Erdoğan: 'Hakaret Edebiyatıyla Siyaset Yapılmaz'
Başbakan Erdoğan Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan ve Tek Devletin Çok Önemli Olduğunu Vurguladı 'Hakaret Edebiyatı ile Siyaset Yapılmaz. Kine Nefrete Çağrı Yapan Bir Edebiyatla Siyaset Yapılmaz' Dedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devletin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Hakaret edebiyatı ile siyaset yapılmaz. Kine, nefrete çağrı yapan bir edebiyatla siyaset yapılmaz" dedi.
Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleşen 47 yeni yatırımın açılış töreninde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki hükümetin kendilerine bıraktığı kötü mirasın yükünü taşıyarak bu hale gelindiğini belirtti ve önceki İstanbul'un skandallar şehri haline geldiğini savundu. Eskiden çöp tepelerinin şehrin içinde oluştuğunu dile getiren Erdoğan, İstanbullu'nun bir damla suya muhtaç hale geldiğini söyledi ve gazetelerin maske dağıttığı günleri hatırlattı. Bunun adına da 'sosyal demokrat
belediyecilik' denildiğini söyleyen Erdoğan, "Toplumun taleplerine ihtiyaç vermek yok ama buna 'sosyal demokrat belediyecilik' diyorlardı. Sevsinler böyle sosyal demokrat belediyeciliği. Şimdi o günlerden bugüne geldik. Takdir etmesini bilmezler. Şimdi ana muhalefet lideri İstanbul için proje yapıyor. Ne projesi. Bunların bu ülkeye bir hizmeti yok. Bunların sevdası yok. Gidin bakın, bunların zihniyetine ait belediyelerdeki çalışmaları görürsünüz. Bizim İstanbul'a sevdamızın ne kadar derin olduğunu siz iyi
biliyorsunuz" dedi.
Son 3 yılda İstanbul'a yapılan yatırımların tutarının 14 katrilyon olduğunu dile getiren Erdoğan, aslında İstanbul'un geleceğini inşa ettiklerini söyledi. Bu yatırımlarla 2011 yılında İstanbul'un 250 kilometre raylı sisteme kavuşacağını belirten Erdoğan, "3 yılda 110 adet kavşak ve yol yapıldı. 2 adet tünel yol çalışması sürüyor. Bunlarla ulaşım daha hızlanacak. 166 bin yeni otopark kapasitesi ekleniyor. Deniz ulaşımında yüzde 35'lik bir ivme kazandırıldı. Biz iktidara geldik, ilk yaptığımız iş kabotaj
hattı içerisinde ÖTV'yi kaldırmak oldu. Biz İDO'ya yüzde 65 eksiltmek suretiyle yakıt veriyoruz. Niye, halkımıza daha ucuz hizmet versin diye. Aynı şeyi balıkçılar için yaptık. Balıkçı motorlarına verilen mazot ÖTV'siz hale geldi. Aynı şekilde diğer gemiler için de öyle. 21 Nisan 2007 tarihinde Bursa hattı açıldı. İki büyük şehrimizin arası 75 dakikalık bir süreye indirdik. Tek bilet uygulamasına geçtik" diye konuştu. İstanbul'da yeşil alan miktarının gittikçe arttığına değinen Erdoğan, "İstanbul'un her
yanına şehir ve bölge parkları yapıyoruz. İstanbul yeniden tarihi estetiğine kavuşuyor. İstanbul'da bu tarihi eserleri sadece bu nesle değil, gelecek nesillere dipdiri bir şekilde hazırlama gayreti içerisindeyiz" ifadelerini kullandı.
Haliç'le ilgili açıklamlarda da bulunan Erdoğan, "Bize akıl veriyorlardı sosyal demokratlar. 'Biz bu Haliç'i kara haline getirelim. Sonra yeşil alan haline getirelim.' Ama yaptığımız uluslararası çalışmaların ardından biz burayı hallettik. Buranın çamurunu çıkarttık. 2 milyon metreküp çamur çıkardık ve bunları da Aliybeyköy'deki taş ocağına boru hattı ile naklettik" diye konuştu.
Erdoğan, aşka dağların bile dayanmadığını dile getirerek Ferhat'ın aşkı için taşları yavaş yavaş söktüğünü ve bunu Şirin'e kavuşmak için yaptığına değindi. Hizmet aşkını Ferhat'la Şirin aşkına benzeten Erdoğan, "Dağları dele dele İstanbul'a suyu getirdik. O susuzluk dönemlerinde biz suyu getirdik. O belgelerin altında hapse giren genel müdürünün imzası yok. Benim genel müdürümün imzası var. Onlara 'Istranca Dağları nerededir?' diye sorsam yerini bilmez. 'Acaba nerede barajlar?' deseniz yerini bilmez"
dedi. Son 3 yılda 382 bin gence, genç kızlara İSMEK'te meslek eğitimi verildiğini dile getiren Erdoğan, "Bunlar önemli bir olay. Amaç, kızlarımız bir meslek edinsin de ev ekonomisine katkıda bulunsun. Kiptaş'ı ilk kurduğumuzda bizimle dalga geçiyorlardı. Özel sektör bir konutu yaptığında üzerine yüzde yüz koyar öyle satar. Bizim yaptığımızı dar gelirli vatandaş alabilir. Ama özel sektörün yaptığını alamaz. Biz de istiyoruz dar gelirli vatandaşımız ev sahibi olsun" ifadelerini kullandı.
İstanbul'un 2010 yılı Avrupa kültür başkenti seçildiğini dile getiren Erdoğan, "Şimdi ona hazırlanıyoruz. 30 kadın aile sağlığı merkezi açarak binlerce insanımızın hizmetine sunuldu. 302 bin öğrencimize eğitim yardımı sağlandı. 125 okula İstanbul'da spor salonlarının yapılmış olması da Türkiye genelinde örnek adımlardan bir tanesi oldu. Aynı şekilde toplu konut idaremiz bu tür kapalı spor salonlarını yapıyor. Bu şekilde halkımız sporla daha iç içe oluyor. İstanbul dev organizasyonlara ev sahipliği
yapıyor" dedi.
"Biz kavga için değil, menfaat için değil, çocuklarımızın geleceği için, hizmet için siyaset yapıyoruz" diyen Başbakan Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:
"Siyasetteki tek muradımız, gönülleri kazanmak. Milletimizin hayır duasını, rızasını almaktan başka hiçbir arzumuz yoktur. 'Biz kazanalım ama millet kaybetsin, biz kazanalım ama ülke kaybetsin' diyenlerden değiliz. Milletimiz verdiği oyları helal etsin istiyoruz. Attığımız her adımın vicdanımızda muhasebesini yapıyoruz. Allah'a şükürler olsun ki Türkiye çok büyük bir dönüşüm yaşıyor. 81 vilayetimize aşkla, heyecanla çok ama çok büyük eserler kazandırdık. Başkaları lafla peynir gemisi yürütmeye
çalışırken, biz hiçbir şehrimize eli boş gitmemenin onurunu yaşıyoruz. Türkiye için, sizlerin yeniden gönül rızanızı, hayır duanızı istiyoruz. Türkiye için, insanımız için, geleceğimiz için, İstanbul için ve tüm şehirlerimiz için yapacak daha çok şeyimiz var. Ben diyorum ki siz bize inanın, biz size inanıyoruz. Siz bize güvenin, biz size güveniyoruz. El ele, omuz omuza vermek suretiyle geleceğe yol alıyoruz. Millet için düşünüyor ve onunla hareket ediyoruz. Milletimizin arasına fitne, fesat, kin, nefret
tohumu ekmek isteyenler var. İşte biz bunlara prim vermiyoruz, vermeyeceğiz. Onun için 4 kavram bizim için çok önemlidir; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Hakaret edebiyatı ile siyaset yapılmaz. Kine, nefrete çağrı yapan bir edebiyatla siyaset yapılmaz. Kuru sıkı atmak suretiyle siyaset yapılmaz. Aldatan olmayacaksın. Aldatanları bu ülke çok gu'fd hallettik. Buranın çamurunördü. Ve bunun bedelini ülkemiz çok ağır gördü. İşte 90'lı yılların krizleri ortada. 2000'li yılların krizleri ortada.
Bütün bu krizlerin faturasını milletimiz çok ağır ödedi."
(CİN-RA-OK-Y)