MHP'li Çetin: PKK İçin Hazırlanan Çerçeve Yasa Türkiye'yi Bölecek Bir Adımdır
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın çözüm süreci için çerçeve yasa hazırlığına yönelik sözlerine tepki göstererek, "Irak ve Suriye'nin Kürdistan olarak adlandırılan bölgelerinde yaşanan gelişmelerle eş zamanlı bir şekilde AKP hükümetinin terör örgütü PKK'ya haklar tanıyacak bir yasa hazırlığına girişmesi, Türkiye'yi bölünme sürecine götürecek bir şuursuzluk örneğidir.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın çözüm süreci için çerçeve yasa hazırlığına yönelik sözlerine tepki göstererek, "Irak ve Suriye'nin Kürdistan olarak adlandırılan bölgelerinde yaşanan gelişmelerle eş zamanlı bir şekilde AKP hükümetinin terör örgütü PKK'ya haklar tanıyacak bir yasa hazırlığına girişmesi, Türkiye'yi bölünme sürecine götürecek bir şuursuzluk örneğidir. AKP hükümeti çözüm süreci adı altında terör örgütünü resmen muhatap almakla, ABD'nin Barzani'ye devlet kurması için Kuzey Irak'ı vermesine benzer bir şekilde güneydoğuyu PKK'ya teslim etmektedir" dedi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın açıkladığı çözüm süreci için çerçeve yasa hazırlığına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Terör örgütü PKK için hazırlanan çerçeve yasanın Türkiye'yi bölecek bir adım olduğunu savunan Çetin, Atalay'ın koordinatörlüğünü yaptığı çözüm süreci ile ilgili yasal düzenleme hazırlığının bitirildiği yönündeki açıklamaların endişe verici olduğunu belirtti. Irak ve Suriye'nin Kürdistan olarak adlandırılan bölgelerinde yaşanan gelişmelerle eş zamanlı bir şekilde AKP hükümetinin terör örgütü PKK'ya haklar tanıyacak bir yasa hazırlığına girişmesinin, Türkiye'yi bölünme sürecine götürecek bir şuursuzluk örneği olduğunu iddia eden Çetin, "AKP hükümeti çözüm süreci adı altında terör örgütünü resmen muhatap almakla, ABD'nin Barzani'ye devlet kurması için Kuzey Irak'ı vermesine benzer bir şekilde güneydoğuyu PKK'ya teslim etmektedir. Yasal düzenlemenin PKK'yı caniler çetesi olmaktan çıkararak bir siyasi parti ve bebek katili Apo'yu da siyasi lider haline getireceği unutulmamalıdır. Mehmetçiğin kanı damlayan silahlarını dahi bırakmamış terör örgütünü yasal çerçeveye oturtmanın, Türkiye'yi bölmeye çalışanlara bir bölgemizi teslim etmekten başka bir anlamı yoktur" dedi.
-KÜRT PETROLÜ İSRAİL'E SATILMAKTADIR-
PKK'nın sadece Türk devletinin değil, aynı zamanda uluslararası hukukun da resmi muhatabı haline geleceğinin bir yasal dayanağa kavuşacağının ve Türkiye'nin bölünmesi yolunda en önemli adımın atılmış olacağının altını çizen Çetin, düzenlemeyi Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi oy amacı güttüğünü öne sürdü. HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in Nevruz konuşması sırasında gelecek yıl meydanda Abdullah Öcalan'ın hitap edeceğini söylemesine hükümetin tepki göstermemesini eleştiren Çetin, sözlerine şöyle devam etti:
"Anlaşılan Diyarbakır'da yapılan duyuru, bir yerlerde alınmış kararın ilanından ibarettir. Barzani'nin Kerkük ve Erbil'den sesi yükselirken, burada Apo'nun bir mahkûm gibi değil de Türkiye'nin bir bölgesinin yöneticisi gibi hareket etmesini sağlayan AKP hükümeti, Kürt devletinin kuruluşuna yaptığı büyük katkılarla tarihe geçmektedir. Kuzey Irak bölgesel Kürt yönetimine devlet olma gücünü verecek olan petrol zenginliğinin Türkiye üzerinden pazarlanmasına destek veren AKP hükümeti, bir kere daha Kürt devletinin kurucuları arasına adını yazdırmayı hak etmektedir. Üstelik daha düne kadar Mavi Marmara ve "One Minute" gibi kurgularla İsrail düşmanlığı aldatmacası yaparak seçmen kitlesinin gözünü boyayan AKP döneminde Kürt petrolü İsrail'e satılmaktadır. Hem İsrail'le düşman gözüküp hem de ticaret yapabilmek için nasıl bir ticari ahlak ve zekâya sahip olmak gerektiği, Kürt petrolünü Ceyhan'a getirmekte ısrar eden AKP'liler sayesinde gayet iyi anlaşılmaktadır. Kürdistan'ın finansmanını da, siyasi desteğini de hangi devletlerin ve hangi siyasilerin sağladığı ayan beyan ortadadır."
-AKP HÜKÜMETİ ACZİYET İÇERİSİNDEDİR-
AK Parti'nin IŞİD'e yönelik bir uyarı yapmadığını belirten Çetin, bölgede tam anlamıyla bir etnik temizlik yapıldığını ifade etti. Türkmen nüfusunun ortadan kaldırıldığını ve Kürt devleti için gerekli nüfus yoğunluğunun sağlandığını savunan Çetin, Mesut Barzani'nin IŞİD sayesinden Şiilerden arındırılan Kerkük'ü de sessizce teslim aldığını belitti. Çetin, sözlerine şöyle devam etti:
"Barzani'ye devlet kurma cüretini veren Kerkük petrolünün karşılığında oluk oluk Türkmen kanı akarken, AKP hükümetinin Ceyhan limanından İsrail'e gidecek varil başına 1 dolar kazanç için politika belirliyor olması utanç vericidir. Barzani'nin petrolüne bekçilik yapan AKP hükümeti, Türk'ün hayat hakkını korumak için milletimizin kendisine verdiği vazifeyi yerine getirmediği için tarih önünde hesap vermekten kurtulamayacaktır. Musul'daki konsolosluk personelimizle birlikte 80 vatandaşımızın terör örgütü IŞİD'in elinde esir tutulmasının üzerinden iki hafta geçmesine rağmen netice almaya yönelik herhangi bir girişim yapılamaması aynı zihniyetin eseridir. Sınırlarımızın hemen ötesinde yaşanan ve bölgedeki Türk varlığını doğrudan tehdit eden gelişmeler karşısında çözüm üretemeyen AKP hükümeti acziyet içerisindedir."
-TÜRKMENLER TÜRKİYE'NİN GÖZÜ ÖNÜNDE KATLEDİLEREK YERLERİNDEN YURTLARINDAN ÇIKARILIYOR-
Türkmenlerin Türkiye'nin gözü önünde katledilerek yerlerinden yurtlarından çıkarıldığını belirten Çetin, Türkmenlerin, Türkiye gibi bir devlet varken sığınacak yerden mahrum olmalarının çok acı olduğunu ifade etti. Türkmenlerin içinde bulunduğu duruma Türkiye kamuoyunda gerekli hassasiyetin uyandırılmamasının düşündürücü olduğunu kaydeden Çetin, " Patagonya'ya kadar her yer için yardım çağrısı yapanlar söz konusu Türkmenler olunca neden sessiz kalmaktadır? Türkmen'in dökülen kanı kan, canı can değil midir? MHP'nin Türkmen kardeşlerimiz için yaptığı çağrıyı duymazdan gelerek desteklemeyen çevreler, nasıl olur da insanlıktan ve Müslümanlıktan bahsetmeye devam edebilirler! Ezilen, hakkı yenen, yurdundan olan ve katledilen Türkmen olduğunda sessiz kalmanın adı ırkçılık değil de nedir? Yardım eli arayan Türkmen olduğunda Türkiye'de kamuoyunun milli hassasiyetlerinin uyandırılması endişesiyle sus talimatı vermenin, oradaki insanlık suçuna ortak olmaktan ve katillerle suç ortaklığı yapmaktan bir farkı yoktur. Can pazarına düşmüş Türkmen kardeşinin sesini duymayanların dört parmakla işaret ettikleri Mısır ve Gazze sevdaları insanlıktan nasibini almamış marazi bir sevgidir" dedi.