Amacları Seriat
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AKP'nin Kapatılması Davasında Sunduğu 45 Sayfalık Esas Hakkındaki Görüşünde Dört Çarpıcı Yeni Delil Sundu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AKP’nin kapatılması davasında sunduğu 45 sayfalık esas hakkındaki görüşünde dört çarpıcı yeni delil sundu.
Yalçınkaya, İran Gazetesi Cumhuri-i İslam’ın, "Türkiye’nin İslam devriminin eşiğinde olduğu" başyazısını kapatmaya delil gösterdi. "Yüzde 47 ile iktidar olduk. Milli irade kapatılamaz" savunması yapan AKP’ye, sert yanıt veren Başsavcı, "Davalı partinin milli irade kavramından anladığı sınırsız siyasi iktidar algısı, olası çoğunluk diktasının açık işaretleridir" dedi. Yalçınkaya’nın, görüşü özetle şöyle:
Dava sanal korkudan değil
İddianame hukuka dayalıdır. Anayasa, SPY ve AİHS’e dayanmaktadır. Savcıların ünvanlarının başındaki "cumhuriyet" sıfatı, cumhuriyeti korumak için verilmiştir. Dava yetkisi benimdir. Sanal korkulara değil, somut kanıtlara dayanmaktadır.
AKP’liler saldırdılar
Kapatma davasının yankı uyandırması eleştirilmesi doğaldır. Ancak, yüksek yargı kuruluşları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın davalı parti mensupları ve destekleyenlerince ağır eleştiri ve tehditlere varan saldırılara uğraması hukuk devletinin erk olduğu demokratik ülkede karşılaşılacak olgu değildir.
Kapatma uygun
Kapatma yaptırımı davalı partinin son aşamada demokrayi ortadan kaldıran, şiddet ve şiddet çağrısını amaçlayan bir modeli (şeriatı) yaşama geçirmeyi hedeflediği için hukuka uygundur.
Şeriata gidişin kanıtı var
Davalı partinin eylem-söylemleri "ılımlı islam devleti" adı altında bir şeriat devletine gidişin açık kanıtlarıdır. 5.5 yıldır şeriat devletine dönüştürme faaliyetleri kanıtlarıyla ortaya konmuştur. AKP, mirasçısı olduğu laik rejim karşıtı partilerin deneyimlerinden ders çıkarmış ve örtülü programını gerçekleştirken demokrasiyi kullanmıştır.
Güç kullanımı yakın
Şeriatın tüm toplumu İslami bir düzene kavuşturmayı esas alan "cihat" boyutu gözetildiğinde laik rejimi dönüştürmek için güç kullanılması ve bu tehlikenin uzak olmadığı bir gerçektir. Davalı partinin eylemlerinin ulaştığı boyut karşısında laik cumhuriyete demokrasiye yönelen tehditin daha somut ve yakın nitelik kazandığı dikkate alınıp kapatma istenmiştir. Egemen olan dinsel inancın (şeriat) içeriği ve tarihsel deneyimler gözetildiğinde laiklik ilkesinin korunması Türkiye için daha yaşamsaldır ve laikliğin koruması zımmında ülkemezini takdir hakkı daha geniştir.
Venedik AKP’yi koruyamaz
Davalı partinin şiddet çağrısı yapmadığı veya açıkça şiddete başvurmadığı bu nedenle iç hukuk ve uluslararası anlaşmalar ile Venedik ilkeleri ve Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi kararı gözetildiğinde kapatma kararı verilemeyeceği savunması yersizdir. Çünkü davalı siyasi partinin hoşgörünün olmadığı ve ayrımcılığın ön planda tutulduğu bir siyasi sistemi hedeflediği beyan ve eylemleriyle açıktır. Dava açılırken, büyük küçük iktidar muhalefet partisi ayrımı yoktur.
Fetullah talimatı laikliğe aykırı
Dışişleri Bakanlığı döneminde Gül’ün Milli Görüş Teşkilatı ve Fetullah Gülen cemaati ile ilişki kurulması yönündeki büyükelçiliklerimize gönderdiği talimat laik devlet ilkesine aykırıdır. Cumhurbaşkanı Gül’ün, üye, bakan, Başbakan olarak eylemleri partiyi bağlar. TBMM Başkanı’nın (Arınç) laikliğe aykırı beyan faaliyetleri davalı partiyi bağlar.
Türban bir siyasi simgedir. Din ve vicdan özgürlüğü kapsamında koruma göremez. temel bir insan hakkı olarak savunulamaz. Yasa tararufu ve sorumsuzluğunun laik devlet ilkesine aykırılığa izin verdiği söylenemez.