
NBA'de normal sezon geride kaldı. Her iki konferansta da liderler, sezon öncesi tahminlerinin dışında çıktı.
Geçtiğimiz yaz kurulan kadroları hatırlayınca bangır bangır Miami Heat - Los Angeles Lakers finalinden bahsettik durduk. Bu takımlara, Boston Celtics, Dallas Mavericks gibi takımları da "plase" olarak ekledik. Elbette tamamı değil ama birçok otorite, ne Chicago Bulls ne de San Antonio Spurs'u bu takımlarla birlikte anmadı.
Özellikle Bulls için, "50 galibiyet alsa başarıdır" diyen Chicago merkezli meslektaşlarımıza da selam olsun!
Kimilerine göre bu başarının sırrı "Derrick Rose böyle istedi", kimilerine göre ise "Tom Thibodeau etkisi"... Evet Rose'un bireysel anlamdaki yükselişi, savunma uzmanı Thibodeau'nun ise, head coachlukta olmasa bile asistan coach olarak kabına sığmayan bir deha olması (Bkz. Boston Celtics'in son şampiyonluğu), bu iki ana faktörü ön plana çıkardı.
"Thibodeau etkisi" dediğimiz olay ise savunmadan başlayan galibiyet stratejisi... Bir önceki sezon maç başına 99. 1 sayı yiyen (playoff'larda 106. 2) Bulls, yeni coachuyla bu sezon 82 maçta ortalama 91. 3 sayı yedi ve 91. 1 sayı yiyen Boston Celtics'ten sonra bu alanda lig ikincisi oldu.
Ama başarıyı sadece bu iki isme bağlarsak, Miami Heat'in "3'ü şah, gerisi piyon" kadrosuna da kimse eleştiri getirmemeli. Şu bir gerçek ki, Rose, Deng, Boozer, Noah gibi oyuncuların yanındaki diğer isimler, Heat'tekilerin aksine asla piyon seviyesinde kalmadı. Ömer Aşık dahil her oyuncunun istatistiklere yansıyan ve yansımayan katkıları mevcut.
Bu istatistiklere yansımayan katkıların en önemlisi ise, herkesin rolünü benimsemiş olması...
Rol benimsemek demişken bunu belki de en muhteşem biçimde yapan Luol Deng'in varlığından bahsetmek gerek... 90'ların efsane Bulls'u ile kıyaslayacak olursak, Rose ile MJ ve Deng ile Pippen muazzam bir benzerlik oluşturdu. Rose, Deng sayesinde hücumda hiç partner sıkıntısı yaşamadı. Deng ile de maç kazanıldı. Bu ikili gününde olup bir de yanlarına Carlos Boozer eklenince zaten sonuca ulaşmak zor olmadı.
Carlos Boozer ve Joakim Noah gibi iki double double canavarının aynı takımda toplanması da bu başarının bir başka önemli noktası oldu. Her iki as uzun da uzun süreli sakatlıklar geçirdiğinde, Kurt Thomas, Taj Gibson ve Ömer Aşık üçlüsü kaleyi en mükemmel biçimde savunmasını bildiler. Boozer ve Noah ise parkeye ayak bastıkları zaman, uzun rotasyonuna hücum gücü, bireysel yetenek ve (40'ına merdiven dayayan Kurt'u hariç tutarsak) biraz tecrübe kattı hepsi o.
Şehir, 90'ların sonundan bu yana ilk kez bu denli heyecanlı ve ümitli... Evet hala sezonun en büyüğü olma yolunda favori değiller ama en azından küllerinden doğmasını bildiler. Artık taş üstüne taş koyarak ilerleyecekler. Bir de şansları varsa drafttan iyi bir yetenek ya da free agent bularak kadrolarını genişletecekler.
Bulls apayrı bir yazı konusu aslında. Batı tahminlerimi yazarken San Antonio'yu bu kadar değerlendireceğimi sanmıyorum. Çünkü onlar, zaten var olan bir sistemi ısrarla sürdürüp tek tük rötuşlarla yola çıkıyorlar ama Chicago'nun durumu farklı...
Neyse uzatmadan Doğu'da playoff ilk tur serilerinin tahminlerime geçiyorum...
Chicago Bulls (1) vs. Indiana Pacers (8)
Bulls ile ilgili düşüncelerimi üst tarafta az çok görmüşsünüzdür. Tamam 90'ların efsane eşleşmelerinden biri ilk turda olacak ama o zamanki Pacers ile şimdiki arasındaki fark da malum. Tamam Indiana, Frank Vogel takımın başına geldikten sonra biraz silkelenmiş olabilir ancak Boğa'yı şişlemek için hala yetersizler.
Sezon içinde iki takım arasındaki 4 maçın üçünü alan Chicago Bulls, belki bir maç kaybeder ama bu turu alır ve yoluna devam eder.
(Tahminim: 4-1 Chicago Bulls)
Miami Heat (2) vs. Philadelphia 76'ers (7)
Heat sezon öncesi öyle üç ismi bir araya getirdi ki, (Aynı zamanda da üç iyi arkadaşı) isimleri gibi ligi yakıp yıkacakları düşünüldü. Ancak bu üçlünün yanındaki isimlerin performansları da çok önemliydi. Nitekim de öyle oldu. Wade sakatlandı. LeBron sakatlandı, Heat gel-gitler yaşadı. Mike Miller, Mike Bibby, Ilgauskas, Erick Dampier ve diğerleri... Bir türlü o aranan dördüncü kuvvet bulunamadı.
Süper üçlüye bir şey olmazsa, playoff'un vereceği ekstra motivasyonuyla Sixers serisine buldozer gibi girebilirler. Zaten LeBron Miami'ye şampiyonluk yüzüğü için geldi ve 82 kilometrelik anayoldan çıkıp yüzük yoluna saptılar. Bu taşlı yolda bambaşka bir Miami Heat bekliyorum.
Sixers ise bence aşağı yukarı gelebileceği en iyi noktalardan birine geldi. Iggy ve Elton ne kadar uğraşsa da, sezon içinde 3'te 0 çektiği Heat karşısında bir mucize yaratamaz. Zaten, özellikle Igoudala'nın öyle bir "winning" tarzı da yok.
Sözün özü, kritik bir oyuncu kaybı olmayacağını varsayarak Miami Heat bu seriyi süpürür diye düşünüyorum.
(Tahminim 4-0 Miami Heat)
Boston Celtics (3) vs. New York Knicks (6)
Aralarındaki maçlarda elde edilen bariz üstünlüğe rağmen ortada, gönül rahatlığıyla "Boston Celtics" diyemeyeceğim bir eşleşme var. Öncelikle, playoff özlemini dindiren Knicks'te Carmelo ve Billups ile Amaré'yi destekleyen bir sezon ortası kadro yapılanması var. Elbette bu takasın asıl nedeni, biraz daha uzun vadeli ama yine de takıma bir heyecan gelmiş belli ki.
Playoff'ların "7 maç seven" takımı Celtics ise sezon ortasında Kendrick Perkins gibi önemli bir uzunu takımdan yollayarak tartışmalı bir hamle yaptı. Yine de Rondo, Allen, Pierce, Garnett dörtlüsü ve iki O'Neal takımın ana parçaları ama Perkins'in boyalı alandaki varlığını çok arayabilirler. Nitekim o takas sonrası bu endişemizi doğrulayacak maçlar oynadılar. Yine de Miami Heat gibi Boston Celtics de playoff'larda farklı bir havaya bürünecektir.
İstatistiklere inananlar için, sezon içindeki dört maç ve Boston'daki son 8 maç (24 Kasım 2006'dan bu yana) Celtics'in üstünlüğüyle bitmiş. Bu seri sürer gibi ama Knicks de bu kadrosuyla süpürülmez.
(Tahminim 4-2 Boston Celtics)
Orlando Magic (4) vs. Atlanta Hawks (5)
Atlanta Hawks için önceki yıllardan farklı bir şey söylemek zor. Ancak Joe Johnson ve Jamal Crawford gibi iki hücum gücünün sayı ortalamaları geçen sezona göre, ciddi denebilecek oranda düştü. (JJ: 21. 3'ten 18. 5'a, JC: 18. 0'den 14. 2'ye) Tamam kullanılan top sayısı da biraz azalmış gibi ama çıkış yapan bir başka oyuncu yok. Bu ikilinin yanına Josh Smith ve Al Horford'u ekledin mi al sana bildiğimiz Atlanta Hawks.
Orlando Magic nisbeten daha genişlemiş bir kadro ile playoff'a giriyor. Bench gücü eskiye göre önemli oranda arttı. Hücumlarda başrol ise her zaman olduğu gibi Dwight Howard'ın... Onu besleme görevini ise öncelikle, sezon ortası takıma katılan Hidayet üstleniyor...
Aslında Orlando'nun da sağı solu belli olmuyor çünkü zaman zaman çok deli dolu basketbol oynuyorlar. Ama yine de bu seriden istediklerini alarak çıkacaklardır.
Atlanta'yı bu kadar yersek de, sezon içinde Magic'e karşı 4 maçın 3'ünü kazandıklarını da belirtmek lazım. Yani playoff'ların en çekişmeli serilerinden birini izlememiz olası... Yine de "Magic turu geçer" diyorum.
(Tahminim: 4-2 Orlando Magic)
Siz de, yorum veya bloglarınız ile tahminlerinizi yazabilirsiniz.
YAZAN: SEDAT BALCI
Son Dakika › Spor › Efsanelerin Dönüşü Güzeldir - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.