Türk-Arap Ekonomi Forumu

Son Güncelleme:

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, son 10 yılda Türkiye ile Arap dünyası arasındaki "psikolojik bariyerin" aşıldığını belirterek, "Entelektüeller, siyaset adamları ve iş adamları olarak birbirimizi yeniden keşfediyoruz" dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, son 10 yılda Türkiye ile Arap dünyası arasındaki "psikolojik bariyerin" aşıldığını belirterek, "Entelektüeller, siyaset adamları ve iş adamları olarak birbirimizi yeniden keşfediyoruz" dedi.


Beşiktaş'taki Four Seasons Oteli'nde düzenlenen Türk-Arap Ekonomik Forumu'nun "Türkiye ve Arap Dünyası: Stratejik Buluşma Noktası İstanbul" başlıklı oturumunda konuşan Davutoğlu, ilişkilerde ekonomik boyutun çok önemli olduğunu vurguladı.


Devlet adamlarının oturup mükemmel bir vizyon geliştirebileceğini, güzel sözler söyleyebileceğini ama bu güzel sözler ve vizyonun iş adamları desteklemezse sürdürülebilir olamayacağını vurgulayan Davutoğlu, "Ortak pazara ihtiyacımız var. Liderler saraylarda buluşabilir ama halklar pazarda buluşuyor. Gerçek hayat pazarlarda akar. Entelektüeller, siyaset adamları ve iş adamları olarak birbirimizi yeniden keşfediyoruz" diye konuştu.


Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu dünyasında komşu ülkelerin bile ayrı kutuplarda olabildiğini anımsatan Davutoğlu, Arap Baharı'nın bütün liderlerine halkların zihniyetini yeniden şekillendirdikleri için teşekkür borçlu olduklarını söyledi.


Davutoğlu, "Bizi, pek çok soru sormaya sevk ettiler. Şimdi yeni bir jeoekonomik, jeopolitik ve jeokültürel yaklaşım tanımlamanın zamanıdır. Aynı kültürel geçmişi, medeniyet mirasını paylaşıyoruz. Aynı klasikleri okuyoruz. Farklı dini geleneklere bile sahip olsak ana referansımız Hz. İbrahim geleneği. Karşımızdaki sorunlar da aynı. Şimdi ortak akıl, ortak yaklaşım ve ortak vizyon geliştirmek için bir araya gelmeliyiz" değerlendirmesinde bulundu.


İktidara geldikleri 2002 yılında ilan ettikleri yeni Orta Doğu vizyonu kapsamında üst düzey siyasi diyalog mekanizmaları kurduklarını, Türkiye ile Arap dünyası arasındaki "psikolojik bariyerin" de aşıldığını anlatan Davutoğlu, o dönemlerde Arap ülkelerinin liderlerinin birbirlerini sadece Arap Birliği toplantılarında, o da formel bir şekilde gördüklerini anlattı.


Türkiye'nin sadece son üç yılda hem başbakan hem de cumhurbaşkanı düzeyinde Mısır'a 5'er ziyaret gerçekleştirdiğini, kendisinin de aynı dönemde en az 12 defa bu ülkeye gittiğini anlatan Davutoğlu, bu siyasi diyalogların yeni vizyon yarattığını söyledi.


Davutoğlu, Türkiye'nin Mısır ve Tunus'la üst düzey stratejik konsey mekanizmaları kurduğunu, Libya ve Fas'la da bu yönde hazırlıkların sürdüğünü belirterek, bunu bütün Arap ülkeleriyle yapmak istediklerini kaydetti.


Ahmet Davutoğlu, Suriye'yle de halkının desteğini alan, yeni meşru yönetimi altında bu ilişkileri yeniden başlatacaklarını dile getirdi.


Türkiye'nin bölgede "maksimum ekonomik bütünleşme" istediğini vurgulayan Davutoğlu, bunun zeminin de kültürel olduğuna dikkati çekti.


Bölgede tek kültürlü ve tek dinli şehir olmadığını, Bağdat'tan İstanbul'a, Şam'dan Marakeş'e kadar bütün şehirlerin çok dinli, çok kültürlü ve çok etnikli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Mezhepsel veya etnik hegemonya peşindekiler, kültürümüze karşı savaşıyorlar, ekonomik bütünleşmeye zarar verecek yeni soğuk savaşlar yaratmaya çalışıyorlar. Bölgede Arapların, Rusların, Avrupalıların, Türklerin yaşadığı çok kültürlü şehirler görmek istiyoruz" diye konuştu.


Türkiye'nin bu yaklaşımının "yeni Osmanlıcılık" olarak nitelendirilemeyeceğini belirten Davutoğlu, "Osmanlı bizim ortak geçmişimiz. Tıpkı Abbasi, Emevi gibi. Kahire'de benim memleketim Konya'dakinden daha fazla Osmanlı eseri var" dedi.


İstanbul'un çok kültürlülük, ekonomik bütünleşme, istikrar ve pazar kültürü açısından Arapların da şehri olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "İstanbul hepimizin. Gelin ve çalışın İstanbul'da. İstanbul, küresel bir başkent oluyor" vurgusunu yaptı.


-Suriye-


Forum katılımcılarından gelen bir soru üzerine Suriye konusuna da değinen Davutoğlu, Suriye'nin, Arap Baharı ile başlayan dönüşüm sürecinin parçası olduğunu belirterek, şöyle devam etti:


"Suriye'deki sorun, rejimin, talepleri anlamaya çalışmadan kendisini de ülkeyi de yıkan despotça bir karşılık vermesidir. Bir gün özgür, müreffeh ve egemen bir Suriye göreceğimize eminim. Suriye bizim için sadece Suriye değil, Arap kardeşlerimize ve kız kardeşlerimize açılan kapıdır. Suriye halkını destekliyoruz ve ne olursa olsun açık kapı politikamız sürecek. 100 yıl bile sürse, bütün Suriyeli kardeşlerimiz Türkiye'ye gelse bile, hiçbir sınırlama olmadan destek vereceğiz. Suriye'deki sorunu kullanarak bölgede mezhepler arasında yeni bir soğuk savaş çıkarmaya çalışan unsurlar var. Bunu kullanmaya çalışan ülkeler olabilir ama biz bunun çok iyi farkında olmayız ve bölgede yeni bir soğuk savaşı önlemeliyiz."


Suriye rejiminin sorunu, Türkiye ile Suriye arasında bir sorunmuş gibi göstermeye çalıştığını anlatan Davutoğlu, sorunun aslında bir halk ile bir rejim arasında olduğunu söyledi.


Davutoğlu, Türkiye'nin de Suriye konusunda Arap dünyası ve Arap Birliği ile birlikte hareket etmeye özen gösterdiğini ifade etti.


Türkiye'de Suriyeli mültecilerin kaldığı kamplarda 2 bin 904 bebeğin dünyaya geldiği bilgisini veren Davutoğlu, bu bebeklerin Türkiye ile Suriye arasında köprü olacağını vurguladı.


Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye'de 26 bin 790 Suriyeli öğrenciye de 800'ü mülteci olan 1200 öğretmen tarafından Suriye müfredatına göre öğrenim verildiğini anlattı.


-İran-


İran'ın nükleer çalışmaları ve bölgedeki yeriyle ilgili bir soruya Davutoğlu, "Türkiye ilkesel bir siyaset izliyor. Biz nükleerden arındırılmış bir bölge istiyoruz. İran'ın nükleer silahı olsun istemiyoruz, ama İsrail'in nükleer kapasitesine de mutlak biçimde karşıyız. Hiçbir ülkenin bu konularda dokunulmazlığı veya ayrıcalığı olamaz" yanıtını verdi.


İsrail ve İran arasındaki askeri gerilimden Türkiye ve Arap dünyasının da onlar kadar zarar göreceğini anlatan Davutoğlu, "Bölgemizde herkesin barışçıl nükleer enerjiye hakkı var ama hiç kimsenin nükleer silah isteme hakkı yok diyen yeni bir politika oluşturulmalı" dedi.


Türkiye'nin Suriye konusunda İran'la hareket etmeye çalıştığını anlatan Davutoğlu, İran'ı Esed rejiminin zulmüne yardımcı olmaması için ikna etmeye çalıştıklarını, bu noktada İran'dan ayrılmadıklarını söyledi.


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bazı Arap ülkelerinde İran'ın tehdit olarak algılanmaya başladığını gözlediğini belirterek, "İran da bu imaja yardımcı olacak şekilde davranmamalı. Yeni bir bölge kurulacak. Burada herkesin bir yeri olacak. Türkler, Araplar, Kürtler, İranlılar. İranlılar da dışarıda kalmayacak. Tek dışarıda kalan İsrail olacak, Filistinlilerin haklarına saygı gösterene kadar, Filistinlilerin de iki devletli çözüm kapsamında, başkenti Kudüs olan kendi devletleri olana kadar" değerlendirmesinde bulundu.


Panelde, eski Arap Ligi genel Sekreteri Amr Musa ile Katar'ın Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Khalid Bin Muhammed Al Attiyah da birer konuşma yaptı. - İSTANBUL

Kaynak: AA