa olsun. İster kimyasal ister diğer silah türleri olsun. Bununla da öldürüyorlarsa onunla da öldürüyorlarsa biz bunların hepsini aynı kategori üzerinden hareketle değerlendirmeliyiz. Suriye'nin insanlığa karşı, bunun bedelini, bu rejimin bunun hesabını vermesi gerekiyor. Düşünebiliyor musunuz? 1700 kişi kimyasal silahla öldürülüyor 106 bin kişi diğer silah türleriyle öldürülüyor. 1700 kişinin öldürüldüğü kimyasal silah gündemde, 106 bin kişinin öldürüldüğü o diğer silah türleri hiç gündeme getirilmiyor, adeta unutturuluyor. Böyle bir cambazlık olur mu? Önce bunu bir defa adil olarak ele alalım. Bu 106 bin insanın, kayıp olan 200 bin insanın ölümünün hesabını kim verecek ? İnsanlık olarak biz bu vurdumduymazlığı ne zaman üzerimizden atacağız?"
Erdoğan, Esed rejiminin bugüne kadar hiçbir taahhüdünü yerine getirmediğinin ve verdiği sözlerin tamamını çiğnediğinin altını çizerek, "Bu yolla daha fazla katliam yapabilme için zaman kazanmıştır ve zaman kazanmaya devam ediyor. Biz kimyasal silahlarla ilgili olarak da aslında inanmıyoruz, güvenmiyoruz" ifadelerini kullandı.
"Kimyasal silahlar noktasında verilen sözlerin de yerine getirileceğine kuşkuyla bakıyoruz"
Şu anda 7 milyon insanın göçmen durumunda olduğunu, Şam rejiminin buradaki katliamının aynen devam edeceğini, ilticalara ve göçlere "açık kapı" politikalarının devam edeceğini, bu milletin bereketinin 500 bin insana ev sahipliği yapmaya yettiğini ve yetmeye devam edeceğini dile getiren Erdoğan, kapılarını hiçbir zaman bu kardeşlerine kapatmayacaklarını bildirdi.
Başbakan Erdoğan, şu ana kadar 2 milyar dolar harcamaları olduğunu, yurt dışı ve diğer yerlerden kendilerine gelen desteğin 140 milyon dolar olduğunu, hala bu konuyla ilgili BM'nin, diğer ülkelerin, "Türkiye'nin üzerinde çok büyük yük var bunun farkındayız, gerçekten büyük bir yükü aldılar" gibi güzel temennilerde bulunduklarını belirterek, destek ve para vermeye gelince hiçbirinin desteği olmadığını söyledi.
Erdoğan, "Çünkü alışmışlar geçmişten bu yana. Biliyorsunuz geçmişte Afrika'da, Ruanda'da nelerin yaşandığı bilinir. Senegal'de nelerin yapıldığı bilinir. Bunlar o uluslararası göçe zorlamada deneyimlidir, tecrübelidir. Batının kültüründe ahlakında bu var. Fakat hala kendilerini bu noktada hesaba çekmiyorlar. Kimyasal silahlar noktasında verilen sözlerin de yerine getirileceğine biz kuşkuyla bakıyoruz ve bunu da özellikle vurgulamak durumundayım" diye konuştu.
- İstanbul