Bağış: Yasadışı Göç Bizim de Sorunumuz
Egemen Bağış, yasadışı göçün sadece Avrupa'nın bir sorunu olmadığını, artık Türkiye'nin de sorunu olduğunu söyledi.
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, yasadışı göçün sadece Avrupa'nın bir sorunu olmadığını, artık Türkiye'nin
de sorunu olduğunu söyledi.
Bağış, Avrupa Birliği Bakanlığı'nda 11. İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi
toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin reform ve kendi vatandaşlarının
standartlarını yükseltme kararlılığının her zamanki gibi güçlü bir irade ile
devam ettiğini ifade etti.
TBMM'nin neredeyse 24 saat hiç durmadan reform için çalıştığını belirten
Bağış, 3. yargı reform paketinin dün TBMM'de kabul edildiğini hatırlatarak şöyle
devam etti:
"Bu yargı paketinin her bir maddesi aslında Türkiye'yi AB standartlarına bir
adım daha yaklaştıran, Türkiye'nin AB sürecinde atması gereken adımlara yönelik
maddelerdi. Bu yüzden Türkiye'nin reform kararlılığını anlamak istemeyenlere, ben
buradan, Ankara'dan bir iddiada bulunmak istiyorum. Şu anda Avrupa Birliği
üyeleri dahil olmak üzere, Avrupa'daki en reformist devlet mekanizması Türkiye
Cumhuriyeti devletidir."
Sürecin kendisinin sonucundan daha önemli olduğuna işaret eden Bağış,
Türkiye'nin AB sürecinde her geçen gün daha demokratik, daha şeffaf, daha
müreffeh, daha saygın ve daha özgüvene sahip bir ülke haline geldiğine işaret
etti.
Geçen hafta AB üyesi 16 ülkenin dışişleri bakanlarının ortak bir makale
yayımladıklarını, makalede Türkiye'nin önemini ve Avrupa'ya katkılarını
vurguladıklarını anımsatan Bağış, şöyle devam etti:
"Gerçekten bu tarihi bir manifestoydu. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne
yapacağı katkıları mükemmel bir şekilde özetleyen bir manifestoydu. 27 ülkenin
16'sının böyle bir metne imza koymuş olması gerçekten çok anlamlıdır. O metne
imza koymayan aslında 11 ülkenin dışişleri bakanlarının da en az imza koyanlar
kadar Türkiye'nin potansiyelinin farkında olduğundan şüpheniz olmasın. Ama siyasi
sebeplerle, iç politika hassasiyetleri nedeniyle ona imza koymasalar da her biri
Türkiye'nin öneminin farkındalar. Her zaman söylüyorum 'Zamanın ruhu Türkiye'nin
yanındadır'.
Bu makaleyi kaleme alan cesur siyasetçilere, devlet adamlarına teşekkür
etmek istiyorum. Bu ortak ses Avrupa'daki sağır duvarları da aşmamıza yardımcı
olacaktır. Dünyanın gerçekleri Türkiye'yi işaret etmektedir."
-"Kendini komik duruma düşüren bir takım eski zihniyetler var"-
Bütün uluslararası kurumlar Türkiye'nin potansiyelini anlarken,
anlayamayanların da bulunduğunu söyleyen Bağış, şunları kaydetti:
"Bu anlayamayanların kendilerine Avrupa'da son dönemde mektup arkadaşı
aramaya başladıklarını da büyük bir hayret içerisinde takip ediyoruz. Gönül
isterdi ki, bu mektup arkadaşı arayışları içeride kalsaydı. Kendi vatandaşımızla
iletişim kurmayı deneselerdi. Dışarıda, bir takım kişilere mektuplar yazıp,
'Sizin yazdığınız gibi, Türkiye o kadar da iyi değil' gibi iddialarda bulunmamış
olsalardı.
Gerçekten kendini komik duruma düşüren bir takım eski zihniyetler var.
Boşuna demiyorum sıkça, 'milletin vicdanında yargılanıp, müebbet muhalefete
mahkum olan zihniyet' diye. Gerçekten bunların, Türkiye'nin geldiği noktadan,
onur duyması, gurur duyması gerekirken düştükleri komik durum bir trajedidir.
Ümit ediyorum ki, gönderdikleri mektupları iadeli taahhütlü göndermişlerdir ki,
alan bakanlar ne dirençlere rağmen bu reformları gerçekleştirdiğimizi takdir
ederler ve Türkiye'nin kararlılığını bir kez daha önemserler."
-"Türkiye'de tartışılması gereken laiklik değil layıklıktır"-
Türkiye'de bugün laiklik tartışması yapmak için çok geç olduğunu belirten
Bağış, Türkiye'nin laikliği ile bölgedeki ülkelere ilham kaynağı olduğuna işaret
etti.
Bağış, "Türkiye'de tartışılması gereken laiklik değil layıklıktır.
Türkiye'ye layık bir muhalefete artık hepimizin ihtiyacı var. Böyle saçma sapan
yaklaşımlarla, böyle korkularla Türkiye'nin zamanını çalmalarını ben gerçekten
üzülerek takip ediyorum" diye konuştu.
AB ile pozitif gündem sürecinin ilan edildiğini anımsatan Bağış, bu sürecin
bile Türkiye'nin AB için önemini çok net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi.
AB'nin tarihinde pozitif gündem diye bir şey olmadığına dikkati çeken Bağış,
ilk defa Türkiye için bu sürecin icat edildiğini, bunun da Türkiye'nin
kararlılığının, gücünün, bu konudaki iradesinin çok açık ve net bir sinyali
olduğunu kaydetti.
Bağış, "Türkiye'nin tanımadığı bir yarım ada devletinin sözde dönem
başkanlığı nedeniyle ilişkilerin durmaması için hem bizim hem Avrupa Bİrliği'nin
ortaya koyduğu bir iradedir. Böylelikle siyasi sebeplerle bloke edilen sekiz ayrı
fasılla ilgili olarak çalışma grupları oluşturuyoruz. Vize konusunda 30 yıldır
atılamayan adımlarını atıldığına şahit oluyoruz. AB Komisyonu'nda Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlarının görevlendirilebilmesi için engelleri kaldırıyoruz. AB
fonlarından ülkemizin daha çok yararlanması için bir takım çalışmaları
gerçekleştiriyoruz" diye konuştu.
Pozitif gündem içinde üç ayrı fasılda çalışma gruplarının toplantılarını
yapmaya başladıklarını bildiren Bağış, "Fasıl açılması için gereken bütün üye
ülkelerin oybirliği şartına bakılmaksızın komisyonla direkt ilişkilere giriyoruz"
dedi.
-"Türkiye artık bir hedef ülke haline geldi"-
AB üyesi ülkelerin oybirliği ile AB Komisyonu'na Türkiye ile vize muafiyeti
görüşmelerine başlama yetkisi verdiğini anımsatan Bağış, şimdi AB Komisyonu'ndan
geri kabul anlaşması ve vize muafiyetine gidecek yolda atılması gereken adımları
detaylandıran bir eylem planını beklediklerini kaydetti.
Bu eylem planına ilgili bakanlıklarla son halini verdikten sonra atılması
gereken adımları değerlendireceklerine işaret eden Bağış, şunları kaydetti:
"Bunu yapmak durumundayız. Yasadışı göç Avrupa'nın bir sorunu değil, artık
bizim de sorunumuz. Eskiden Türkiye transit bir ülkeydi. Türkiye üzerinden
Avrupa'ya gitmek isteyen üçüncü ülke vatandaşlarının bir geçiş noktasıydı. Ama
Türkiye son 9,5 yılda kişi başına düşen gelirini üç katı birden artıran bir ülke
olarak, insan haklarında, ifade özgürlüğünde küresel standartları yakalamaya
başlayan bir ülke olarak artık bir hedef ülke haline geldi. Artık ülkemizi bir
umut olarak gören milyonlar var."
Türkiye'nin artık bütün sınırlarını AB standartlarında, küresel
standartlarda koruması gerektiğine işaret eden Bağış, sınırlarla ilgili olarak
sadece teröre karşı değil, yasadışı göçe karşı atılması gereken adımların da
tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Enerji konusunda Nabucco projesinde Avrupa'nın içine düştüğü akıl tutulması
nedeniyle bir türlü yol alınamadığını ifade eden Bağış, Türkiye'nin Azerbaycan
ile imzaladığı TANAP projesinin artık Nabucco'nun da önünü açtığını söyledi.
Bağış, "Türkiye üzerinden doğalgaza kavuşmak isteyen ülkeler, artık
Türkiye- Bulgaristan sınırına gelip kendi boru hatlarının bağlantılarını yapıp
kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecekler" dedi.
4. yargı reformu paketi konusunda da çalışmaların sürdüğünü belirten Bağış,
bu konuda Bakanlar Kurulu'nda kapsamlı bir analiz yapıldığını belirtti. Bağış,
"Zannediyorum Ekim ayında Meclisimizin açılmasıyla birlikte yine Meclisin
gündemine gelecek" diye konuştu.
- Kıbrıs müzakereleri-
Kıbrıs müzakerelerine de değinen Bağış, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin
son dönemde "Türkiye'den telefon bekliyorum. Türkiye'ye gitmek istiyorum"
dediğini anımsatarak, şöyle devam etti:
"Buradan kendisine bir hatırlatma bulunmak istiyorum. Hatları karıştırmasın.
Onun muhatabı, onun muadili Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Sayın
Eroğlu'dur. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı öyle sözde başkanlıklarla yarım ada
devletleriyle vakit harcayacak kadar zaman lüksüne sahip değildir. Ama Sayın
Eroğlu'nun bu konuda kendilerine destek vermeye hazır olduğunu biliyorum.
Sakın ellerindeki sineklikle aslan avlamaya kalkmasınlar. Herkes kendi
boyunun ölçüsü içerisinde atması gereken adımları atsın. Türkiye de burada
çözümden yana destek mekanizmasını işletmeye devam edecektir."
Bir basın mensubunun Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin 1 Temmuz'dan itibaren AB
dönem başkanı olmasıyla Türkiye'de nelerin değiştiğini sorması üzerine Bağış,
"Hiçbirşey değişmedi. Nasıl biz 23 Nisan'da devlet büyüklerimizin koltuklarına
yavrularımızı oturtup onların hevesini almasını sağlıyorsak, Avrupa Birliği de
takvimsel bir sürecin gereği olarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne altı aylık bir
heves giderme imkanı tanıdı. Bu bizi etkilemez. Bu onların kendi iç takvimsel
sürecidir. Biz kendi kararlılığımızla kendi reformlarımızı gerçekleştirmeye devam
edeceğiz" yanıtını verdi.
Bakan Bağış, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili bir soru
üzerine de, "Bölücü terör örgütünün başının nerede ne yaptığını takip etmek AB
Bakanlığının görev alanı içinde değil. Bu konuda Adalet Bakanımız çok açık ve net
bir açıklama yaptı. Hala bu tür iddiaların ithamların dillendiriliyor olmasını
gerçekten trajikomik buluyorum. Bunlar Türkiye'ye de yakışmıyor. Gerçekten daha
makul daha gerçekçi tartışmaları yaşamamız gerekir diye düşünüyorum" dedi.