Çözüm Süreci Komisyonu
Gazeteci yazar Miroğlu."Bu bölünme korkuları ve paranoyaların Türk toplumuna iyi izah edilmesi gerekiyor."
- Gazeteci-yazar Miroğlu:
"Bu bölünme korkuları ve paranoyaların Türk toplumuna iyi izah edilmesi gerekiyor. Türkiye'deki Kürtlerin yüzlerinin ne Erbil'e ne de Suriye'ye dönük olmadığını, siyasi ve ekonomik manada da İstanbul ve Ankara'ya dönük olduğunun iyi anlatılması gerekiyor. Çünkü gerçek bu"
TBMM Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu, AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı başkanlığında toplandı. Komisyon, Miroğlu'nu dinledi.
Miroğlu, Diyarbakır Cezaevi'nin sık sık müze olma talepleriyle gündeme geldiğini, kendisinin de bu görüşe katıldığını belirterek, buranın bir müzeye dönüştürülmesinin çözüm sürecine çok büyük katkı sunacağını ifade etti. Miroğlu, "Çözüm süreci içinde ihlaller meselesiyle uğraşma politikalarının çözüm sürecinin de katkılarıyla hayata geçirilmesi söz konusu olabilirse, Diyarbakır Cezaevi'nin bir hafıza müzesi olarak düzenlenmesi çok isabetli olacak diye düşünüyorum" diye konuştu.
Miroğlu, 1984 yılının "Kürt siyasi hareketinde ve tarihinde bir dönüm noktası" olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Çok da sözü edilen isyanlar sayfasında bana göre Ağrı direnişi dışında ne Dersim ne Şeyh Sait ne Koçgiri ne de başka irili ufaklı ayaklanmalar ya da 'dağa çıkmalar mı' desek belki daha doğru olur, hiçbiri modern anlamda bir isyan hareketi olarak görülemez. Burada artık zannediyorum Kürt meselesiyle ilgili olan herkesin kabul ettiği bir fikir bu. Kürtler'in tarih içerisinde 29 kez isyan ettiği tamamen bir yanılsama, tamamen doğru olmayan tarihsel bir tespitti. Bu tespitte şimdi hep beraber uzlaştık zannediyorum."
Miroğlu, Eruh ve Şemdinli baskınından sonra terör örgütü PKK'nın "Kürt etno dinamiğini kontrol eden siyasi bir hareket" haline geldiğini ifade ederek, PKK'nın Kürt örgütlerine göre 30 yılı aşkın bir süredir bir mücadeleyi silahlı biçimde dağda yürütmüş olması nedeniyle ayrı bir yerde durduğunu kaydetti. Miroğlu, "Türkiye, 1980'li yıllarda eğer Kürt meselesinde şiddeti tercih etmeseydi, bugün AB üyesi bir ülke olurdu. Eğer Türkiye Cumhuriyeti demokratik çözümü benimseseydi PKK istediği kadar şiddet öngörmüş olsun bence bu iş çözülürdü" dedi.
Türkiye'nin, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1992'deki girişimine kadar çatışma sürecinin bitmesini isteyen bir siyasi iradesi olmadığını belirten Miroğlu, "Özal'ın girişimi belki ilktir ama şimdi içinde bulunduğumuz çözüm süreci hem samimiyeti hem de tarafların birçok konuda sağladığı mutabakat nedeniyle ikinci ve sonuç alıcı hamle olmuştur" şeklinde konuştu.
-"Her geçen gün biraz daha ütopya haline geliyor"
Türk toplumunun "Kürtler'in bütün partilerinin bir gün birleşeceği ve Ortadoğu'da büyük bir Kürdistan kurulacağı" gibi bir fikre sahip olduğunu iddia eden Miroğlu, şunları söyledi:
"Bu fikir bana kalırsa manipüle edilen bir fikirdir. Çünkü Kürt siyasi hayatının bugün 100 yıl sonra geldiği aşama bakımından bu fikir bana kalırsa her geçen gün biraz daha ütopya haline geliyor. Bir kere Kürt siyasi partilerinin siyasi görüşlerinde ve temsil ettikleri sınıfsal karakterlerde çok büyük farklılıklar var. Dolayısıyla 20. yüzyılın bir gerçeği olan devletleşme meselesi, bir ulus devlet kurma meselesi bugün Kürt toplumunun giderek uzaklaşmakta olduğu bir mesele diye düşünüyorum. Yani Kuzey Irak Kürtleri ya da Güney Kürdistan Kürtleri kendi çözümlerini Irak'ın bütünlüğü içerisinde sağladılar.
Kişisel olarak öngörüm bu bölünme korkuları ve paranoyaların Türk toplumuna iyi izah edilmesi gerekiyor. Türkiye'deki Kürtlerin yüzlerinin ne Erbil'e ne de Suriye'ye dönük olmadığını, siyasi ve ekonomik manada da İstanbul ve Ankara'ya dönük olduğunun iyi anlatılması gerekiyor. Çünkü gerçek bu. Bütün problem bu siyasi ve sosyal entegrasyonun demokrasiyle tamamlanması ve yeni bir anayasayla yola devam edilmesi diye düşünüyorum."
-"Bu bir yenilgi psikolojisi"
Miroğlu, Taksim Gezi Parkı olaylarıyla ilgili siyasi gelişmeleri, "Taksim'deki meseleyi son 10 yıllık dönemde AK Parti iktidarının siyasi ve ekonomik başarılarına karşı oluşan yenilgi psikolojisinin bir tepkisi gibi görüyorum. Bu bir yenilgi psikolojisi" şeklinde değerlendirdiğini söyledi. -