Başbakan Yardımcısı Babacan Açıklaması

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Zaten özellikle Merkez Bankasının reeskont kapısını da düşündüğümüzde yeter ki talep olsun, yeter ki ihracatımız olsun, yeter ki biz mal satalım ama katma değeri yüksek mal satalım, Eximbank'ın kaynak sorunu olmaz."

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Zaten özellikle Merkez Bankasının reeskont kapısını da düşündüğümüzde yeter ki talep olsun, yeter ki ihracatımız olsun, yeter ki biz mal satalım ama katma değeri yüksek mal satalım, Eximbank'ın kaynak sorunu olmaz. Çünkü Eximbank'ın arkasındayız. Yüzde 100 Hazinenindir" dedi.


Babacan, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile Başbakanlık Merkez Binada düzenledikleri basın toplantısında, Türk Eximbank faaliyetlerindeki gelişmeleri değerlendirdi ve bankanın yeni dönemde izleyeceği politikalara ilişkin bilgiler verdi.


Babacan, Dışişleri Bakanlığı yaptığı 2008 yılında Afrika'da 12 ülkede büyükelçisi bulunan Türkiye'nin, hangi ülkelerde büyükelçiliği olması gerektiği konusunda ilgili kuruluşlardan görüş alarak 34 ülkeyi tespit ettiklerini ve bugün itibariyle bu büyükelçilerin göreve başladığını bildirdi. Yurt dışı ticaret müşavirliği sayısının 250'ye yükseltildiğini ve bütün kadroların dolduğunu ifade eden Babacan, bir de THY uçuşlarının ihracatçı için önemli güven ve imkan olduğuna dikkati çekti.


Türkiye'nin AB'ye ihracatı ile Ortadoğu ve Afrika'ya ihracatının hemen hemen aynı orana sahip olduğuna dikkati çeken Babacan, "Zaten bunun içindir ki Türkiye, AB'deki bu yoğun krizden nispeten az etkilenen ülkelerden birisi oldu, bu krizin etkisi az oldu. İhracatımız da artış göstermeye devam ediyor. Hızlı pazar çeşitlenmesi güzel sonuçlarını bu şekilde almış oldu" değerlendirmesinde bulundu.


-"Merkez Bankamızın iletişimine çok dikkat etmemiz gerekiyor"-


Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Babacan, bir soru üzerine, 2008-2009 krizinden sonra ABD, Avrupa ve Japon Merkez Bankası başta olmak üzere gelişmiş pek çok ülkenin merkez bankasının piyasaya görülmemiş miktarda likidite sunduğunu ve likiditenin, batmak üzere olan bankaların şimdilik yüzdürülmesine, batmak üzere olan ülkelerin de şimdilik batmasını önlemeye yönelik olduğunu anlattı.


Pek çok finans kuruluşunda ve pek çok ülkede bu riskin ortadan kalkmadığına işaret eden Babacan, merkez bankalarının olağanüstü likidite imkanlarını ortadan kaldırması halinde dünyanın görünümünün çok çok farklı olabileceğini söyledi.


Babacan, olağanüstü düzeyde likiditenin piyasada dolaştığı ve güven arayışında olduğu bir dönemde Merkez Bankasının uygulayacağı politikaların çok önemli olduğunu vurgulayarak, işlerin iyiye gitmeye başlayacağı ülkeler, normalleşme operasyonlarına başladığında da ayrı bir ortam yaşanacağını ve bu ortama da bugünden hem TCMB'nin hem de özel sektör kuruluşlarının hazır olması gerektiğini kaydetti.


Babacan, dünya ekonomisinin bilinmeyen denizlerde olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:


"Böyle bir ortamda özellikle kurla alakalı Merkez Bankamızın iletişimine çok dikkat etmemiz gerekiyor. Merkez Bankamızın söylediği ya da söylemediği, raporlarında yer alan ya da yer almayan her bir ifade, her bir kelime noktasına virgülüne kadar dikkatli incelenmesi lazım. Çünkü Merkez Bankamız iletişimi çok büyük bir hassasiyetle götürüyor. Merkez Bankamızın iletişimi haricinde de diğer iletişim konusunda da çok ihtiyatlı olmamız gerekiyor. Çünkü Merkez Bankamızın fiyat istikrarı sorumluluğu var ama aynı zamanda finansal istikrar sorumluluğu var.


Kur seviyesi de finansal istikrarın önemli taşlarından bir tanesi. Hem seviye hem de oynaklık açısından 'Merkez Bankamızın iletişimine dikkat edin' diyorum. Onun haricinde bir şey söylememiz zaten doğru değil. Hükümet olarak bizim kur politikamız serbest kur rejimidir. Ana çerçevesi budur ama bu ana çerçeve içerisinde günlük, haftalık, aylık uygulamalar piyasa şartlarına bağlı olarak Merkez Bankasının yaptığı, yapacağı işlemlerdir. Ama şunu da görüyorsunuz ki cari açığı olan, gelişmekte olan ülkelere bakın, bütün o ülkelerin para birimleri arasında Türk lirası en istikrarlı para birimi. Şu anda Türk lirası, gelişmekte olan ülkeler içerisinde oynaklığı en az olan para birimidir. Ama böylesine bir ortamda, bu kadar belirsizliğin olduğu bir ortamda da bunu yakalamak bile önemli."


-"Eximbankımız hazır"-


Başbakan Yardımcısı Babacan, "Eximbank'ın ihracatçılara sağlayacağı yenilikler ve faiz indirimi için ne kadar kaynak aktarımı söz konusu olacak-" şeklindeki soru üzerine, bankanın öz sermayesiyle çalıştığını, dışarıdan da dönem dönem kaynak kullandığını belirtti.


Babacan, şunları söyledi:


"Şu an için herhangi bir kaynak sorunu yok. Zaten özellikle Merkez Bankasının reeskont kapısını da düşündüğümüzde yeter ki talep olsun, yeter ki ihracatımız olsun, yeter ki biz mal satalım ama katma değeri yüksek mal satalım, Eximbank'ın kaynak sorunu olmaz. Çünkü Eximbank'ın arkasındayız. Yüzde 100 Hazinenindir. Dolayısıyla ellerinde zaten kullanılmamış ciddi ölçüde kaynakları vardır. Hep ihtiyatlı gittikleri için her an kaynak olarak Eximbankımız hazırdır. Yeter ki talep olsun. Eximbank'ın kredi verme şartlarına uygun talepler olsun."


-"Turquality şartı aranmayacak"-


Babacan, marka kredisi için önceden "Turquality" şartı aranırken, bundan sonra bu şartın aranmayacağını bildirdi.


Başka bir gazetecinin sorusu üzerine Babacan, şunları kaydetti:


"Şu anda bakıldığında büyüme ivmesini yavaş yavaş yakalamakta olan gelişmiş ülke ABD. Ama bu büyüme ne pahasına- Borç stoğundaki durdurulamayan artış ve FED'in sağladığı olağanüstü imkanlar. Biliyorsunuz FED'in uygulamaları çok enteresan boyutlara ulaştı. Bankalara 'batık alacağını getirin bana' diyor, bankalara parasını ödüyor, geçiyor. 'Ben bununla sonra uğraşırım' diyor. Japon Merkez Bankası hisse senedi almaya başladı. Borsaya giriyor, hisse senedi alıyor. Merkez bankalarının şimdiye kadar görülmemiş işlemleri var. Bunları çok dikkatli takip etmek gerekiyor."


-"Amerikan şirketlerinin kasasında 2 trilyon dolar nakit var"-


Likidite veya para politikaları konusunda normale dönüş veya bir çıkışın hangi merkez bankasında, ne zaman oluşacağına bakıldığında en yakının FED olduğunu belirten Babacan, "Çünkü büyüme, toparlanma Amerika'da başladığı için... Ama bunun da öyle yakın bir gelecekte olma ihtimali oldukça zayıf" dedi.


Babacan, FED'in bile daha oldukça uzun bir süre bu politikaya devam etmek zorunda kalacağını çünkü sırf likidite ile olmadığını, güven ortamı oluşmadığında likiditenin bir işe yaramadığını vurguladı.


Bugün Amerikan şirketlerinin kasasında 2 trilyon dolar nakit bulunduğunu fakat korktuklarından, çekindiklerinden bunu yatırıma döndüremediklerine işaret eden Babacan, güven ortamının ne kadar hızlı toparlayacağını Amerika'da izlemek gerektiğini bildirdi.


"Ama bizim finansman komposizyonumuza baktığımızda sadece FED, sadece dolar değil, avro da, Avrupa Merkez Bankası da, Japon Merkez Bankası da vardır" diyen Babacan, büyük merkez bankalarından aynı anda hep beraber senkronize bir çıkış ihtimalinin zayıf olduğuna, bu çıkışların ancak sıralanmış ve koordineli bir şekilde olacağına dikkati çekti.


Bunu hem G7'de hem G20'de ele aldıklarını, G7'de bu konuda uyarılarda bulunduklarını dile getiren Babacan, Amerikan, Avrupa ve Japonya Merkez Bankası başkanlarına üçü beraberken, özellikle bu uyarıyı yaptığını söyledi. Babacan,


"Bir gün çıkacaksanız, sıralayıp yapın. Aynı anda yaparsanız bütün dünyada çok ciddi sıkıntı olur. Hala 'bu krizi nasıl atlatırız' derdinde oldukları için çıkış onlar için hala çok uzak bir konu. Ama yine de bir kulaklarına kar suyu kaçırmak açısından da sıralanmış olmasının öneminden bahsettik, yavaş yavaş, basamak basamak olursa bizim üzerimizdeki etkiler çok daha sınırlı olur" ifadelerini kullandı.


-"TCMB'nin koridor uygulaması son derece önemli"-


Ali Babacan, uluslararası iki kredi kuruluşunun Türkiye'ye yönelik not artırımının ve Türkiye'nin güvenilirliğinin artmasının, finansman konusunda bundan sonraki dönemde Türkiye'nin hep avantajına olacağını belirterek, "Artık Türkiye'ye gelecek finansman, daha düşük getirilere de razı olarak gelecektir. Bu da bizim için avantaj olacaktır" diye konuştu.


Babacan, bu noktada Merkez Bankasının koridor uygulamasının son derece önemli olduğuna işaret ederek, koridorun girişi de çıkışı da yavaşlatıcı etkisi olduğunu vurguladı.


-"Nakış işler gibi kongrede bu işin işlenmesi gerekiyor"-


Babacan, başka bir basın mensubunun "ABD ile AB arasındaki STA'nın, ABD ile Türkiye arasında imzalanacak STA'dan önce devreye girmesi ihtimalini değerlendirmesini" istemesi üzerine şunları söyledi:


"Aslında dünya için önemli, sadece Türkiye için değil. Hele hele bu krizden sonra Avrupa Birliği ve Amerika gibi iki dev pazarın birbirlerine açılıyor olmasının önemi çok büyük. NATO nasıl savunma alanında böyle bir transatlantik alanı oluşturduysa savunma alanında, şimdi bu da ticaret alanında öyle bir alan oluşturacak. Kongre ayağında gerçekten çok iyi çalışmak lazım. STK'lara çok çok önemli iş dünyamızın katkısı böyle nakış işler gibi kongrede bu işin işlenmesi gerekiyor. Çözüm oradan geçecek çünkü. Ümit ederiz ki oraya ulaşırız. Gayretin sonucu da iyi olur ümit ediyorum."


Babacan, "İhracatçıların Türkiye iç pazarlarından parasını tahsil edemediği hangi alanlardır- Ne kadarlık bir tutarı tahsil edemiyorlar- Neye karşılık böyle bir sigorta getiriyorsunuz-" sorusuna karşılık ticari risk ve bunun karşılıklı alışverişteki tereddütü bir miktar ortadan kaldıracağını belirtti.


İhracatçının en azından sigorta ettirdiği alacağına garanti gözüyle bakacağını ifade eden Babacan, "Bir alacak sigorta ettirildiği anda bu sağlam bir teminattır. Onun kadar gidip başka bir bankadan yada faktoring şirketten rahat kredi alma imkanı olacak. Çünkü teminat açısından baktığında, alacak kadar garanti bir şey yoktur. Bir gayrimenkul satmanız icabında üç yıl sürer ama garantili bir alacağın tahsilatı en fazla vadesi kadardır. 3-4 ay sonra nakittir. Bir de şu var: Belki ihracatçılarımız mal satmaya tereddüt ettikleri, alışveriş etmedikleri yeni bir müşteri kitlesini de ihracatçımıza kazandıracaktır. Korkuyorum diye düşündüğü, ya da mal satmadığı müşterilere mal satacaktır" değerlendirmesinde bulundu.


-"Eximbank'ın oynaklıkla ilgili programları var"-


Öte yandan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, buradaki konuşmasında, ihracatçılara faiz oranı konusunda verilen destekten ötürü teşekkür etti. Ankete göre, ihracat sektörünün en önemli sorunlarının sırasıyla enerji maliyetleri, döviz kurları ve finansman maliyetleri olduğunu belirten Büyükekşi, Eximbank'ın ihracatçının can simidi olduğunu vurguladı.


Büyükekşi, Eximbank'ın sağladığı sigortaların beklentilerini tamamen karşılayacak durumda olup olmadığı sorusu üzerine "Dövizdeki oynaklıkla ilgili sigortanın bir önemi yok. Çünkü sigorta, alacakların garanti edilmesi. Oynaklıkla ilgili Eximbank'ın uygulamış olduğu programlar var. O şekilde ihracatçılarımıza eğitimler veriyoruz, yönlendiriyoruz" yanıtını verdi.


(Bitti) - ANKARA

Kaynak: AA