2013 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) daha çağdaş, daha demokratik, ceza adaleti bakımından ne hale gelmesi konusunda tekliflere açık olduklarını belirterek, "(Tamamen kaldırılsın) derseniz, bunun 'tamamen"...

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) daha çağdaş, daha demokratik, ceza adaleti bakımından ne hale gelmesi konusunda tekliflere açık olduklarını belirterek, "(Tamamen kaldırılsın) derseniz, bunun 'tamamen kaldırılmasın' şeklinde karşılığı vardır. Türkiye gerçeklerine uymayabilir" dedi.


TBMM Genel Kurulu'nda, RTÜK, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun 2013 yılı bütçeleri üzerinde Hükmet adına konuşan Arınç, MHP'li milletvekillerinin azınlık vakıflarının mallarının iadesi konusundaki eleştirilerine işaret etti.


Arınç'ın, "MHP'nin şu konuya dikkat etmesini tavsiye ederim; iktidara gelecek veya gelmesi düşünülen,onun için çalışılan bir parti yarın iktidara geldiğinde..." sözlerine MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, "Hepsini geri alacağız" karşılığını verdi. "Hepsini geri alacaksın. Tamam, bunun zabıtlara geçmesini istiyorum" diyen Arınç, şöyle konuştu:


"MHP'nin bir milletvekili diyor ki 'verdiğiniz gayrimenkullerin hepsini geri alacağız.' Tutanak katipleri unutmayın. Cemaat vakıflarının hepsini kapatacak mısınız- Yok yok devam edin, cesaretiniz kırılmasın. Peki Türkiye'de azınlıkların yaşamasına imkan ve fırsat- Her gayrimenkulün bir sahibi var. Gayrimenkulleri tarla, bahçe olarak mı düşünüyorsun. Bırakın, suçüstü yakalandınız. Parti olarak iktidara gelmeyi düşünüyorsunuz; bu sözleriniz sizin hem Türkiye'de hem de yurt dışında hangi zihniyete sahip olduğunuzu gösterir. Ama önce genel başkanınıza danışın. Parti kararı haline getirin. Ben sadece tutanaklarda isminizin bulunmanızı istiyorum. Bakıp kaçmak yok. Topu taca atmak yok. Bu söyledikleriniz bizi zül addeden işler yaptırıyorsa, bu zihniyeti kabul etmiyoruz. Asıl bu düşünce zillettir, ben onu teşhir etmek istiyorum. Bırakın, bırakın. Konuşuyorsunuz zapta geçiyor. Herkes söylediği sözün kıymetini bilmeli, nereye varacağını düşünmeli, yaptığı işin doğru mu, yanlış mı olduğunu da herkes okumalı ve görmeli. Atıp tutmanın, bizi zilletle suçlamanın bir faturası olmalı."


Vakıfların görevlerini yaptığını, yapmaya da devam edeceğini, gelirlerini artıracaklarını belirten Arınç, "İnşallah daha büyük hizmetler yapacak. Bütün Anadolu'nun her köşesini en güzel hizmetlerle süsleyeceğiz. BDP'den konuşan arkadaşımızın ve sizin sözlerinizi nereye koyacağız- Biz bu ülkede yaşayıp yurtdışına gidenlerine bile 'vatanınıza dönün, toprağınıza dönün' diye teşvik ettikçe sizin bu konuşmalarınızı duyanlar ne düşünecek- Böyle bir şey olabilir mi- Vakıfların alnı açık, başı diktir, görevlerini mevzuat içinde yapıyor" dedi.


- Ergenekon "Moğol efsanesi" mi--


Arınç, MHP'li Özcan Yeniçeri'nin "Bir Türk efsanesi olan Ergenekon terör örgütünün adı gibi gösteriliyor" sözlerini hatırlatarak, "Bir tarihçi profesör diyor ki, Ergenekon bir Türk efsanesi değildir. Doğru telaffuzu 'Erginekon' olup Moğolca 'yalçın kaya' anlamına gelir. Aman Yarabbi...1227 sonrasını kayda geçiren Farsça kaynaklarda geçer. İranlı tabip tarihçinin eserinde geçiyor.' Vallahi ben onun yalancısıyım. Yorumlarınıza devam ederken, bunun Moğol efsanesi olduğunu araştırırsanız çok iyi olacak" dedi.


MHP'li milletvekillerinin profesörün ismini sorması üzerine Arınç, "Önemli bir tarihçi, sizin gibi. Kurum başkanlarından biri. Adamın adını söyleyeyim de dövesiniz mi- Bırak hocam ya, 10 yılda kurumun başında bulundun, bu doğru mu yanlış mı, onu söyleyeceksin. Hikaye anlatmayacağız bunlar üzerinde konuşacağız. Türk mü, Moğol efsanesi mi, onu soruyorum" karşılığını verdi.


Arınç, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu hesaplarının neden İş Bankası'ndan alındığı sorusunu yanıtlarken, "Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği uyarınca kapsam dahilinde olan kurumların tüm paralarını kamu bankalarında tutmakla yükümlüdür. En çok faizi veren iki bankaya aktarılmıştır. Kamu bankaları olmaları nedeniyledir. Tebliğin gereği yerine getirilmiştir, bunu yerine getirmeyen idareciler hakkında cezai takibat var" diye konuştu.


İlgili KHK'da Atatürk'ün isminin 41 defa geçtiğini belirten Arınç,


"İnsafsızlık yapmayın" dedi.


Arınç, Atatürk Barış Ödülü'nün 2000 yılından beri verilmediğini ifade ederek, kanun ve KHK'nın pek çok maddelerinin iptal edildiğini, KHK ile kurumların yeniden düzenlendiğini söyledi. Yasal boşluk nedeniyle Kurul oluşturulamadığı için 2000 yılından beri ödül verilmediğini anlatan Arınç,


"Kararname çıktı şimdi ödül yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanmak üzeredir. Bizzat imzamla gönderildi, bugünlerde ödülün usul ve esaslarını düzenleyen yönetmeliği hep beraber göreceğiz" diye konuştu.


-"İş Bankası'nın CHP ile özdeş hale getirmek doğru değil"-


Arınç, "İş Bankası hileyle ele geçirilmek isteniyor" denildiğini hatırlatarak, bunun nereden kaynaklandığını düşünemediğini belirterek, İş Bankası'nı sadece CHP ile özdeş hale getirmenin doğru olmadığını kaydetti. İş Bankası'nın kuruluş sermayesinde Hint Müslümanlarının büyük payı olduğunu, 700 bin sterlin gönderdiklerini, bunun 250 bin sterlininin Celal Bayar'a verilerek bankanın kuruluşunun gerçekleştirildiğini anlatan Arınç, "Böylesine önemli bir bankamızın yıllardan eri çok karlı, verimli şekilde çalıştığını biliyoruz. Ama buradan Atatürk'ün vasiyetiyle TDK ve TTK'ya tahsis edilen kısım, ancak mahkeme kararıyla alınmış, her yıl da alınıyor" dedi.


CHP'li Gürkut Acar'ın " AK Parti'nin çekirdek kadrosunun tümünü laiklik ve Atatürk düşmanı" olarak nitelediğini, bunun kendisinde saplantı halinde olduğunu belirten Arınç, "Antalya milletvekilisiniz. Serik, Gündoğmuş, Korkuteli'nde bu konuşmayı yaparak mı yoksa özel nedenlerle mi seçildiniz-" diye sordu.


-"Alevi vatandaşların oyları üzerine ipotek mi koyuyorsunuz-"-


CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz'ün eleştirisini yanıtlarken, ayrımcılık yapmadıklarını belirten Arınç, bir süre önce yaptığı konuşmadaki ifadelerinin ayrımcılık olduğunu söyledi. Öz'ün "Aleviler AK Parti'ye oy vermez" dediğini kaydeden Arınç, şunları söyledi:


"Olabilir, doğrudur. ama Alevilere AK Parti'ye oy vermeyecek grup olarak ayrımcılık yaparsanız, birisi de canı sıkılır size 'Sünniler de CHP'ye oy vermez' diyebilir. Birincisi ne kadar yanlışsa, ikincisi de o kadar yanlıştır. Kendinize gelin, Alevi vatandaşların oyları üzerine ipotek mi koyuyorsunuz- Onların oyuna sahip çıkmak adına böyle bir yanlışı nasıl yaparsınız- Kendi partinizden sorumlu bir insanının 'Hanımefendi bu nasıl söz, kendinize gelin' demesi gerekirken, hala bu söze karşı CHP yetkilisinin, 'Sen neyi temsil ediyorsun, bu sözü nasıl konuşuyorsun, Türkiye'de vatandaşların oylarının hangi partiye gideceği konusunda sen nasıl ayrımcılık yaparsın' dediğini şahsen duymadım. Sayın Öz, ayrımcılık yapmayın. Aleviler hangi partiye oy vereceğini senden iyi bilir. Ben de çok iyi tahmin ediyorum. Ama bu ülkenin siyasi rantı üzerinden belli bir inanca ayrımcılık yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum."


-"Tek yetkili RTÜK'tür"-


RTÜK'ün yayın ilkelerinin bağlayıcı olduğunu, hem kendisi hem uzmanları hem de şikayetler üzerine yayınları takip ettiğini ve kanunu kendisine verdiği müeyyideleri kullandığın vurgulayan Arınç, "Dolayısıyla Başbakan'ın 'Muhteşem Yüzyıl şöyledir' demesi, fragmanları dönerken benim 'şöyledir' dememem bir tarafa, bu konuda tek yetkili olan RTÜK'tür. RTÜK Kanunu şu anda yürürlükte. Bu kanunda yayın ilkeleriyle yasaklanan, doğru olmadığı söylenen konuda RTÜK gerekeni yapacak" dedi.


İzdivaç programlarını "rezalet" olarak tanımlayan Arınç, konuyla ilgili olarak zaman zaman konuşanlardan biri olduğunu kaydetti. Arınç, "Öncelikle kadın haklarına, kadının kendisine karşı aşağılatıcı, küçültücü bir şey bu. Yan yana getiriyorsunuz, bir de laf söyletiyorsunuz, 'beğendim, beğenmedim' oluyor, bunlar çok yanlış şeyler. Geçen de bir programda umulmadık bir şey oldu, herkesin ağzı açık kaldı. Olabilir. Demirel 'taş da çıkabilir, ayu da çıkabilir' diyordu. Adam Hollanda'dan katılıyor, 'kime talipsin' diye sordular, hiç akla gelmeyen bir şey söyledi. Bu işler böyledir arkadaşlar" diye konuştu.


Yayın başlamadan önce hiçbir hakka sahip olmadıklarına işaret eden Arınç,


"O zaman sansürcülük olur, hepiniz ayağa kalkar 'daha yayınlanmadı, daha ne olduğunu bilmiyoruz' derdiniz. Yayınlandıktan sonra görevi başlıyor. RTÜK'ü göreve davet ediyoruz" dedi.


İzdivaç programları nedeniyle bazı kanallara uyarı ve para cezası verildiğini, bunlarla ilgili 1875 bildirim yapıldığın kaydeden Arınç, şikayetlerin yüzde 3'ünü bunların oluşturduğunu söyledi.


-Genç ile tartışma-


Arınç, konuşmasını sürdürürken ayağa kalkarak konuşan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e, "Sen kendi seçim bölgende yuhalanmış adamsın. Bana soru mu soruyorsun. Otur yerine, sen kimsin- Tunceli'de konuşamıyorsun, buraya mı geliyorsun, akşamın bu saatinde. Hadi oradan. Fenerin nerede bu akşam-" dedi.


BDP'li Adil Kurt'un "TRT Kürtçe korsan yayın yapıyor" sözlerine işaret ederek, konuyla ilgili olarak yasa çıkarıldığını belirten Arınç, sadece Kürtçe değil 8 dilde yayın yapıldığını, dillerin tümünün yasaya yazılamayacağını bildirdi.


-"TMK tamamen kaldırılsın denirse..."-


Arınç, "cezaevinde bulunduğu ifade edilen gazeteciler" ile ilgili sorulara karşılık şunları kaydetti:


"Gazetecilik bir meslektir. Basın kartı olmasına da gerek yoktur. Bir gazetede yazan, hayatını gazeteci faaliyeti yürütenlere gazeteci denebilir. Avrupa insan Hakları Sözleşmesi'ne baktığımız zaman ifade ve basın özgürlüğünün hangi durumlarda tahdit edilebileceği öngörülmüş, AİHM kararlarında da tek tek anlatılmıştır. Türkiye'de TCK ve TMK başta olmak üzere idare para cezası getiren düzenlemeler var. Ama Basın Kanunu ve RTÜK Kanunu içinde şahsi hürriyeti bağlayıcı ceza yok. Bir gazeteci adi suç yapabilir. Bunu her meslek yapabilir. TCK'da adli soruşturmayı ihlal, soruşturmanın gizliliği ihlal gibi suçlamalar vardır, onun da hürriyeti bağlayıcı cezalar vardır.


Türkiye gerçeğinde terörle mücadele edilen ülkede şu kadar yıldan beri TMK da var, gazetecileri, basın mesleğinde çalışanları sınırlayan hükümleri de var. TCK'dan dolayı verilen cezalar, belli süreye kadar olanlar belli süreyle ertelendi. Ama bunun dışında TMK 6, 7 ve diğer maddelerinde gazeteci de olsa terör örgütü propagandası yapmak, örgüt üyesi olarak faaliyetlerine katılmak, örgüt üyesi olmamakla birlikte şunu, şunu yapmak da suçlamalar var. Bunlara aykırı hareket edildiği bir iddiayla ortaya çıkarsa bundan dolayı ceza da veriliyor. Doğrudur, yanlıştır, ben vermiyorum, Hükümet veya Bakanlık olarak şunun hakkında şunu yapın diye suç duyurusunda bulunmuyoruz. Yapan yargıdır. Bu şikayetleri yaparken 'TMK tamamen kaldırılsın, hiçbir şekilde uygulanmasın, ister propaganda yapsın, ister örgüt üyesi olarak çalışsın, bunlara ceza verilmesin' deniyorsa, ben demiyorum, böyle bir şeyi teklif de etmiyorum. TMK'nın özellikle propagandaya yönelik suçlamaların unsurlarının daha muayyen hale getirmek suretiyle yapılabileceğini söylüyorum ama 'TMK tamamen kalksın, isteyen istediğini yapsın ama ceza almasın' diyemiyorum. BDP sanıyorum bundan yanadır. Bunda ayrılıyoruz. CHP taraftar mı- Yoksa TMK kaldıkça 'şu kadar gazeteci cezaevinde var' diye konuşursanız netice alamayız. Dışarıdaki bir takım kurumlar ne söylerse söylesin biz kendi gerçeğimizle baş başayız. TMK'nın daha çağdaş daha demokratik, ceza adaleti bakımından ne hale gelmesi konusunda teklifleriniz varsa açığız. 'Tamamen kaldırılsın' derseniz, bunun 'tamamen kaldırılmasın' şeklinde karşılığı vardır. Türkiye geçeklerine uymayabilir."


(Bitti)


Muhabir: Melda Çetiner


Yayıncı: Sefa Salantur - TBMM

Kaynak: AA