5. İzmir İktisat Kongresi
Başbakan Erdoğan: (2) "Güçlü bir ekonomi için soframızdaki ekmeğin daha da büyümesi için 76 milyonun bir ve beraber olmasını, birlikte geleceğe yürümesini şart olarak görüyoruz" "Cumhuriyet...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, güçlü bir ekonomiyle sofralardaki ekmeğin daha da büyümesi için 76 milyonun bir ve beraber olmasını, birlikte geleceğe yürünmesini şart olarak gördüklerini söyledi.
Erdoğan, 5. İzmir İktisat Kongresi'nde, 90 yılın tecrübesinin, Cumhuriyetin kutuplarla, ayrıştırmalarla, kutuplaştırmalarla özellikle de red, inkar ve asimile ederek değil, iş, emek, yatırım, birlik ve kardeşlikle büyüdüğünü, yüceldiğini gösterdiğini belirtti.
Türkiye ekonomisinin, demokrasi, kardeşlik ve dayanışmaya paralel olarak büyüme kaydettiğini, iç sorunların, ayrımlaştırmaların, sanal tartışmaların, özellikle de müdahalelerin olduğu dönemlerde ekonominin daraldığını ve kan kaybettiğini 90 yılın çok net şekilde gösterdiğine işaret eden Erdoğan, hükümetlerinin iş başında olduğu 11 yıllık sürecin, demokrasi, kardeşlik, dayanışma ve ekonomik büyüme arasındaki doğru orantının en güzel ispatı olduğunu anlattı.
Erdoğan, Cumhuriyetin kuruluş atmosferinde olduğu gibi son 11 yılda da Türkiye'nin birlik, kardeşlik ve dayanışma içinde birbirine kenetlendiğini, bu sayede Cumhuriyetin kazanımlarına yeni kazanımlar eklendiğini, 79 yılda yapılanlara kat kat fazlasını ilave etme fırsatını bulunduğunu dile getirdi.
Türkiye ekonomisinin 10 yıllık süreçte ortalama yüzde 5,1 büyüme oranını yakaladığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Milli gelirimiz 2002 yılında 230 milyar dolarken, 2012 sonunda 786 milyar dolara ulaşmıştır. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında 50 milyon dolar olan ihracatımız, 2002 yılında yani 79 yıl içinde, 36 milyar dolara ancak ulaşmıştır. 2002 sonrasında ise ihracatımız 4 kattan fazla artışla 152,5 milyar dolar seviyesini görmüştür. Hızla artan nüfusa rağmen Türkiye işgücüne yeni katılanlara iş sağlamada da önemli başarı kaydetti. Sadece son 11 yılda 4 milyon 700 bin kişiye istihdam imkanı sağlandı. Cumhuriyet tarihimizin önemli bir kısmı ne yazık ki IMF gölgesinde biliyorsunuz geçmiştir. 2002 yılı sonunda göreve geldiğimizde IMF'e olan borcumuz 23,5 milyar dolardı, böyle devraldık. Bu yılın 14 Mayıs'ta bu borcu tamamen ödedik ve o defteri kapadık. Böylece iktisat tarihimizde yeni bir sayfa açtık."
Erdoğan, Merkez Bankası rezervlerinin 11 yıl önce 27,5 milyar dolar olduğunu anımsatarak, bugün itibarıyla 132,7 milyar dolara, Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerinden birine ulaştığına dikkati çekti.
-Türkiye, dış yardımlarını en çok artıran ülke
Türkiye'nin sadece makro ekonomik göstergelerinde değil, tüm kalkınma göstergelerinde cumhuriyet döneminin rekorlarını elde ettiği belirterek, şöyle devam etti:
"Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaştırmada, enerjide, tarımda, bütün bunlar başta olmak üzere her alanda önemli yatırımlar gerçekleştirildi. Bugüne kadar yapılanların üzerine kat kat fazlaları inşa edildi. Bizler ekonomik krizlerin olduğu dönemlerde yatırımlarımızı durdurmadık. Tam aksine bu dönemlerde bile, krizin olduğu dönemde yatırımlara aynen devam ettik. Sadece ülkemiz içindeki yatırımlar değil, aynı zamanda dışarıya yaptığımız kalkınma yardımlarında da çok büyük artışlar sağladık. 2002 yılında sadece 85 milyon dolar olan dışarıya yönelik resmi kalkınma yardımlarımızın tutarı geçtiğimiz yıl 2,5 milyar doları aştı. Türkiye, OECD ülkeleri arasında 2011-2012 yıllarında dış yardımlarını en çok artıran yükselen donör ülke durumuna geldi."
Cumhuriyetin, demokrasinin ve kardeşliğin güç kazandığı dönemlerde güçlendiğini vurgulayan Erdoğan, Cumhuriyetin vatandaşlarını bir bütün halinde, ayrımsız şekilde kucakladığı oranda büyüdüğünü ve kalkındığını söyledi.
Erdoğan, 11 yıldır ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı bu anlayış üzerine inşa ettiklerini kaydederek, bu anlayışla yollarına devam ettiklerini bildirdi.
-Güçlü ekonomi için ileri standartlarda demokrasi
Güçlü bir ekonomi için ileri standartlarda demokrasiyi gerekli gördüklerine işaret eden Erdoğan, "Güçlü bir ekonomi için soframızdaki ekmeğin daha da büyümesi için 76 milyonun bir ve bareber olmasını, birlikte geleceğe yürümesini şart olarak görüyoruz. Ekonomik reformlarımızı yaparken demokratik reformları ihmal etmiyor, demokrasiyi güçlendirerek, ekonomiyi büyütüyoruz" şeklinde konuştu.
"Cumhuriyet nasıl ki 76 milyonun Cumhuriyetiyse Cumhuriyetin kazanımları da hiç kuşkusuz eşit derecede 76 milyonun kazanımlarıdır" diyen Erdoğan, Cumhuriyete yapılmış her hizmet, ortaya konulan her eserin, belli bir zümrenin değil, topyekun milletçe herkesin gurur duyacağı eserler olduğunu ifade etti.
Erdoğan, büyümede, milli gelirde, kişi başına düşen milli gelirde, dış ticarette, turizm gelirlerinde elde ettikleri başarıların milletçe herkesin ortak başarısı olduğunu dile getirdi.
Enflasyonla, faizlerle, işsizlikle, belirsizlik, güvensizlik ve istikrarsızlıkla yaptıkları mücadelede kazandıkları zaferlerin, 76 milyonun ortak zaferi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 30 civarındaki enflasyonu yüzde 6-7 seviyelerine indirdiklerini bildirdi.
-İstanbul etabı müjdesi
Erdoğan, devletin borçlanma faizinin yüzde 63'te olduğu bir dönemi devraldıklarına işaret ederek, bunun şu anda yüzde 6 civarlarında dolaştığını belirtti.
Milletin cebinden çıkan bu farkların artık milletin cebinde kaldığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
"79 senelik Cumhuriyet döneminde 6 bin 100 kilometre bölünmüş bir yolun yapıldığı bir dönemden şu 11 sene içerisinde 17 bin kilometre bölünmüş yol yapan bir dönemdeyiz. Bütün bunlar işte o yatırım, ülkemizdeki istihdamı da teşvik eden bir süreç olmuştur. Hızlı trene girdik. Bizim raylı sistemlerimiz tarihten kalma, maalesef kağnı sistemi gibiydi. Onlar rehabilite edildi. Süratle hızlı tren sürecine geçtik. Ankara- Eskişehir arasını bitirdik. İnşallah yılbaşına kadar İstanbul etabını bitireceğiz, bu arada Ankara- Konya etabı bitti. Şimdi Sivas'ı çalışıyoruz. Bunlar bitecek, daha birçok yerlerin bağlantısı var. Şehirlerimizin içerisindeki raylı sistem bağlantıları devam ediyor. Bütün bunlarla beraber artık modern, gelişmiş ülkelerin yakaladığı bütün bu huzur ortamını artık Türkiye yakaladı, yakalıyor. İşte şimdi Marmaray'dan 99 yeni üniversiteye, şehir hastaneleriyle modern bir Türkiye'ye, insanın sağlığını öne çıkaran, 'önce insan' diyen bir anlayışı hedefleyen yaklaşımla Türkiye geleceğe yürüyor."
- Ankara