Bakanlar Kurulu Toplantısı

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç: (2) "(Mısır'da ordunun yönetime el koyması) Fevkalede önemli bir gelişme olur da yurttaşlarımızın tahliyesi söz konusu olursa bunlar süratle tahliye edilebilecek bir noktadadır. Bu konuda bir endişe yaşamıyoruz" "Ne Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına ne de Türk işverenlerine ve onların yatırımlarına karşı herhangi bir olumsuzluğun söz konusu olmadığına inanıyoruz. Farklı bir gelişme olursa da herkesin nerede olduğu biliniyor ve süratle tahliye edilebilecek bir noktada" "Mursi'nin gitmiş olmasından ve ona karşı bir darbe yoluyla ellerinden bütün yetkilerinin alınmış olmasından memnun olan ülkelere baktığımız zaman, özellikle Mısır'a komşu olan ülkeler başta olmak üzere, bunun altında yatan sebepleri tek tek görmek mümkün"

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Mısır'da konsolosluklara ve büyükelçiliğe kayıtlı 7 bin 98 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu belirterek, "Fevkalede önemli bir gelişme olur da yurttaşlarımızın tahliyesi söz konusu olursa bunlar süratle tahliye edilebilecek bir noktadadır" dedi.


Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.


Bir gazetecinin Mısır'daki olayların ardından orada yaşayan Türklerin ve onların tahliyelerinin Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine, Arınç, konunun gündeme geldiğini belirtti.


Mısır ile ilgili bütün detayları görüştüklerini dile getiren Arınç, ülkedeki büyükelçiliğe ve konsolosluklara kayıtlı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayısının 7 bin 98 olduğunu bildirdi. Büyükelçiliğe veya konsolosluğa kendisini bildirmeyen yurttaşların da olabileceğini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:


"Bunların 5 bin 500'ü Kahire'de yaşamaktadır. Diğerleri, bir kısmı İskenderiye'de geri kalan kısmı ise muhtelif şehirlerde yaşamaktadır. Ayrıca Arapça öğrenmek üzere kurs amacıyla 400 öğrencinin de Mısır'da bulunduğunu biliyoruz. Hepsiyle irtibat kurulmuştur. Fevkalede önemli bir gelişme olur da yurttaşlarımızın tahliyesi söz konusu olursa bunlar süratle tahliye edilebilecek bir noktadadır. Bu konuda bir endişe yaşamıyoruz. Ayrıca  şirketlerimiz var. Şirketlerimizin yatırımları var. Bu şirketlerimizin Mısır'ın istihdamına 50 bin kişilik bir katkısı var. Şüphesiz bunlara karşı bir hareket yönelirse en büyük zararı görecek olan Mısır ekonomisidir. Herhalde bu kadar akıllı olduklarını düşünüyoruz. Ne Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına ne de Türk işverenlerine ve onların yatırımlarına karşı herhangi bir olumsuzluğun söz konusu olduğuna inanıyoruz. Farklı bir gelişme olursa da herkesin nerede olduğu biliniyor ve süretle tahliye edilebilecek bir noktada."


-Uzun tutukluluk süreleri-


Arınç, Bir gazetecinin uzun tutukluluk sürelerine yönelik Anayasa Mahkemesi'nin kararını hatırlatarak, "Tartışma noktası, 5 yıl mı 10 yıl mı uygulanacak? Hükümet ne zaman bir düzenleme yapacak" sorusu üzerine, bunun Bakanlar Kurulu'nun konusu olmadığını hatırlattı.


Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararının henüz yayımlanmadığını belirten Arınç, şunları söyledi:


"Anayasa Mahkemesi itiraz üzerine veya açılan dava üzerine ya iptal eder ya iptal talebini reddeder. Kendisi kanun koyucu gibi hüküm koyamaz. Bu anayasamızın amir hükümlerindendir. Burada da Anayasa Mahkemesi ilgili maddeyi iptal etmiş ama bunun yerine yeni bir yasama yapılabilmesi için de bir yıllık süre tanımıştır. Bu bir yıllık süre, şüphesiz eğer bir yasal düzenleme yapılacaksa, gerekçeli kararın yayımlanmasından itibaren söz konusu olabilir. Anayasa Mahkemesi hangi gerekçelerle bunu iptal etti şüphesiz bunu tartışmıştır, gerekçesinde de göstermiştir. Onu şu an için bilmiyoruz. Dolayısıyla en kısa zamanda gerekçeli kararın yayımlanmasını bekliyoruz."


Anayasa Mahkemesi'nin kararına saygı duyduklarını da vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:


"Bu konuda geçmişten bu yana bazı tartışmalar vardı. Böyle bir hüküm 2005'ten sonra kanunlara girdi ve daha önce bir uygulama sebebiyle tahliye edilenler kamuoyundan büyük bir tepki gördü. Bunun üzerine tekrar bazı özellikleri sebebiyle tutuklama süresinin azami hadleri, yani en üst limitleri, ayrıca kanunla belirlenmiş oldu. Bunu yüksek, yeterli, yetersiz bulabilirsiniz. Benim bu konudaki düşüncelerim geçmişten bu yana, bu konuyu sürekli gündeme getiren bir kişi olarak, herkes tarafından bilinmektedir. Ancak şununun da bilinmesini isterim, kanun on yıllık bir üst limit koymuşsa hiçbir mahkeme hakimi bununla bağlı değildir. Bu üst limitin geçilmemesi gereklidir. Yoksa o davada olayın şekli, işleniş tarzı, sanığın hakkındaki deliller, yargılama safahatı, neyle itham edildiğine bakarak mahkemeler her zaman tahliye kararı verebilirler. İlla on yıl beklemek zorunda değiller de. Dolayısıyla bir üst hat koymak suretiyle bu yetkinin ilanihaye devam etmemesi amaçlanmıştı. Belki mahkemelerden şikayet bu konuda düğümleniyordu, 'Şu kişi 5 yıldan beri içeride niye tahliye edilmedi' deyip. Ben zannediyorum ki Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı bu soruna bir çözüm getirme amacına yöneliktir. Eğer bir yasama gerekliyse bunu düşünürüz. Ama yasama gerekli  olmadan da esasen bu had, bir üst had olduğuna ve mahkemeler buna bağlı olmak zorunda da değillerse kendileri de bunu uygulayabilirler. Bugün kadar uyguladıkları gibi."


"Hükümet Sözcüsü olarak bunların üzerinde ben bir şey söylemeyeyim"


Bir gazetecinin, ordunun yönetime el koymasının ardından Mısır'da Gazze'ye açılan Refah Sınır Kapısı'nın kapatıldığı, tünellerin ise bombalandığına yönelik haberleri hatırlatarak, "Diğer taraftan da Mursi döneminde diplomatik ilişkilerin askıya alındığı Suriye'nin Kahire'de yeniden büyükelçilik açtığına yönelik haberler var. Bu politika değişikliğini nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna üzerine Arınç, şu yanıtı verdi:


"Darbe yoluyla bir hükümet devrilmişse gazetelerin yazdığına göre, Sayın Mursi'nin en büyük kabahatlerinin birisi olarak zaten Gazze'nin açılmış olması, burayla Gazze Filistin arasında bir irtibatın geçmişe göre daha kolay hale gelmesi. Bu, ideolojik bir bakış açısıdır. 'Doğrudur' veya 'Yanlıştır' deme noktasında değilim. Bunun mukabilinde de başka yaptırımlar da söz konusuydu. Onlar lehine de bazı ülkeleri kastederek söylüyorum, bazı adımlar atılmış olabilir. Bunların hiçbirisi kalıcı değildir. Ancak Mursi'nin gitmiş olmasından ve ona karşı bir darbe yoluyla ellerinden bütün yetkilerinin alınmış olmasından memnun olan ülkelere baktığımız zaman, özellikle Mısır'a komşu olan ülkeler başta olmak üzere, bunun altında yatan sebepleri tek tek görmek mümkün. Bunları siz yazın, biz okuyalım ama Hükümet Sözcüsü olarak bunların üzerinde müsaade edin ben bir şey söylemeyeyim."


Tüm milletin ve İslam aleminin ramazan ayını da tebrik eden Arınç, "İnşallah ramazan ayını barış, huzur içinde, sağlık ve mutlulukla geçirmemizi diliyorum. Bayramlara kavuşmayı yine Allah'tan temenni ediyorum" dedi.


- Ankara

Kaynak: AA