CHP 35. Olağan Kurultayı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Onların niyeti darbe hukukunu kaldırmak değil. Onların niyeti, darbe hukukunu tahkim etmek.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Onların niyeti darbe hukukunu kaldırmak değil. Onların niyeti, darbe hukukunu tahkim etmek. 'Bu yetmiyor bize, başkanlık sistemini getireceğiz' diyorlar. Nasıl başkanlık, ABD'deki gibi mi? Nasıl başkanlık sistemi istiyorlar, patronlu başkanlık sistemi istiyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz. Herkes bilsin" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin Ankara Spor Salonu'ndaki 35. Olağan Kurultayı'nda yaptığı konuşmada, yeni anayasa ve değiştirilmesi gereken yasaları anımsatarak, 12 Eylül döneminde DGM'lerin bulunduğunu, pek çok idamın altına imza atıldığını, bunun daha sonra, özel görevli sulh ceza mahkemesi haline getirildiğini belirtti.
Kemal Kılıçdaroğlu, yasanın, adının değiştiğini ancak darbeci ruhunun değişmediğini ifade ederek, bu darbeci ruhu değiştirip, ülkeye özgürlükçü, çoğulcu demokrasi getirilmesi çağrısında bulundu.
Darbe hukukunun kaldırılmasını istediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, darbe anayasasının, "basın hürdür sansür edilemez" dediğini aktararak, "Bugün basın hür mü? Az önce Kurultay Başkanı, Silivri Cezaevi'nden iki gazeteci arkadaşımızın mektubunu okudu. Özgür olsaydı, doğru haber yaptılar diye zindanlarda olur muydu? Basın özgür değil demek ki" diye konuştu.
"Patronlu başkanlık sistemi"
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, darbe hukuku dedikleri anayasa ve yasaları birlikte ele alıp, eş zamanlı değerlendirdiklerinde, darbe ve darbe hukukundan kurtulmuş olacaklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Benim çağrımı kabul ederse, bu sözümü geri alacağım. Onların niyeti darbe hukukunu kaldırmak değil. Onların niyeti, darbe hukukunu tahkim etmek. 'Bu yetmiyor bize, başkanlık sistemini getireceğiz' diyorlar. Nasıl başkanlık, ABD'deki gibi mi? Nasıl başkanlık sistemi istiyorlar, patronlu başkanlık sistemi istiyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz. Herkes bilsin. Ne oldu da patronlu başkanlık sistemi istiyorlar? Bir ülkenin rejimini, tarihi, siyasi, sosyolojik koşulları belirler. ABD'de başkanlık sistemi, Almanya'da parlamenter sistem varsa, oranın tarihine, kültürüne bakacaksın. Biz 2. Meşrutiyet'ten bu yana parlamenter sistemi benimsemiş ülkeyiz. Osmanlı diyorlardı, Osmanlı'da da parlamenter sistem vardı, neden Osmanlı'nın parlamenter sistemini reddediyorsun? Bunların niyeti patronlu başkanlık sistemi getirmek. Bir kişi emredecek, herkes gereğini yapacak. Buna izin vermeyeceğiz, mücadelesini yapacağız. Mısır'daki sağır sultan da kaçak sarayda oturan zat da duysun."
"Arka bahçesi gibi çalışıyor"
Türkiye'de parlamenter sistemin, 12 Eylül darbe hukuku nedeniyle sağlıklı çalışmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, sağlıklı çalışması için 12 Eylül darbe hukukunun ve Siyasi Partiler Yasası'nın değişmesini isteyerek, lider sultasına son verilmesi gerektiğini kaydetti.
Vatandaşlara, "Milletvekili seçtiğinize mi inanıyorsunuz, yoksa liderler masalarında oturup, milletvekili adını yazıp, oy pusulasını yazıp bunlara oy vereceksiniz mi diyor?" sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu, milletin vekilini, milletin seçmesini savunduklarını anlattı.
Kılıçdaroğlu, "Hem milli irade diyeceksin hem ona güvenmeyeceksin, milletvekili listesini dayatacaksın. Bu doğru değil" dedi.
Yasama organı, parlamentonun, bir anlamda yürütme organının, Bakanlar Kurulu'nun arka bahçesi gibi çalıştığını öne süren Kılıçdaroğlu, bunun doğru olmadığını, milletvekilinin parlamentoda özgür iradesini kullanamamasının, bu tabloya yol açtığını, milletvekilinin, "Acaba elimi kaldırıp düşüncemi açıklarsam, genel başkan bir dahaki seçimde çizer mi" diye düşündüğünü ifade etti.
Eski AK Parti Milletvekili Tülay Bakır'ın, "Parlamentoda görev yaptığım süre içinde Meclis'e gelen yasalarda iktidar milletvekili olarak hiçbir rolüm yok, sadece elimi kaldırmaktan başka" şeklinde bir açıklaması olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu milletvekilinin, doğruyu söylediği için listeye konulmadığını savundu.
Kemal Kılıçdaroğlu, bunun, parlamentonun saygınlığına gölge düşürdüğünü, buna izin vermemeleri gerektiğini belirtti.
"4 maddenin anlamı bu"
Darbe hukukundan birinin yüzde 10 seçim barajı olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, bunun kaldırılmasını talep etti.
Kılıçdaroğlu, darbe hukukunun güçlendirilip, makul şüphenin getirildiğini ifade ederek, "12 Eylül darbe yasaları bile bunu yapmaya cesaret edemedi, bunlar yaptı" değerlendirmesinde bulundu.
Gençlerin, bu ülkenin geleceği, umudu olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "Sizi onlar potansiyel suçlu görüyor, biz başımızın tacı görüyoruz" dedi.
Düşüncelerini açıklayan akademisyenlerin tek tek gözaltına alındığını belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
"Nasıl oluyor da bu insanların kapılarına polisleri gönderip gözaltına alıyorsunuz? İçeriğine katılmayabilir, desteklemeyebilirsin, bizim de katılmadığımız yönleri var ama insanlar düşüncelerini özgürce dile getirmeliler. Üniversiteler her türlü düşüncenin özgürce dile getirdiği kurumlardır. Sevgili Peygamberimiz, 'İlim Çin'de de olsa gidin, öğrenin' diyor. Diktatör bozuntusu diyor ki 'devletin ekmeğini yiyip devlete düşmanlık edenler' lafa bakın. Erdoğan'a sormak istiyorum, devletin ekmeğini yiyip, aile boyu devletin bütün imkanlarından yararlananlar, devleti soyarken acaba neyi düşünüyorlardı? Oturduğun yer devleti soyma makamı değildir. Bu kara leke senin alnındadır ve hiç silinmeyecektir. Bir devlet, darbe hukukundan arınacaksa toplanan her kuruşun hesabını vermek zorundadır. Onun için bu düzen değişecek. Bu düzeni biz mübarek ellerimizle değiştireceğiz. 'Benim servetim sadece bu yüzükten ibaret' diyordu. Bırakın yüzükleri, dünyanın en zengin liderlerinden. Nasıl götürdün bu malı, bunun hesabını sormak zorundayız."
Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş maddeleri olan Anayasa'nın ilk 4 maddesinin, kendilerinin kırmızı çizgileri olduğuna vurgu yaparak, şehit kanıyla, gözyaşıyla bu devleti kurduklarını, birilerinin altın tabakta lütfetmediğini, 4 maddenin anlamının bu olduğunu kaydetti.
Kılıçdaroğlu, ilk 4 maddenin iradesinin, mandayı reddeden, bağımsız Türkiye'yi kuran irade olduğunu belirtti.
(Sürecek)