"Yargı Süreci Tamamlanmadan Karar Vermek Çok Çirkin"

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Türkiye'de yolsuzluklara göz yumulsaydı, AK Parti bugüne kadar girdiği 7 seçimden zaferle çıkamazdı." dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, " Türkiye'de yolsuzluklara gözyumulsaydı, AK Parti bugüne kadar girdiği 7 seçimden zaferle çıkamaz, milletin güvenini kazanamaz, milletin bu kadar yoğunlukta teveccühüne mazhar olamazdı" dedi.


TBMM Genel Kurulu'nda, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki hükümet adına son konuşmayı yapan Babacan, iş ve yatırım ortamının iyileşmesine yönelik çalışmalara kapsayıcı bir şekilde devam edeceklerini, piyasaların ve rekabet ortamının iyi işlemesini, fikri mülkiyet haklarının korunmasını, bürokratik ve hukuki süreçlerin kolaylaştırılmasını ve yatırım ortamına ilişkin uygulamaların bölgesel yaygınlaşmasını sağlayacaklarını söyledi.


Kayıt dışı ile mücadeleyi iş ortamının iyileştirilmesi ve adil bir rekabet ortamının oluşması için çok önemli bulduklarına işaret eden Babacan, kurumlar arası işbirliği ve bilgi paylaşımını da artıracaklarını belirtti.


2014 yılı bütçesinin orta vadeli maliye politikası hedefleri doğrultusunda yurt içi tasarruflarının artırılmasına, mevcut kaynakların üretken alanlara yönlendirilmesine, ekonominin verimlilik düzeyinin yükseltilmesine, istihdamın artırılmasına, enflasyonunun düşürülmesine ve kamu maliyesinde güçlü duruşun sürdürülmesine katkı sağlayacağını ifade eden Babacan, "2014 yılı bütçemiz bir seçim bütçesi olarak değil, sağlam gelir kaynaklarına dayalı ve giderlerin kontrol altında tutulmasına yönelik bir bütçe olarak hazırlanmıştır. İhtiyatlı gelir tahminlerine dayanmaktadır. 2014 yılına ilişkin gelir tahminlerimiz küresel ekonomideki aşağı yönlü riskler de dikkate alınarak yapılmıştır" dedi.


Babacan, bütçenin yatırım için kaynak ayıran, çalışanları ve emeklileri gözeten, girişimleri, yenilikçileri teşvik eden, çiftçiyi, esnafı destekleyen, sürdürülebilir büyüme ve istihdamı artıran ve Türkiye'yi 2023 hedeflerine yaklaştıran bir nitelikte olduğunu söyledi.


Türkiye'nin coğrafi olarak zorlu ve çalkantılı bir bölgede bulunduğunu, bunun ekonomi üzerinde önemli bir etkisi olduğunu aktaran Babacan, yakın çevrede yaşanan çalkantıların Türkiye için de risk oluşturduğuna işaret etti. Babacan, bu coğrafyada Türkiye'nin varolan risklere rağmen doğru politikalar izlediğinin altını çizerek, "İstikrarlı, güven telkin eden, güvenlik içinde, demokratik bir Türkiye, bu coğrafyada çok farklı bir çizgi izleyip kendisini ayrıştırabilir" dedi.


Babacan, Türkiye'nin son 11 yıl içinde doğru politikalar uygulayarak bölgede istikrar unsuru olduğunu, dünyada takdirle izlendiğini kaydetti.



-"İleri bir demokrasi olmadan, ileri, gelişmiş bir ekonomi olamaz"



Devlet ile millet arasında güven tesis edildiğini, milletle kurulan irtibat ve gönül bağı sayesinde milletin refah düzeyinin arttığını, devletin de güçlendiğini söyleyen Babacan, milletin tamamını kucaklayan bir anlayışla devletin milletin hizmetkarı olduğunu, büyük reformlar gerçekleştirildiğini, demokrasiyle ekonomiyi beraberce yükseltmek için gayret gösterdiklerini anlattı. "İleri bir demokrasi olmadan, ileri, gelişmiş bir ekonomi olamaz" diyen Babacan, her iki alanda da eş zamanlı ve paralel bir yükseliş yaşandığını belirtti.


Dış politikadaki aktif tutumun da hem ülkeyi geliştirdiğini, hem de Türkiye'nin dünyada takdirle izlenmesini sağladığını vurgulayan Babacan, her alanda gerçekleştirilen adımların adeta hayal gibi görülen reformlar olduğunu söyledi.


Babacan, hükümet olarak kararlı şekilde her türlü tehlikeyi ve tehdidi göze alarak reformları hayata geçirdiklerini ifade ederek, "11 yıl boyunca yaptığımız her reform ülkemizi büyüttüğü kadar, milletimizi rahatlattığı kadar, birilerini de tedirgin etti, rahatsız etti. Birilerinin çıkarlarını ciddi şekilde zedeledi. Türkiye ekonomisi büyüdükçe haksız kazanç sağlayanların çıkarları zedelendi" diye konuştu. 11 yıl içinde faiz oranlarının düşmesinin Türkiye'ye 642 milyar TL kazandırdığını aktaran Babacan, "Faizlerin yüksek olmasından istifade edenler şimdi sıkıntı içinde. Gelişmelerden hoşnut değiller. 'O eski günlere acaba nasıl döneriz" gayreti içindeler" diye konuştu.



-"Yolsuzluklar konusunda hükümetimiz hassasiyet içinde olmuştur"



Türkiye'nin terör meselesini çözerken de sadece gençleri yaşatmak, annelerin gözyaşlarını dindirmekle kalmadığını ekonomik anlamda da çok büyük bir kaynağı millete kazandırdığını ifade eden Babacan, şöyle devam etti:


"Türkiye çözüm sürecinde millet olarak topyekun kazanmaya çalışırken birileri de terörün devam etmesi ve büyük bir kaynağın ceplerinde kalması için mücadele ediyor. Türkiye istikrara kavuştukça, Türkiye'de faizden kazananlar kaybediyor. Türkiye terör meselesini çözdükçe ölenlerin ve öldürülenlerin sırtından kazananlar kaybediyor. Türkiye'nin dünyada etkinliği arttıkça birileri oyun sahalarını, alanlarını kaybediyor. Türkiye güvene ve güvenliğe kavuştuk kaostan rant sağlayanlar ciddi şekilde rant kaybına uğruyorlar.


Yolsuzluklar konusunda hükümetimiz, göreve başladığımız ilk günlerden itibaren hassasiyet içinde olmuştur. Şeffaflık ve hesap verebilirlik temel ilkemiz olmuştur. AK Parti iktidarı yolsuzlukla, yasaklarla, yoksullukla mücadeleyi en temel ve en acil hedefleri olarak belirlemiş ve bu 3 Y'nin üzerine kararlılıkla gitmiştir. 11 yıl boyunca yolsuzluk konusunda hiçbir şekilde, hiç kimseye müsamaha gösterilmemiştir. Bugüne kadar hiçbir yolsuzluğun üzeri örtülmemiştir. Her kim olursa olsun derhal hukuka teslim edilmiş, derhal gereği yapılmıştır."


-"Yolsuzluklara müsamahanın olduğu bir Türkiye'de Marmaray yapılamazdı"



AK Parti olarak amaçlarının her zaman ülkede yolsuzluğun kökünü kazımak olduğunu belirten Babacan, Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün araştırmalarına göre, Uluslararası Yolsuzluk Algısı Endeksi'nde Türkiye'nin 2002 yılında 102 ülke arasında 61 sırada olduğunu, en son yayınlanan araştırmada ise 177 ülke arasında 53'üncü sıraya yükseldiğini aktardı.


Babacan, AK Parti hükümetlerinin en önemli vasfının güven ve hizmet olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:


"Eğer hükümetimiz yolsuzluklara karşı gerçekten büyük bir hassasiyet içinde olmasaydı, Türkiye'de refahın bu kadar artması kesinlikle mümkün olmazdı. Eğer AK Parti iktidarı yolsuzluklara karşı son derece dikkatli olmasaydı, varolan 347 bin dersliğe 11 yılda 105 bin adet derslik eklenemezdi. Yolsuzluklara müsamahanın olduğu bir Türkiye'de Marmaray yapılamazdı, hızlı tren hatları inşa edilemezdi. Hem ülkemizde hem Somali'de, Filistin'de, Suriye'de, Afganistan'da, Afrika'da yoksulların elinden tutulamazdı. Yolsuzlukların üstü örtülseydi Merkez Bankası rezervleri 28 milyar dolardan 135 milyar dolara çıkamazdı. 23 milyar dolar olan IMF borcu, sıfıra inemezdi. Hazine'nin borçlanma faizi eğer yolsuzlukların üstü örtülseydi yüzde 63'den yüzde 9'a inmezdi. Eğer yolsuzlukların üstü kapatılsaydı kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 74'den yüzde 36'ya inmezdi, inemezdi. Eğer Türkiye'de yolsuzluklara gözyumulsaydı, AK Parti bugüne kadar girdiği 7 seçimden zaferle çıkamaz, milletin güvenini kazanamaz, milletin bu kadar yoğunlukta teveccühüne mazhar olamazdı."



-"Yolsuzluk ne kadar çirkinse..."



Aksi ispat edilene kadar herkesin masum olduğu ilkesinin hatırlanması gerektiğini, bunun evrensel bir hukuk kaidesi olduğunun altını çizen Babacan, "Kalbinde adalet duygusu olan, vicdanı olan her insan aksi ispat edilinceye kadar zanlının masum olduğunu kabul etmek durumundadır. Hele hele kanun yapıcı olan bu yüce Meclis çatısı altında, kanunların ruhunu, esasını yaşatmak, uygulamak hepimizin görevidir. Bir insanın suçlu olduğuna karar verecek olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız mahkemeleridir. Zanlıları yargılayıp suçluyu, suçsuzdan ayıracak, ak ile karayı belli edecek olan gazeteler, televizyonlar, sosyal medya değil sadece ve sadece yargıdır. Gizli belge ve bilgileri ortaya saçmak bunlar üzerinden kesin bir yargıya varmak, anında infaza girmek ada değildir. Bu şekilde adalet tecelli etmez, hak yerini bulmaz, ak ile kara birbirinden ayrılmaz. Yolsuzluk ne kadar çirkinse, ne kadar büyük bir hak yemekse daha yargı süreci tamamlanmadan karar vermek, ceza vermek, infaz etmek de o kadar kötü, çirkin ve büyük bir ahlaksızlıktır" diye konuştu.


- TBMM

Kaynak: AA