Avrupa'nın Dostları Toplantısı

Son Güncelleme:

Başbakan Davutoğlu: (2) "Nerede terörizm olsa, kim yaparsa, biz ona karşı orada olacağız. Ama aynı dayanışmayı görmek istiyoruz.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Nerede terörizm olsa, kim yaparsa, biz ona karşı orada olacağız. Ama aynı dayanışmayı görmek istiyoruz. Berlin'in göbeğinde cami yakılıyor, Almanya'da sadece geçtiğimiz yıl 90'ın üzerinde cami, son 1-2 ayda onlarca cami saldırıya uğradı, aynı dayanışmayı ben bu saldırılarda da görmek istiyorum" dedi.


Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği ile "Friends of Europe" tarafından ortaklaşa düzenlenen toplantıda konuştu.


İngilizce'den simültane tercüme edilen konuşmasında, Davutoğlu, Almanya'ya gittiğinde Türk toplumu liderlerinden bazılarıyla bir araya geldiğini, liderlerin İslamofobi'nin yükselişinden korktuklarını ilettiklerini söyledi.


Şansölye Merkel ile konuştuğunda "Bütün Türkler orada olacaktır, hepsi teröre karşı olacaktır" diyerek, bunun teminatını verdiğinin altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:


"Dışişleri Bakanıyken yaşadığım en zor andı. Almanya'ya gittiğimde 2012 yılı Aralık ayıydı, bütün farklı şehirlerde ırkçı örgüt tarafından öldürülen insanların aileleriyle bir araya geldim. Polis, bu cinayetleri 7-8 sene öncesine doğru soruşturduğunda mesela kocasını kaybeden bir kadına şunu sormuşlardı, 'Kocanızı siz mi öldürdünüz, kocanızı başkalarıyla birlikte mi öldürdünüz...' Daha da acı olanı şu, Türk halkı öyle bir algılanıyor ki 'bir kadın, kocasını öldürebilir veya birbirini öldürür' diye düşünülüyor. Ama hiç akıllarına gelmiyor ki bir ırkçı örgüt bunları katletti diye. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor, Pariste'de böyle. Nerede terörizm olsa, kim yaparsa, biz ona karşı orada olacağız. Ama aynı dayanışmayı görmek istiyoruz. Berlin'in göbeğinde cami yakılıyor, Almanya'da sadece geçtiğimiz yıl 90'ın üzerinde cami, son 1-2 ayda onlarca cami saldırıya uğradı, aynı dayanışmayı ben bu saldırılarda da görmek istiyorum."


- Musevi cemaati, bu ülkenin insanları"


Başbakan Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakıldığında ilk defa Süryani cemaati için İstanbul'da kilise inşa edeceklerini bildirdi. Hristiyan cemaatin kiliseye ihtiyacı olmadığını söyleyen Davutoğlu, "Süryani cemaati için orada özel bir kilise yapılması istendi" dedi.


Davutoğlu, Türkiye'deki sinagogların da koruma altında olduğuna dikkati çekti. Karaköy'deki büyük sinagogun bir kaç sene önce saldırıya uğradığını hatırlatan Davutoğlu, "Musevi cemaati, oradaki insanlar yabancılar değil ki onlar, bu toprağın insanları, Müslümanlar gibi Hristiyanlar gibi. Vatandaşlığın kapsayıcılığı devletler için önemlidir ama daha önemlisi şudur ki Avrupalılık kimliğidir" değerlendirmesinde bulundu.


-"Bunu bana kimse bu şekilde söyleyemez"


Başbakan Davutoğlu, Paris'te kendisine "Avrupa-Türkiye ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusunun sorulduğuna değinerek, "Biz, Avrupalılar' dediğiniz zaman o 'biz'in içerisinde zaten bütün Türkler de var. Hiç kimse bana diyemez ki 'Bizler Avrupalılar ve siz Türkler'. Bunu bana kimse bu şekilde söyleyemez" ifadelerini kullandı.


"Biz, Avrupa Birliği'nin en üst üyesi değiliz, hala havaalanının üzerinde bizim uçağın döndüğü gibi dönüyoruz, tur atıyoruz" diyen Davutoğlu, şunları söyledi:


"Ama bizler, Avrupa tarihinin ve modern çağdaş Avrupa'nın da birer parçasıyız. 45 milyon Müslüman yaşıyor Avrupa'nın içerisinde ve neredeyse 7 milyon Türk yaşıyor Avrupa'da. Bu insanlar burada yaşıyor ve geri dönmeyecekler. Biz de kapsayıcı bir Avrupalı kimliği istiyoruz ama Kutsal Roma Germen anlayışı varsa özür dilerim ama o Avrupa bitti artık."


Başbakan Davutoğlu, kapsayıcı Avrupa kimliğinin nasıl inşa edileceğine odaklandıklarını vurgulayarak, "Etnisitesine, dini veya mezhebine bakılmadan biz, herkesi Türkiye içerisinde vatandaş kabul ediyoruz, bu hep böyleydi" dedi.


Başbakan Davutoğlu, ekonomik meselelerle ilgili realist olunması gerektiğine işaret etti.


Türkiye'nin G-20 dönem başkanı olarak da Brüksel'de olduğunu belirten Davutoğlu, "Bizim hedefimiz genel olarak dünyada yıllık yüzde 2'lik bir büyüme ve bu gerçekten mütevazi bir hedef. Dünya ticareti sürekli yüzde 6-7 büyüyordu şu anda ancak bu yüzde 3,4'lerde. Bizim ortak sıkıntımız bu. Ama bu problem bütün dünyanın meselesidir. önümüzdeki 50 yılda Avrupa münferit olarak değil ama hep bir bütün olarak ekonomik merkez haline gelmeye devam edecek" şeklinde konuştu.


"Resesyon zaten gelmiş, resesyon zaten var"


1990'larda dünya ekonomisinde ekonomik bir patlama yaşandığını hatırlatan Davutoğlu, Türkiye'de 1991'de yaklaşık 2 bin 700 dolar olan kişi başına milli gelirin AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'de de neredeyse aynı seviyede olduğuna dikkati çekti.


Davutoğlu, Türkiye'nin 1990'lı yıllarda neredeyse yerinde saydığını, daha sonraki 12 yılda kişi başına düşen milli gelirin 4 katına çıktığını belirtti.


Dünya ekonomisinde resesyon yaşanan dönemde de Türkiye'nin büyümeye devam ettiğini anlatan Davutoğlu, bütün verilerin halen Türk ekonomisinin sürdürülebilir büyümeyi ve kalkınmayı daha devam ettirdiğini gösterdiğini söyledi.


Ahmet Davutoğlu, petrole bağımlı ülkelerde hükümetlerin geleceğe karar vermediğini, geleceğin petrol fiyatının yükselmesine veya düşmesine bağlı olduğunu anlattı.


Türkiye'de son 12 yılda herhangi bir petrol ya da doğa gaz yatağı keşfedilmediğini, kimsenin de yüz binlerce dolar borç vermediğini belirten Davutoğlu, ancak Türkiye'nin gelirinin 230 milyar dolardan 830 milyar dolara yükseldiğini ve daha da artmaya devam ettiğini kaydetti.


Türkiye'deki büyümenin reel bir büyüme olduğunun altını çizen Davutoğlu, şunları kaydetti:


"Bu gerçek bir büyüme. Bu bizim ulusumuzun çalışmasının eseri, bu alın terimizin eseri. Dolayısıyla bunu tehlikeye atamayız, bundan ödün veremeyiz. Bu ülkemizin, vatandaşımızın alın teridir. Avrupa içerisinde bu büyük sıkıntı, sürdürülebilir kalkınma nasıl sağlanacak? Bugün bir çok gazetede 'resesyon geliyor' başlığını gördüm. Hayır resesyon zaten gelmiş, resesyon zaten var. Daha da kötüye gidiyor. Birinci sıkıntı ile ikinci sıkıntı arasındaki ilişkiye baktığımız zaman 1929 ekonomik krizinden sonra neler yaşandığını unutmayın lütfen.


Avrupa kıtasında ırkçılık yükselişe geçti. Şimdi de bir ekonomik kriz yaşandı. Şunu hissediyorsanız,  'Bundan biz sorumlu değiliz' diyorsanız, peki soru şu 'Kim bunun sorumlusu?' 1930'larda Yahudiler idi. Naziler Yahudileri suçladılar, şimdi PEGİDA için de Müslümanlar. PEGİDA da Müslümanları suçluyor. Bu iki mantık arasında hiç bir fark yok. Tarih bağlam içerisinde, tarihi benzerlik içerisinde baktığımız zaman eğer işsizlik başlıyorsa, sosyal yapı içerisinde hemen dışlayıcı bir yaklaşım ortaya çıkıyor. 1990'larda Türkiye'de ekonomik kriz yaşandı ve hükümet demedi ki biz başarısız olduk, başka birçok faktöre suçu atmıştı. Şimdi aynısı burada Avrupa içerisinde yaşanıyor."


Türkiye'de kapsayıcı siyaset ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu bulunduğunu belirten Davutoğlu, üçüncü konunun demokratik istikrar olduğuna işaret etti.


Bazı ülkelerde neredeyse 20-30 sene seçim yapılmadan, bazı liderlerin ülkeleri yönettiğini ve bu ülkelerde istikrar bulunduğunun söylendiğini anlatan Davutoğlu, bu istikrarın meşruiyet testinden geçemeyeceğini dile getirdi.


- Ankara

Kaynak: AA