Kılıçdaroğlu: "Bu Yalana İsyan Ediyorum"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hiçbir zaman, hiç bir dönemde camilerin ahır yapılmadığını ifade ederek, "O camide yatan askerlerin çoğu bugün topraklarımızda şehit olarak yatıyor CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hiçbir zaman, hiçbir"...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hiçbir zaman, hiç bir dönemde camilerin ahır yapılmadığını ifade ederek, "O camide yatan askerlerin çoğu bugün topraklarımızda şehit olarak yatıyor CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hiçbir zaman, hiçbir dönemde camilerin ahır yapılmadığını ifade ederek, "O camide yatan askerlerin çoğu bugün topraklarımızda şehit olarak yatıyor. Cami bir toplumsal buluşma yeridir. Askerlere savaş yıllarında tahsis edilmesi kadar doğal ne olabilir. Osmanlı da tahsis etmiş, Cumhuriyet de tahsis etmiş. Sen kalkıp milletin gözünün içine baka baka "Buraları ahır yaptılar' diye yalan söyleyeceksin. Bu yalana ben isyan ediyorum" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Konuşmasına, Köy Enstitülerinin kuruluşunun 72. yıldönümünü kutlayarak başlayan Kılıçdaroğlu, dünya uygarlığına Türkiye'nin yaptığı tek özgün kaynağın Köy Enstitüleri olduğunu kaydetti. Köy enstitülerinde yetişen on binlerce öğrencinin çağdaş Türkiye'nin adsız mimarları olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin köy enstitüleri kapatılınca çok şey kaybettiğini belirtti.
Kılıçdaroğlu bir önceki grup toplantısında da gündeme getirdiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsmet İnönü'nün din kitaplarını yasaklattığı yönündeki iddialarına değinirken, İnönü inançlara, dinine saygılı bir insan, hurafelere izin vermeyen bir insan olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Eğer bu kitapların doğru olduğuna inanıyorsa Sayın Başbakan kendisine açık bir çağrıda bulundum, "Bu kitapları al Diyanet İşleri Başkanlığı'na gönder, bak bakalım basacak mı basmayacak mı?' Şu ana kadar tık yok. Diyanet İşleri Başkanlığı'na gönderip göndermediği konusunda bir haber almadım. Buradan çağrı yapıyorum kendisine, Sayın Başbakan sen bu kitapları savunuyorsan derhal Diyanet İşleri Başkanlığı'na gönder, bakalım yayınlayacaklar mı, yayınlamayacaklar mı?" diye konuştu. Başbakan Erdoğan'ın kendisine hala cevap vermediğini belirten CHP Lideri, "Ahdettim, ben bunların yalanlarını halka sonuna kadar anlatacağım" dedi.
-"BU YALANA İSYAN EDİYORUM"-
Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın Alaaddin Camisi'ni "CHP ahır yaptığı" yönündeki sözlerine sert tepki gösterdi. Başbakan Erdoğan'ı halkı kandırmakla suçlayan Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın İslam Ansiklopedisi'nden Alaaddin Camisi'ne ilişkin bölümleri okudu. Buna göre caminin, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde, 1914-1918, 1920-1923 ve 1940-1945 tarihleri olmak üzere savaş yıllarında askerlere tahsis edilerek kapatıldığını belirten Kılıçdaroğlu, "O camide yatan askerlerin çoğu bugün topraklarımızda şehit olarak yatıyor. Cami bir toplumsal buluşma yeridir. Askerlere savaş yıllarında tahsis edilmesi kadar doğal ne olabilir. Osmanlı da tahsis etmiş, Cumhuriyet de tahsis etmiş. Sen kalkıp milletin gözünün içine baka baka "Buraları ahır yaptılar' diye yalan söyleyeceksin. Bu yalana ben isyan ediyorum. Bunu ben söylemiyorum, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayını söylüyor. Oteli yok, kışlası yok, doğru dürüst çadırı bile yok, savaşa gidecek, şehit düşecek o asker camide yatıp kalkacak. İnsanda biraz utanma olur, dine saygı olur, o şehitlere saygı olur, Cumhuriyet'e, Osmanlı'ya saygı olur. Bu kadar saygısız, bu kadar yalan üreten. Yalan makinesi diyordum, samimi söylüyorum makineyi de geçti" dedi. Hiçbir zaman, hiç bir dönemde camilerin ahır yapılmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanı'nı da göreve çağırdı. Kılıçdaroğlu, "Başbakan söyledi diye sesinizi kesmeyeceksiniz, onurlu bir din adamı olarak çıkıp söyleyeceksiniz. Sizin kitabınız söylüyor bunu, sizin ansiklopediniz söylüyor. Niye sesinizi çıkarmıyorsunuz? İlla CHP'nin genel başkanı mı söyleyecek?" diye konuştu.
-"GÖREV YAPTIĞIM DÖNEMDEKİ BÜTÜN İHALELERİ İNCELEDİLER, SONUÇ; "YAPACAK İŞLEM YOK'"
Kılıçdaroğlu hayatının her döneminde yolsuzluklarla mücadele ettiğini elinde belge olmadan, delil olmadan hiç zaman bir şey söylemediğini ifade ederken, "Bunlar aldılar, benim dönemimi, "CHP Genel Başkanı yolsuzluklardan bahsediyor, bu devlette 27 yılı aşkın süreyle görev yaptı, SSK'da da görev yaptı. Acaba biz orada bir şey bulabilir miyiz?' dediler. Bir müfettiş ordusu görevlendirdiler, "bir şey bulabilir miyiz' diye" derken müfettişlerin hazırladıkları bir raporu okudu. Kılıçdaroğlu, görev yaptığı dönemdeki bütün ihalelerin de incelendiğini belirterek, "Sonuç ne diyor biliyor musunuz; "Yapılan genel incelemeler sonucunda konu hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığı sonucuna varılmıştır' Bunlar benim müfettişlerim değil, benim genel müdürlük yaptığım dönemde ihaleleri soruşturuyorlar, acaba bir şey bulabilir miyiz' diye. Recep Tayyip Erdoğan, ben babamdan da dedemden de "kul hakkı yemeyeceksin, boğazından haram lokma inmeyecek' diye yetiştirildim. Ben senin gibi değilim. Yolsuzlukla mücadele etmek, insanoğlunun insan haklarını korumasının bir yoldur" dedi.
Geçtiğimiz yasama döneminde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından "okul yapılsın' diye verilen paraların nasıl yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğini meclis kürsüsünden ispat ettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Hüseyin Çelik Milli Eğitim Bakanıydı, hakkında gen soru verdik. Şimdi Hüseyin Çelik Bakan değil. O Hüseyin Çelik şimdi Van'a bile gidemiyor, Van'dan milletvekili adayı olarak gösterilmedi, girsin kardeşinin hesaplarını Van'da versin bakalım" dedi. Kılıçdaroğlu, "Bu Recep Tayyip Erdoğan seçim meydanların da ne söyledi? "Bak, bizim etrafımızda yolsuzluk yapanlar şimdi yok' dedi. Demek ki senin etrafında yolsuzluk yapanları itiraf ettin. Senin bakanlarından birine kefilim Ali Coşkun, diğerlerine kefil değilim. Diğerleri, çocuklarına "Hayır biz yolsuzluk yapmadık, bu Başbakan yalan söylüyor' diyorsa, dava açsınlar. Hiçbiri dava açamaz, hiçbirisi gıkını çıkaramadı. Çünkü tamamı Başbakan'ın söylemi üzerine yolsuzluk yapmış, yolsuzluk batağına girmişlerdir. Ben söylemiyorum, Başbakan söylüyor" dedi.
-"FATİH SULTAN MEHMET İSTANBUL'U KURTARDI, SEN İSTANBUL'U SOYDUN"
CHP Lideri, 4+4+4 eğitim yasasıyla ilgili olarak da, 2030 yılına kadar 20 milyar dolarlık yolsuzluk yapılacağı iddialarını yinelerken, "Bir soru sordum, "bu ihaleleri Kamu İhale Kanunu dışına niye çıkarıyorsun?' Cevap var mı, tık yok. Senin yolsuzluk dosyalarını açsak, parti mensuplarının yolsuzluk dosyalarını üst üste koysak, Recep Tayyip Erdoğan'ın boyunu aşar. Yol, köprü yaptık diyeceksiniz, geçiniz onları siz. O yolları, köprüleri nasıl yaptığınızı, ihaleleri kime verdiğinizi herkes çok iyi biliyor" dedi. Yasadaki 24 ve 25. maddelerin yolsuzluk maddeleri olduğunu belirten Kılıçdaoğlu, "Adına da FATİH Projesi diyorlar. Fatih Sultan Mehmet'i niye karıştırıyorsun. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u kurtardı, sen İstanbul'u soydun. İstanbul'u öyle bir ranta teslim ettin ki siluetini bozdun. Fatih Sultan Mehmet, bugünkü İstanbul'u görse ağlardı. O rant anıtlarını görüyor musun Erdoğan? İstanbul'un silueti ranta teslim edildi, vicdanın sızlıyor mu? 20 milyar dolarlık hortum yaparsın Kuran'ı perdelersin, sonra FATİH dersin, Fatih Sultan Mehmet'i perdelersin. Ne Allah'tan korkuları var bunların, ne de kuldan utanıyorlar" diye konuştu.
-"BERABER YÜRÜTTÜK BİZ BU YOLLARDA"
CHP Lideri, Başbakan Erdoğan'a açık çağrıda bulunduğunu ifade ederken, kendi mal varlığını, çocuklarının mal varlığını devletin resmi kağıtlarını doldurarak CHP'nin resmi internet sitesine koyduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Başbakana "Sen yolsuzluk yapmadığını söylüyorsan, mal varlığına güveniyorsan Kemal Kılıçdardoğlu'nun yaptığını aynen yap, AKP'nin internet sitesine koy" çağrısında bulundu. Ancak Başbakan'ın bunu yapamayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Kul hakkı yiyen adamdan, yoksulun, fakir fukaranın hakkını yiyenlerden korkun. Bunlardan, dini siyasete alet edenlerden bu memlekete hayır gelmez. Recep Tayyip Erdoğan ve kırk haramiler. Kırk haramiler kervanında her türlü adam var; sır küpü de var para küpü de var, hepsi var. Bunların bir de yolsuzluk marşı var, Erdoğan, mikrofonu görünce dayanamaz;,'Beraber yürüttük biz bu yollarda'. Beraber yürüttüler, gözünüz doysun arkadaş, dünyalığınızı yaptınız, yedi sülalenize de yetecek mal varlığınız var" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'da "Kemal Kılıçdaroğlu fobisi' oluştuğunu belirten CHP Lideri, "Ben muhalefet partisi lideriyim, normal olarak bir iktidarın yaptığı yolsuzluk, ahlaksızlık, hırsızlıkları anlatmak zorundayım, görevim de zaten bu, adı üstünde muhalefet partisi. Peki Erdoğan'ın görevi ne, muhalefet partisine muhalefet etme. Sabah kalkıyor "Kılıçdaroğlu', akşam yatıyor "Kılıçdaroğlu', gece rüyada görüyor "Kılıçdaroğlu', sabah afakanlar basıyor "ne oldu' diyor. Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu sen yattığın her saniye rüyanda göreceksin, hiç endişen olmasın. Bu fobinin tedavisi yok. Korkunun ecele faydası yok, yolsuzlukların üzerine gideceğiz" dedi.
-"YALAKA MEDYA VARDI, BİR DE ÖDLEK MEDYA VAR"
Kılıçdaroğlu, 28 Şubat süreciyle ilgili olarak ise, Parti Meclisi toplantısında bir gazetecini, sorusu üzerine "Adaleti intikam duygusuyla arayamazsınız" dediğini anımsatarak, açıklamalarının bir kısmını da yeniden okudu. Kılıçdaroğlu, söz konusu açıklamalarını her yerde defalarca söylediğini ifade ederken, "Bunu kullanarak CHP'yi ve beni eleştiriyorlar. Vay efendim, ben demokrat değilmişim. Senin CHP Genel Başkanı'na demokrasi dersi vermek haddin değildir" dedi.
Medyaya da sert eleştiriler yönelten Kılıçdaroğlu, şunları dedi:
"Bir yalaka medya var. Bugün bir şey daha ilave ediyorum. O yalaka medya ile korkak medya var. CHP'ye gelince hepsi tam gaz, AKP'ye gelince ellerinde kalem titriyor. Demokrasi kolay kazanılan bir şey değildir. Demokrasinin bedeli vardır. O bedel ödenmedikçe demokrasi olmaz bu memlekette. Korkunun ecele faydası yoktur. Benim söylediğimi dinlemeyecek. Okumayacak kadar da tembel. Gazetenin başlığının üzerinden yorum yapacak. Söylediğimiz, "Demokrasi, adalet ve hukukun üstünlüğü varsa, herkes yargılanabilir. Biz sesimizi çıkaramayız'. Ama demokrasi, hukukun üstünlüğü yoksa ve siyasi otoritenin elinde de bir yargı varsa, kusura bakmayın buradan adalet çıkmaz. Ben gazeteci arkadaşlara sormak isterim, adalet duygusuyla, intikam duygusuyla adaleti arayan kişiler kimler acaba? Bunu söylesinler. Neden söylemiyorlar? Bunların demokratlığı da bir işe yaramaz, kağıttan demokrasi bunlar. Medyanın görevi muhalefet yapmak. Bu gazeteci arkadaşlarıma bir kuralı tekrar söylüyorum, köpeğin insanı ısırması haber değildir, insanın köpeği ısırması haberdir. Siz bu gerçeği dahi bilmiyorsunuz. Sabahtan akşama kadar televizyon kanallarında oturmuşlar, aynı tipler. Yalaka ve ödlek tipler. Tek işleri, "CHP'yi nasıl eleştiririz?' Eleştirmezseniz namertsiniz. "Kininizin davacısı olun' diyen Başbakan için ne söylediniz? Kin insanın doğasına aykırıdır. Dünyanın hangi demokratik ülkesinde özel yetkili mahkemeler savunulur. Biz bunlara karşı çıkıyoruz. Onlar özel yetkili mahkemeleri savunuyorlar, bir de demokrat olduklarını söylüyorlar. Siz demokrat değilsiniz. Özel yetkili mahkemelerin olduğu bir yerde bağımsız yargı olmaz. Onlar siyasi otoritenin talimatlarını yerine getiriyorlar."
-"ADALETE GÜVENMİYORUM"
Türkiye'de basılmamış kitap yasaklandığını, hakkında fezleke düzenlendiğini, bütün dünyada eleştirdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bunlardan tık bile çıkmadı. İnsanlar yakılarak öldürüldü. Dava zaman aşımına uğradı, Başbakan çıktı "Olması gereken oldu, oh oldu' dedi. Bu demokrat arkadaşlardan bir ses çıktı mı, çıkmadı. Marmara Üniversitesi Mikail Boz öğrenci, ekşi sözlükte yazı yazdı, bir ay okuldan uzaklaştırıldı, nerede bu demokrat arkadaşlar? İstanbul Üniversitesi Öğrencisi Yiğit Ergün, çantasında yumurta var diye, yumurta başına 44 ay hapis cezası ile yargılanıyor. Poşu taktığı için Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kımızıgül 25 ay tutuklu kaldı, bu demokrat arkadaşlardan ses çıktı mı? Hrant Dink cinayetinde, bu demokrat arkadaşların sesi çıktı mı? Pozantı Cezaevi'nde küçük çocuklara tecavüz edilirken bu demokrat arkadaşların bir sesi çıktı mı? Hayır. Bunlar, 12 Eylül döneminde, 28 Şubat postmodern dikta olan olaylar da değil, bunlar AKP hükümetinin görev yaptığı dönemde olan olaylar. Öyle ucuz kahramanlığa yer yok. Adalete güvenmiyorum. Kimse kusura bakmasın. Bağımsız ve tarafsız bir yargının olmadığı yerde adalete güvenmiyorum, orada adaletsizlik dağıtılıyor" dedi.
Konuşması sırasında, AKP'ye yakın bir araştırma gurubu tarafından yapıldığını söylediği bir de anket sonucunu gösteren CHP Lideri, "Türkiye'de bir suçtan tutuklanıp cezaevine konulsanız adil yargılanacağınızı düşünüyor musunuz?" sorusuna vatandaşların yüzde 67.6'sının "Hayır' dediğini belirtti. 28 Şubat döneminin elbette yargılanması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, ancak intikam duygusuyla yapılan yargılamanın yargılama olamadığını savundu. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:
"Menderes ve arkadaşları asıldı. Mahkeme, hakim ve karar vardı ama idam edildi. Ama toplum vicdanı kabul etmiyor. Demek ki orası adalet üretmedi. Deniz Gezmiş ve arkadaşları yargılandı mı? Erdal Eren, küçük çocuk, yaşını büyüttüler idam etmek için. Mahkeme var mıydı, vardı. Hakimler var mıydı vardı. Karar var mıydı, vardı. Sonuç idam. Toplum vicdanı kabul ediyor mu? Hayır. Özel yetkili mahkemeler de böyle. Kişi, 'Bu belgeler sahte, bilirkişiye gönderin' diyor. Hakim, "Hayır vermem, ben seni mahkum edeceğim' diyor. ve biz buna yargı diyoruz. Toplama kampında adil yargılama olmaz. İflas etmiş bir yargı sistemi var. Tayip Erdoğan "28 Şubatta mağdur oldum' diyor. 28 Şubat sonrasında seni kuvöz hazırladılar, el bebek, gül bebek yetiştirdiler, hazırladılar seni. Önce istifa ettirdiler seni. Sonra, "Erbakan'ı arkadan bıçakla' dediler, bıçakladın. Sonra, "Amerika'ya gideceksin' dediler. Yetmedi, "Seni biraz da hapse atalım mağdur yaratalım' dediler. Gittin hapiste yattın buzdolabı, çamaşır makinesi, sana hizmet edecek adam, hepsi vardı. Hangi hapisten bahsediyorsun sen. Çünkü, seni yetiştirdiler. Sen 28 Şubat'ın kuvözde yetiştirdiği bir adamsın. Zulme uğrayan birisi bir başkasına zulüm yapmaz. Demokrasilerin askıya alındığı dönemde en büyük zulmü CHP görmüştür. CHP il başkanları, ilçe başkanları öldürüldü. CHP'nin genel başkanları hapse atıldı. Şimdi kalkmış, "Ben hesap soracağım' diyorsun. Senin neden hesap sorduğunu biz çok iyi biliyoruz. Senin ne olduğunu da çok iyi biliyoruz. Seni kimlerin hazırladığını, oraya nasıl getirdiklerini de biliyoruz."
-10 MADDEDE SURİYE ELEŞTİRİSİ-
Kılıçdaroğlu Suriye konusuna da değinirken, on ana başlık altında hükümete eleştirilerini yöneltti. Kılıçdaroğlu, ilk olarak AKP'nin Suriye'de kendi yanlışının esiri olduğunu ifade ederek, "Varsayımları öngörüleri, yöntemleri, tespitleri yanlıştı" dedi. Hükümetin yanlışın bataklığına sürüklendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şimdi de bataklıktan çıkamadığını savundu.
Üçüncü olarak, sadece Türkiye'nin tek başına bu yangını söndüremeyeceğini bildiklerini ve bu nedenle Türkiye'de Çin, Rusya ve İran'ın da katıldığı bir toplantı yapılması önerisinde bulunduklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Hayır dediler, yapmadılar. "Kendi başımıza çözeriz' dediler ve çuvalladılar" dedi.
Dördüncü olarak, Türkiye'ye doğrudan bir saldırı olmadıkça savaşı doğru bulmadıklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Türkiye'yi Suriye'de iç savaşı körükleyen bir taraf olarak görmek istemiyoruz. Tam tersine Türkiye'nin oradaki çatışmaları engellemesi lazım. Biz Irak'tan Türkiye'nin ders çıkarmasını istiyoruz. Irak'ta demokrasi adına 1,5 milyon Müslüman öldürüldü, Suriye'de de 1.5 milyon Müslüman'ın öldürülmesini istemiyoruz" dedi.
Kılıçdaroğlu, beşinci olarak, Başbakan Erdoğan'ın demokrasi adına Suriye için kapısını çaldığı hiçbir ülke de demokrasi olmadığını savunurken, " Suudi Arabistan'da mı, Çin'de mi, Katarda mı, İran'da mı, Arap ülkelerinde mi demokrasi var? Sen neden bahsediyorsun?" diye konuştu.
Altıncı maddede, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanın İran'da istiskal edilmesinin aşağılanmasının onurlarını kırdığını ifade eden Kılıçdaroğlu "Bizim ülkemizin Başbakanı İran'a gidecek İran'daki Başbakan "hastayım' diyecek, kabul etmeyecek ama aynı saatlerde iki ayrı heyeti kabul edecek. ve sen başbakan olarak bir gün orada bekleyeceksin, sonra seni uçakla bir başka kişinin ayağına götürecekler, oraya da gideceksin. Sonra avucunu yalayarak Türkiye'ye geleceksin. Bu Türkiye Cumhuriyetine yapılmış en büyük kötülüktür" dedi. Kılıçdaroğlu Başbakan'a Türkiye'nin onurunun nasıl kurtarıldığını öğrenmesi için Ömer Seyfettin'in "Pembe İncili Kaftan" adlı kitabını okumasını önerdi.
-"SEN ANNAN'IN YÜZDE BİRİ OLMAZSIN"
Kılıçdaroğlu yedinci olarak ise, Başbakan Erdoğan Kofi Annan'ın yüzde 1'i kadar olamadığını ifade ederek, "Geldi, her tarafla görüştü, anlaşmasını imzaladı. Kim büyük, kim oyun kurucu, kim bölgesinde lider? Senin liderliğin su götürür. Sen bırak bölgeyi, sen bu ülkede bile lider değilsin. Dış politikaya at gözlüğüyle bakarsanız doğru yapmazsınız, gerçekçi gözle bakacaksınız, büyük fotoğrafa bakacaksınız, ayrıntılara boğulursanız bir daha o bataktan çıkamazsınız" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu sekizinci olarak, Suriye demenin sadece Esad rejimi demek olmadığını belirterek, "Suriye demek Çin, Rusya demektir. Sen bu gerçekleri görmüyorsun, "ben çözerim' diyorsun. Hadi çöz bakalım. İşte böyle diz çöktürürler. Onun için söyledim, "büyük lokma ye ama büyük laf etme'. "Atma Recep' dedik ama o atmaya devam etti. "Suriye iç meselemiz' dedi, senin iç meseleni Kofi Annan çözüyor, sen hiçbir şey yapamadın. Sonra ne oldu, "100 bin de gelse, 200 bin de bütün mültecilere kucak açacağız'. 25 bin kişi geldi paniğe kapıldın, bağırmaya başladın" dedi.
Kılıçdaroğlu dokuzuncu olarak da "Biz Suriye halkıyla kardeşiz. Kardeş evinin içindeki kavgaya emperyalistleri davet etmez. Kardeşlik onların sorununu tarafsız kalarak çözmek ister, onarları biraray getirir, kardeşlik budur. Bizim tarihimizin hiçbir döneminde hiçbir sultan, hiçbir padişah, hiç bir cumhurbaşkanı, hiçbir başbakan, hiçbir dışişleri bakanı Müslüman ülkelere batının ağzıyla seslenmemiştir. İlk kez Suriye konusunda batının taşeronluğunu yaparak Orta Doğuya seslendik ve sınıfta kaldık" dedi.
CHP onuncu olarak da, Başbakan'a Suriye konusunda ABD'nin gözüyle bakmaması tavsiyesinde bulundu. Kılıçdaroğlu, "Kendi gözünle, ülkenin çıkarları açısından bak, başkasının taşeronluğunu yapma. Eğer buna yüreğin yetiyorsa, eğer tabii deliğe süpürülmekten korkmuyorsan" ifadelerini kullandı.
Öte yandan Kılıçdaroğlu'nun konuşması sırasında türbanlı bir genç, "Üniversite mezunuyum ama açım, hastaneye gireceğim, referansım yok geremiyorum" demesi üzerine de "Dikkatli ol, dışarıya çıkarken Silivri'ye gidebilirsin" dedi. - Ankara