
“Türkiye’nin İslam ve demokrasi denemesi “
Son aylarda Türkiye’deki siyasi olaylara oldukça geniş yer veren Financial Times, Roula Khalaf imzalı yazıda Türkiye Cumhuriyeti'ni İslam ve demokrasinin bir tür ‘İslami-uyum’ denemesi olarak niteliyor ve Ortadoğu‘daki İslami ülkeler tarafından Türkiye'deki siyasi olayların ilgiyle izlendiği yorumunu yapıyor. Yazının genelinde İslam dini ve demokrasi ilişkisi sorgulanıyor.
Yazar demokrasi ve İslam dini arasında değişik açılardan ilişki kurmaya çalışıyor. Siyasi analizin en ilgi çekici yanı ise bölgede politikasını kayda değer bir biçimde değiştiren ABD ‘nin radikal İslami örgütleri demokratik parlementer sisteme entegre olmaları yönünde teşvik etmesi kuramı.
“Arap dünyası sırtını İslam’a dönen laik Türkiye’de olup bitenleri ilgiyle izliyor. Arap dünyası ile çok az benzerliği olan bu ülkede İslamın yeniden yükselmesini tebessümle izliyorlar. Arap radikal İslami grupların AKP ile ilişkisi son derece kötü. Bunun nedeni de İslami bir iktidar olan AKP‘nin laiklik prensibini kabul etmesi.“
Klalaf, Türkiye’deki AKP iktidarının İslami karakterinin tam anlamıyla ortaya çıkmadığını bu nedenle de bu aşamada değişik yorumların bulunduğunu söylüyor. Örneğin Suriye‘deki ‘İslami Kardeşler Örgütü ve Fas‘da aynı adla (Adalet ve Kalkınma Partisi-PJD) kurulan İslami partinin AKP'yi örnek aldığını belirtiyor.
PJD yetkilisi Mustafa Ramid şunları söylüyor :
“AKP, Türkiye ‘de laik bir şemsiye altında çalışıyor. Ama biz İslami bir devletin demokratik bir partisiyiz. Türkiye’de AKP‘nin başarısı ya da başarısızlığı bizi ve tüm İslami partiler üzerinde bir etki yapacaktır.“
Klalaf, Ortadoğu‘daki İslami grupların radikal olanlarının ABD‘nin politika değişikliğiyle demokratik unsurlara dönüştüğünü belirtiyor.
11 Eylül ‘den sonra bölgede ABD’nin totaliter rejimleri desteklemediğini, onun yerine daha ılımlı demokratik oluşumlara yardımcı olduğu sonucunu çıkarıyor. Bu bağlamda Türkiye’deki denemenin bölgede bazı sorunlara da yol açtığını kaydediyor. Cihat çağrısı yapan bir çok İslami kuruluşun demokratikleşme ve siyasal çalışmalara katılım gibi daha önce görülmeyen oluşumlara dönüştüğünü belirtiyor .
Washington‘un Ortadoğu ülkelerinde halk arasında daha popüler ve daha organize İslami kuruluşları tercih ettiğini, örneğin Filistin’de Hamas‘ın seçimle iktidara gelmesinin bir çok sorunu da beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. İsrail‘in Avrupa ülkelerinin Hamas‘ı tanımak zorunda kalmalarının ciddi
uluslararası sorunlar yarattığını hatırlatıyor.
Mısır‘da Müslüman Kardeşler yetkilisi İssam el-Eryan‘in sözlerine de yer veriyor:
" Cezayir'de ordunun iktidara gelmesini engellediği İslami Kurtuluş Cephesi, yeni kurulmuş radikal bir partiydi. Seçim zaferi sonrası tutarlı bir mesajı yoktu, bu da yıllar sürecek bir mücadeleye yol açtı. Ayrıca Cezayir ordusunun müdahalesini Batılı ülkeler de büyük ölçüde desteklediler. Türkiye'de ise hükümet, kendisine meydan okuyan askerle mücadele ederken, cumhurbaşkanının meclis yerine doğrudan halk tarafından seçilmesini istedi. Bu da, kendisini laikliğin koruyucusu olarak gören ordunun müdahalesini daha da zorlaştırıyor."
İslam konusunda uzman Fransız akademisyen Olivier Roy’un görüşlerini özetliyor :
“Türkiye'deki krizin seçim sandığında çözülmemesi halinde, bu İslamcılar için, bir argümanın daha da teyit edilmesi anlamına gelecek. Batı demokrasisinin 'hoşgörüsüzlüğü' ve 'otoriter laiklik' yönündeki tercihi olarak nitelenebilir. “
Gazetedeki bu siyasi analiz, Ortadoğu ‘da esen değişim rüzgarlarını da gösteriyor. Raula Khalaf, gerek ABD’nin gerekse de İngiltere‘nin bölge ülkelerde silahlı kuvvetler yardımıyla sağladıkları kontrolü, İslam ve demokrasi çalışmalarında aktif bir rol oynayarak sağlamayı daha sancısız ve kansız bir çözüm olarak gördüklerini söylüyor .
Son Dakika › Dünya › Dünya Basınından - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.