6. Boğaziçi Zirvesi
KKTC Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Kıbrıslı Türkler olarak izolasyon ve ambargo gibi sorunlarla karşı karşıya olduklarını söyledi.
KKTC Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Kıbrıslı Türkler olarak izolasyon ve ambargo gibi sorunlarla karşı karşıya olduklarını söyledi.
Emine Çolak, Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ev sahipliğinde "Daha Az Yoksulluk, Daha Fazla Refah" temasıyla düzenlenen 6. Boğaziçi Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, uluslararası camiada devlet olarak tanınmamanın her şeyi zor hale getirdiğini ifade etti.
Bölünmeye sebep olan geçmiş yerine sürdürülebilir kalkınmaya odaklanılması gerektiğini dile getiren Çolak, ekonomik zorluklar, izolasyon, ambargo ve dışlanma gibi sorunlarla karşı karşıya olan Kıbrıslı Türklerin uluslararası toplumun tam bir ferdi olarak olarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasının çok zor olduğunu belirtti.
Kıbrıs'ta son derece yoğun bir müzakere sürecinden geçildiğine dikkati çeken Çolak, şunları kaydetti:
"Kıbrıs Adası'na bir taş attığınızı düşünün. Bir çözüme ulaşabilirsek bütün bölgede bunun dalgalarının etkileri olacaktır. Bu dalga hem kendi adamız için kalkınma ihtimali olacak hem de Türkiye ile Kıbrıs, Türkiye ile komşuları, Kıbrıs ile AB ve Türkiye ile AB ilişkilerini etkileyecek. Yani mevcut müzakerelerin sonucu bütün bu ilişkileri etkileyecek."
"Kıbrıs'ta anlaşamamızın sebebi Rum komşularımızın fanatizme varan tutumlarıdır"
KKTC eski Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ise birileri yoksulluktan ölürken, diğerlerinin ultra lüks bir hayat sürdüğü bir ülkede de dünyada da huzur olmayacağını ifade etti.
Gelecek dönemlerde devletlerin en büyük sorunlarının, gelir dağılımındaki adaletsizlikten ve yeterli refah seviyesini yakalayamadıklarından yakınan kitlelerin yaratacağı problemler ve devlet otoritesine karşı gösterecekleri tepkiler olacağını dile getiren Eroğlu, "O nedenle yoksulluk mutlaka azaltılmalı, hatta ortadan kaldırılmalı, refah seviyesi yukarı çekilmeli. Bu tek bir ülkenin veya bazı ülkelerin çabaları ile üstesinden gelinebilecek bir sorun değil. Sorun uluslararası örgütlenme ve uluslararası çabalarla koordinasyon içinde hareket edilerek, özverili davranılarak giderilebilir" diye konuştu.
Kendisinin 1938 yılında doğduğunu ve yoksulluğun ne olduğunu bilen birisi olduğunu anlatan Eroğlu, çocukluğunun 2. Dünya Savaşı döneminde, yetişkinlik çağının Kıbrıs'ta Türklerin her türlü olanaklardan dışlandığı dönemde geçtiğini söyledi.
Siyah saçlı başladığı siyaseti beyaz saçlı noktaladığını ifade eden Eroğlu, iyi geliri olan ve epey hastası bulunan bir doktorken politikaya atılmasının başlıca sebebinin insanlara olan sevgi ve ülkesinin refahı için yapacakları olduğuna yürekten inanması olduğunu söyledi.
Eroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"39 yıl kesintisiz ve fiilen siyasetin içinde oldum. 34 yıl milletvekilliği yaptım. 19 yıl Başbakanlık görevinde bulundum. Beş yıl Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendim. Çok şükür halkımızı 1977 yılında kişi başına 500 dolar olan Gayri Safi Milli Hasıla'dan 15 bin dolara ulaştırmak nasip oldu. Unutmayalım ki bu noktaya Rum-Yunan ikilisinin ambargo ve izolasyonuna rağmen, sadece ve sadece anavatan Türkiye'nin destek ve katkıları, halkımızın çalışkanlığı ile geldik."
Derviş Eroğlu, savaşların, yapılamayan antlaşmaların, uluslararası gerginliklerin ve terörizmin daha çok refahın önündeki başlıca engel olduğunu vurgulayarak, "Savaş demek yıkım, yokluk yoksulluk demektir. Filistin, Afganistan, Irak, Suriye bunun günümüzdeki canlı örnekleri. Buralardaki savaşlar ve istikrarsızlık hem o ülkelerdeki insanların gelir seviyesini hem de tüm insanlığı olumsuz etkiliyor. O nedenle dünyada barış ve istikrarın sağlanması için terörizm ve savaşların sona erdirilmesi üzerinde durulmalıdır" ifadelerini kullandı.
KKTC olarak Kıbrıs'ta Rum komşularla bir çözüm anlaşması yapmak için çok çaba gösterdiklerini ama henüz başaramadıklarını belirten Eroğlu, "Anlaşamamızın başlıca sebebi Rum komşularımızın milli ve dini tutumlarının fanatizme varacak boyutta yüksek olmaya devam etmesidir" dedi.
Eroğlu, Kıbrıs meselesi gibi 50 yılı aşkın bir süredir devam eden bir konunun anlaşma ile noktalanmasının bölge ve dünya için güzel bir örnek oluşturabileceğini sözlerine ekledi.
"Suriye konusunu Türkiye olmadan çözmek mümkün değil"
Filistin Eski Dışişleri Bakanı Nabil Shaath ise Filistin ve Suriye'deki sorun çözülmeden dünya genelinde sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yürütülmesinde problem olacağını söyledi.
İsrail'in, bağımsız bir Filistin devleti kurmaları için gerekli bütün olanakları ellerinden almaya çalıştığını anlatan Shaath, "Bizim elimizden kaynaklarımız alınırken nasıl sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmayı düşünebilirsiniz" dedi.
Suriye ve Filistin sorunlarının çözülmesi gerektiğini vurgulayan Shaath, "Eğer Suriye'deki çözümü çok kutuplu uluslararası bir grupla sağlayabilirsek, bunu Filistin için yapmak ve İsrail işgaline son vermek de kolay olacaktır. Şu anda bu çok kutupluluğa bölgesel bir katkı görüyoruz. Türkiye bu anlamda çok önemli bir örnek. Suriye konusunu Türkiye olmadan çözmek mümkün değil. Suriye sorununu çözmeye çalışacak herhangi bir ülke 6-7 uluslararası ve bölgesel aktörü bir araya getirmeli ve bunların içerisinde Türkiye ve İran da olmalı. Eğer bunu yaparsak Filistinliler için de barış sürecine gelebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.