Dha Yurt Bülteni - 16
Bakan Işık'tan Yunanistan Savunma Bakanına tepki(2)BU BİR SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİDİR, REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİLDİRMilli Savunma Bakanı Fikri Işık, "Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri de halkın iradesinin sandığa yansıdığı gibi hükümete de yansımaması. Şimdi bir sistem değişikliği yapıyoruz.
Bakan Işık'tan Yunanistan Savunma Bakanına tepki(2)
BU BİR SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİDİR, REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİLDİR
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, " Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri de halkın iradesinin sandığa yansıdığı gibi hükümete de yansımaması. Şimdi bir sistem değişikliği yapıyoruz. Diyoruz ki Türkiye'yi yönetecek kadroyu halk sandıkta doğrudan seçsin. Parlamenter sistemde önce milletvekilleri seçiliyor o milletvekilleri hükümeti parlamentodan çıkartıyor. Bu cumhurbaşkanlığı sistemi veya başkanlık sistemi de diyebilirsiniz bu sistemde ülkeyi yönetecek kişi veya kadro doğrudan halkın oyuyla seçiliyor. Bir daha mecliste gensoru, güven oyu yok. Bu bir sistem değişikliğidir, rejim değişikliği değil" dedi.
Türkiye'nin rejiminin belli olduğunu ifade eden Işık, " Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri bellidir. Türkiye devleti bir cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'dır. Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bu konu 1923 yılında artık bir daha açılmamak üzere kapanmıştır. Türkiye'nin rejimi bellidir. Bugün niye bizim sistem tartışması dediğimiz konuyu ısrarla CHP rejim tartışmasına çekmek istiyor. Burada CHP'yi anlamak mümkün değil. Bu rejim bu kadar zayıf mı? Bir referandumu sistem tartışmasından, rejim tartışmasına çekmek bu rejimin zayıf olduğu algısını oluşturmaktır. Rejim tehlikede algısını oluşturmaktır. Rejim tehlikede olması algısını oluşturmak kimin işine yarar. Adeta bu Türkiye Cumhuriyeti'ni küçük görmektir. Çok zayıf hemen yıkılacak bir ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni görmektir. Bu son derece yanlıştır. CHP'nin doğru bir minderde güreşmesi lazım. Olayları bir rejim tartışmasına değil sistem tartışması bağlamında değerlendirmesi lazım" diye konuştu.
BİR GEMİYİ İKİ KAPTAN BATIRIR
Sistemin özünde halkın hükümeti sandıktan doğrudan seçmesi olduğunu söyleyen Işık, "2007 referandumundan sonra CHP Türkiye'yi iki başlılığa götürmüştür. Bir taraftan halkın doğrudan oylarıyla seçtiği bir cumhurbaşkanı bir tarafta da parlamentoda genel seçim sonrasında oluşan aritmetikten çıkan bir başbakan. Yani bir gövdede iki baş. Bunun sürdürülebilir olmadığını anlamak için kahin olmaya gerek yok. Askerlerin çok güzel bir sözü var 'Bir gemiyi iki kaptan batırır derler' O zaman ne yapmak gerekiyor? Çift başlılığı ortadan kaldırmak, halkın doğrudan cumhurbaşkanını sandıkta seçmesini sağlamaktır. İşte bizim yaptığımız budur. Sistemin özünde halkın hükümeti sandıkta doğrudan seçmesi vardır. ABD uyguluyor mu? uyguluyor. Güney Kore uyguluyor. Pek çok ülke uyguluyor. Son olarak şu konunun altını çizmek isterim. Efendim 'Bu diktatörlüğe gidermiş, Tayyip Erdoğan'a çok yetki veriliyormuş. Tayyip Erdoğan kendi hükümdarlığını kuruyormuş' Size şunu çok samimi olarak söylemek isterim. Eğer sayın Cumhurbaşkanımızın derdi kendi şahsı olsaydı bu anayasanın nokta ve virgülüne dokundurtmazdı. Bu anayasa Kenan Evren'e göre yapılmış bir anayasa. Her türlü yetki olacak ama hiç sorumluluk olmayacak. Şuanda bu olay var mı? Var. Düşünün siz Kocaeli'nin herhangi bir il müdürü cumhurbaşkanının imzası olmadan atanamıyor. O müdür yolsuzluk veya yanlış bir iş yaparsa bakan ve başbakan sorumlu, Cumhurbaşkanı sorumlu değil. Sayın Cumhurbaşkanımız kendisi için bunu istemiş olsa noktasına virgülüne dokunmayın derdi. Her yetki ve ama hiç bir sorumluluk yok. Bu demokrasinin ruhuna aykırı. CHP aslında 12 Eylül anayasasını noktasına virgülüne dokunmamak için uğraşıyor. Siz söylemde bu anayasa Türkiye için olmuyor demiyor musunuz? Biz buna karşıyız demiyor musunuz? Niye getirmiyorsunuz alternatiflerinizi? Hangi parlamenter sistemde Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanının sahip olduğu yetkiye sahip bir cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı isterse sistemi tamamen kilitleyebiliyor. Bu kilitlemeden dolayı da hiç kimseye karşı hesap vermek zorunda değil. Geçmişte bunun örneklerini yaşadık. Şimdi hayır yetki ve sorumlulukta birlikte verilsin. Eğer yetki veriliyorsa sorumlu olsun. Sorumluluk veriyorsak yetki de verelim" dedi.
TÜRKİYE HİÇ BİR ZAMAN DİKTATÖRLERE PRİM VERMEDİ
Türkiye'de kimsenin diktatörlüğe yönelik bir endişe taşımasına gerek olmadığını söyleyen Bakan Işık, şöyle konuştu:
"Bu asla bir rejim değişikliği değildir. Türkiye hiçbir zaman diktatörlere pirim vermedi. Bundan sonra da prim vermeyecektir. Kimsenin tereddüdü olmasın. Kim diktatörlüğe heveslenirse cevabını ilk sandıkta alıyor. Türkiye'de kimsenin diktatörlüğe yönelik bir endişe taşımasına gerek yok. Ama sen bizim gibi düşünmüyorsan senin adın diktatördür anlayışını da Türkiye çok gerilerde bıraktı. Sen bizim gibi olaylara bakmıyorsan bizim dediğimizi yapmıyorsan biz de sizi kolaylıkla diktatörlükle suçlarız anlayışı da artık çok geride kaldı. Biz bu yeni sistemle Türkiye'nin çok daha hızlı yol alacağını, yetki ve sorumluluğun aynı anda birlikte alınmasından dolayı Türkiye'nin kararlarını çok daha hızlı alacağını uygulamanın çok daha etkili hale geleceğini düşünüyoruz. Bu anayasa değişiklik paketinin referandum da milletimiz tarafından inşallah gerekli destek alınarak, kabul edileceğine inanıyoruz"
Haber: Ergün AYAZ/ KOCAELİ, (İzmit),
============================================
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ataş'tan partililere tepki
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, Adapazarı'nda partisinin il danışma toplantısında konuşma sırası kendine gelene kadar salonun büyük bir bölümü boşalınca partililere, "Ben Ankara'dan buraya geliyorsam, ben buradan ayrılmadan salondan ayrılanları kınıyorum. Böyle bir şey olamaz" diyerek tepki gösterdi.
Ak Parti Sakarya İl Başkanlığı'nın Adapazarı Spor Salonu'nda yapılan il danışma meclisi toplantısına, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ak Parti Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, milletvekilleri, ilçe başkanları, belediye başkanları ve partililer katıldı. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye'yi durdurmak için son 4-5 yılda birçok oyunun oynandığını belirterek, "Son 4-5 yılda Türkiye'yi durdurmak için artık çok yoğun bir saldırı silsilesi başlattılar. Gezi olayları denediler olmadı, 17-25 Aralık, yargı darbesi denediler olmadı, 15 Temmuz'u denediler olmadı. FETÖ ile birlikte PKK, DHKP-C, DAEŞ gibi terör örgütlerinde sahaya yoğun bir şekilde sürdüler yine başaramadılar. En son ekonomik yollarla dengemizi bozmak istediler ama yine de hüsrana uğradılar. Çünkü onlar bütün hesaplarını doğru yapsalar da bu milleti doğru hesaplayamadılar" dedi.
Mustafa Ataş program başladıktan yaklaşık 2 saat sonra konuşma yaptığı sırada salonun büyük bir bölümünün boşaldığını görünce partililere sert çıktı. Partililere salonu boşalttıkları gibi sandıkları da boşaltırlarsa bunun hesabını veremeyeceklerini söyleyen Ataş, "Salonumuzun 4'te 2'si boşalmış vaziyette. Anlıyoruz ki yorgunsunuz. Seçim günü bugün bu salonda olduğunuz gibi olmamanızı diliyorum. Eğer seçim günü sandıklarda da bugün salonun, programın bitmesini beklemeden sandıkları boşaltırsak bugün burada boşalttığımız gibi, bunun hesabını Allah'a da millete de veremeyiz. Ben teşkilatçı bir insanım, ben Recep Tayyip Erdoğan'ın yetiştirdiği bir insanım. Böyle bir anlayışı red ediyorum" diye konuştu.
Mustafa Ataş salondan ayrılan partililerin buna hakkı olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Genel başkan yardımcısının geldiği bir programda boş bir salonu görmek beni üzmüştür, bunu burada belirtmek istiyorum. Biz teşkilatsak nöbetimizi sonuna kadar tutmaya mecburuz. Hiçbir zaman için teşkilat mensubu buradaki başkan ayrılmadan bu salonu terk edemez. Terk etmeye hakkı yoktur. Bu nasıl bir teşkilatçılıktır? Ben Ankara'dan buraya danışmaya geliyorsam, ben buradan ayrılmadan salondan ayrılanları da kınıyorum. Hangi işiniz vardı buradaki toplantıdan daha önemli? Böyle bir şey olamaz. Bizim cumhurbaşkanımız günde 18 saat çalışırken hayatını bu ülke için, bu millet için feda ederken biz böyle bir teşkilatçılık anlayışına sahip olmamalıyız"
Başbakan Binali Yıldırım, programın bir bölümüne telefondan görüntülü konuşmayla bağlandı. Görüntüsü dev ekrana yansıtılan Başbakan Binali Yıldırım, salondaki partililere referandum sürecini ve daha sonra yaşanacakları anlattı. Sakaryalılardan referandumda 'evet' oyu atmak için söz alan Yıldırım, "Bu süreç sonunda artık 5 yıl seçim konuşulmayacak. Artık kısmetse hükümetin ihtiyacı olan düzenlemeler yapılacak, halkın ihtiyacı olan kanunları yapacak ve hükümette bu kanunlarla çıkaracağı cumhurbaşkanı kararnamesiyle vatandaşa millete verilen sözleri yerine getirecek" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
-Salondan görüntüler
-Bakanın konuşması
-Mustafa Ataş'ın konuşması
Haber: Aziz GÜVENER/ADAPAZARI(Sakarya), -