Başbakan Yardımcısı Bozdağ Açıklaması

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Darbe teşebbüsü iddiasıyla yargılanan veya bu ülkede darbe yapmayı kendi aklından tasarlayan, düşünen birileri varsa veya ileride olacaksa onların lehine AK Parti bir lahza nefes solumaz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Darbe teşebbüsü iddiasıyla yargılanan veya bu ülkede darbe yapmayı kendi aklından tasarlayan, düşünen birileri varsa veya ileride olacaksa onların lehine AK Parti bir lahza nefes solumaz" dedi.


Bozdağ, Kanal 7'de Başkent Kulisi programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Türkiye'nin geçmişe kıyasla çok değiştiğini belirten Bozdağ, bugün Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti noktasında geldiği noktayla dünkü Türkiye'nin bulunduğu noktanın birbirinden ayrı olduğunu söyledi.


Bozdağ, şunları kaydetti:


"Dünkü Türkiye'de insanlar darbe teşebbüsünde bulunanlardan veya darbe yapmış olanların aleyhinde cümle kurmaktan korkuyordu, aydınları bile bu konuda konuşmaktan çekiniyor, konuşurken bin defa düşünüp ona göre konuşuyordu, yazıyordu. Şimdiki Türkiye'ye bakın bir düzenleme yapıldığında darbeciler bundan istifade edebilir endişesini taşıyan ve düzenlemeyi eleştiren bir başka Türkiye geliyor. Artık Türkiye'deki değişimi görün, darbe yapanlar yargının önünde Kenan Paşa dahil hesap veriyorlar, 28 Şubat yargının önünde hesap veriyor. Onun için dünkü Türkiye ile bugünkü Türkiye birbirinden farklı. Dün darbeyi savunanlar bunu bir şekilde ifade edebiliyorlardı, 'Ordu göreve' pankartları taşıyabiliyorlardı. Bugün kimse bunu ifade edemiyor."


Türkiye'de sadece soruşturmalar anlamında değil, siyasal anlamda da bir iklim değişikliği yaşandığını, ülkenin artık bambaşka bir noktaya gittiğini vurgulayan Bozdağ, bu anlamda bir geri dönüşün olacağı kanaatini taşımadığını söyledi.


Bozdağ, şöyle dedi:


"Bu noktada bir geriye dönüşün olması mümkün değil, ömrünü darbelerle hukuk dışı yapılanmalarla mücadeleyle geçirmiş bir siyasal kadronun, kalkıp onların yolunu açacak bir adım atmasını düşünmek bile AK Parti'ye karşı çok büyük hakaret olur diye düşünüyorum. Darbe teşebbüsü iddiasıyla yargılanan ve yahut bu ülkede darbe yapmayı kendi aklından tasarlayan, düşünen birileri varsa veya ileride olacaksa onların lehine AK Parti bir lahza dahi nefes solumaz. Bunu herkesin bilmesi lazım."


-Başkanlık sistemi-


Başkanlık sistemine ilişkin bir soru üzerine de Bozdağ, kendilerinin Başkanlık sisteminin Türkiye için en hayırlı sistem olduğunu düşündüklerini ifade etti.


Bu konuda parti içinde farklı düşünen kişilerin de bulunduğuna işaret eden Bozdağ, Türkiye'nin 200 seneyi aşkın bir süredir istem tartışması yaptığını, 1876 Kanuni Esasi'den, 1924, 1961, 1982 anayasalarına kadar bu konuda tartışmalar yapıldığını kaydetti.


Türkiye'de bunun yıllarca tartışıldığını, siyasal kadroların programları projelerine bunu almasına rağmen, bunun bir türlü gerçekleştirilemediğini anlatan Bozdağ, "Bu tartışanlar niye tartışıyor- Türkiye daha iyi olsun diye tartışıyorlar" dedi.


Türkiye'nin operasyona açık olmayan, siyasal istikrarı tam tesis eden, güçlü bir yürütmeyi hayata geçiren, 'hükümet düştü düşecek' konuşmalarını sonsuza dek ortadan kaldıracak bir sisteme mutlaka geçmesi gerektiğini vurgulayan Bozdağ, bu sistemin adının Başkanlık sistemi olduğunu söyledi.


Türkiye'nin tek başına iktidar olduğu dönemlerde büyüdüğünü savunan Bozdağ, şöyle devam etti:


"Koalisyon dönemlerinde bu ülkenin büyüdüğünü, bu ülkenin ileriye gittiğini, kalkındığını söyleyenler gerçekleri söylemiyor; millet bunun şahidi. Eğer Türkiye'de başkanlık sistemi olmuş olsaydı 61. hükümet ne zaman kurulurdu, 5 seneden kabul ederseniz 305 sene sonra kurulurdu. Şimdi kaç sene sonra kuruldu 89 sene sonra kurulmuştur. Eğer 4 yıl olsa, 224 yıl sonra hükümet kurulmuş olacaktı. Bu ne demektir- Türkiye müthiş bir istikrarsızlık döneminden geçti, güçlü bir yürütme, istikrarlı bir yönetim Türkiye'yi ayağa kaldırır.


Herkes konuşuyor, 'tek adam olacak, diktatörlük gelecek, şöyle olacak böyle olacak'. Başkanlık sistemi esasında tek adamlığı, diktatörlüğü önlemek için ortaya çıkmış bir sistemdir. Düşünün bir başkan, başkan olması için yüzde 50,1'in oyuna ihtiyacı var, bu başkan otoriter davranabilir mi, ayrımcı davranabilir mi, ideolojik davranabilir mi- Toplumu kucaklamak zorundadır ve bu sistem daha demokratik bir sistemdir."


-"Başkanlık sistemi güçlü liderler çıkarıyor, kağıttan liderler değil"-


Mevcut sistemde disiplinli partilerin olduğunu ve genel başkan ne derse ona göre her şeyin şekillendiğini anlatan Bozdağ, ama başkanlık sisteminde disiplinli partilerle yol alınamayacağını, tabandan demokrasiyi güçlendiren bir yaklaşım bulunduğunu ifade etti.


Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Başkanlık sistemi, güçlü liderler çıkarıyor, kağıttan liderler değil, gerçek liderler çıkarıyor. Çünkü parlamenter sistem çok az çıkarıyor. Sayın Başbakan çıkana kadar Türkiye'nin geçmişine bakın, ne bedeller ödendi. Yani şimdi Tayyip Bey çıktı, ikinci bir Tayyip Erdoğan ne zaman çıkar kimse bilmez, bilemez" dedi.


Başkanlık sistemi tartışmalarının Başbakan istediği için mi çıktığının sorulması üzerine de Bozdağ, kendilerinin kişiye bir sistem aramadıklarını, dolayısıyla Başbakana da bir sistem aramadıklarını söyledi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık sisteminden yana olduğunu açıkladığını hatırlatan Bozdağ, "Ama Başbakan istiyor diye, biz bu arayışın içinde değiliz, Türkiye'nin ihtiyacı var diye biz bunun anlatılmasını, tartışılmasını istiyoruz" dedi.


-"Yeni anayasa yapılırken bu sistem tartışması yapılsın ve ona göre bina edilsin"-


Yeni anayasa çalışmalarının devam ettiğini hatırlatan Bozdağ, bu çalışmalar sırasında yeni anayasanın üzerine bina edilecek sistemin de tartışılmasında fayda olduğunu ifade eden Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Esasında bu tartışmayı başlatırken de yeni anayasa yapılırken bu sistem tartışması yapılsın ve ona göre bina edilsin. Tabii biliyorsunuz Anayasa Komisyonu uzlaşmayla karar alacak, oy birliği olmazsa bir karar alamayacak. Şu anda CHP, MHP, BDP başkanlık sistemine karşı duruşlarını açıkladılar. Hatta bu partiler başkanlık sisteminin tartışılmasını dahi istemiyorlar, korkuyorlar çünkü başkanlık sistemi olursa, tartışılırsa, 'halk daha iyi bilirse, başkanlık sisteminden yana millette bir irade belirir, bu irade belirirse biz sıkıntıya gireriz'. Neden karşı çıkıyorlar- İdeolojik partilere başkanlık sistemi iktidar yolu açmıyor. Başkanlık siyaseti, etnik siyaset veya dini siyaset veya bölgesel siyaset yapanlara da iktidar yolu açmaz. Milletin ideolojilerden, milletin genel yararını esas alan ve herkesi bir noktada buluşturmayı başarabilen partilere yol açıyor.


Başkanlık gelirse diktatörlük gelir deniliyor. Başkanlık diktatörlük gelmesin diye getirilmiş bir sistemdir. Başkanlık gelirse otoriterleşme olur, baskı olur, devlet dinlenmez. Halbuki başkanlık milleti dinlemek için gelmiştir. Sürekli bir karartma uyguluyorlar, ama muhalefet partileri veya bir kısım yazarlar, anayasacılar veya siyasetçiler ne söylerse söylesinler, hangi karartmayı uygularlarsa uygulasınlar, Türkiye başkanlık sistemine bir gün geçecektir. Benim söylediğim şey, 10 sene 20 sene sonra olacak şeyin vaktinde olmasıdır."


-Kürtaj tartışmaları-


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kürtaj gibi siyasi konulara girmemesi gerektiği yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Bozdağ, kürtajla ilgili konunun sadece siyasi bir konu olmadığını söyledi.


Bozdağ, "Siyasiler bunu görüşecek, yasama boyutu var. Eğer bir adım atılacaksa siyaset adım atacak, tıp dünyası sağlıkçılar bunu konuşacak, kadın örgütleri herkes bunu konuşacak, tartışacak bunun tıbbi boyutu var, ama dini yönden de buna bir yaklaşım var. Dünyada bütün dinlerin kürtaj konusunda bir yaklaşımları var" dedi.


Diyanet İşleri Başkanlığı'na kürtajla ilgili 2008 yılından bu yana 2 binin üzerinde vatandaşın soru yönelttiğini bildiren Bozdağ, son tartışmalar vesilesiyle maille, telefonla yine pek çok sorunun başkanlığa yöneltildiğini, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da bütün siyasi görüş ve düşüncelerinin ötesinde ve dışında kalmak suretiyle dini konularda halkı aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli olduğunu kaydetti.


Diyanet İşleri Başkanı'nın Sapanca'da yeni bir fetva da vermediğini anlatan Bozdağ, 1956 yılında bu konuda verilmiş bir fetvayı, 1983 yılında o dönemde Sağlık Bakanlığı'nın sorusu üzerine verilmiş bir fetvayı, daha sonra 1993 yılında Bosna'da yaşanan hadiselerle ilgili o dönemde verilmiş fetvaları numaralarını vermek suretiyle okuduğunu ve bu fetvaların kendilerinin görüşü ve bakışı olduğunu açıkladığını söyledi.


Bu anlamda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın vazifesini yaptığını ifade eden Bozdağ, "Kılıçdaroğlu diyor ki: Sen vazifeni yapma. İşine geldiği zaman lehine olacağını düşündüğü zaman 'Buyur konuş', işine gelmeyen açıklaması olduğu zaman


'sakın konuşma' diyor" dedi.


Anayasanın 136'ıncı maddesine ilişkin görüşlerinin de sorulması üzerine Bozdağ, laikliğin, "dinin devletin dine karışmaması, herkesin inandığı gibi yaşaması, inandığı dinin gereklerini yerine getirmesi, laikliğin de bunun teminatı olması, birilerinin dine müdahalesine dinin de birilerine müdahalesine izin vermemesi, dinle ve vicdan özgürlüğünün bu anlamda sigortası" olduğunu söyledi.


Bozdağ, şunları kaydetti:


"Ama baktığınızda 82 anayasasının 136'ıncı maddesi diyanetin laiklik doğrultusunda vazife yapacağını söylüyor. O zaman Diyanet nasıl vazife yapacak, ahiret dese aykırı, cennet dese aykırı, cehennem dese aykırı, oruç dese aykırı. Diyanet'in hangi konusu laikliğe uygun- Laiklik dinden ilham almamaktır.


Diyanetin vazifesi dinden ilham almak, lehine anlatmak. Ben bunu anlatınca farklı söylüyorlar, halbuki bizim 1961 anayasamız var, ona baktığınızda onun 154'üncü maddesi 'genel idare içerisinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, özel kanunlarında belirtilen görevleri yapar' diyor. 61 anayasasında bu yok, 82 anayasası 61'e göre daha ideolojik olduğu için, daha müdahaleci olduğu için bunu getirmiş. Biz diyoruz ki; bu maddedeki laiklik ilkesine aykırı olan bu müdahaleci laiklik anlayışı, laiklik ilkesine uygun hale getirilsin."


(Bitti)


Muhabir: Zeynep Akyıl


Yayıncı: Ziver Büyüktaş - ANKARA

Kaynak: AA