"Hırvat'ı Yenmek Şart Oldu"
Avrupa 2012 için Arena'da oynanacak Hırvatistan maçı son fırsat.
Avrupa 2012 için Arena'da oynanacak Hırvatistan maçı son fırsat. Her ne kadar rövanşı olsa da Play Off'un ilk maçında alınacak netice bizi Zagrep'e umutla yollamalı. Kazanmamız şart. İşi Zagreb'e bırakırsak orası Arena'dan daha beter!
Bu maçın proforma faturasını çıkarmak için iki takımın Play Off'a nasıl geldiklerini kıyaslamak gerek.
Hırvatistan
F Grubu'nda 24 puanlı Yunanistan'ın ardından 22 puanla ikinci ve en iyi ikinci İsveç'in dışında ikinciler içinde Portekiz'le beraber ilk sırada.
10 maçta 7 galibiyet, 1 beraberlik, 2 mağlubiyet alan Hırvatlar, 18 gol atıp 7 gol yedi.
İkinciler arası puan hesabına göre de grupta sonuncu Malta maçı dışında 16 puan topladı. 12 attı, 6 yedi averajı +6
Grup sıralaması şöyle;
Yunanistan, Hırvatistan, İsrail, Letonya, Gürcistan, Malta.
Hırvatistan; kendi sahasında Yunanistan'la 0-0 berabere kaldı, Gürcistan'da 1-0 yenildi. Liderliği 2 puanla Yunanistan'a kaptırdı.
A Grubu'nda 30 puanlı namağlup Almanya'nın ardından 17 puanla ikinci ve ikinciler içinde 11 puanla son sırada…
10 maçta 5 galibiyet, 2 beraberlik, 3 mağlubiyet alan Türkiye 13 gol atıp, 11 gol yedi.
İkinciler arası puan hesabına göre de grupta sonuncu Kazakistan maçı dışında 11 puan topladı. 8 attı 10 yedi; averajı -2
Grup sıralaması şöyle;
Almanya, Türkiye, Belçika, Avusturya, Azerbaycan, Kazakistan
Türkiye; kendi sahasında lider Almanya'yı yenemedi. Belçika ve Avusturya ile kendi sahasında berabere kalırken onları rakip sahada yendi. Azerbaycan'a deplasmanda yenildi. Liderliği13 puan farkla Almanya kaptırdı.
Bu kıyaslamaya göre Hırvatistan'la aramızda çok büyük bir fark var.
Play Off'un favorisi Hırvatistan'dır.
Ne var ki;
Türkiye'nin grubu Hırvatistan'ın grubundan çok daha zordu.
Ancak;
Hırvatistan da Yunanistan'ı kendi sahasında yenemeyince birincilikten oldu.
Play Off'taki rakibimiz Yunanistan olabilirdi.
Avrupa 2012'ye katılmamız o zaman daha da kolay olurdu.
Hiddink dengeli bir takım kurmalı
İlk maçı kazanmamız şart olduğuna göre, maç orta sahada kazanılacak. Hiddink çok dengeli bir takım kurmalı ki bir türlü sağlayamadığımız ofans-defans bağlantımız güçlü olsun.
Play Off'un ilk maçına kadar Hiddink'in ancak dört, ikinci maça kadar da üç idman şansı var. Yani toplam yedi idmanla Hiddink'in tur geçmesi beklenecek. Bu sürede Hiddink'in yapabileceği tek şey taktik, sistem bir yana takımın uyumlu olabilmesi için iyi gözlem yapabilmesidir. Milli Takım aday kadrosu seçimini kim yaparsa yapsın, ister Oğuz Çetin ister bir başkası. Önemli olan Hiddink'in hangi takımı sahaya süreceğidir.
Klasik bir yazı olacak ama gerçek de budur.
Hiddink kaleci seçiminde zorlanacaktır. Üç kaleci de görev alabilir. Bence Tolga.
Savunmada; formsuz olmasına rağmen; çabukluğu, kademe anlayışı ve hücum gücü yüksek olan Gökhan Gönül sağda ilk tercih olmalıdır.
Sağ kanadın önü en zor mevki. Seçilen aday kadroda bu görevi yapacak oyuncu yok. Kazım bu maçın adamı olamaz! Ağır ve savunma yönü yetersiz. Ortanın sağında Hamit kesin oynar.
Solda durum başka;
Hakan Balta ile İsmail Köybaşı önlerinde oynayacak ismin görev anlayışına göre tercih edilmelidir. İsmail'e yardımcı olacak bir isim bulunamazsa Hakan Balta daha güvenli bir seçim olur. Çünkü İsmail hücum zenginliği yaşatır ama savunması risklidir. Geri dönüşleri rakibi kaçırır.
Örneğin;
Solda Arda ve Caner var. Ozan İpek de var. Hiddink'e koşan ve çabuk isim gerek. Çalışkan oyuncu gerek. Savunmasına yardıma gelecek oyuncu gerek. Caner daha aktif ve formda bir isim gibi geliyor. Arda vazgeçilmez ama bence yavaş! Orta sahanın soluna da savunmaya yardımcı Emre Belözoğlu akla gelen ilk isim. Belki de sol kanadın ofans-defans bağlantısında İsmail, Emre, Arda… ya da İsmail, Gökhan Töre, Arda veya Caner.
Ya da klasik isimler; Hakan Balta, Emre, Arda…
Bu maçta Milli Takım'ın iki kanadını oluşturacak üçer kişinin görevi çok.
Savunmanın ortası Hiddink'in yumuşak karnı!
Servet çaptan düşük!
Ömer Toprak'ın bu takımla hiç tanışıklığı yok. Böyle önemli bir maçta görev alması onu vazgeçilmez de yapabilir kendini de takımı da zorda bırakabilir. Hiddink için bu seçim de çok zor. Giray bence en formda olanı. Yanına galiba Egemen en sağlamı.
Yani; Giray, Egemen. Trabzonspor'dan uyumları da var.
Toparlayalım,
Tolga – Gökhan Gönül, Giray, Egemen, İsmail (Hakan Balta) – Hamit, Emre, Gökhan Töre…
Burak olmazsa olmaz!
Gerisi; Arda, Kazım, Caner, Halil arasında Hiddink tercihi.
Hırvatistan oyuncuları Avrupa damgalı
Önce şunu belirtmeli;
Hırvatistan Avrupa damgalı bir takım. Hırvat takımının oyuncuları deneyim olarak da bizden üstün. Avrupa'nın çok önemli takımlarında oynuyorlar. Hırvatistan bu yönüyle futbol konsepti olan bir takım.
Biz de şu aralar büyük bir düşüş içindeyiz.
Kimse 2008'deki Hırvat maçını ölçü almasın. O, sıra dışı bir maçtı. Bu maçtaki tek avantajımız kendi sahamızdır. O bile oyun tutturmamıza bağlı.
Hırvatlarda en etkin isim sağ kanadı iyi işleten Srna. Tottenham'lı Corluka'yla beraber bizi zorlayacak isimler. Corluka tam bir disiplin adamı ve istikrar abidesi. Onların koşu yolları tıkanmalı. Burada Burak'a da çok iş düşecek, oynarsa Gökhan Töre'ye de. Bence Gökhan bu maçta oynatılmalı.
Lyonlu Dejan Lovren stoperde ve Dinamo Zagreb'li Simunic gol yollarımızda bizi usandıracak tipte oyuncular. Onları aşmak için akıllı olmak top kaybına meydan vermemek şart. Türk takımının top kayıplarını çok aza indirmesi gerekir. Hırvatlar sert ve çabuk atağa kalkan bir takım.
Oyunu yönlendiren Modric ve onun gole ittiği Kranjcar ve Eduardo'nun hareket kabiliyetini azaltmak için Hiddink topu ayağında tutacak güçlü ve becerikli oyuncularla oynamalı. Kim bunlar?
Emre, Hamit, bence Caner, Gökhan.
Ve de rakibe yakın oynamakla onların kazanacağı ilk toplara basmak görev olmalı. Bölgeler arası bağlantıyı iyi kurmalıyız. Zaafımız rakibe boş alan bırakmaktır.
Bu maçta çok koşmak ve hatasız oynamak şart. Geri düştük mü kazanmak zorlaşır.
Daha; Dortmund'lu Perjsic ve Rakitic de var.
Dikkat edin Hırvatistan bütün bölgelerde iyi oyunculara sahip bir takım.
Sonuç; orta sahamızın gücü oranında belirlenir.
Burak'ı gole itecek takımdır. Bütün hatlarıyla entegre olunmalıdır. Kaleci dahil.
Hatasız oyun amaçtır.
Gol vuruşlarında başarı yüzdesi artmalıdır,
Savunmada her an dikkatli olup saha parselasyonunda hataya düşmemelidir. Bilhassa geriden gelenlere karşı… Bilhassa rakibin kanat ataklarında…
Bunlar zaten futbolun temel ilkeleri. Ama yapamadığımız da ne yazık ki bunlar.
Yarın Arena'da Hırvatları yenmek Avrupa 2012'ye gitmek için kaçınılmazdır.
Hiddink seçimlerinde yanılmazsa başlarırız.
Malum futbolda isim değil takım oynar.