Başbakan Davutoğlu Canlı Yayında
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin dershanelerle ilgili aldığı karara ilişkin, "Ben bunun hukuk, yürütme, yargı ilişkisinde yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim. Yargı bir uygulamayla ilgili herhangi bir mağduriyeti gidermek için karar alabilir ama yargı politika belirlemez. Yani yargı 'eğitim politikamız şöyle olmalı' yaklaşımıyla karar alamaz" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin dershanelerle ilgili aldığı karara ilişkin, "Ben bunun hukuk, yürütme, yargı ilişkisinde yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim. Yargı bir uygulamayla ilgili herhangi bir mağduriyeti gidermek için karar alabilir ama yargı politika belirlemez. Yani yargı 'eğitim politikamız şöyle olmalı' yaklaşımıyla karar alamaz" dedi.
Davutoğlu, NTV'nin canlı yayınında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Ekonomik ve sosyal haklarla ilgili yapılacak yeniliklere yönelik soru üzerine Davutoğlu, emekliye 100 lira seyyanen zam verildiğini belirtti.
Verilen bu zammın yılda bir 200 lira yaptığını ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi:
"800 lira emekli maaşı olan birisi için 1,5 maaş demek zaten. Yani 2 maaşa çok yaklaşıyor. Bin 200 lira ise bir maaş demek. Yani şu anda bu verilmeye başlandı. AK Parti iktidarı bunu vermeye başladı. Bir söz daha var onu da mutlaka gerçekleştireceğiz. Biz bunu bin 100 liraya kadar vermiştik ilk aşamada. Seçimden sonra bunu bütün emeklilere bütçe dengeleri içinde yayacağımızı da söyledik. Böyle bir intibakla da bin 200 lira, bin 100 liranın üzerindeki emekli maaşlarına da seyyanen zam yapılacak. Dolayısıyla o zaman zaten en az bir maaş herkese verilmiş olacak, şimdi veriliyor zaten. Biz bunu yaptığımız için ek bir şey yapılmasına gerek görmüyorduk, bu yanlış anlaşıldı."
Davutoğlu, taşeronlar meselesiyle ilgili kanununu da geçen sene çıkardıklarını anımsatarak, bu kanunun karayollarında ve diğer bazı alanlarda uygulanmaya başlandığını kaydetti.
Vatandaşların menfaatine olan hiçbir konuya "hayır" demeyeceklerinin altını çizen Davutoğlu, "Yunanistan olayında gördüğünüz gibi eğer... 91 koalisyon hükümetini özellikle okudum. Çünkü o zamanki DYP-SHP koalisyonunda başladı birçok yanlışlık ve hastalık. 91'de başlayan o şey öylesine dengeleri bozdu ki AK Parti iktidara gelene kadar emekli maaşı, daha almadan eriyen hale dönüştü. Ama şimdi emekli maaşlarını biz hangi ölçülerde alırsanız alın, mesela en düşüğü olan tarım Bağ-Kur emeklisi biz gelmeden önde 66 lira maaş alıyordu, şimdi 816 lira alıyor. Yani buradan başlayarak birçok şey söylenebilir ama kimseyi mağdur etmeden vatandaşlarımıza imkanlarımızın en iyisini vermeye çalışan bir tutum içinde olduk, olmaya da devam edeceğiz" ifadesini kullandı.
Ekonominin bütün halinde görünmesi gerektiğini belirten Başbakan Davutoğlu, bu bütüncül bakışın, Türkiye'nin 10 yıl sonrasında Yunanistan'ın içinde bulunduğu duruma gelinmemesi için önemli olduğunu kaydetti.
-"Dönüşümü gerçekleştirmiş dershanenin mağdur edilmemesi lazım"-
Bir gazetecinin Anayasa Mahkemesi'nin dershanelerle ilgili verdiği karara ilişkin sorusu üzerine Davutoğlu, çıkan karara saygı duyulması gerektiğini vurguladı.
Davutoğlu, kararın gerekçesi oluşmadığı için bir şey söylemenin doğru olmayacağına dikkati çekerek, "Kararın nereye ulaştığını yürütme erki olarak ifade etmek ve çözüm bulmak zorundayız. Çünkü dönüşümü gerçekleştirmiş birçok dershanenin mağdur edilmemesi lazım. Buradaki ikinci başka bir şey var. Ben bunun hukuk, yürütme, yargı ilişkisinde yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim. Yargı bir uygulamayla ilgili herhangi bir mağduriyeti gidermek için karar alabilir ama yargı politika belirlemez. Yani yargı 'eğitim politikamız şöyle olmalı' yaklaşımıyla karar alamaz" diye konuştu.
"Eğitim politikasının ne olacağına biz karar veririz"-
Dershanelerin zamanla vatandaşların üzerinde gereksiz bir yük oluşturduğu ve örgün eğitimin, esas ana damar eğitimi zayıflattığı kanaatiyle bu kararı aldıklarını belirten Davutoğlu, Türkiye'deki günlük tartışmalar dışında, son yıl kimsenin çocuğunu okula göndermediğini dile getirdi.
Davutoğlu, velilerin, "Aman mekanik bir şekilde, en kısa yoldan cevapları versin de üniversitede iyi bir yere girsin. Ne olacak lisede okumasa da olur" noktasına geldiğini dile getirerek, şunları söyledi:
"Ben oldum olası test yapmadım. Doğal olarak şimdi yapmak zorundayız. Milyonlarca öğrenciyi başka türlü objektif bir şekilde karşılaştıramıyorsunuz. Ama testi sevmezdim bir akademisyen olarak, bir hoca olarak çünkü test beraberinde tesadüfiliği getiren ve insanın muhakeme kabiliyetini de yok eden bir yöntem. Şimdi eğitim konusunda da bir eğitimci olarak şimdiye kadar dışişleri bakanı vesaire olarak istediğim ölçüde ilgilenemedim ama bundan sonra kendimi daha fazla ilgilenmek durumunda hissediyorum. Çünkü buradaki zaaflarında ki Nabi Bey de çok değerli bir öğretim üyesidir. Birçok sorunun olduğunun farkındayız ama bu sorunlara baktığımızda bazılarının dershane meselesinde olduğu gibi sistemin dışında bir unsurun fazla büyümesi, devasa büyümesi sonucunda sistemi istismar etmeye başlaması... Burada dolayısıyla biz karar veririz eğitim politikasının ne olacağına Anayasa Mahkemesi değil. Burada birileri mağdur olmuşsa mahkeme buna karar verir, ona bakarız. Dershanelerle ilgili yaklaşımımızın değişeceğini kimse beklemesin."
-"Yozlaşmayı yok etmeden eğitimde adaleti sağlayamayız"-
Paralel yapının bu konuyu sürekli gündemde tuttuğunu anlatan Davutoğlu, bundan doğan bir sürü etik sorun bulunduğunu ifade etti.
Başbakan Davutoğlu, bir öğrencinin iyi bir yere girebilmesi için "bir dershaneye gitmesi gerektiği" gibi bir algı yaratıldığını kaydederek, şöyle devam etti:
"Bunun yanında dershane üzerinden sınava girenlerin sorulara erişimi, KPSS sınavında olduğu gibi daha kolay oluyor. veya tesadüfi olarak o dershanede sorulan sorular sınavlarda çıkıyor. Bir etik yozlaşma alanı varsa, biz o yozlaşmayı yok etmeden eğitimde adaleti sağlayamayız. KPSS sınavlarıyla ilgili benim en fazla üzüntü duyduğum hususlardan biridir. Çünkü adalet duygusunu yok eden bir şey. Ben yola çıktığımda insanlar, iş için talepte bulunanlar ortak bir sınava sokuyorsunuz ama birileri o sınav sorularını önceden almışsa bu telafi edilemez bir şey ve adaletsizlik. Şimdi dolayısıyla burada da şunu da açıkça ifade etmek isterim, 7 Haziran seçimleri oldu ve yüzde 41'i yanlış okuyanlar bir anda karşı bir hamlenin olabileceği noktasında şeylere başladılar. Sadece bu olay değil başka bazı olaylar. Herkes bilsin ki biz buradayız."
"Siyasetçileri herkes eleştirebilir ama belli kurumları eleştirmek mümkün değil"-
Devletin vatandaşına olan etik borcunu ve eşitlik borcunu yok edecek uygulamaların hiçbirine izin vermeyeceklerini kaydeden Davutoğlu, şunları ifade etti:
"'(Türkiye'de puslu hava oluştu. Biz de burada acaba nasıl bir psikoloji değişimine yol açarız) diye birileri bu Anayasa Mahkemesi kararını istismar etmeye kalkarsa, onlara da hiçbir şekilde fırsat vermemeye çalışacağız. Anayasa Mahkemesi Başkanı bizim tanıdığımız, hukukumuz olan birisidir ama yanlışa 'yanlış' demek durumundayız. Siyasetçileri herkes eleştirebilir ama belli kurumları eleştirmek mümkün değil. Bu durum toplumsal ahenk ve karşılıklı saygı açısından doğru değil. Ha saygı duyarız, kararı uygularız da eleştirebilmeliyiz de" değerlendirmesinde bulundu.
(Sürecek)