Zeynel Emre: "Chp Seçmeninin Yüzde 90'ı, Özel Liderliğinde Bir CHP İstiyor"
CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, CHP Grup Başkanı Özgür Özel başkanlığında yapılan toplantıda kamuoyu araştırmalarının gündeme geldiğini belirterek “Bize oy veren seçmen, yüzde 90’ın üzerinde bir sayıyla bizim yanımızda ve destekliyor. Sayın Özgür Özel liderliğindeki CHP’yi istiyor. Eğer CHP işgal halinde, butlan bir şekilde durursa Sayın Özgür Özel liderliğinde başka bir parti istiyor” dedi.
(TBMM) - CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, CHP Grup Başkanı Özgür Özel başkanlığında yapılan toplantıda kamuoyu araştırmalarının gündeme geldiğini belirterek "Bize oy veren seçmen, yüzde 90'ın üzerinde bir sayıyla bizim yanımızda ve destekliyor. Sayın Özgür Özel liderliğindeki CHP'yi istiyor. Eğer CHP işgal halinde, butlan bir şekilde durursa Sayın Özgür Özel liderliğinde başka bir parti istiyor" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, bugün TBMM'de CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in kurmaylarıyla bir araya geldiği toplantının gündemine ilişkin basın açıklaması yaptı. Emre'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Bugünkü toplantıda gerek parti içinde yaşanan konular, gerek ekonomideki durum, NATO toplantısı ve önümüzdeki haftanın yol haritasını tartıştık. Mutlak butlan kararıyla göreve gelenler, geldikleri ilk günden itibaren hukuksuz bir şekilde birçok kararın altına imza attılar. Burada zaman zaman biz Anayasa'dan, kanundan, tüzükten, yönetmelikten, ilgili hükümlerden bahsettik, anlattık ama bugün artık o maddelerden bahsetme ihtiyacı dahi aslında çok hissetmiyorum. Çünkü bugün artık şu durum çok net görünüyor herkes tarafından: Mutlak butlan kararıyla gelenler, sarayla büyük bir işbirliği içerisinde CHP'nin mahvına sebep olacak her türlü kararın altına imza atıyorlar. Geçtiğimiz günlerde yine antidemokratik bir şekilde, 26 seçilmiş il başkanımızı görevden aldılar. Bakın, bu 26 il başkanının parti hukuku açısından suçlanabilecek hiçbir şeyi yok. Bu insanlar daha geçen sene, olağan kongre sürecinde mhallelerden seçilen delegelerin ilçeleri belirlediği, ilçelerden seçilen delegelerin kendilerini seçtiği bir durumda görevlerini yapmaktaydılar ve oldukça başarılı isimler kendi illerinde. Bu isimlerin yerlerinin altısına görevlendirme yapılabildi."
GÖREVDEN ALMALAR VE YENİ ATAMALAR
Sarayla iş birliği içerisinde, CHP'nin zayıflatılması ve yok edilmesine amaçlanan, seçim başarısızlığına amaçlanan atamaların olduğunu da göreceğiz şimdi. Birazdan o iş birliği aslında çok net ifade edilmiş olacak. Ama burada şunun da altını çizelim: 26 il görevden alındı ve bu 26 il içerisinde altısına il başkanı atayabildiler. Çünkü birçok ilde, mesela Manisa'da 18'inci kişi oldu teklif ettikleri il başkanlığı, kabul etmiyor. Eskişehir'de 10'dan fazla isim oldu. Farklı illerde sürekli 'Gelin, il başkanlığını kabul edin' diye tekliflerde bulunuyor. Ancak olumsuz cevap aldıklarını duyuyoruz, görüyoruz. Görevden alınn iller içerisinde öyle yerler var ki yerine atama yapılmayan, yani deniyor ki 'Burası boş kalsın daha iyi.' Şöyle bir söz vardı ya 'Dava açanla bizim bir alakamız yok. Biz bu işin tarafı değiliz. Haberimiz de yoktu. Mahkeme kararı verdi' deniyor ya mutlak butlan kararın. Mutlak butlanla ilgili dava açan avukatın dün itibarıyla Ankara il yöneticisi olarak ataması yapıldı. Gülşah Başkan'ın kemiklerini sızlatan, ona iftiralar atan, ailesini, sevenlerini kahreden, kirli iftiralar atan bir diğer Gizem isimli hanımefendi nerede? O da Ankara il yöneticisi yapıldı. Adana'da aday gösterilmeyince Çukurova'da, gidip de İYİ Parti'nin adayı olup partimize kaybettirmek için çalışan, Zeydan Karalar ile ilgili 'en başarısız belediye başkanı' diyen, partimizi kötüleyen, 'CHP sandığa gömülecek' diyen kişiyi genel sekreter yardımcısı yaptılar. Çanakkale'de, CHP yıllardan beri birinci parti ve neredeyse bütün belediye başkanlıklarını da kazanır. Çanakkale'de Gelibolu CHP aday adayı, aday yapılmayınca gidip İYİ Parti'den aday oldu. 3 bin 500 oy aldı, Gelibolu'da CHP 300 civarında bir oyla kaybetti. Bu kişi şu anda Çanakkale İl Başkanı olarak görevlendirildi, ödüllendirildi. Aslında aradaki ilişki çok berrak bir şekilde ortaya çıkıyor günbegün.
SAHA ÇALIŞMALARININ ETKİLERİ
Bir yandan mutlak butlan için dava organizasyonu yapanlar, algı oluşturmaya çalışanlar, saray desteği, ortadaki karar, karar sonrası yapılan görevlendirmeler. Milletimiz, halkımız her şeyin farkında. Geçtiğimiz hafta, yine Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel, Türkiye'nin farklı yerlerinde halkımızla kucaklaştı. Çok sıcak karşılamalar, sıcak diyaloglar oldu. Vatandaşlarımızın dertlerini dinledi. Diyarbakır'da, Gaziantep'te, İzmir'de halkımız, Genel Başkanımızı bağrına bastı. Buralar özellikle dikkat ederseniz görevden almaların, atamaların olduğu yerlerdeki ilgi. Bunlar çok anlamlı tepkiler."
Özel'in bu haftaki şehir dışı saha programları hakkında bilgi veren Emre, Madımak Katliamı'na ilişkin şunları söyledi:
"Sivas'ta, 35 yurttaşımızın maalesef göz göre göre katledilmesi ve orada yaşanan acıları unutmadığımızı ifade edelim. Bizim yaşadığımız en büyük acıysa o katliam kadar katillerin yargılandığı davadaki çıkan zamanaşımı kararlarıdır. Dava zamanaşımına uğradı. 23 sanığın 17'si tahliye edildi, ikisi afla salındı. Bu adaletsizliği bir kez daha kınıyorum. Bu vesileyle orada yaşamını kaybeden canlarımızı, yakınlarını, acılarını paylaştığımızı bir kez daha buradan ifade etmiş olalım."
"SÜRECİ MÜMKÜN OLAN EN KISA SÜREDE YOLUNA KOYMAK İÇİN HER TÜRLÜ ÇALIŞMAYI YAPIYORUZ"
Önümüzdeki hafta burada NATO toplantısı nedeniyle belli kısıtlamalar olduğu için, Meclis de kapalı olduğu için burada bir haftalık toplantı planlamadık. Önümüzdeki haftanın ayriyeten de kesinleşen programları oldukça da sizlerle paylaşacağız. Bu ziyaretlerde gördüğümüz sevgi ve ilginin dışında rakamlara yansıyan ama vatandaşımızdan bizatihi dinlediğimiz, halkımızın hayat pahalılığı, işsizlik, ekonomik dar boğaz, asgari ücretlinin, emeklinin durumu; bütün bunlar karşısında çok zor, çok acı günler geçirdiği... Aslında bu çeyrek yüzyıllık iktidarın ülkemize verdiği zarar öylesine büyük ki bunları hem daha fazla konuşmak hem de önümüzdeki dönemin yol haritasını, Türkiye nasıl düzlüğe çıkar, nasıl yönetilir, nasıl yönetilmesi lazım, CHP olarak geçmiş dönemden biliyorsunuz bizim çok kıymetli hazırlıklarımız oldu. ve bu kapsamda da halk buluşmaları planlıyorduk. Bu butlan sürecinin gelmesinin de bununla, büyük resme baktığımızda hepsinin birbiriyle ilintili olduğunu düşünüyoruz. Bir süredir sürekli CHP'nin Türkiye'de sürekli konuşuluyor olması bunun göstergesi. Biz bu süreci mümkün olan en kısa sürede yoluna koymak için her türlü çalışmayı yapıyoruz.
"ÇARESİZ DEĞİLİZ"
Önceliğimiz tabii partimizdeki bu işgalin son bulması. Bu doğrultuda çalışıyoruz. Ama kimse şunu düşünmesin: Bizler çaresiz değiliz, çözümsüz değiliz. Elbette bir yol haritamız var. Kimse, hiçbir kayıp yaşamadan bu yakaladığımız ivmeyi devam ettirecek şekilde siyaset devam edecek. Bununla ilgili de zamanı geldikçe sizlere gerekli bilgilendirmeleri yapacağız. Bizler önce mahkeme süreçlerini, sonuna kadar yasal haklarımızı, bütün bunların çalışmasını yapacağız. Ondan sonra eğer bütün bunlardan bu kumpasın sonrasında, bu işgal son bulmazsa elbette yeni çözüm yollarımızla sizlerin karşısına çıkacağız.
Biz gittiğimiz her yerde milletimizin dertlerini dinlemeye, o kentin sorunlarına odaklanmaya, geleceği birlikte nasıl kuracağımıza, çocuklarımızın, gençlerin, onları geleceğe nasıl hazırlayacağımıza çalışmaya devam edeceğiz.
NATO ZİRVESİ ÖNCESİ GÖZALTILAR
Türkiye'de önümüzdeki hafta NATO toplantısı var. Şüphesiz ki NATO toplantısının Türkiye Cumhuriyeti'nde toplanması Türkiye açısından önemli bir eşiktir, dünyaya verilecek güzel bir mesajdır. Bu yönüyle bu toplantıyı dikkatle takip ediyor olacağız. NATO toplantısı öncesindeki gelişmeleri değerlendirdik, bölgesel anlamdaki yaşanan savaşların olası başlıklarını değerlendirdik. Burada şüphesiz ki bu kadar devlet başkanının geldiği bir ortamda, güvenlik önlemlerinin alınması gayet normaldir. Bununla birlikte güvenlik önlemi alınması, hiç suçu günahı olmayan insanların durduk yere gözaltına alınmasını, cezaevine atılmasını makul karşılamaz kimse açısından. Bakıyorsunuz hayatında hiçbir sabıkası yok, belli bir yaşa gelmiş profesörler, akademisyenler sabahın köründe gözaltına alındı ve şimdi cezaevindeler. Gidip dinleyen arkadaşlarımızdan raporlar alıyoruz. Hiç gerçekçi olmayan suçlamalar. Özellikle TEMA Vakfı yöneticilerinin karşılaştığı tablonun tam olarak böyle olduğunu söyleyebiliriz.
BASIN MENSUPLARINA NATO KISITLAMASI
NATO'yu takip eden gazetecilerin kimler olacağının belirlenmesi, bazı isimlerin dışarıda tutulması son derece yanlıştır. İçlerinde öyle gazeteciler var ki bugün iktidar temsilcilerinden daha fazla NATO toplantısı izlemiştir, daha fazla deneyimi vardır. NATO tarafından gelen açıklamalarda, bu kısıtlamaların hükümet tarafından yapıldığı ifade edilmektedir. Böylesine Türkiye açısından önemli bir zaman diliminde, tabii ki bütün güvenlik önlemleri titizlikle alınmalı ama bir o kadar da hukuka riayet edilerek, basın özgürlüğüne riayet edilerek dünyaya bu yönde bir mesaj vermek lazım. Bizim olumsuz anlamda birinciliklere ihtiyacımız yok. NATO'ya katılacak 32 ülkenin enflasyon rakamlarında Türkiye birinci sırada. Bu niye böyle dediğimizde sürekli yargıyı muhalefeti sindirmek için bir silah haline getirirseniz, sürekli yargıyı bir dizayn aracı olarak kendi arka bahçeniz şekline getirirseniz, ülkedeki hukuk güvenliğinin olmadığını hisseden yatırımcı çekilir, ekonomik dengeler bozulur. Bu her rakama yansır.
ÖZKAN YALIM'IN YENİ İFADESİ
Özkan Yalım'ı çağırmışlar. Bu sefer demiş ki 'Özgür Özel benden Sikorsky helikopter istedi 10 milyon dolara.' Nereden geldik buralara? Bir aracın iç dizaynından geldik. Ne yapacak Allah aşkına bir genel başkan Sikorsky helikopteri? Savaşa mı gidecek? Yani parti genel başkanının uçağa, özel uçağa ya da helikoptere ihtiyacı doğduğu bir seçim atmosferinde zaten kiralanabilir, bunlar istisnadır. Ama gidip de bu ifadeyi nasıl ona yazdırabiliyorsunuz? Yani insanların aklıyla bu kadar nasıl alay ediyorsunuz? Toplantıda da konuştuk. Yakında 'Özgür Özel Katar Şeyhi'nin özel uçağından istedi' ya da 'Elon Musk'tan uzay aracı istedi' dese bunları da tartışacaklar. Iş artık şirazeden çıktı. Biz ülkenin gerçek problemlerini konuşmak istiyoruz. Konuşulması lazım. Basının bunları kurcalaması, bunları sorması lazım. Meclis'in bu ülkedeki suç oranını, çocukların problemlerini, TÜİK rakamlarına göre göre bu ülkedeki çocukların yüzde 32'sinin yatağa aç girdiği bir Türkiye gerçeğinde, sokakların bu denli güvensiz, şiddetin bu denli arttığı bir ortamda, ekonomik dengenin bu denli bozulduğu bir ortamda konuşulan şeylere bakın.
"2026'NIN ASGARİÜCRET RAKAMI ACİLEN GÜNCELLENMELİDİR"
Mayıs 2027'ye kadar sadece iç borç ödemesi 4,7 trilyon lira olarak açıklandı. Bunun bir kısmı, 2,4 milyon lirası anapara, 2,3'ü de faiz olmak üzere 4,7. Bu aslında ekonomi politikasının nasıl çöktüğünü gösteren bir şeydir. Borç ödemek, faiz ödemek dışında yapılan hiçbir şey yok. DİSK'in bu dönem içerisinde yaptığı araştırmaya bakıyorsunuz, asgari ücret zaten açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının da dörtte biri düzeyine kadar gelmiş durumda. 2005'ten bu yana asgari ücretli toplam 23 cumhuriyet altını kaybetmiş durumda. Biz bu kapsamda hep diyoruz ki böylesine yüksek enflasyonun olduğu bir durumda asgari ücretin en az dört kere revize edilmesi lazım. Çünkü alım gücü zaten eriyor. Asgari ücret rakamı belirlenirken elbette ki açlık sınırı, yoksulluk sınırı, barınma maliyetleri, eğitim, ulaştırma maliyeti, enerji giderleri gibi yaşam koşulları dikkate alınmalı. Acilen 2026'nın asgari ücret rakamı güncellenmelidir. Burada AKP ve yandaşlarının Lale Devri yaşadığı bir süreç var ama geniş halk kesimlerini çok acı reçeteyle karşı karşıya olduğu bir durum içerisindeyiz.
HAFTADA ÜÇ HALK BULUŞMASI
Bu kapsamda çalışmalarımıza devam edeceğiz. Önümüzdeki haftadan itibaren de en az haftada iki ya da üç kere olmak üzere halk buluşmaları olacak. Biliyorsunuz biz Türkiye'nin her yerinde, her ilinde neredeyse miting gerçekleştirdik. 200'den fazla miting gerçekleştirdi Sayın Genel Başkan. ve bu, bir seçim dönemi dışında rekor düzeydeki rakamlardır. Örneğini göremezsiniz dünya genelinde. Dolayısıyla bu çalışmalara devam edeceğiz.
YENİ PARTİ GÜNDEME GELDİ
CHP'li Emre, açıklamalarının ardından basın mesnuplarının sorularını yanıtladı. Emre, yeni partiyle ilgili sorulara karşılık şöyle konuştu:
"Biz hep şeffafça olan biteni sizlerle paylaştık. Daha önce sorduğunuzda bunları konuşmadığımızı söylemiştik. Evet şimdi konuştuk, konuşuyoruz. Şu manada konuşuyoruz tabii: CHP bizim partimiz. Biz partimizin 2 milyon üyesinin tercihleriyle süzülerek geldik. Kanunlara, tüzüklere uygun birşekilde görev başındayken gayri hukuki ve gayri ahlaki bir şekilde görevden uzaklaştırıldık. Yaşanan olaylar Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti. Bunun telafisi sadece bizim için değil ülkemizin demokrasi için, hukuk devleti için, bundan sonra kararı verecek Yargıtay'ın güvenilirliği için hakikaten çok önemli. Bir kez daha söylüyorum: Bir an evvel karar vermesi lazım Yargıtay'ın. Burada bekleyecek hiçbir şey yok. Gerek burada beklediğimiz karar gerekse de şu anki PM hukuken düşmüş ve yok hükmündedir. Buna ilave de gerek Anayasa Mahkemesi kararları gerek geçmişteki Yüksek Seçim Kurulu kararları açıktır. Her ne şart altında olursa olsun, kurultay delegeleri yarıdan bir fazlasının imzası halinde olağanüstü kurultay mecburdur. Bu da tebliğ edildi. Bunlarla ilgili bekleme sürelerinin sonuna yaklaşıyoruz. Ona göre kararımızı verip sizlere duyuracağız bunu. Ama önceliğimiz bu hukuksuzluğun son olması için sonuna kadar gayrette bulunmak."
YENİ PARTİ NE ZAMAN KURULACAK
Net bir tarih vermek istemiyorum. Ama şunu söyleyeyim: Çok uzun zaman dilimleri değil. Bazen haklı olarak şu tepkileri alıyorum: 'Bir an evvel parti kurun. Biz vatandaş olarak, milyonlar olarak arkanızdayız. Destek oluruz, bağış yaparız.' Bütün bu çabayı, bütün bu heyecanı anlıyorum, saygıyla karşılıyorum. Bütün bu zamanlamayı da en doğru şekilde yöneteceğiz. Çok uzun zaman dilimleri de olmayacak. Bizler çözümsüz ya da çaresiz değiliz. Muhakkak bir yol bulacağız.
ANKETLER DEĞERLENDİRİLDİ: "ÖZEL CHP'SİNE DESTEK YÜZDE 90"
İsmi hiç konuşmadık şu ana kadar. Ama bugün MYK toplantımızda üç ayrı araştırmanın çok yakın tarihli sonuçlarını değerlendirdik. Oradan şu çok açık çıkıyor ki bize oy veren CHP seçmeni, yüzde 90'ın üzerinde bir sayıyla bizim yanımızda ve destekliyor. Sayın Özgür Özel liderliğindeki CHP'yi istiyor. Eğer Sayın Özgür Özel liderliğinde bir CHP olmazsa, orası bu haliyle işgal halinde butlan bir şekilde durursa Sayın Özgür Özel liderliğinde başka bir parti istiyor. Her iki seçeneğin de birinci parti olduğunu görüyoruz. Burası anlamlı. Demek ki bu yönetim, bu çalışma, bu dayanışma, bu birliktelik, bu mitingler, Türkiye genelinde oluşturduğumuz sinerji bize doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Bu tabloyla uyumlu bir şekilde ilerleyeceğiz."