Birinci Ergenekon Davasında 209'uncu Duruşma
İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 29'u tutuklu 108 sanıklı Birinci Ergenekon Davası'nın 209.duruşmasının görülmesine başlandı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 29'u tutuklu 108 sanıklı Birinci Ergenekon Davası'nın 209. duruşmasının görülmesine başlandı. Tanık olarak dinlenen araştırmacı- yazar Talip Doğan Karlıbel, "(Hablemitoğlu cinayeti) Ben bu cinayetin arkasında Alman siyasi vakıflarının ve Alman derin devletinin parmağı olduğunu düşünüyorum" dedi.
Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin içinde bulunan küçük duruşma salonunda yapılan duruşmaya, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ile Alparslan Arslan'ın da aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanık katıldı. Tutuklu sanıklar Alparslan Arslan, Hayrettin Ertekin, Seyhun Zaim ve Mehmet Fikri Karadağ ise duruşmaya katılmadı.
DALAN'IN AVUKATININ TALEBİ
Duruşmada, Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese, Araştırmacı-gazeteci Talip Doğan Karlıbel'in tanık olarak dinlenmesi için kürsüye çağırdı. Başkan Özese, tanığın ifadesi sırasında İrticayla Mücadele Eylem Planı davası firari sanığı Bedrettin Dalan'ın avukatı Oğuzcan Bahar'ın tanığının ifadesinin alınması sırasında duruşma katılma talebi olduğunu ancak kendisinin davanın hiçbir tarafında olmadığını ifade ederek duruşmaya avukat olarak değil sadece izleyici olarak katılabileceğini ifade etti. Bunun üzerine avukat Bahar cüppesini çıkararak izleyiciler bölümde yerini aldı. Duruşmada tanık Karlıbel'in ifadesinin alınmasına geçildi.
KARLIBEL TANIK OLARAK DİNLENİYOR
Savcılıkta verdiği ifadede davanın sanıkları Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve Semih Tufan Gülaltay ile ilgili bildiklerini ifade eden Tanık Doğan Karlıbel, Türkiye'de faaliyet gösteren 5 Alman vakfının bazı illegal faaliyetleri olduğunu öne sürdü. 1986- 1997 yılları arasında Alman Emniyeti'nde görev yaptığını ardından ise hakkındaki bir yolsuzluk soruşturması nedeniyle görevini bırakarak 1997 yılında Türkiye'ye kesin dönüş yaptığını belirten Karlıbel, Türkiye'de faaliyet gösteren Alman vakıflarıyla ilgili araştırma yapmaya başladığını, bu sıralarda ise 2002 yılında öldürülen Necip Hablemitoğlu ile Alman siyasi vakıfları ile ilgili çalışmaları nedeniyle tanıştığını ifade etti.
HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ
Hablemitoğlu cinayetinin belirli bir cemaat kaynaklı olmadığını öne süren Karlıbel, "Ben bu cinyetin arkasında Alman siyasi vakıflarının ve Alman derin devletinin parmağı olduğunu düşünüyorum. Hablemitoğlu'nun eşi de bu cinayetin arkasında cemaat bağlantısı olduğunu düşünüyordu. Ancak ben öyle düşünmüyordum. Bu cinayetin cemaat kaynaklı olduğu gösterilmek istenerek saptırma yapılmış olabilir. Hablemitoğlu öldürülmeden önce Alman siyasi vakıflarıyla ilgili kitap yazmıştı. Hatta 3-4 ay Almanya'da temaslarda bulunmuştu" diye konuştu.
Hablemitoğlu'nun Alman siyasi vakıflarıyla ilgili yazdığı kitabı, bu vakıflarla ilgili açtığı davaya dayanak gösteren Nuh Mete Yüksel'in hakkında çıkan kaset skandalının cemaat ve bazı gruplar tarafından uygulanan bir yöntem olmadığını belirten Tanık Karlıbel, "92-93 yıllarında Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nde Alman siyasi vakıflarıyla ilgili soru önergesi veren milletvekilleri haklarında çıkan seks kasetleriyle siyasetten diskalifiye edildiler. Türkiye'de de yakın zamanda bazı siyasi parti milletvekili adaylarına da bu tür komplolar yapıldı. Hatta benim bu iddialarımı en çok destekleyenlerde İşçi Partsi'ydi. Ulusal Kanal'da bu konularla ilgili iki programa katıldım" dedi.
Karlıbel, Ankara 2 No'lu DGM'de görülen Alman vakıflarıyla ilgili davada da eski CHP Milletvekili avukat Şahin Mengü'nün yönetimindeki avukat grubunun, bu vakıfların avukatlığını yaptığını kaydetti. Alman siyasi vakıflarının, CHP ve bazı siyasi partiler ile bölücü örgütler gibi hükümete karşı olan bütün örgütlerle iç içe olduğunu tespit ettiğini savunan Karlıbel, kendisinin kamuoyunda sahtekar gibi lanse edilmeye çalışıldığını kaydetti.
ALMANYA'DAKİ ERGENEKON DERNEĞİ İDDİASI
Uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddia edilen Ertuğrul Yılmaz'ın Almanya'da öldürülmesinin ardından kardeşi Tuğrul Yılmaz'ın kendisini tehdit ettiğini belirten Karlıbel, "Konuyu daha sonra derinleştirdim. Almanya emniyet mensubundan bir kişi Muzaffer Tekin'in Almanya'da uyuşturucu işinde olduğunu, muhbirlik yaptığını söyledi" dedi.
Alman Parlemantosu'nda Türkiye'ye karşı verilen soru önergelerini haftalık olarak arşivlediğini ifade eden Karlıbel, 1980 ile 2000 arasında 42 iken 2002 ile 2012 arasında 35 olduğunu belirtti. Karlıbel, Almanya'da 8 Türk 1 Yunanlının öldürülmesiyle ilgili cinayetlerin arkasında Alman sağcı grubun olduğunu, bu grup ile irtibatlı olduğu söylenen Mevlüt K. adlı kişinin de Almanya'da kurulan Ergenekon adlı dernek ile ilişkisi olduğunu ortaya çıkardığını iddia etti.
Sanıklardan Veli Küçük'ün bu dernek ile organik bağı olduğunu, Almanya'ya giderek bazı dernek temsilcileriyle görüştüğünün söylendiğini dile getiren Karlıbel, bu derneğin Alman istihbaratı tarafından denetlendiğini anlattı. Bu derneğin Alman istihbaratı tarafından telefonlarının dinlendiğini, raporlar düzenlendiğini kaydeden Karlıbel, "Burada bir illegal faaliyet tespit edilerek kontrol altına alınmıştır" diye konuştu. Alman vakıflarının Ergenekon davası sanıklarından Taner Ünal ve Ümit Sayın ile Noel Baba Vakfı'na para yardımında bulunduğunu iddia eden Karlıbel, Almanya'da 1986- 2001 yılları arasında aşrı ırkçı nazilerlele ilgili davaları takip etmek için Milli Avukatlar Birliği adında bir dernek kurulduğunu ifade eden Karlıbel, "Türkiye'de de davanın sanıklarından avukat Kemal Kerinçsiz'in kurduğu Hukukçular Birliği adlı derneğin Almanya'daki derneğe örnek alınarak kurulduğunu bir Alman gazeteci arkadaşım bana söyledi" diye konuştu. - İstanbul/ Silivri