Selam Tevhid'de Kumpas" İddianamesi
"Selam Tevhid'de kumpas" soruşturmasına ilişkin iddianamede yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı raporunda, "Örgüt tabanına 'ilay-ı kelimetullah' gayesi ile hareket edildiği, Türkiye ve Türk coğrafyası başta olmak üzere ahlaklı toplum yetiştirme arzusunda olunduğu vurgusu yapılmakta ise de asıl amacın Türkiye'de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olduğu anlaşılmıştır" denildi.
"Selam Tevhid'de kumpas" soruşturmasına ilişkin iddianamede yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı raporunda, "Örgüt tabanına 'ilay-ı kelimetullah' gayesi ile hareket edildiği, Türkiye ve Türk coğrafyası başta olmak üzere ahlaklı toplum yetiştirme arzusunda olunduğu vurgusu yapılmakta ise de asıl amacın Türkiye'de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olduğu anlaşılmıştır" denildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianameye göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'ndan, Fetullah Gülen örgütünün "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediğini" sordu.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nca, "Konu soruşturmayı yürüten savcılık ile kovuşturmayı yürütecek olan bağımsız mahkemelerin yetkileri kapsamında olmakla birlikte, Daire Başkanlığımızca sadece İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gönderilen adli talimatın yerine getirilmesi için 3713 sayılı kanun çerçevesinde bu rapor tanzim edilmiştir" denilerek, 8 Şubat 2015'te gönderilen rapor iddianamede yer aldı.
Raporda, Gülen'in 1970'li yıllara kadar Yeni Asya Grubu içinde yer aldığı, daha sonra İzmir Kestanepazarı Kur'an Kursu'nda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan İbrahim Kocabıyık, Latif Erdoğan, Abdullah Aymaz, Yusuf Pekmezci ve Bahattin Karataş ile örgütünün çekirdek kadrosunu oluşturduğu ve ilk dönemlerinde faaliyetlerini daha ziyade 13-18 yaş grubundaki öğrenci ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırdığı kaydedildi.
Raporun "Örgütün Amacı" başlıklı bölümünde ise "Fetullah Gülen'in görünen ve örtülü iki amacı bulunmaktadır. Örgüt tabanına 'ilay-ı kelimetullah' gayesi ile hareket edildiği, Türkiye ve Türk coğrafyası başta olmak üzere ahlaklı toplum yetiştirme arzusunda olunduğu vurgusu yapılmakta ise de asıl amacın Türkiye'de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olduğu anlaşılmıştır" ifadelerine yer verildi.
Raporda, "devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis eden" Fetullah Gülen'in, bu nedenle, mevcut sistemi yıkmak yerine, devlet modeline uygun bir örgütlenme ile devlete alternatif bir sistem kurma hedefine yöneldiği kaydedildi.
"Bilinen yasa dışı örgütlerden çok daha sıkı bir hiyerarşik yapılanması var"
Raporda, örgütün yapılanması konusunda şu ifadeler yer aldı:
"Fetullah Gülen liderliğindeki örgütün bilinen yasa dışı örgütlerden çok daha sıkı bir hiyerarşik yapılanması bulunmaktadır. Fetullah Gülen'e doğrudan bağlı; 'Tayin Heyeti, İstişare Kurulu, Mollalar Grubu ve Meclis' olarak adlandırılan birimler yer almakta ve örgüt üst organlar olarak bu birimler tarafından sevk ve idare edilmektedir. Meclis'te alınan kararlar, meclis üyesi olan örgüt mensuplarınca silsile yolu ile en alt birimlere kadar iletilmektedir. Bu talimatlar hiyerarşi içerinde yer alan dünya imamı, coğrafi bölge imamı, ülke imamı, bölge imamı, il imamı, ilçe imamı, semt imamı, mahalle imamı, ev imamı, ser rehberler, belletmenler, öğrenci ve cemaat mensupları tarafından gizliliğe, istihbarata ve sır saklamaya özen gösterilerek koşulsuzca yerine getirilmektedir. Ayrıca örgütün mali kaynaklarının ne şekilde kullanılacağını 'Mütevelli Heyeti' belirlemektedir. Örgüt, kurulduğu ilk günden bu yana 'devlet içinde örgütlenme' gayesi ile hareket etmektedir. Bu örgütlenme anlayışı, herhangi bir cemaatin üyelerinin devletin kademelerinde yer almasının ötesinde; devletin yapısı dışında başka bir hiyerarşik düzene göre hareket eden bir yapının varlığını ortaya çıkarmasıdır. Bu kişilerin sistemli ve programlı biçimde önceden hatta çocuk yaştan seçilerek ileriye dönük hedeflere göre yetiştirilmeleri ve daha sonra da yerleştirilmeleri söz konusudur."
Kuruluş aşamasında örgüt faaliyetlerinin ağırlıklı olarak legal görünümlü kurum ve kuruluşlar vasıtasıyla yürütüldüğü; dershaneler, özel kolejler, yurt ve öğrenci evleri ile gençliğe yönelik eğitim faaliyetleri gerçekleştirildiği belirtilirken, şöyle denildi:
"Bu dönemde yurt içinde ve yurt dışında eğitim kurumları vasıtasıyla, çeşitli dallarda ulusal ve uluslararası başarılar elde etmek suretiyle örgüt propagandası yapılmış ve bu şekilde eğitim kurumlarına halkın rağbet etmesi sağlanarak sempatizan kitlesi genişletilmiştir. Örgüt televizyon, radyo, gazete, dergi gibi iletişim alanındaki faaliyetlere ağırlık vermekte; finansal kaynaklar ise gruba mensup şirketler, basın-yayın alanında elde edilen gelirler, okul, yurt ve pansiyonlardan istifade eden öğrencilerden alınan paralar, toplanan kurban derileri ve gruba ilgi duyan zengin iş adamlarının destekleri ile örgüte üye olan kişilerden 'himmet' adı altında alınan paralar olarak ortaya çıkmaktadır. Kamu kurumlarının hassas noktalarında görev alan örgüt mensubu kişiler kod isim kullanmakta, ayrıca örgüte itaat ve bağlılık vurgusu yapılan bir metin doğrultusunda kutsal değerler üzerine yemin ettirilerek, örgüt liderine koşulsuz sadakatleri sağlanmaktadır. Örgüt günümüzde, elindeki ekonomik gücün yanı sıra devletin hassas ve etkili kurumları içerisindeki kadrolarının sağladığı avantajlardan faydalanmakta, bu sayede siyasal operasyonlara kalkışmakta hatta devletten bağımsız bir dış politika izlemektedir. Örgütün en önemli hedefinin yasal veya yasa dışı dinleme, izleme, raporlarla elde ettiği bilgileri, tehdit/şantaj olarak kullanmak ve Türkiye'de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük, etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olduğu anlaşılmaktadır" ifadelerine yer verildi.
Raporun değerlendirme kısmında "Fetullah Gülen Örgütü" isimli yapılanmanın; belirlenen amaçlar etrafında insan sayısı olarak üçten fazla kişinin bir araya geldiği, hiyerarşik görev dağılımının yapıldığı, gizliliğin esas alındığı, iş bölümünün, faaliyet alanlarının, sorumlulukların önceden tespit edildiği, eleman ve finansal kaynak temini ile üyelerinin eğitiminin ne şekilde yapılacağı gibi hususların açıkça ortaya konulduğu, iletişimin gizliliğe riayet ederek ulaklar vasıtasıyla sağlandığı, kod isim ve yemin uygulaması olan, kendine özgü ceza ve ödül sistemi bulunan profesyonel bir örgütlenme olduğu vurgulandı.
Örgütün kolluk kuvvetleri ve yargı içerisinde yer alan mensupları tarafından kurgulanmış soruşturmaların sahte ihbar mektupları, yasa dışı dinlemeler, gerçeğe aykırı deliller üzerine inşa ettiği yargılamalarla kamu kurumlarına ve yargıya olan güveni yok ettiği kaydedilirken, kendilerinden olmayanlara karşı yürütülen baskı, korkutma, yıldırma, sindirme ve tehdit faaliyetlerinin kolluk kuvvetleri, kamu kurumları ve yargıda görev alan bağlıları yardımıyla gerçekleştirildiği belirtildi.
İddianamede yer alan raporun netice ve kanaat bölümünde ise şöyle denildi:
"Fetullah Gülen Örgütü isimli yapılanmanın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 1 ve 7'nci maddelerinde ifade edilen, anayasada belirtilen cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki; sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla kurulmuş terör örgütü niteliğinde örgütlü yapıya sahip bir örgütlenme olduğu kanaati oluşmuş ise de; 'Cebir ve Şiddet' başlığı altında ifade edilebilecek faaliyetler dikkate alındığında; soruşturmanın tamamına ve ele geçirilen delillerin tümüne vakıf olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca cebir ve şiddete ilişkin verilerin bu unsurun gerçekleşmesi olarak göz önüne alınıp değerlendirilmesi ile 3713 sayılı kanunun tanımladığı 'terör örgütü' niteliklerinin tamamlanacağı ve soruşturma konusu yapının 'terör örgütü' olarak nitelendirilebileceği bildirilmiş, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 19 Aralık 2014 tarihli ve 2014/3025 değişik iş sayılı kararı ile Fetullah Gülen hakkında 'silahlı terör örgütü kurma veya yönetme' suçundan yakalama emri çıkartıldığı anlaşılmıştır."
(Sürecek)