Erdoğan: Kur'an-ı Kerim'in Mushaf'ını yakmak açık ve net nefret suçudur (2)

Son Güncelleme:

'SEÇİM SÜRECİNİN ÇALIŞMALARIMIZI YAVAŞLATMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ'Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen '14'üncü Geleneksel AK Parti Büyükelçiler İftarı'nın ardından yaptığı konuşmanın devamında, 6 Şubat'tan bu yana deprem bölgesindeki illerin hepsini birkaç kez...

'SEÇİM SÜRECİNİN ÇALIŞMALARIMIZI YAVAŞLATMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen '14'üncü Geleneksel AK Parti Büyükelçiler İftarı'nın ardından yaptığı konuşmanın devamında, 6 Şubat'tan bu yana deprem bölgesindeki illerin hepsini birkaç kez ziyaret ettiğini ifade ederek, "Cumhur İttifakı olarak beraberce dolaştık. Gittiğim illerin tamamında aziz milletimizin metanetine, hayata yeniden başlama kararlılığına gerçekten hayran kaldım. Depremin yıktığı şehirlerimiz eskisinden daha güçlü bir şekilde tekrar ayağa kalkmak için adeta sabırsızlanıyor. Devlet kurumları. Belediyesi, sivil toplumu, gönüllüsü ile birlikte 85 milyon olarak yaralarımızı hızla sarıyoruz. Hasar tespit çalışmalarımız neticelenmek üzere. Enkaz kaldırma faaliyetlerimiz süratle devam ediyor. Çadırların yerini konteynerkentler ve prefabrik evler alıyor. Konteynerlerin sayısını en kısa zamanda 100 bine çıkartacağız. Bir yandan geçici barınma alanlarını tamamlarken diğer yandan kalıcı konutların inşaatına geçiyoruz. Dün itibarıyla 70 bin konut ve köy evinin yapım süreci başladı. Bunlardan 40 bin 761'inin temelini attık. Bu sayılar her gün yukarı yönlü güncelleniyor. Deprem bölgesinde toplamda 650 bin, ilk bir yıl içinde de 319 bin konut ve köy evinin inşasını planlıyoruz. Bugüne kadar vatandaşına verdiği tüm sözleri tutan bir hükümet olarak Allah'ın izniyle bunu da başaracağız. Seçim sürecinin bu çalışmalarımızı yavaşlatmasına izin vermeyeceğiz. Bu konudaki kararlılığımızı ilk günden itibaren açıkça ortaya koyduk" diye konuştu.

'KÜRESEL BARIŞ VE HUZURUN TEMİNİ İÇİN BİZLERE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR'

Erdoğan, deprem felaketine rağmen seçimleri ertelemediklerini hatırlatarak, "11 ilimizi ve 14 milyon vatandaşımızı etkileyen deprem felaketine rağmen seçimleri erteleme yoluna gitmedik. Biz Türkiye'nin kapasitesine, demokrasimizin gücüne, hepsinden önemlisi milletimizin dayanışma ruhuna güveniyoruz. 14 Mayıs seçimlerinde insanımızın hem kendi hem de evlatlarının geleceği için sandıkta yine en doğru karar vereceğinden şüphemiz yok. Meydanların dilini çok iyi bilen, son 20 yılda girdiği 15 seçimin hepsinde milletin teveccühünü kazanan bir siyasetçi olarak dalga dalga büyüyen bir zaferin ayak seslerini duyuyoruz. Türkiye yüzyılın cemresi sadece gönüllere değil aynı zamanda sandığa da şimdiden düşmüştür. 2014 yılından beri yurtdışındaki vatandaşlarımız da oy kullanabiliyor. Geçen seçimlerde gümrük kapılarının yanı sıra, 60 ülke 123 merkezde sandık kurduk. 14 Mayıs seçimleri yurt dışında yaşayan kardeşlerimizin bulundukları yerlerde oy kullanacağı 6'ncı seçim olacaktır. Vatandaşlarımızın iradelerini sandığa özgürce ve geniş bir katılımla yansıtabilmeleri noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz. Özellikle bölücü örgüt yandaşlarının baskıyla, zorbalıkla seçimlere gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğinize yürekten inanıyorum. Felaketlerin bize hatırlattı en çarpıcı hakikat dünya hayatının faniliği yanında tüm insanların aynı kaderi paylaştığıdır. Hangi inanca, kültüre kökene mensup olursak olalım; hepimiz büyük insanlık ailesinin birer ferdiyiz. Fikir ayrılıklarımız, farklı önceliklerimiz çoğu zaman çıkarlarımız farklı olsa da her birimizin müşterek paydası insandır. Bu ortak payda temelinde küresel barış ve huzurun temini için bizlere önemli görevler düşüyor" dedi.

'TÜRKİYE İLK GÜNDEN BERİ KRİZE ÇÖZÜM ÜRETMENİN DERDİNDE OLMUŞTUR'

Erdoğan, Türkiye'nin çıkarlarını cesaretle savunurken komşulardan başlayarak çevrede yaşanan trajedilere sırtlarını da dönmediklerini belirterek, "Çatışmaları görmezden gelmiyor, mazlum ve mağdurların feryatlarını kulaklarımızı tıkamıyoruz. Nerede bir yangın varsa söndürmenin, nerede bir insani dram varsa durdurmanın, nerede bir kriz varsa çözüm bulmanın peşindeyiz. Özellikle Ukrayna savaşındaki tutumumuz, kolaylaştırıcı ve arabulucu rolümüz, bunun son örneğidir. Türkiye ilk günden itibaren yangına körükle gitmenin değil, iki komşusu arasındaki krize çözüm üretmenin derdinde olmuştur. Karadeniz Tahıl Girişimi, savaş şartlarına rağmen müzakere ve uzlaşı ortamının mümkün olduğunu göstermiştir. Muhataplarımızın da destekleri ile elde ettiğimiz bu diplomatik başarıyla küresel gıda krizinin önüne geçtik mart ayında mutabakatın devam etmesini temin edecek çabaları yine aynı hüsnü niyetle sürdürdük. Aynı şekilde esir takaslarıyla pek çok aileyi buluşturmanın, sevdikleriyle yeniden kucaklaştırmanın mutluluğunu yaşadık. Biliyorsunuz savaşın başından bu yana Sayın Zelenski ve Sayın Putin ile irtibat halindeyim. Hemen hemen her hafta her ikisiyle de görüşüyorum. Çatışmaların durması için samimiyetle gayret gösteriyorum. Her iki tarafa da onurlu çıkış imkanı verecek, bölgemizi içine sürüklendiği girdaptan çekip alacak adil bir barışın mümkün olduğuna inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

'BUNA BİR 'DUR' DEMENİN VAKTİNİN ÇOKTAN GELDİĞİNE İNANIYORUM'

Erdoğan, sadece Rusya- Ukrayna krizi değil; Filistin'de, Suriye'de, Afganistan'da, Yemen'de Somali'de de kronikleşen sorunların çözüm beklediğini hatırlatarak şöyle konuştu:

"Fakat uluslararası toplum krizleri hal yoluna koyacak iradeyi sergilemekte mütereddit davranıyor. Çözümsüzlüğü sıradan hale getiren bu tablonun içerisinde küresel güvenliği sağlamakla mesul kuruluşların adaletsiz yapısı vardır. Bir süredir 'Dünya beşten büyüktür' diyerek işte bu adaletsizliğe ve çarpıklığa dikkat çekiyoruz. Güçlüyü koruyan, zayıfın hakkını koruyan, insanlığın kaderini beş ülkenin iki dudağı arasına hapseden mevcut nizam sürdürülebilir değildir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kapsayıcı ve kuşatıcı bir anlayışla reforma tabi tutulması acil bir ihtiyaçtır. Bu konuda adım atmakta geç kaldığımız her günün ceremesini maalesef hiçbir günah olmayan masumlar çekiyor. Kendi tecrübelerimizin ışığında artık şu muhasebeyi yapmamız gerekiyor; birçoğumuz ömrümüzün önemli bir kısmını soğuk savaş şartlarında 2 kutuplu dünyada geçirdik. Milyonlarca insanın hayatına mal olan çatışmaları, krizleri, gerilimleri yaşadık. Vaktinde adım atılmadığı için göz göre göre ölüme sürüklenen çocukları, bebekleri gördük. Buna bir 'dur' demenin vaktinin çoktan geldiğine inanıyorum. Evlatlarımıza yeni bir dünya perspektifi sunalım istiyoruz. Bu hasbi çağrımıza tüm ülkelerin destek vermesini bekliyoruz."


Kaynak: DHA