Ankara'da Ruanda soykırımında hayatını kaybedenler anıldı, belgesel gösterimi yapıldı.
Ruanda'da yaşanan soykırımın kökleri, Batılı sömürgecilerin bölgeye getirdiği ayrımcılık politikalarına dayanıyor. Ancak Ruanda, istikrarlı siyasi ortam ve güçlü yönetim sayesinde ekonomik ve sosyal kalkınma gerçekleştirmiştir. Güney-Güney işbirliği ve Çin'in Kuşak ve Yol İnisiyatifi'ne dahil olması, ülkenin uluslararası ilişkilerini güçlendirmiştir.
Ruanda'da 1994'te yaşanan soykırımın mağdurları, soykırımın uluslararası güçlerin vekalet savaşından kaynaklandığını ve uluslararası toplumun sessiz kaldığını eleştiriyor. Sağ kurtulanlar, soykırımın önlenebilir bir insanlık felaketi olduğuna inanıyor. Soykırımın nedeni toprak ve kaynakların kontrol altına alınması isteği olarak belirtiliyor. Ruanda hükümetinin cezalandırma, inkar ve manipülasyonlarına inanılmaması gerektiği vurgulanıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'nın 1994 Ruanda Soykırımı'nı durdurabilecek gücü olmasına rağmen bunu yapacak iradeyi göstermediğini belirtti.
Hollanda savcılığı, Ruanda Soykırımı şüphelisi 67 yaşındaki eski bir Ruanda askerini gözaltına aldı. Şüpheli, 1994'te Ruanda ordusunda görev yaparken bir kiliseye düzenlenen saldırıda yer aldığı ve sivillerin öldürülmesinden sorumlu tutuldu. Ruanda'nın iadesini istediği şüpheli, Hollanda vatandaşı olduğu için iade talebi reddedildi. Ancak şüphelinin Ruanda'ya gönderilmesi durumunda işkence ve kötü muameleye tabi tutulabileceği gerekçesiyle iadesi reddedildi. Ruanda Soykırımı'nda 800 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Ruanda'daki 1994 soykırımının elebaşlarından olduğu suçlamasıyla aranan Fulgence Kayishema, Güney Afrika'da yakalandıktan sonra Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması (IRCMT) tarafından Tanzanya'ya nakledilecek. Kayishema, 15 Nisan 1994'te Kivumu komünündeki Nyange Kilisesi'nde binlerce mülteciyi öldürmekle suçlanıyor. Ruanda'da gerçekleşen soykırımda 800 binden fazla Tutsi ve ılımlı Hutu hayatını kaybetmişti.
Ruanda'daki 1994 soykırımına karıştığı iddiasıyla aranan Fulgence Kayishem'in Güney Afrika'da yakalandığı ve iltica talebinde bulunacağı bildirildi. Kayishem'in avukatı, müvekkilinin Ruanda'ya dönmemek için siyasi iltica başvurusu yapacağını belirtti. Kayishem, Güney Afrikalı savcılar tarafından 'Güney Afrika'nın göç ve mülteci yasalarını ihlal etmek ve dolandırıcılık' gibi suçlarla itham ediliyor. Tutsilere soykırım yaptığı suçlamasıyla aranan Kayishema, 24 Mayıs'ta Güney Afrika'nın Paarl kentinde yakalanmıştı.
Ruanda'da 1994 yılında 2 bin Tutsi'nin öldürülmesiyle bağlantısı bulunduğu ifade edilen Fulgence Kayishema Güney Afrika'da yakalandı. Birleşmiş Milletler'in Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi, Kayishema'nın yakalanmasının Güney Afrikalı yetkililerin desteği ve işbirliği sayesinde mümkün olduğunu söyledi. Kayishema'nın direkt Ruanda'ya götürülmesi bekleniyor.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ruanda Soykırımı'nın en çok aranan zanlılarından Fulgence Kayishema'nın Güney Afrika'da yakalanmasından memnuniyet duyduğunu açıkladı. Kayishema'nın Ruanda'da Tutsilere karşı soykırım suçlamasıyla 2001'den beri arandığı belirtildi.
Ruanda ve KDC temsilcileri, mültecilerin karşılıklı geri gönderilmesi konusunda yapıcı bir diyalog sürdürülmesi için anlaşmaya vardı. İlk adım olarak Ruanda ve KDC arasında teknik görüşmeler yapılacak ve sürecin yürütülmesi için adımlar belirlenecek. Mülteci krizi, Ruanda Soykırımı sonrası KDC'ye göç eden mülteciler ve KDC'nin doğusundaki çatışmalardan kaçarak Ruanda'ya sığınanlar nedeniyle yaşanıyor.
Ruanda'nın Ankara Büyükelçisi Fidelis Ntampaka Mironko, "Son 29 yılda Ruanda, Ruandalıların farklı bir yol seçtiğini gösterdi.
BİRLEŞMİŞ Birleşmiş Milletlerde (BM), Ruanda Cumhuriyeti'nde 1994'te yaşanan ve insanlık tarihinin yakın dönemdeki en büyük mezalimlerinden biri olarak değerlendirilen Tutsilere yönelik soykırım kurbanları anıldı.
Fransa'daki Survie Derneği Ruanda Çalışma Grubu üyesi Andre Bigo, ülkesinin 1994'teki Ruanda soykırımı öncesi katliamı yapanların müttefiki olduğunu söyleyerek, "Bize göre Fransa'nın (soykırımda) belirli bir suç ortaklığı var." dedi.
Ruanda'da, 1994'te 800 binden fazla kişinin öldürüldüğü soykırımla ilgili 30 yıl hapse mahkum edilen eski Planlama Bakanı Augustin Ngirabatware'nın, cezasının geri kalanını Senegal'de çekeceği açıklandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin 1994'te işlenen Ruanda Soykırımı'ndaki rolüne ilişkin sorumluluğunu kabul ettiklerini ancak suç ortağı olmadıklarını söyledi.
Gelen son dakika haberlerine göre Fransa'da savcılık, "Ruanda Soykırımı sırasında Fransız ordusunun Tutsileri yalnız bırakarak katliamlara kayıtsız kaldığına" dair suçlamaların reddedilmesini istedi.
1994'teki Ruanda Soykırımı'nda on binlerce kadın da yer aldı, ancak oynadıkları rolden pek bahsedilmedi ve aileleriyle yeniden barışmaları da zor. Gazeteci Natalia Ojewska, soykırım suçları nedeniyle hapiste yatan bazı kadın mahkumlarla konuştu.
Dışişleri Bakanlığı Afrika Genel Müdürlüğü mensupları, "Ruanda Soykırımı"nın 26. yılı nedeniyle 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ruanda Soykırımı'nda hangi sömürgeci devletin parmağı olduğunu herhalde sizler benden daha iyi biliyorsunuz."