Cihannüma İstanbul Buluşması

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, dünyadaki hakim paradigmanın çöktüğünü belirterek, "Bu sistem devam edemez. Prensiplerini, İslam medeniyetinin değerlerini, geçmiş tecrübelerini bilen, meseleyi ön yargısız, samimi şekilde irdeleyerek önce çözüme kendisinden başlayan, önce kendisini eleştirerek başlayan bir anlayışla Allah'ın izniyle dünyaya öncü olacağız" dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, dünyadaki hakim paradigmanın çöktüğünü belirterek, "Bu sistem devam edemez. Prensiplerini, İslam medeniyetinin değerlerini, geçmiş tecrübelerini bilen, meseleyi ön yargısız, samimi şekilde irdeleyerek önce çözüme kendisinden başlayan, önce kendisini eleştirerek başlayan bir anlayışla Allah'ın izniyle dünyaya öncü olacağız" dedi.


Kurtulmuş, Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Platformu İstanbul Şubesi tarafından Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "İstanbul Buluşması" programında, bugün unutulan en önemli husus olan "insanların eşitliği" prensibinin, artık sadece uluslararası sözleşmelerde yazan, süslü cümlelerden ibaret bir temenni olduğunu söyledi.


Bu anlamda seçkinlerin dünya üzerinde etkin ve egemen olduğu bir dönemin yaşandığına işaret eden Kurtulmuş, insanların eşitliği prensibi unutulduğu için insanlığa karşı işlenmiş katliamların hiçbirisinden hesap sorulamadığını anlattı.


Hiroşima'nın, 1. ve 2. dünya savaşlarında yok edilen dünyanın kültürel miraslarının, Srebrenica katliamının, Irak'ta 3 milyona yakın insanın ölümünün, Suriye'de haksız yere öldürülen 350 bin insanın hesabının sorulamadığını kaydeden Kurtulmuş, "Dünya öyle bir dünya haline gelmiştir ki kimin elinde güç varsa, o gücüyle diğer insanları eziyor, o insanları yok sayıyor, çünkü onları eşit insan olarak görmüyor" diye konuştu.


Bunun sadece söz ve davranış olarak değil, uluslararası sistemin kuralları haline getirildiğini aktaran Kurtulmuş, şöyle devam etti:


"Örnek olarak dünyada 5 ülke, 195 ülkeden daha ayrıcalıklı, daha seçkin olarak, o insanların temsil ettiği milletlerin hepsini ikinci sınıf vatandaş, dünya insanı haline getiriyor. Onun için 'Dünya 5'ten büyüktür' derken bir fantezi olsun diye söylemiyoruz. 'Ey 7,5 milyar insan hepiniz eşit insansınız, kendi eşitliğinize sahip çıkın, birilerinin sizin üzerinizde, dünya sisteminin hakim gücü olarak var olmasına müsaade etmeyin' demek için bunu söylüyoruz. 'Aklınızı başınıza alın, bu kadar çok insanı birbirinden ayrı halde kompartımanlara koyarsanız, 5 ülkenin insafını dünyaya terk ederseniz hiçbir insanlık suçunun, katliamın hesabını soramazsınız' diye 'Dünya 5'ten büyüktür' diyoruz. Bu temel prensibin unutulmuş olmasının bugün dünyayı nereye getirdiği açıkça ortadadır. Dünyada saldırgan kim olursa olsun, onun hesabını sorabilecek bir dünya sistemi olsaydı, saldırganlara güç veren, arka çıkan bu 5 daimi üyenin dünya üzerindeki egemenliği olmasaydı, bugün Filistin'deki sorun bu hale gelmeyecek, Filistin'in her köyünde, sokağında İsrailliler Filistin halkına hayatı zindan etmeyeceklerdi. Dünyadaki yanlışlıklardan hesap soran bir sistemi kurabilseydik, bugün Suriye'de 350 bin insan ölmeyecekti. Birinci temel prensip, bir küresel paksın kurulabilmesi için insanların eşitliği prensibidir ve bu insanların eşitliği prensibine herkesin uyması, saygı göstermesi prensibidir. Bunu ancak bizim medeniyetimizin anlayışı çerçevesinde ortaya koyabiliriz. Bunların hepsi ayrı başlıklar, bunları inşallah çoğaltıp, çalışıp insanlığın önüne koymak mecburiyetindeyiz."


"Seçme örgütlüğü, en temel sorundan biri"


Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, küresel bir paksın kurulabilmesi için önemli olan insanların seçme özgürlüğünün, dünyadaki yaşanan sorunlara bakıldığında, en temel sorundan biri olarak görüldüğünü vurgulayarak, hakim olanların, insanlar üzerinde kendi gücünü, fikriyatını dayattığını söyledi.


"Halbuki bizim düşüncemizde insanların her birisi özgür iradesince karar vermek, ona göre nasıl inanacağına, yaşayacağına, nasıl bir toplum oluşturacağına karar vermek, oluşturmak durumundadır. Hatta öyledir ki, insanı yoktan var eden Cenab-ı Allah, insanın kendisine inanmasını dahi zorunlu kılmamıştır. Cenab-ı Allah'ın vermiş olduğu bu inanç özgürlüğü çerçevesinde toplumların örgütlenmesi, seçme, inanç, örgütlenme özgürlüklerine sahip olmaları, bugün dünyadaki birçok sorunu çözecek ikinci temel anahtardır" diyen Kurtulmuş, ancak bunun olmaması nedeniyle baskıların yaşandığını aktardı.


"Güçlü olanın hakim olduğu bir dünya kurulduğu için sıkıntılar aşılamıyor"


Numan Kurtulmuş, üçüncü temel kriterin de gücün değil, hakkın ve haklının esas alınması prensibi olduğunu anlatarak, "Bugün dünyada güç kimdeyse onun borusu ötüyor. Güç kimdeyse Süleyman o. Maalesef dünyada gücün esas alındığı, hakkın ve haklının ise bir tarafa bırakıldığı bir anlayış içerisindeyiz. Irak, Suriye, Afganistan meselesi ve dünyanın birçok yerinde devam eden çatışmaların arkasında yatan temel mesele güçlü olanların dünyayı şekillendirme arzusu, güçlü olanın haklı olarak görüldüğü bir anlayışın ortada bulunmasıdır. Bu prensip toplumların örgütlenmesi bakımından önemlidir" değerlendirmesinde bulundu.


Toplumun bütün fertlerinin adaletin karşısında eşit olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "bütün insanların yüzü suyu hürmetine yaratıldığı, dünyadaki en önemli insan" olan Hz. Peygamber'in "Eşitiz, aranızda hakkı olan varsa gelsin benden hakkını alsın" dediğini anlattı. Kurtulmuş, böyle bir anlayışla, düşünceyle hakkı ortaya çıkarmak duygusu kaybedildiği, hakkın ve haklı olanın değil, güçlü olanın hakim olduğu bir dünya kurulduğu için sıkıntıların bir türlü aşılamadığını söyledi.


Başbakan Yardımcısı Kurulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Bizim medeniyetimizin küresel bir paks kurmak bakımından dördüncü temel prensibi yeryüzünün, hatta kainatın insanın emrine musahhar kılındığıdır. İnsanın emrine yani dünyada yaşayan 7,5 milyar insanın emrine bütün dünyanın ve kainatın musahhar kılındığıdır. Buradaki temel mesele bizim medeniyetimizle, başka medeniyetler arasındaki temel fark tam da buradadır. Onun için medeniyetimiz dünyaya ve kainata tevarüs duygusuyla bakıyor. Yani yeryüzü bize miras bırakıldı, biz de yeryüzünü bizden sonrakilere sadece miras olarak daha iyi bırakmakla mükellefiz. Yani yeryüzünün mülkiyeti bize verilmedi. Onun için bizim Anadolu'nun edebi içerisinde hala bunu söyleyen yaşlı insanlarımız vardır. Bugün bile hala dünyanın birçok yerinde aynı zulmün devam ettiğini görüyoruz. Dünyanın en fakir ülkelerinden birisi, Nijer. Dünyanın en zengin ülkesi aslında. Muazzam bir Nijer Irmağı, yer altı ve üstü kaynakları var ama halk fakirlikten ölüyor. Şu cep telefonlarımızdaki titreşimi sağlayan maden dünyada bir tek orada çıkıyor ama Nijerliler onu görmüyorlar, alıyor, götürüyor emperyalistler onun kaymağını, gelirini elde ederek dünyayı sömürmeye devam ediyorlar. Bu küresel adaletsizlik sorununu çözemediğimiz sürece mesela mülteciler sorununu çözebilmemiz mümkün değildir."


"İnsanlığın medeniyetimizin değerlerinden başka dinleyebileceği paradigma kalmamıştır"


Türkiye'nin 2 milyon 200 bin mülteciyi barındırırken, komşuluk ve kardeşlik görevini yerine getirirken hiç yüksünmediklerini ancak bazılarının 10-20 bin mülteci aldıklarında "çok oldu" dediklerini anımsatan Kurtulmuş, "Siz 'Hadi buyurun siz de bu yükü karşılayın' dediğinizde karşılamazlar, çünkü hazmetme kapasitesi diye bir şey vardır. Bu da bizim medeniyetimizin güzel özelliklerinden birisidir" dedi.


Türk medeniyetinin yüzyıllar boyunca yardıma ihtiyaç duyan, çaresiz durumdaki birçok milletten insana kapılarını açtığını ancak Batı medeniyetinin böyle bir özelliği bulunmadığını vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:


"Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği söz konusu olduğu zaman ilk söyledikleri söz budur, 'Biz bu kadar, 80 milyon Türkiye vatandaşını nasıl hazmedeceğiz?' Bırakın onu kendi içerisinde senelerce yaşamış olanları hazmedemeyenler var. İslamofobi onun için yayılıyor. Hala son zamanlarda bakıyorsunuz hala giderek artan bir ırkçılık var. Bunun temel sebebi bu hazmetme kapasitenin düşüklüğü ya da yokluğudur. İnsanları Hz. insan olarak görmezseniz, eşit görmezseniz bu anlamda yeryüzündeki diğer insanlara bir alan bırakmazsınız. Bizim medeniyetimizin ortaya koyduğu beşinci temel meseleyse, marufun egemenliğidir. Maruf, vicdan ve insaf sahibi her insanın dini, dili, rengi, kültürü ne olursa olsun kabul edebileceği evrensel doğrular demektir. Bu maruftan uzaklaştığımız çerçevede de maalesef insan toplulukları arasında ciddi şekilde çözülmelerin, çatışmaların olduğunu görüyoruz."


Bunların üzerinden bir dünya oluşturulduğunda yeryüzünde yeni bir barış düzeninin kurulmasının mümkün olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bunların gerçekleştirilmesi için de rızaya dayalı toplumların oluşturulması ve sistemin merkezine insanın yerleştirilmesi konularının önemli pratikler arasında yer aldığını söyledi.


Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, konuşmasını "Zor bir dönemdeyiz ama şunu bu kadar karamsarlığın içerisinde ümitvar olarak söylemek istiyoruz. İnsanlığın artık bizim medeniyetimizin değerlerinden başka dinleyebileceği bir paradigma kalmamıştır. Dünyadaki hakim paradigma çökmüştür. Bu sistem devam edemez. Prensiplerini, İslam medeniyetinin değerlerini, geçmiş tecrübelerini bilen, meseleyi ön yargısız, samimi şekilde irdeleyerek önce çözüme kendisinden başlayan, önce kendisini eleştirerek başlayan bir anlayışla Allah'ın izniyle dünyaya öncü olacağız" ifadeleriyle tamamladı.


(Bitti)

Kaynak: AA