İkv Başkanı Vardan Açıklaması
"(Türkiye'nin AB üyelik süreci) Müzakerelerde yeni bir faslın açılması, arzu edilen ivmeyi kazandıracak en hızlı ve en pratik çözüm. Ancak tek fasılla da yetinmemek gerekiyor" "Türkiye'nin AB üyeliği, dünya barışı açısından, radikal hareketlere ve teröre verilecek en güzel cevap"
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ömer Cihad Vardan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyelik müzakerelerinde yeni bir faslın açılmasının arzu edilen ivmeyi kazandıracağını belirterek, "Ancak tek fasılla da yetinmemek gerekiyor" dedi.
Ömer Cihad Vardan, yazılı açıklamasında, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Brüksel'e gerçekleştirdiği ziyarete ve Türkiye'nin AB üyelik sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Avrupa'da gündemin 2015 yılının başında Paris'te yaşanan terör saldırısı sonrasında hızla değiştiğine belirten Vardan, "2015 yılına yeni Konsey Başkanı, yeni Komisyon Başkanı, yeni Parlamento, yeni Komisyon üyeleri, yeni Dış Politika Yüksek Temsilcisi, başka bir deyişle yepyeni bir kurumsal yüzle 'Merhaba' diyen AB, terörle mücadele gibi çözümü zaman, kararlılık, işbirliği ve güçlü bir irade isteyen sıcak bir konuyla karşı karşıya kaldı" ifadelerini kullandı.
Vardan, Başbakan Davutoğlu'nun Brüksel'deki temaslarında ele alınan konular değerlendirildiğinde, AB aday ülkesi Türkiye'nin Avrupa'nın bu sıcak gündemine vereceği katkının görmezden gelinemeyeceğini dile getirdi.
Türkiye'nin AB üyesi olmasının, radikal hareketlere ve teröre verilecek en güzel cevap olacağını vurgulayan Vardan, Müslümanlık ile demokrasi ve laikliği bağdaştıran bir ülke olarak Türkiye'nin deneyimlerinin AB'ye önemli katkı sağlayacağını ve tüm dünyaya önemli bir barış mesajı vereceğini ifade etti.
Vardan, bu çerçevede Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Müslümanlara destek sözü ve "Almanya'nın her türlü inancın korunmasını sağlayarak, ibadet özgürlüğünü güvence altına alacağı" ifadeleri ile Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'nin "radikalleşme, hoşgörüsüzlük ve aşırıcılığın en büyük mağdurunun Müslümanlar olduğuna" ilişkin yorumunun olumlu gelişmeler olduğunu bildirdi.
Ömer Cihad Vardan, Paris'teki saldırıların, Müslümanlara ayrımcılık için bir mazeret oluşturmaması ve Almanya'daki PEGİDA gibi hareketlere karşı uyanık olunması gerektiğini belirtti.
"Sürece ivme kazandırmalıyız"
Başbakan Davutoğlu'nun Avrupa'nın Dostları toplantısındaki 'AB bizi almazsa buzdolabında beklemeyiz" sözlerine değinen Vardan, AB katılım müzakerelerinin yaklaşık 10 yıldır devam ettiğini ancak AB Konseyi kararları ve bazı üye devletlerin tek taraflı blokajlarının, sürecin tamamlanmasını engellediğine işaret etti
Sürecin ilerlememesinin Türkiye açısından sıkıntı yarattığına dikkati çeken Vardan, şunları kaydetti:
"AB'nin Türkiye'ye yönelik üyelik perspektifinin inandırıcı ve kesin bir takvime bağlanması gerekiyor. AB üyeliği hedefi bir 'Türkiye projesi'dir ve sürecin canlandırılması için iki tarafın da adım atması suretiyle, bu tarihi fırsatın kaçırılmaması gerekiyor. Bu noktada Türkiye ile AB arasında yürütülen müzakere sürecine bir an evvel hız verilmesi gerekiyor. 2015 yılıyla beraber müzakere sürecinin 10. yılına da girdik. Hiçbir aday ülkenin adaylık süreci bu kadar uzun sürmedi. Geçen dönemlerde, AB Dönem Başkanlıkları sırasında ikişer, üçer faslı müzakerelere açabilirken, önce tek fasılla yetinir olduk. Hatırlarsanız 40 ay boyunca, yani tam 2,5 yıl, başka bir deyişle de 6 Konsey Dönem Başkanlığı'nda hiçbir faslı müzakerelere açamadık. Dolayısıyla müzakerelerde yeni bir faslın açılması, arzu edilen ivmeyi kazandıracak en hızlı ve en pratik çözüm. Ancak tek fasılla da yetinmemek gerekiyor. Sürece ivme kazandırmalıyız."
"AB yeni engel çıkarmamalı"
Ömer Cihad Vardan, 15 Ocak 2014 tarihinde Strazburg'da toplanan Avrupa Parlamentosu tarafından alınan kararına ve Türk vatandaşlarına yönelik vize serbestliği konusuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Bu çerçevede Sayın Başbakanımız Brüksel'de AB yönetiminin en kritik isimleriyle görüşürken, Avrupa halklarının sesi Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen kararı manidar buluyorum. Türkiye'nin düşünce ve ifade özgürlüğü alanlarında ilgili adımları atabilmesi için, bu konuyla doğrudan bağlantılı fasılların, yani 23 numaralı faslında açılması kritik öneme sahip olduğuna inanıyorum. Türkiye-AB ilişkilerinde arzu edilen ve istenilen ivmeyi kazandıracak bir diğer hamle de vize serbestliği diyaloğu olacaktır.
Unutmayalım ki Aralık 2013 tarihinden bu yana yürütülen vize serbestliği diyaloğunda Türkiye önemli bir mesafe kaydetti. Bunu ben söylemiyorum; Komisyon kendi değerlendirmesinde ifade ediyor. Haliyle içeriğinin büyük bölümü, Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması ve Vize Serbestliği Yol Haritası ile örtüşen 24 numaralı faslın da açılması oldukça önemli. Bu çerçevede AB'nin net ve kararlı olması lazım. Eğer bu alanda Türkiye'den reform bekleniyorsa AB'nin de bunu cesaretlendirmesi ve yeni engel çıkarmaması gerekir." - İstanbul