Disk'in 14. Genel Kurulu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de yargının bağımsız olmadığını öne sürerek, "Wikileaks belgelerini gördünüz."
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de yargının bağımsız olmadığını öne sürerek, "Wikileaks belgelerini gördünüz. Savcıların her hafta periyodik aralıklarla Başbakan'a gidip bilgi verdiklerini o belgelerde okuduk. Hangi bağımsız yargıdan söz ediyoruz biz-" dedi.
Kılıçdaroğlu, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun (DİSK) Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde düzenlenen 14. Genel Kurulu'na katıldı. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıktığı sırada, sendikalaşma faaliyetleri içinde oldukları gerekçesiyle işten atıldıklarını öne süren Maltepe Belediyesi taşeron şirket işçileri, "Bizi dinlemeden konuşmaya başlama sayın başkan" diye seslendi.
Görevlilerin susmaları için müdahale etmeye çalıştığı grup, işten atılmalarına sebep olduğunu ileri sürdükleri "CHP İl Başkan Yardımcısı Nevzat Karataş istifa etsin" sloganları attı.
Grubun, "İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız" ve "Taşeron işçisi köle değildir" sloganları atmaya devam etmesi üzerine Kılıçdaroğlu, "Evet işçisiniz, haklısınız, kazanacaksınız. Bundan bir endişem yok. Hiç endişe etmeyin, işçinin haklarını sonuna kadar savunmak CHP'nin temel görevidir. Emeğin hakkını her yerde, her ortamda savunmak gerekiyor. Biz CHP olarak her yerde ve her ortamda emeğin, sendikacılığı, sendikaların hakkını savunduk. Bundan kimsenin endişesi olmasın" karşılığını verdi.
Grubun susmasıyla konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, başka endişelerinin olduğunu, o endişelerini paylaşmak için buraya geldiğini kaydetti.
-Türkiye'nin iyi yönetilmediği iddiası-
Türkiye'nin çok ciddi temel sorunları olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şu görüşleri ifade etti:
"O temel sorunları ortak sorunlarımız yapmadığımız sürece ayrıştığımız, bölüştüğümüz sürece başarı şansımız olmaz. Biz bir temel konuya odaklanmak zorundayız. 12 Eylül'ün getirdiği yasalar yürürlükte. 12 Eylül döneminden kim şikayet ediyordu; AKP... Anayasa değişikliği bunun için geldi. Demokrasi gelecekti, özgürlük gelecekti. Ne diyorlardı; 'İşçinin bir sendikaya üye olması yetmez. İkinci sendikaya da işçi üye olsun'. Buyurun bakalım. Bir sendikaya üye olun, bakın başınıza neler geliyor- Onun için gerçekleri göreceğiz."
"Cehenneme giden yolların iyi niyet taşları ile döşeli" olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "İyi niyetle yola çıkarsınız ama tuzağa düştüğünüzün farkına varırsınız. Son referandum bu tuzağın temel noktasıdır. Ne oldu- Yargı ele geçirildi" dedi.
Türkiye'nin iyi yönetilmediğini, bir kaos ortamı olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, "Başbakan aciz durumdadır. Ne yapacağı belli değildir. Çaresiz duruma gelmiştir. Bugün medyanın başlıklarına bakın. Türkiye Cumhuriyeti böyle bir yönetime layık değildir. Kimin ne yaptığı belli değildir. Kimin eli kimin cebinde belli değildir. Eğer siz egemen güçlerin Ortadoğu'daki taşeronluğuna soyunursanız geldiğiniz nokta burasıdır. Bunu herkesin görmesi lazım" diye konuştu.
Hükümetin "Taksim Meydanı'nı 1 Mayıs'a açtık" diyerek övündüğünü vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Hayır efendim. Taksim'i 1 Mayıs'a açan DİSK'tir ve onların hakkıdır" dedi.
Topluma hizmet veren "Grup Yorum"un konser biletlerini satan kişilerin hapse mahkum edildiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Onun biletlerini satmanın bir bedeli olmuş. Bedeli ne- 13 yıl hapse mahkum ediliyorlar. Bir konser bileti satıldığı için 13 yıl. Unutmayın, eğer bir ülkede uluslararası bir yazar, 'cahil' diye suçlanırsa, bu ülkenin yazarı, çizeri 'cahil', 'acemi' diye suçlanırsa, 13 yıl azdır arkadaşlar" şeklinde konuştu.
Toplumun örgütlenmesi gerektiğini, örgütlenmeyen toplumların başkaları tarafından yönetildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi.
-"Bu düzenin adı başkadır"-
Parlamentoya yeni yasalar geldiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "O yasaların tamamı fasa fiso. Örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmıyor" dedi.
CHP'nin sesinin kesilmek istendiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Üniversiteleri özgür olmayan, medyası özgür olmayan, gazetecileri hapiste olan, okumuşu, yazmışı hapiste olan bir düzene demokrasi denilemez. Bu düzenin adı başkadır. Demokrasilerde herkesin özgürce konuşma hakkı vardır. Dekanını eleştirdi diye bir üniversite öğrencisi okuldan atılır mı- Orası üniversite mi, medrese mi- Orada her türlü düşünceler özgürce dile getirilecektir. Öğrencisine dönüp 'Sen konuşma senin yerine ben konuşacağım, sen düşünme senin yerine ben düşüneceğim' diyen kişi ne dekandır, ne hocadır. Onlar farklı kişiler. Bunun mücadelesini vermek durumundayız. Emek mücadelesi zor bir mücadeledir. Demokrasi, özgürlük mücadelesi zor bir mücadeledir. İnsanlık tarihi bu konuda ağır bedeller ödemiştir. 21. yüzyılın Türkiye'sinde bu ağır bedelleri ödemeye CHP olarak biz hazırız."
-"Elbette anayasa değişikliği olmalı"-
Anayasa değişilikliğine büyük umutlar bağlandığını söyleyen Kılıçdaroğlu,
"Anayasa değişince her şey düzelecek'... Bu aldatmacadan da kendimizi çıkaralım" dedi.
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Elbette anayasa değişikliği olmalı. Çağdaş, özgür bir anayasamız olmalı. İnsanımıza yakışan bir anayasa olmalı. Özgürlüklerin önündeki bütün engeller silinip atılmalı. Biz de bu amaçla zaten uzlaşma komisyonuna 3 deneyimli arkadaşımızı verdik. Ancak anayasa her şey değil. Mevcut anayasada ne yazar-
'Basın hürdür, sansür edilemez'. Ben size soruyorum; Türkiye'de sansür edilmiyor mu- Resmen basın sansür ediliyor. Resmi sansür uygulanıyor. Peki anayasadaki bu hükmün anlamı ne-
Yeni anayasada ne yazar- 'Yargı bağımsızdır. Kimse emir ve talimat veremez'. Siz Türkiye'de yargının bağımsız olduğuna inanıyor musunuz- Wikileaks belgelerini gördünüz. Savcıların her hafta periyodik aralıklarla Başbakan'a gidip bilgi verdiklerini o belgelerde okuduk. Hangi bağımsız yargıdan söz ediyoruz biz-"
- İSTANBUL