Apaydın Kampında kalan 300 Kişi Üst Düzey Kamu Görevlisi
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Hatay'daki Apaydın kampında kalan 2 bin 760 kişinden 300'ünün asker, polis ve üst düzey kamu görevlisi olduğunu belirtti.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Hatay'daki Apaydın kampında kalan 2 bin 760 kişinden 300'ünün asker, polis ve üst düzey kamu görevlisi olduğunu belirterek, "Geri kalan, burada yaşayan insanların tamamı kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Dolayısıyla aslında diğer kamplardan pek de bir farkı yok" dedi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, AK Parti Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, AK Parti Konya Milletvekili Kerim Özkul ve MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya'dan oluşan TBMM İnsan Hakları Komisyonu Heyeti, Apaydın Kampı'nda incelemelere bulundu.
Üstün, incelemelerin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ülkelerinde can güvenliği tehlikesi altında oldukları için Türkiye'ye sığındıklarını ifade ederek, bu topraklar Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet döneminde de göç olgusu yaşandığını söyledi.
Dara düşen Suriye vatandaşlarının Türkiye'ye sığındığını belirten Üstün,
"Bizler hükümet olarak, kurumlarımız olarak, vatandaş olarak, bu insanlara kucak açmışız ve onları ülkemizde rahat ettirmeye uğraşıyoruz" dedi.
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun kendi bünyesinde kurduğu Mülteciler Alt Komisyonu'nun daha önce Ocak ayında Hatay'daki kampları incelediğini ve hazırlanan raporu yayınladıklarını, akabinde bir çok kampı ziyaret ettiklerini hatırlatan Üstün, gündeme bir takım iddialar düşünce "Apaydın Kampı'nda farklı bir durum olup olmadığını" incelemek için buraya geldiklerini ifade etti.
Kampın fiziksel yapısıyla ilgili bazı bilgiler veren Üstün, "Bu kampın konuşlandığı alan 130 dönüm bunun 40 dönümü zaten idari binalar için ayrılmış, geri kalan 90 dönüm içeresinde yaklaşık 2 bin 760 kişi barınıyor. Bu kişilerin sadece 300 kişisi asker, polis ve üst düzey kamu görevlisi. Geri kalan, burada yaşayan insanların tamamı kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Dolayısıyla aslında diğer kamplardan pek de bir farkı yok" diye konuştu.
-İlave çadır kuracak kadar neredeyse bir açık alan yok-
"Bırakınız orada askeri eğitim yapma gibi bir durumu, bir ilave çadır kuracak kadar neredeyse bir açık alan yok" diyen Üstün, içeride, Kızılay'ın, AFAD'ın ve Hatay Valiliği'nin sosyal tesisleri ve sağlık ocağı bulunduğunu, yakında da bir okul açılacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun gibi bir takım tesisler kurmuş oralarda bu insanlar barınıyorlar. O bakımdan burada fiziki şartlar zaten böyle bir eğitim vermeye müsait değil. Kamuoyunu doğru bilgilendirmek açısından, biz daha fazla detayı aslında raporumuzda belirteceğiz ancak içerde bulunan insanlar da şunu söylediler, bizim aracılığımızla, bu haberleri biz de duyuyoruz ve üzülüyor. 'Şayet bizler, Türkiye'deki siyasiler arasında bir ihtilafa sebebiyet vereceksek, şu anda Suriye'ye gidip ölmeye dahi razıyız. Bize sahip çıkan, bize kucak açan bu ülkenin huzuru kesinlikle bozmak istemeyiz. Aslında bizler zaten Türkiye'nin kanunlarını Türkiye'nin sistemine saygılı birer insanız. Eylül ayında olmamıza rağmen sıcaklık 40 derece, orada insanlar çadırlar ve çadır ortamını düşündüğünüzde yani yürüme mecalleri kalmamış zaten sıcak bir ortam var, askeri eğitim hak getire. Kaldı ki hemen arkamızdan araçlar geçiyor 500 metre ilerde köy var, 30 metre yanımızdan yol geçiyor. Çiftçilerimiz burada tarlalarını, ekip biçiyor. Burada bir silah patlamasını düşün, bir mantar tabancası patlasa hepimizin bu manada haberi olur. Bu kamp diğer kamplardan farklı değildir. Türk insanı, Türkiye insanı öteden beri kendi sığınana sahip çıkmıştır."
-Bu Türkiye'ye haksızlık-
Türkiye'nin göç olgusunda, son çıkardığı kanunla da birlikte Batı ülkelerinden çok daha ilerde bir konumda olduğunu belirten Üstün, "Örnek vereyim, Libya savaşında 3 bin Libyalı'nın, karşıya, İtalya'ya geçme planları vardı. 450 milyonluk Avrupa, bundan dehşete kapıldı, korktu. Bir gecede Schengen sistemini değiştirdiler" diye konuştu.
Türkiye'nin devletiyle, kurumlarıyla, halkıyla, mültecilere ve kendine sığınana sahip çıktığını vurgulayan Üstün, şöyle devam etti:
"Sadece Suriyelilere de değil. Suriye'den gelen vatandaşların dışında, farklı ülkelerden gelen insanlar da Türkiye'de yaşıyor. Yaklaşık bunların sayısı 30 bin. Sakarya'da, İstanbul'da, Tekirdağ'da, Edirne'de, İzmir'de, Erzurum'da. O bakımdan sadece bu kampa odaklanmak ve burada farklı bir takım durumların da olduğunu iddia etmek hem Türkiye'ye haksızlık hem de komisyonumuza haksızlık. Çünkü bizim komisyonumuz, sene boyunca bu mültecilerin ülkemizde rahat etmesi için gerekli incelemeleri yapıyor ve raporları da kamuoyuyla paylaşıyor. Bu kampları da 7 ay önce incelemişiz ve iddia edilen bu olayların hiçbirinin olmadığını, muhalefet partisindeki arkadaşlarımızın da imzalarıyla birlikte karar altına almışız."
İddiaları yerinde incelediklerini ve doğru olmadığını gördüklerini anlatan Üstün, konunun detaylarını raporlarında belirteceklerini ifade ederek, "Başkaca iddiaları da Sayın Valimizin, Emniyet Müdürümüzün, Jandarma Komutanımızın, AFAD yetkililerinin, aldığımız bilgilerle teyit ediyoruz. Onları da raporumuzda açıkça bildireceğiz" dedi.
-"Siyasi parti genel başkanı ile polemiğe girmem"
Üstün, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kampın kurulmasının Yüce Divan'lık bir olay olduğuna" ilişkin sözlerinin sorulması üzerine de "Ben siyasi parti genel başkanı ile polemiğe girmem" diye konuştu.
Ancak bu kampın kuruluşunun uluslararası mevzuata ve Türkiye'nin iç mevzuatına uygun olduğuna işaret eden Üstün, şunları kaydetti:
"Burada yabancı bir gücün Türkiye'ye gelip de görev yapması söz konusu değildir. Anayasa'nın ilgili maddesine baktığınızda, yabancı bir askeri güç, muhalif güç, ülkemize bir görev icabı geliyorsa o zaman Meclis'in iznine tabidir. Yoksa bunların istisnaları vardır. Kanunlarda bu bellidir. Bazen gösteri için gelirler, bazen bunun gibi sığınma için gelirler. Bunlar ayrı mevzuata tabidir. Nitekim bu kampta da kanunlara, mevzuata aykırı hiçbir şey göremedik."
Üstün, "Hatay Valisi'nin 'o kampa benden başka kimse giremez' şeklindeki sözlerini nasıl değerlendirdiğine" ilişkin soru üzerine de "Sayın Valimiz o sözü tekzip etti, biraz önce bizim yanımızda, basın mensuplarının şahitliğiyle birlikte" yanıtını verdi.
(Sürecek)
Muhabir: Yıldız Aktaş - Esra Altınmakas/ Adem Kadam
Yayıncı: Ertuğrul Cingil - ANKARA