Marmara Üniversitesi Akademik Yılı Açılışı

Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (3) "Ey Şii kardeşim, Bağdat'ta camiye namaz kılanların arasına dalıp ibadet eden onlarca insanı katlettiğinde kimi katlediyorsun, bunu hiç düşündün mü?" "Ey Sünni kardeşim, Kerbela'da ibadet edenlerin arasına dalıp, üzerindeki bombayı patlatıp çocukların bile ölmesine sebep olarak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ey Şii kardeşim, Bağdat'ta camiye namaz kılanların arasına dalıp ibadet eden onlarca insanı katlettiğinde kimi katlediyorsun, bunu hiç düşündün mü? Ey Sünni kardeşim, Kerbela'da ibadet edenlerin arasına dalıp üzerindeki bombayı patlatıp çocukların bile ölmesine sebep olarak kimi sevindiriyorsun, bunu hiç düşündün mü? Ey IŞİD, ey PKK yaptığınız katliamlarla aslında kimlerin değirmenine su taşıdığınızı hiç düşündünüz mü? Kimleri sevindirdiğinizi, kimleri mutlu ettiğinizi, kimlerin hangi tür tasarımlarına alet olduğunuzu hiç düşündünüz mü?" dedi.


Erdoğan, Marmara Üniversitesinin Haydarpaşa Yerleşkesi'nde düzenlenen akademik yıl açılışı töreninde yaptığı konuşmada, açık açık seslenmek istediğini ve arzusu ile umudunun bu sesinin, feryadının duyulması olduğunu belirterek, şunları kaydetti:


"Ey Şii kardeşim, Bağdat'ta camiye namaz kılanların arasına dalıp ibadet eden onlarca insanı katlettiğinde kimi katlediyorsun, bunu hiç düşündün mü? Ey Sünni kardeşim, Kerbela'da ibadet edenlerin arasına dalıp, üzerindeki bombayı patlatıp çocukların bile ölmesine sebep olarak kimi sevindiriyorsun, bunu hiç düşündün mü? Ey IŞİD, ey PKK yaptığınız katliamlarla aslında kimlerin değirmenine su taşıdığınızı hiç düşündünüz mü? Kimleri sevindirdiğinizi, kimleri mutlu ettiğinizi, kimlerin hangi tür tasarımlarına alet olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Aynı şekilde Filistin'deki taraflara da buradan sesleniyorum. Aranızdaki anlaşmazlığın kimleri sevindirdiğini, kimlerin işine yaradığını hiç düşündünüz mü? İşte bu coğrafyanın tüm halkları özellikle de akademisyenleri, münevverleri, yazarları, sanatçıları bu can alıcı soruları sormaya başlamazlarsa yani zihinlerindeki sınırları aşamazlarsa 100 yıldır yaşadığımız acıyı asırlar boyu yaşamaya devam ederiz."


Burada, bu coğrafyada topraklara sınırlar çizilirken maalesef çok kasıtlı ve çok bilinçli olarak münevverlerin, sanatçıların, özellikle de idarecilerin zihinlerine de sınırlar ve bariyerler konulduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"İşte onun için 100 yıl boyunca doğru soruları sormak, doğru sorulara doğru cevaplar üretmek mümkün olmamıştır. Aynısını Türkiye'de de akademisyenlerimizin, sanatçılarımızın, yazarlarımızın, münevverlerimizin zihinlerine çizilmiştir. Ortadoğu meselesi denildiğinde hep şu söylenir; 'Araplar bizi sırtımızdan vurdu' denilir, konu kapatılır. Filistin denildiğinde 'Bize ne Filistin'den' denilir, konu kapatılır. Şii-Sünni gerilimi denildiğinde 'Biz mi düzelteceğiz Allah aşkına bize ne' denilmiş, konu kapatılmıştır. Kürt meselesi denildiğinde 'Asker ilgilensin, polis ilgilensin' denilmiş, konu kapatılmıştır. 1915 olayları denildiğinde 'Duymayalım, görmeyelim' denilmiş, bu konuda kapatılmış."


Erdoğan, bütün o kapatılan, üzeri örtülen, sümen altı edilen konuların 100 yıl içinde birikmiş ve bütün coğrafyayı tehdit eden, Türkiye'yi de rahatsız eden konular haline geldiğini dile getirdi.


"Tedavi ve teşhis"


"Tedavi ve teşhis" vurgusu yaparak sözlerini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Eğer siz bu teşhisi yapar da tedavi yöntemlerini devreye sokmazsanız tabii ki bunun bedeli ağır olacaktır. Türkiye'de statüko 1. Dünya Savaşı sonrasında oluşturulmuştur. Maalesef bugüne kadar da ayakta tutulmuştur. Şu anda statüko partilerinin Ortadoğu'ya 'bataklık' demesi, Ortadoğu'ya 'sırtımızı dönelim' demesi, 'ama biz bu işlere karışmayalım' demesi 100 yıl önce zihinlere çizilen bu sınırların gereğini yerine getirmekten başka hiçbir şey değildir. Bakın tekrar ediyorum, coğrafi sınırları, ülke sınırlarını asla kastetmiyorum, zihinlerdeki ve gönüllerdeki sınırları kastediyorum. Zira Sykes Picot sadece coğrafi sınırları çizmeye niyetlenmemiş zihinlere de özellikle sınır çizmeye niyetlenmiş ve bunu da maalesef başarmıştır."


Cumhurbaşkanı Erdoğan, 100 yıl önce egemen güçlerden çil çil altın alarak şuursuzca Osmanlı'ya isyan edenlerin ve bu coğrafyaya en büyük ihaneti yapanların bulunduğunu belirterek, "Bunlar saygıdeğer hocalarım, sevgili öğrenciler bugün de var. 100 yıl önce Arap çöllerinde Osmanlı'yı yıkmak için ajanlar vardı, bunlar bugün de var" diye konuştu.


"Gönüllü Lawrencelık yapanlar maalesef var"


Lawrence'ın Arap görünümlü İngiliz olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:


"Şu anda ise artık ajanlar birer hain olarak kendi halkları içinden çıkabiliyor. Bakıyorsunuz ki din adamı görünümünde, hizmet eri görünümünde, gazeteci, yazar görünümünde hatta ve hatta terörist görünümünde yeni Lawrenceların bölgeyi ateşe atmak için çabaladığını görüyorsunuz. Şu anda bile gerek Türkiye'de gerek yakın coğrafyamızda hizmet diyerek, düşünce ve basın özgürlüğü diyerek, kimi zaman da bağımsızlık savaşı ya da cihat diyerek Sykes Picot gizli anlaşmasının gereğini yapanlar gönüllü Lawrencelık yapanlar maalesef var."


"Bölgenin umudu yine Türkiye'dir"


Erdoğan, 100 yıl önce Osmanlı Devleti'nin söz konusu bütün coğrafyayı birlik içinde ve huzur içinde tutabildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:


"Şunu en başta bizim kabul etmemiz gerekiyor; 100 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti doğru soruları sorarak, doğru adımları atarak bu coğrafyanın huzur ve istikrarını sağlayacak, kesin inanıyorum, yegane ülkedir bundan kimsenin şüphesi olmasın. Hiç abartmadan söylüyorum, inanın bölgenin umudu yine Türkiye'dir. Siz bölgedeki idarecilere bakmayın, yöneticilere bakmayın bölge halkının umudu Türkiye'dir, Türkiye'yi bekliyor. Sınırları değiştirerek, ülkelerin iç işlerine müdahale ederek değil, doğru soruları sorarak, umut, öz güven aşılayarak Türkiye zihinlerdeki ve gönüllerdeki sınırları ortadan kaldırabilir. Bunu yapacak olan en başta üniversitelerdir."


Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda Türkiye'de 175 üniversite ile bir değişimin, dönüşümün zihinsel olarak altyapısının oluşturması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:


"Hiç tereddüt etmeden ve en başta akademisyen, bilim insanı ve tarihçilerimiz bunu kesinlikle yapacak güçtedir. Sanatçılarımız, yazarlarımız, siyasetçi, bürokrat ve diplomatlarımız 100 yıl sonra doğru soruları sormak ve doğru istikameti çizmek adına bölgenin umududur. Önce biz kendimize doğru soruları soracağız, önce biz Birinci Dünya Savaşı'nın zihinlerimize çizdiği sınırları kaldıracak statükonun baskısından kurtulacağız. Yeni Türkiye işte bir yönüyle de bu soruları sorabilen ve bu sorulara cevap üretebilen bir kavramdır.


Yeni Türkiye, 100 yıl önce zihinlerimize biçilen ve artık o dar gelen kıyafetlerden kurtulmak demektir. Yeni Türkiye, 100 yıl önce zihinlerimiz ve gönüllerimiz önüne kurulan bariyerleri kaldırma mücadelesi demektir. Bu coğrafya içinde yaşanan her çatışma, her gerilim, anlaşmazlık 100 yıl önce tasarlanmıştır. İşte bu tasarımı bozmak, bu tuzağı altüst etmek bizim vazifemizdir. Bunu herkese anlatmak zorundayız. Terör örgütünün tuzağına düşen, yani modern Lawrenceların peşinden gidenlere bunu tane tane anlatmak durumundayız."


- İstanbul

Kaynak: AA