Valiler Toplantısı

Son Güncelleme:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de yoksulluğun, göçün, mahrumiyetin ve eğitimsizliğin devletin ihmalinden değil, terörün şiddetinden kaynaklandığının her bir vatandaşa anlatılması gerektiğini belirterek, "Terör istismar alanını, beslendiği"...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de yoksulluğun, göçün, mahrumiyetin ve eğitimsizliğin devletin ihmalinden değil, terörün şiddetinden kaynaklandığının her bir vatandaşa anlatılması gerektiğini belirterek, "Terör istismar alanını, beslendiği bataklıkları kaybettikçe sorun çok hızlı bir şekilde çözülecek ve inşallah gündemimizden, hiç endişe etmeyin çıkacaktır" dedi.


Başbakan Erdoğan, İçişleri Bakanlığı Valiler Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iktidarlarının geçmişten devraldığı önemli makro sorunlardan bir tanesi terör olduğunu belirterek, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeri olmak üzere 81 vilayette, 76 milyon vatandaşın terör karşısında bedel ödediğini söyledi.


Terörle mücadelede sınırda, kırsalda, denizde, şehir içinde her yerde verilen mücadelenin koordine olmasının başarıyı tetikleyeceğine işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:


"Terör makro bir sorun olarak Türkiye'ye bedel ödettiği kadar, mikro sorunların çözümü önünde bir engel, set oldu. Terör yoksulluğun da göçün de altyapı eksikliğinin de önemli bir gerekçesi oldu. Yatırım, üretim, ihracat, istihdam noktasında terör özellikle etki gösterdiği illerde ilerlemenin, kalkınmanın önündeki yegane engel oldu. 10 yıl boyunca teröre karşı çok yoğun bir mücadelenin içinde olduk. Hiçbir zaman tek boyutlu düşünmedik, teröre sadece asayiş, güvenlik boyutuyla bakmadık. 10 yıllık süreçte terörle mücadele tarzımız, yöntemlerimiz zaman zaman eleştirildi, etkisiz gösterilmeye çalışıldı, engellenmeye çalışıldı. Birçok kesim bunun önüne geçmeye çalıştı, ne olursa olsun biz hiç yılgınlık göstermedik, asla umutsuzluğa kapılmadık, onlar tehdit ettiler, biz tek bir geri adım atmadık, onlar yaktılar biz inatla daha iyisini yaptık, onlar yıktılar biz kararlılıkla daha güzelini, sağlamını inşa ettik, onlar öldürmenin mücadelesini verdiler, biz sabırla yaşatmanın mücadelesini verdik.


Gerek dünya nezdinde, gerek milletimiz nezdinde, gerekse terörün etkisi altında kalmış halkımız nezdinde biz şu anda hem güçlü hem kararlı hem de her boyutuyla haklı bir konumdayız. Şu anda terör bizim yoksulluğa karşı verdiğimiz samimi mücadele karşısında artık yoksulluğu bir bahane olarak kullanamaz ve kullanamıyor. Şu anda terör samimi mücadelemiz karşısında ret, inkar ve asimilasyonu hiçbir zaman bahane olarak kullanamaz hale gelmiştir. Çünkü ret, inkar ve asimilasyon politikaları iktidarımızla ayaklarımız altında çiğnenir duruma gelmiştir ve çiğnenmiştir. Şu anda terör başta dil olmak üzere kültürel hakların yoksunluğunu istismar edemiyor, bununla propaganda yapamıyor, biz olması gerekeni yaptıkça, Türkiye normalleştirdikçe terörün elindeki bahanelerde tek tek ortadan kalktı."


-"Acaba şu gazeteler ne yazmış, ne yazar demeyin"-


Devletin sıcaklığını, şefkatini, değişen yüzünü anlatmakta valilere çok büyük görev düştüğünü vurgulayan Başbakan Erdoğan, yapılan ve yapılacak hizmetlerle terörün bahane olarak kullandığı, istismar alanlarını tek tek ortadan kaldırmak ve bu süreci devam ettirmek gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Yoksulluğun da göçün de mahrumiyetin de eğitimsizliğin de artık devletin ihmalinden değil terörün şiddetinden kaynaklandığını tek tek her bir vatandaşımız bilmeli ve anlamalı" dedi.


Yoksullukla mücadelede valilere devredilen, gönderilen imkanların en ücra mezralara kadar ulaştırılması gerektiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Acaba şu gazeteler ne yazmış, ne yazar demeyin, gazetelerle amel etmeyin. Siz halkımızla yatın, halkımızla kalkın. Onların yazdıkları, çizdikleri ekranlarda gösterdikleri... Her zaman söylüyorum, abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz" diye konuştu.


Erdoğan, şöyle devam etti:


"Biz yaptık mı bunu kardeşim yaptık, eksiğimiz olabilir, hatamız da olabilir, insanız. Olmaz diye bir şey yok ama şunu da bilecek ben vali olarak filanca mezraya kadar gittim, orada sobası olmayan, kömürü olmayan vatandaşıma sobasını da kömürünü de ulaştırdım, erzakı yoktu erzak ulaştırdım, giyeceği yoktu giyecek ulaştırdım. Bazen bakarsınız, bir televizyon ekranında 'ayakkabısı olmayan çocuklar' diye onlar hemen gösterirler. Sanki bütün Türkiye'de çocuklar ayakkabısız dolaşıyor. Eline, diline dursun.


Bugün Türkiye'de devlet de sağ olsun STK'larımız da el ele bunun birçok mücadelesini veriyor. Bütün valilerimiz inanıyorum ki birçok yerlerde elbise dağıtımından tutunuz gıdasına varıncaya kadar bir şeyler yapılıyor. Eksiklikler de olabilir ama o onu seçiyor, o seçtiğini zumlamaya başlıyor. Bu bir motivasyon kırılmasıdır, moralde bir eksilmenin habercisidir. Bu ülke sadece bu devleti yönetenlerin değil, bütün medyanın da STK'ların da sorumluğu var. Burada valimizle, kaymakamımızla, belediye başkanlarımızla el ele vermek suretiyle ülkemizi ayağa kaldıracağız, onun için de bu moral değerlere çok büyük önem vermemiz gerekiyor."


-"Bizim milli birliğimizden daha öte ne olabilir-"-


Başbakan Erdoğan, son haftalarda Gaziantep'i, Şanlıurfa'yı, Adana'yı, Kahramanmaraş'ı, Kayseri'yi, Bursa'yı bir örnek olarak gösterirken terör etkisi altında olan ve olmayan iller arasındaki farkı ortaya koymaya çalıştığını vurgulayarak, örnekleriyle terörün bir şehri ne hale getirdiğini anlatmaya çalıştığını söyledi.


Kardeşlik, birlik, dayanışmanın nelere vesile olduğunu, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'nde boşuna ısrarcı olmadıklarını her fırsatta dile getirdiklerini belirten Başbakan Erdoğan, "Buna ihtiyacımız var. Bizim milli birliğimizden daha öte ne olabilir- Grup konuşmamda üzerinde ısrarla durdum, çünkü millet kavramının içerisinde nelerin olduğunu ifade ettim. Millet kavramının içerisinde tüm etnik unsurlar var, onun için de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bilincini hepimizin kavraması, bu millet kavramı içerisinde hepimizin ısrarla yer almamız gerektiğini anlamamız lazım. Bunu başarmak zorundayız. Kardeşlik aynı ailenin fertleri olmak, kardeşlik bu" dedi.


Erdoğan, Türkiye'de yaşayan 76 milyonu aynı ailenin bireyleri olarak görmenin herkesin görevi olduğunu ve bu görevi valiler, belediye başkanları, kaymakamlar ve tüm yöneticilerle başaracaklarını belirtti.


Terör etkisi altındaki illere terörün verdiği zararları anlatmak zorunda olduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Terör istismar alanını, beslendiği bataklıkları kaybettikçe sorun çok hızlı bir şekilde çözülecek ve inşallah gündemimizden hiç endişe etmeyin çıkacaktır. Biz, terörle mücadelede en ufak bir taviz vermeyeceğiz. Asayiş, güvenlik noktasında hassasiyeti teyakkuzu asla elden bırakmayacağız ama aynı derecede demokratikleşmeden, yatırımlardan hukuktan da taviz vermeyecek, milletimizle birlikte yürümeye, bu meseleyi milletimizle birlikte çözmeye devam edeceğiz" diye konuştu.


-"Devletin yumruğunu temsil eden vali profili artık geride kalmıştır"-


Başbakan Erdoğan, terör meselesinin çözümü için girilen süreçte valilerin de büyük sorumluluk taşıdığını ifade ederek, vatandaşların çözüm sürecinde atılan adımlara, yapılanlara büyük bir umutla baktığını ve teşvik ettiğini söyledi.


Erdoğan, "Milletimizde oluşan bu umudu her imkanla, her fırsatla çoğalmak durumundayız. Milletimizle daha da yakınlaşmak daha fazla iç içe olmak, iklimin değiştiğini, Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını ve artık olmayacağını vatandaşımıza hissettirmek durumundayız. Bulunduğu ilde devletin yumruğunu temsil eden vali profili artık geride kalmıştır. Bunu sizler hissettiriyorsunuz ve hissettireceksiniz" dedi.


Valilerin bulundukları ilde devletin gülen, şefkatli, kucaklayan yüzünü temsil edeceklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ben gittim valilik kapısından beni içeri sokmadılar'. Diyeceksiniz ki


'böyle bir şey yok'. Vatandaş valisine ulaşamıyor. Ulaşması lazım, bana da ulaşması lazım. Biz belli ara istasyonlar koymamıza, kullanmamıza rağmen o istasyon bile aldığı sorunu bana ulaştırmıyor. Halbuki bana ulaştırması lazım, bana özetlemesi lazım ama yapmıyor. Şimdi biz, bu iletişimi nasıl kuracağız. Şimdi diyelim ki bir başbakan olarak benim elim ayağım o ilde sizsiniz. Sizin de eliniz ayağının ilçede kaymakam. Oradaki sorunlar size ulaşmalı. Siz aşamadığınız sorunları da bize ulaştırmalısınız. Bakanlarımız var, ilgili bakanlıklarla veya direkt benle. Benim için 24 saat mesaidir, 24 saat beri arayabilirsiniz ama bende 24 saat içerisinde sizi arayabilirim. Hatta hatta kaymakamı da ararım, aradığım kaymakamlar vardır, onlar bilirler. Valilerim de vardır, onlar da bilirler. Biz zaten bu ilişkiyi kurduğumuz sürece başarı vardır. Eğer iş işten geçtikten sonra birbirimize ulaşıyorsak bu ülkede bir şey olmaz. 24 saat biz mesaideyiz. Bizim için tatil matil diye bir şey söz konusu değil. Biz tatilde bile mesaideyiz. Onun için başta şahsım olmak üzere bakan arkadaşlarım, valilerim, kaymakamlarımız, belediye başkanlarımız bu süreci böyle tanımlamalı, böyle anlamalı. Ben sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum, sizlerin gayretleriniz, mücadeleniz sayesinde Türkiye'nin çok daha hızlı kalkınacağına, daha hızlı büyüyeceğine, hedef ve iddialarına daha çabuk ulaşacağına gönülden inanıyorum."


(Bitti)


Muhabir: Hasan Öymez - Kadir Karakuş - Yıldız Aktaş


Yayıncı: Selçuk Aval - ANKARA

Kaynak: AA