Ali Babacan'dan Finansal Vergi Açıklaması

Son Güncelleme:

Ali Babacan, finansal işlem vergisinin popülizm olduğunu belirterek, "Finansal işlem vergisi popülizmin başka bir örneği" dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 11 Avro Bölgesi

ülkesinin yürürlüğe koymak istediği finansal işlem vergisinin popülizm olduğunu

belirterek, "Finansal işlem vergisi popülizmin başka bir örneği... G-20'de biz

buna kesinlikle karşı çıktık. 'Biz böyle birşeye girmeyiz' dedik" dedi.


Dünya Ekonomi Forumu'na katılmak üzere Zürih'e giderken uçakta gazetecilerin

sorularını yanıtlayan Babacan, popülizmin başka bir örneği diye nitelediği

finansal işlem vergisinin özünün, hükümet ya da siyasetçilerin, krizin sorumlusu

olarak gördükleri bankalara vergi getirmesi talebi olduğunu anlattı.


Daha fazla vergi getirilmesi halinde bankaların bunu cebinden ödemeyeceğini,

büyük kısmını vatandaş ya da sanayicilere ödeteceğini belirten Ali Babacan,

Türkiye'nin böyle bir vergiyi uygulamayacağını, G20'de de buna karşı çıktıklarını

söyledi.


Ali Babacan, "Biz böyle birşeye girmeyiz, girecek ülkeler için de yanlış

olur dedik. 20 ülkenin 20'si de böyle bir şey yapsa, G20'nin haricindeki ülkeler

vergilerini düşük tutsa o zaman finans piyasası yavaş yavaş oraya kayar... Bugün

gazetelerde vardı, Sayın Sarkozy vergiyi daha az ödeyeyim diye İngiltere'de ev

arıyormuş. Kendisi bu arada finansal işlemler vergisinin şiddetli savunucusudur.

Bunu ilk o attı ortaya. Tam popülizm örneği. Bizim işimize kuşkusuz yarar,

şüphesiz..." diye konuştu.


Bu verginin uygulanmadığı Londra ve İstanbul'un iki finans merkezi olarak ön

plana çıkabileceğini, İngiltere'nin de buna karşı olduğunu dile getiren Ali

Babacan, uluslararası piyasada faiz artışına ilişkin ise şöyle konuştu:


"Kısa vadede, merkez bankalarının politika faizi açısından böyle bir artış

özellikle gelişmiş ekonomilerde hiç mümkün görünmüyor. Belki bazı gelişmekte olan

ülkeler birşeyler yapmak durumunda kalabilir ama gelişmiş ülkelerin önümüzdeki

bir iki yıl içerisinde böyle bir şey yapması mümkün değil. Tam tersine baskılar

daha fazla para politikalarının gevşetilmesi yönünde... Şu anda maliye

politikalarında dünyada sona gelindi. Yani artık hükümetler daha fazla kamu

parası harcayarak birşey yapamıyor.


(Gelişmiş ekonomiler) Borçlar maksimum seviyeye ulaştı. Bütçe açıkları

arttı. Dolayısıyla maliye politikasını gevşeterek sonuç alamıyorlar. Reform

yapmakta pekçok ülke zorlanıyor. Ondan sonra herkes dönüyor merkez bankasına...

Her ülkede durum bu... Hükümetler üzerine düşeni yapmıyor, tedbir almıyor, reform

yapmıyor, bütçe tarafında birşey olmuyor. Ondan sonra dönüyorlar merkez

bankasına... Suçu hep dışarıda aramak, problemi hep ötekine atmak gibi... Dönüp

hükümetler 'Merkez Bankası şunu yapsın, bunu yapsın' diyor. Şu anda dünyada para

politikaları üzerinde çok ağır bir yük var. Sanki bütün çözümü merkez bankaları

bulacakmış gibi zannediliyor. Halbuki merkez bankalarının yaptığı para basıyor,

devlet batmasın diye borç veriyorlar. Para basıyor bankalar batmasın diye

bankalara borç veriyor. Gelişmiş dünyada bu çark böyle dönüyor. Gelişmiş dünyada

ve problem çıkmasın diye de büyüyen problem için de 'Daha çok para basın' diye

baskı var."


Küresel risk görünümünde Japon ekonomisindeki son gelişmelerin kendisini

kaygılandırdığını, çok ciddi problemler olduğunu, gelişmiş ülkeler arasında en

büyük risk alanının Avrupa'dan Japonya'ya doğru kaydığını, kendisinin Japonya'yı

çok yakından izlediğini, ayrıca Japonya'da hükümet ve Merkez Bankası arasındaki

yönetim geriliminin güven kaybına yol açacağını belirten Babacan, şöyle konuştu:


"Paket getirdiler ama milli gelirin yüzde 200 üzerinde zaten borçları var.

Şimdi enflasyon hedefini yükselt diye Merkez Bankası'na baskı yapıyorlar.

Enflasyon hedefi yükseldiğinde Japonya'da faizler de yükselecek. Yüzde 200'ün

üzerinde borcu olan bir ülkede faizin bir puan yükselmesi milli gelirin yüzde

2'si kadar daha ilave açık demek bütçede. Zaten çok büyük açıkları var, zaten çok

büyük borçları var. Enflasyon hedefinin yükselmesi, faizin yükselmesi, yıllık

milli gelirin yüzde 2'si kadar daha ilave yük getirecek bütçeye... Ondan sonra

dönecekler bu sefer maliye politikasıyla o verdiklerini tekrar bir noktada almaya

çalışacaklar. Açıkçası son birkaç aydır yapmaya çalıştıklarını anlamak zor. Ben

kaygılıyım biraz...


Biz ne yaptık? Finansal istikrar komitesi kurduk. Orada bütün bağımsız

kuruluşlarımız var. Toplantının olduğunu bile pek kimse bilmiyor, duymuyor.

Özellikle düşük profilli yapıyoruz. Orada ne konuşuluyorsa orada kalıyor. Ondan

sonra bağımsız kuruluşlar, oradaki ortak perspektif neyse, ortak bakış açısı

neyse ona uygun kendi adımlarını atıyorlar ama biz bunu medya üzerinden yapsak,

tartışsak, Türkiye'ye çok zarar verir."


ABD'de belirsizlikler devam ederken, Avrupa'ya dair risk algısının biraz

daha azaldığını, Yunanistan'ın batmasına izin vermeyeceklerinin anlaşıldığını,

Yunanistan'a borcun faizini düşürüp, vadesini uzattıklarını anlatan Ali Babacan,

Türkiye'ye ilişkin de, "Türkiye ile ilgili en önemli risk alanı, kontrolümüzde

olmayan, özellikle ekonomi ve finans alanında dışardan gelebilecek dalgalanmalar.

Her türlü senaryo için milli güvenlik belgeleri gibi belgeler hazırladık. Bütün

kurumların mutabakatıyla hepsini hazırladık, çekmecelere koyduk. Olabilecek her

türlü senaryoda kimin ne yapacağı belli. Bizim küçük bir toplantı odamız var,

hepsini orada yapıyoruz. 2002'den bu yana hep öyle... Her tür durum için gereken

senaryomuz var. Bu biz kötü bir şey bekliyoruz demek değil..." diye konuştu.


Merkez Bankası'ndan övgüyle söz eden, MB'nin uygulamakta olduğu yenilikçi

para politikasının sıcak paranın da yönetilmesi için çok iyi sonuçlar verdiğini,

bütün dünyanın da bunu gördüğünü belirten babacan, "Yoksa dünyanın en iyi merkez

bankası seçilmezdi herhalde kolay kolay... Sadece Avrupa'nın değil, dünyanın en

iyi merkez bankası. Çünkü sonuçlarını herkes gördü. Dünyada tabii ki likidite

dalgaları oldu, olacakta, bunu önlemenin imkanı yok, ama bu dalgadan biz kendimiz

azami şekilde nasıl koruruz ve bunu nasıl yönetiriz. Bu önemli..." dedi.


-SPK soruşturması-


Terörün finansmanına ilişkin yasa tasarısıyla ilgili Başbakan Erdoğan'ın

biran önce tamamlanması ile ilgili talimat verdiğini belirten Ali Babacan, SPK

eski Başkanı Vedat Akgiray ve üyeler hakkında Başbakanlık Teftiş Kurulu

tarafından yakın zamanda başlatılan soruşturmayla ilgili bir soruya şöyle yanıt

verdi:


"Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun baktığı bazı konular var ama bu konular ne

kadar özlü konular, ne kadar yüzeysel bir şikayet boyutunda bunları bilemiyoruz

tabii. Dolayısıyla genelde bu tür gelen bilgileri, duyumları iletiyoruz, kurul da

ne kadarı gerçek ne kadarı değil bakıyor. Çok ciddi problemler olduğu kanaatinde

değilim. Ben söyledim özellikle bakın diye... Ne var ne yok, bu kadar birşeyler

duyuluyor, yazılıyor, çiziliyor, siz bir bakın dedim. Onlar gerçekten problem var

mı yok mu bakacaklar" dedi.


(Son)


Muhabir: Gökhan Kurtaran


Yayıncı: Ali Bayaslan - ISTANBUL

Kaynak: AA