Başbakan Yardımcısı Bozdağ Soruları Yanıtladı Açıklaması

Son Güncelleme:

"(İİT Genel Sekreteri İnsahoğlu'nun tutumu) Böylesi zulüm, böylesi bir katliam karşısında adında İslam bulunan bir teşkilatın bu duruşunu içime sindiremediğimden böyle bir onursuzluğu kabul edemeyeceğimden ben istifa ediyorum' derdim" "(CHP'lilerin, Bozdağ'a saldırana yaklaşımı) Yanağından okşama sayılabilecek büyük bir şefkat gösterisinde bulundular. Bir alnından öpmedikleri kaldı" "Yumruk çok çirkin, hukuk dışı bir olay ama siyasi parti temsilcilerinin, yetkililerinin yaptığı bu hadise, yumruk kadar çirkin bir olaydır. Siyasi ahlakla bağdaşmayan bir olaydır" "Suç işleyen kim olursa olsun onlara suçun mağduru kim olursa olsun onlara karşı bizim tavrımız her zaman haktan ve hukuktan yana olmalıdır. Suçu ve suçluyu himaye eden bir yaklaşım Türkiye'nin siyasetinde olanlara yakışır bir yaklaşım değildir" "(Terör örgütü elebaşı Öcalan'ın) Konumu ve hukuku statüsü mevzuatımız açısından bellidir. O statüsü içerisinde cezası infaz edilmektedir. Yeni bir konum verme imkanı söz konusu değildir"

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Mısır'daki katliamla ilgili tutumuna ilişkin "Böylesi zulüm, böylesi bir katliam karşısında adında İslam bulunan bir teşkilatın bu duruşunu içime sindiremediğimden böyle bir onursuzluğu kabul edemeyeceğimden ben istifa ediyorum, derdim, tavrımı öyle koyardım" dedi.


Bozdağ, Türkiye'nin Somali'ye yardımlarıyla ilgili düzenlediği basın toplantısında, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.


Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Kültür ve Sanat Etkinlikleri"ndeki kendisine yönelik saldırıya ilişkin Bozdağ, temsil ettiği hükümet, bulunduğu görev nedeniyle bir saldırıya uğradığını belirtti.


Saldırı vesilesiyle kendisine "geçmiş olsun" dilekleri ileten herkese teşekkür eden Bozdağ, "Bu çirkin saldırı, sadece benim şahsıma dönük bir saldırı değil bana göre. Bu, Hacı Bektaş'ın ruhuna, temsil ettiği inanca, felsefeye yapılmış bir saldırıdır. Bu demokrasimize yapılmış bir saldırıdır. Hükümete de yapılmış bir saldırıdır. Ben, orada görevim nedeniyle bulunuyorum. Ben, bu şahsı tanımam, bilmem. Bilmediğim, tanımadığım birisi bana temsil ettiğim hükümet, bulunduğum görev nedeniyle saldırıda bulundu. Bir yumruk attı, darp yaptı. Bu suçüstü bir durum" diye konuştu.


Anamuhalefet partisi genel başkanının da olay yerinde olduğunu, ona olayı anlattığını ve vurulan yeri de bizzat gösterdiğini dile getiren Bozdağ, bütün bunlara rağmen Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında saldırı konusuna değinmediğini vurguladı.


Bozdağ, böylesi çirkin bir hadise karşısında Kılıçdaroğlu'nun orada sesinin yükseltmesini ve olayı kınamasını beklediğini dile getirerek, "Ama maalesef bunu yapmadı. Genel Başkan Yardımcıları Gökhan Günaydın, Umut Oran, Parti Meclisi üyesi Durdu Özpolat onlar da saldırgan suçüstü yakalandıktan sonra yanına gittiler ve onu himaye eden yaklaşımlar içinde bulundular, polise vermek istemediler, kelepçe taktırmak istemediler, orada polise zorluklar çıkardılar ve daha sonra da koluna girerek beraber karakola gittiler. Yanağından okşama sayılabilecek yani büyük bir şefkat gösterisinde bulundular. Neredeyse geçen de söyledim yani bir alnından öpmedikleri kaldı. Bu da çok çirkin bir durum. Yumruk çok çirkin, hukuk dışı bir olay ama siyasi parti temsilcilerinin, yetkililerinin yaptığı bu hadise, yumruk kadar çirkin bir olaydır. Siyasi ahlakla bağdaşmayan bir olaydır" şeklinde konuştu.


-"Bu tutumu milletimize şikayet ediyorum"


"Bir insan, birisi suç işlediği zaman o suçun muhatabı olanın yanında mı durması lazım yoksa suçu işleyenin yanında mı durması lazım?" diye soran Bozdağ, şöyle devam etti:


"Siyaset yapabiliriz, birbirimize fikren karşı olabiliriz, birbirimize rakip olabiliriz. Böylesi suçüstü bir hal olduğu zaman her insan bırakın Başbakan Yardımcısına herhangi bir vatandaşımızın başına bir iş gelmiş olsa biz bütün siyasi farklılıkları, ayrılıkları bir tarafa bırakıp, orada o suç karşısında ve suçlu karşısında durmamız lazım. Suçlular arasında 'benim suçlum, senin suçlun, benim fikrimden birisi, senin fikrinden birisi, benim gibi düşünene değil, karşı düşünene vurdu iyi yaptı veyahut da benim gibi düşünene vurursa suçtur, yoksa kime vurursa vursun hiç önemi yoktur' dersek bu bizim sahip olduğumuz insani değerlerle uyuşmaz, ahlakla uyuşmaz, hukukla uyuşmaz, siyasi etikle hiç uyuşmaz, bu davranışı, bu tutumu milletimize şikayet ediyorum."


-Saldırganın serbest bırakılması


Bozdağ, kendisine saldıranan savcılık tarafından serbest bırakıldığını hatırlatarak, yumruğun hakimler, savcılar ya da CHP'li birine atılsaydı sonucun ne olacağını da bilmediğini bildirdi.


Bakana bir yumruk atıldığını, görevi nedeniyle bir fiil işlendiğini ve ortaya bambaşka bir sonucu çktığını ifade eden Bozdağ, "O zaman insanlar şunu der: Nasılsa bir yumruk atmanın, bakana attığında hiçbir müeyyidesi yok. O zaman kafası bozulan hakime bir yumruk atıp, ondan sonra nasılsa bir müeyyidesi yok. İki gün gözaltında tutarlar, ifademizi alırlar, bırakırlar. Bu, kamuoyuna o mesajı veriyor. Kamuda görev yapan bakana yumruk attığınızda bir gün gözaltı, hani bakan olduğu için iki gün gözaltı yaptık ama bakan olmazsa bir gün gözaltı. Ondan sonra yumruğu vuran keyfine bakabilir. Bu nedir? Bu otomatik olarak suça teşviktir. Bu başka kişileri cesaretlendirir" değerlendirmesinde bulundu.


Bu tür saldırıların ardından verilen cezaların, saldırganları suçtan caydırıcı ve ıslah edici sonuçlar doğurması gerektiğini kaydeden Bozdağ, "Mahkemenin bu kararı, bu yumruğu atan kişi gibi saldırganlara güç ve cesaret veren bir karar olmuştur. Umarım bu kararı veren hakimler, savcılar benim gibi bir yumruk yemezler. Yumruk yedikleri zaman ben takip edeceğim. Başbakan Yardımcısına yumruk atanları tahliye edenler kendileri yumruk yediğinden ne yaparlar. Dileğim, temennim böyle bir yumruğa muhatap olmasınlar. Türkiye'de bir hakim, savcı yumruk yer mi bilmiyorum ama yediği zaman özellikle takip edeceğim. Ne oluyor bakalım tutukluyor mu? Trafikte bir tartışma olduğu zaman adama dünyası dar ediliyor, pek çok haberden takip ediyoruz ama Başbakan Yardımcısına yumruk attığınız zaman demek bunun karşılığı yok. Bu olay kötü bir olay ama bu karar da aynı şekilde kötü bir karar" diye konuştu.


Saldırganın pişmanlık duymadığını söylediğini anımsatan Bozdağ, "Nasıl pişmanlık duysun ki? Bir suç işliyor bir kişi kahraman muamelesi görüyor. Ülkenin anamuhalefet partisinin genel başkan yardımcıları neredeyse alnından öpüyorlar, onu himaye ediyorlar, ona destek oluyorlar. Suç işleyen birisine siz suçlu muamelesi yapmaz, kahraman mualemesi yaparsanız, suç işlemeden önce hiç görmediği iltifatı, muameleyi suç işledikten sonra suç işleyene yaparsanız o da ondan memnun olur, mutluluk duyar" dedi.


Yapılan kahraman mualemesinden dolayı saldırgan iyi bir şey yaptığını düşündüğünü, o nedenle pismanlık duymadığını tahmin ettiğini söyleyen Bozdağ, şöyle devam etti:


"İyi bir şey yapmadığını düşünmüş olsaydı o zaman pişman olurdu. Bunun ana nedeni de suç işleyene karşı benim suçlum, senin suçlun veya suçun muhatabı mağdur benim karşı olduğum biri veya yakın olduğum biri anlayışıyla saf tutmaktan kaynaklanmaktadır. Onun için buradan herkese bir kez daha çağrı yapıyorum. Suç işleyen kim olursa olsun onlara suçun mağduru kim olursa olsun onlara karşı bizim tavrımız her zaman haktan ve hukuktan yana olmalıdır. Suçu ve suçluyu himaye eden bir yaklaşım Türkiye'nin siyasetinde olanlara yakışır bir yaklaşım değildir."


- İmralı ziyaretleri


Bozdağ, BDP'lilerin son İmralı ziyaretinin ardından terör örgütü elebaşı Abdullap Öcalan'ın konumunun değiştirilmesini talep ettiği yönündeki açıklamalara ilişkin de söz konusu tutuklunun durumunun mahkeme kararıyla belirlendiğine dikkati çekti.


Öcalan'ın hakkında verilen ceza hükmünün, kesinleşmiş bir hüküm olduğunu ve cezasının infaz edildiğini vurgulayan Bozdağ, "Dolayısıyla konumu ve hukuki statüsü bizim mevzuatımız açısından bellidir. O statüsü içerisinde cezası infaz edilmektedir. Yeni bir konum verme imkanı söz konusu değildir" dedi.


-İhsanoğlu'nun tutumu


İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, Mısır'daki katliamla ilgili tutumuna ilişkin soru üzerine Bozdağ, dünkü açıklamalarının, kendisine göre doğru bir eleştiri olduğunu ifade etti.


İhsanoğlu'nun yaptığı açıklamalarda devletleri temsil ettiğini ve devletler bir karar alırsa onu uygulayacaklarını söylediğini dile getiren Bozdağ, bunun doğru olduğunu ve bir itirazının bulunmadığını söyledi.


Bozdağ, İslam İşbirliği Teşkilatını da neden böyle bir karar almadıkları yönünde eleştirdiğine değinerek, İhsanoğlu'nun teşkilatın genel sekreteri ve bir Türk olduğunu, Türkiye'nin adayı olarak seçildiğini ve görev yaptığını hatırlattı.


Mısır'da bir darbe olduğunu, binlerce insanın keskin nişancılar ve askerler tarafından şehit edildiğini, öldürüldüğünü belirten Bozdağ, şunları kaydetti:


"Adında İslam olan bir teşkilatın genel sekreteri olarak devletlerin dışında genel sekreterin yapacağı bir şey vardır. Genel sekreter sadece orada oturan biri değil. Devletlere, 'Mısır'da yangın var, bu kadar kadın, çocuk, insan, masum öldürülüyor. Öldürenler bu zulmü yapıyor. Buna karşı biz İslam İşbirliği Teşkilatı olarak bir tavır geliştirmeliyiz' diye bir fikir götürdü mü? Götürdüyse cevap vermedilerse o zaman ben çıkar derim ki bu noktada İslam İşbirliği Teşkilatının tavır alması için şu çalışmayı yaptım ancak devletler bu konuda adım atmadı. O yüzden de İslam İşbirliği Teşkilatı adına açıklama yapamıyorum. Ama ben kendi adıma açıklama yapabilirim. 'Böylesi zulüm, böylesi bir katliam karşısında adında İslam bulunan bir teşkilatın bu duruşunu içime sindiremediğimden böyle bir onursuzluğu kabul edemeyeceğimden ben istifa ediyorum' derdim, tavrımı öyle koyardım. Yoksa İhsanoğlu'nun gücünün tek başına İslam İşbirliği Teşkilatının karar almasına yetmeyeceğini biz de biliyoruz. Ama İhsanloğlu böyle bir karar almış olsaydı herhalde bir yansıması, bir etkisi olurdu. Eminim ki İslam İşbirliği Teşkilatının alacağı karar kadar böylesi onurlu bir tavrın, Türkiye, İslam alemi ve dünya kamuoyunda da yansımaları olurdu. Hiç olmazsa durduğumuz saf net olurdu."


- Ankara

Kaynak: AA