CHP Grup Toplantısı

Son Güncelleme:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bütün dünyanın, Türkiye'de postmodern bir diktatör olduğunu kabul ettiğini ileri sürerek, "Bütün milletvekili arkadaşlarıma görev veriyorum."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bütün dünyanın, Türkiye'de postmodern bir diktatör olduğunu kabul ettiğini ileri sürerek, "Bütün milletvekili arkadaşlarıma görev veriyorum: Birinci göreviniz, bu postmodern diktatörün yalanlarını her tarafta anlatmanızdır" dedi.


Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifi ile ilgili uzlaşma çağrısında bulunduğunu, ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, söz konusu teklifin çıkmasına ilişkin talimat verdiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Bir dostum aradı, 'Kendisi ile kavgalı olan adamla nasıl uzlaşama beklersin- Kendisi ile dünyası ile doktoru ile işçi ile akademisyen ile kavgalı. Devamlı kavga ile yola çıkan bir adamdan uzlaşama beklenebilir mi-" diye konuştu.


Erdoğan'ın "nefret üzerine bir dünya kurduğunu" iddia eden Kılıçdaroğlu,


"Nasıl bir ruh hali, nasıl bir yapıdır bu- Anlamak için uzun uzun çalışmak lazım. Böyle bir insanın ruh halini araştırmak lazım, ne ile karşı karşıyayız. Kendisi ile ülkesi ile barışık olmayan vaka ile karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı.


Başbakan Erdoğan'a, söz konusu kanun teklifi ile ilgili YÖK Başkanı, eğitim fakültelerinin dekanları, bilim adamları ile de konuşmaları önerisinde bulunduklarını belirten Kılıçdaroğlu, hangi rejimde olursa olsun, halkını seven yöneticilerin, bilim insanlarına, sanatçılara önem verdiklerini, onlarla dayanışma içinde olduklarını söyledi.


Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:


"(Hayır efendim, her şeyi ben bilirim, benim dışında söylenenlerin tamamı yanlıştır...) Bundan 70-80 yıl önce bunları söyleyenler oldu. İkinci Dünya Harbi'ni hatırlayın, Hitler'i hatırlayın. 'Ben her şeyi bilirim, kimseyi dinlemem, benim dediğim doğrudur' diyenlerin insanlık tarihine nasıl geçtiklerine bir bakın. Akıl ile bilgi ile barışmak çok mu zor- Uzlaşma ve katılımcılık ruhu, demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. 'Benim kimseden bilgi alacak durumum yok' hezeyanı içinde olursanız, toplumu tehlikeli bir sürecin içine atarsınız.


Postmodern diktatörlere tetikçilik yapanlar da küçük insanlardır. O insanlar da tarih önünde sorumludur. Bir Başbakan yanlış yapıyorsa, yanlışı etrafındaki insanların söylemesi lazım. Alkış tutarsanız, onun kadar sorumlu olursunuz. 20 dakikada kanun çıkar mı- 20 dakikada yemek pişmez. Kavga var, milletvekilleri tekmeleniyor, buna rağmen 'Kabul edenler etmeyenler....' Bu tablodan gurur duyan bir kişi var o da Sayın Recep Tayyip Erdoğan. 'Basın mensupları terk etsin' diyorlar. Çünkü CHP milletvekillerini darp edecekler ya. 'Basın mensupları dışarı çıksın, biz rahatlıkla linç girişiminde bulunalım' diyorlar. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kapalı kapılar ardında olanlar, 21. yüzyıl dünyasında artık her şey bütün dünya ile paylaşılır. Teknolojide, iletişimde geldiğimiz nokta budur."


-"Özür dileme erdemini gösterecek misin-"-


Bütün dünyanın, en baskıcı ülkelerden birinin Türkiye, Türkiye'de de postmodern bir diktatör olduğunu kabul ettiğini ileri sürdü. Dünyanın bunu kabul etmesinde CHP'nin etkisi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:


"Bir diktatörün foyası meydana çıktı, diktatör zıvanadan çıktı. Neymiş,


'CHP Genel Başkanı gidiyormuş, bizi yurtdışında kötülüyormuş. Onların haberi öyle oluyormuş. Bu Başbakan'ın teknolojiden, iletişimden haberi yok. Ben burada söylediğim zaman zaten dünyanın bütün ülkelerine 10 dakikada gidiyor. Benim oraya gitmeme gerek yok ki. Bütün dünyaya anlatacağız. Her yerde söyleyeceğiz. İşkenceleri, insan hakkı ihlallerini söyleyeceğiz. 32 yıl önce Kenan Evren'in geldiği noktaya geldi. Kenan Evren de 'Nasıl dışarıda anlatırsınız' diyordu.


Burada bütün milletvekili arkadaşlarıma görev veriyorum: Sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada birinci göreviniz, bu postmodern diktatörün yalanlarını her tarafta anlatmanızdır. Yargıyı, parlamentoyu, medyayı nasıl baskıladığını anlatın.


Eğer biz bu görevimizi yeteri kadar yerine getiremezsek Nedim Şener'in, Ahmet Şık'ın, Coşkun Musluk'un, Said Çakır'ın hayatlarında 375 gün çalanların cesaretlerini artırmış oluruz. Silivri toplama kampındaki zulmü de anlatacağız her yerde.


Ben postmodern diktatöre sormak istiyorum: 'Serbest bırakılan bu değerli gazetecilere sen, 'teröristtir, Ergenekoncu'dur' dedin. Şimdi sen bu insanlardan özür dileme erdemini gösterecek misin göstermeyecek misin-


Yalanlara ve iftiralara çok alıştım. Medyadan, siyasetçilerden, başka yerlerden o kadar çok yalan ve iftira atıldı ki. 'Bu kadarı da olur' dedik. Ama postmodern diktatörün yalanlarına tahammül edemiyorum. Geçen gün, güya ben


'İsrail'de tutuklu gazeteci yok' demişim. Şimdi buradan söylüyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, en kısa süre içinde benim bu sözleri söylediğimi kanıtlayamazsan, senin şerefini, haysiyetini sorgular hale getireceğim. Bir Başbakan'ın şeref ve haysiyetinin sorgulanmasını istemem ama bir Başbakan'ın temel görevlerinden biri halkına doğruları söylemektir. Eğer ispat edersen ben senden özür dileyeceğim."


-"Adaletin terazisi ile oynamayın"-


Kendisinin, siyasete başladığında "Hiçbir yerde, ortamda ve hiçbir koşulda halkıma yalan söylemeyeceğim" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Benim bir tek yalan söylediğimi ispat etsin bakalım" dedi.


Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Şubat 2012 tarihinde Danıştay 1. Dairesinde 3 yargıcın yerlerinin değiştirildiğini belirterek, şunları söyledi:


"Bu tarih aynı zamanda, Başbakan'a özel çete kurma yetkisi veren yasanın Parlamentoda kabul edildiği tarih. Savcı Başbakan'dan izin alamaz ise Danıştaya gitme hakkı vardı. Ama oraya kendi yandaşlarını atadılar. Şimdi izin vermeyecek, Danıştay da 'Ben de izin vermiyorum' diyecek. O yargıçlar postmodern diktatörün talimatlarını yerine getiren yargıçlar olarak tarihe geçecekler. Böyle bir tezgaha yargının alet olması düşündürücüdür. Adaletle fazla uğraşmak doğru değildir. Adalet mülkün yani devletin temelidir. Adaletin bozulduğu yerde toplumu ayakta tutamazsınız. Adaletin terazisi ile oynamayın. Gün gelir o terazi sizi de tartar."


Pozantı Cezaevi'ndeki iddialara değinen Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekillerinin de söz konusu yere giderek bir rapor hazırladığını söyledi. Yüz kızartıcı bir tablonun Türkiye'nin gündemine oturduğunu ve bu arada yeni delillerin ortaya çıktığını anlatan Kılıçdaroğlu, "12 Kasım 2010 tarihinde Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Olguları Değerlendirme Kurulu, Adalet Bakanlığına yazı yazıyor. Altında çok sayıda akademisyenin imzası var. 'Çocuklara tecavüz ediliyor' deniliyor. Öneriler de var orada. Bunların hiçbiri dikkate alınmıyor. 2,5 yıl önce yazılıyor bu yazı. Yazık, günah değil mi o çocuklara- Çocuklara yapılan bu alçaklığa ses çıkarmayanlar, önlem almayanlar da en az onlar kadar alçaktır" diye konuştu.

- TBMM

Kaynak: AA